• 213 syf.
    ·12 günde·Beğendi·10/10
    Aylar önce Bergson araştırması yaparken karşıma bir kitap çıktı. Başlığı ve içeriğiyle tam da aradığım nitelikte bir kitaba benziyordu. Tanpınar öncesi Bergson okumaları yapmayı, sonrasında Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü okumayı düşünürken işte bu kitabı gördüm.

    Kitap kapağının arkasında yazanlar arasında şu cümleler vardı; “… birçok araştırma, inceleme ve monografide Tanpınar-Bergson etkileşimine dair çok sayıda değinilerde bulunulmuştur. Fakat konuyu tüm yönleriyle ve yazarın eserlerinin tamamını kapsayacak derecede bütünlüklü olarak ele alan bir çalışma henüz ortaya konulmamıştır. Bu eser bu boşluğu doldurmak adına bir adım atmaktadır.”

    İşte bu tam da aradığım şeydi. Kitabın sitede ekli olmadığını görünce pek bilinmeyen bir çalışma olduğunu düşündüm. Ancak yine de bir şans vermeye karar vermiştim. Kitabı siteye ekledim ama inceleme yazma planım vs. yoktu. Çünkü benimki biraz zar atmaya yönelik bir tercihti, eksik, iddiasını ispat edememiş bir çalışma olma ihtimali daha yüksek gibiydi. Halbuki şimdi inceleme-tanıtım yazısı yazıyorum bu esere. Nedeni de; hak ettiği değeri görsün ve diğer okurlarca da bilinsin diye. Eğer Tanpınar üzerine okuma yapan arkadaşlar varsa, özellikle 4-5 romanı sonrası bu kitabı okurlarsa, keyifli bir tahlile eşlik ederek Tanpınar’ın fikirlerini, edebiyat ve estetik anlayışını çok daha iyi anlayacaklarına eminim.

    Şerif Eskin; Tanpınar-Bergson üzerine araştırmalar yapıp yüksek lisans tezini de bu konuda hazırlamış ve sonrasında doktorasını da tamamlamış bir akademisyen. Bu eserin temeli de Y. Lisans tezine dayanıyor. Anladığım kadarıyla sonrasında daha kapsamlı bir araştırma ile tez çalışmasını genişleterek bu oldukça yararlı kitabı meydana getirmiş. Halen edebiyat ve felsefe, edebiyat ve ulusal kanon, edebiyat ve hafıza gibi alanlarda yoğunlaştırdığı çalışmalarını sürdürmekteymiş. Bu gibi çalışmalar yapması temennisiyle kendisine kolaylıklar diliyoruz tabi ki.

    Eserin içeriğinden bahsedecek olursak; öncelikle edebiyat ve felsefe ilişkisinin bahsi mevcut. Edebiyatta felsefe ve felsefede edebiyat kullanımı üzerine kısa bir değini var. Sonrasında ise Bergson ve Felsefesi ana hatlarıyla değerlendiriliyor. Eserlerinden alıntılarla oldukça açık bir şekilde Bergson’un dikkat çeken görüşleri verilmiş. Burada başarılı bir çalışma söz konusu. Çünkü Bergson felsefesi çok anlaşılır bir biçimde izah edilmiş. Yani öyle derin felsefe ilgisi ve bilgisine lüzum yok anlamak ve keyif almak için. Bu dikkatimi çeken bir noktaydı. Sonrasında Bergsonizm ve Türkiye’deki yansımasının anlatıldığı bir bölüm var. Bu bölüm de Bergson’un, Cumhuriyet sonrası dönemde Türkiye’de nasıl bir etki yaptığını gösteriyor. Sonrasında ise kitabın esas konularının işlendiği iki bölüm var: Zaman ve Oluş açısından, bir de Ben, Bilinç ve Hafıza açısından Tanpınar incelemesi. Bergson’un en çok öne çıkan özgün temel fikirlerinden bir kısmı zaman ve hafıza ile ilgili. Tanpınar da Bergson’dan bu konularda etkilendiğini söylüyor zaten. İşte eser de bu izlek üzerinden çapraz okumalarla Tanpınar’ın eserlerine Bergson fikirleri perspektifinden mercek tutuyor. Bunu da eserlerden çeşitli pasajlarla ve açımlamalarla titiz bir tutum sergileyerek yapıyor. Hatta eserde Tanpınar’ın, “Bergson felsefesinin zembereği” olarak tanımladığı Proust’la olan etkileşimine de örneklerle yer yer değiniliyor.

    Fikir edinilmesi açısından eserin ana odağı olan iki bölüme değinelim…
    Zaman ve Oluş kısmında, Tanpınar’ın eserlerindeki zaman anlayışı anlatılıyor. Bergson’un zaman felsefesi bilince dayalı dinamik bir oluş üzerinedir. Zaman bir bütün halindedir, parçalanamaz. Tanpınar’ın söylediği şekliyle ‘yekpâre’dir yani. Geçmiş, bir yumak gibi toparlanarak geleceği meydana getirir. Bu yüzden tek bir zaman vardır aslında. Şimdi de muhafaza edilen ve geleceği şekillendirecek bir geçmiş. Tanpınar da eserlerinde bu zaman algısını yansıtır hep.

    “Hal yoktur, mazi ve onun emrinde bir istikbal vardır. Biz farkında olmadan istikbalimizi inşa ederiz.” (SAE, syf 83-84).

    “Ne içindeyim zamanın,
    Ne de büsbütün dışında;
    Yekpare, geniş bir anın
    Parçalanmaz akışında.”

    Tekrar yaşanması yahut geriye alınması imkânsız bir zaman tasavvuru. Şimdi’den geçmiş’e gidilemez o yüzden. Geçmiş, şimdi de yaşanabilir ancak. O yüzden de ‘hâl’, geçmişin şimdi üzerine yığılmasıyla silik bir şekilde yaşanır. Tanpınar, ‘hâl’i yani şimdiyi pek saymaz o yüzden. Bu tasavvurda zaman da bilince bağlıdır. Tabi bilinç de hafızaya.

    Hafıza kısmında, bilincin benlik ve hafıza ile olan ilişkisine odaklanılıyor. Geçmişi şimdide muhafaza eden hafızadır. Tanpınar’da çoğunlukla musiki, geçmişi şimdiye taşıyan tetikleme unsurudur. Hatta şimdide geçmişi yaşayan hülyalı karakterleri musiki eşliğinde ‘hâl’i silikleştirirler. Tanpınar, belki de bu yüzden psikanaliz ve rüyalarla da oldukça fazla ilgili. Burada Bergson’un eserlerinden rüya ve bilinç üzerine olan düşünceleri de yine Tanpınar pasajlarına paralel olarak çeşitli alıntılarla birbiriyle ilişkilendirilmiş. Tanpınar; Bergson kadar Freud ve diğer psikanalitik konusunda uzman kişileri de takip etmiş. Ben, SAE ve Hikâyeler’inde rüyaların belirgin olduğunu bilirken meğerse Mahur Beste ve Aydaki Kadın kitapları direkt olarak rüyayla başlıyormuş. Yine diğer eserlerine bakarak rüyanın Tanpınar için önemli bir anlatım aracı olduğu söylenebilir. Nitekim Eskin de Tanpınar’ın estetiğinin temelinde rüya düşüncesi olduğunu söylerken, imge dünyası için önemli olan dört metaforu; eşik, an, değişim ve rüya olarak ifade ediyor.

    Uzatmayalım zira anlattıkça anlatası geliyor insanın. Keyifle okunacak, ilgilisine oldukça da faydalı olacağını düşündüğüm bir çalışma. Tahlil-analiz-inceleme okumayı seven biriyseniz hele de… Ben daha evvel, Tanpınar’ın Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü (SAE) kitabını okumuştum. Ancak Mahur Beste ve Aydaki Kadın romanlarını da okusam iyi olurmuş zira bolca detay bilgisine maruz kaldım :) Neyse okuyana kadar bu bilgileri unutacağıma eminim. Tabi hafızam bana oyun edip, bir müzik ya da bir nesne eşliğinde Bergson'un dediği gibi istemsiz anımsayışı yaparak geçmiş'i hâl'e taşımazsa :) Okumayı düşünenlere en azından bu dört roman sonrası bu kitabı okumalarını tavsiye edebilirim, öylesi daha da keyifli olacaktır. Sonrasında Tanpınar külliyatına devam edilirse de bu bilgi ve bakış açılarıyla çok verimli okumalar yapılacağını düşünüyorum.

    Şimdiden keyifli ve verimli okumalar…
  • 288 syf.
    "Herkesi tamamen ve özgürce affediyorum. Onlar için uyum,huzur hayatın nimetlerini diliyorum. Ben huzurluyum,dengeliyim,sakin ve soğukkanlıyım. Güvenlik ve huzur içindeyim. İçimdeki İlahi Varlığı hissederken, üzerime bir durgunluk çöküyor,bir sükünet tüm varlığımı sakinleştiriyor. Hayatı fark etmenin ve sevgisinin beni iyileştirdiğini biliyorum.(sayfa 175)."
    Şu hayat hengamesinde şu koşturmada bi durulmalı insan..Hayatı ,sakinliği,huzuru hayatın senfonisini içinde hissetmeli. Affetmeli insan. Önce kendini sonra sevgiyle yaratılmış olan her varlığı..Sizde farkındalık oluşturucak bu kitabı herkese tavsiye eder. Keyifli ve huzur dolu okumalar dilerim..
  • Yüküm dünyaya yakın
    Elfida
    Hep aklımda kalacaksın

    https://www.youtube.com/watch?v=FTNrZQpzynQ