Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk

İskender Pala
Tasarımcı:
Utku Lomlu
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Aşk kavramı herkesin yaşantısına göre değişir...
Puan vermedi·416 syf.··
2025 147. kitabı
İskender Pala , kalemiyle yalnızca bir hikâye anlatmaz; bizi asırlık bir yolculuğa çıkarır. Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk, ilk bakışta bir aşk romanı gibi görünür. Oysa sayfalar ilerledikçe fark ederiz ki bu sadece bir aşkın değil; aynı zamanda medeniyetlerin, inançların, insanın iç dünyasının hikâyesidir. Roman, bizi Babil’in gizemli sokaklarından İstanbul’un ihtişamına taşırken, asıl soruyu kalbimize bırakır: “Aşk nedir?” İskender Pala ’nın lirik üslubu, kelimelere kazandırdığı derinlik ve seçtiği metaforlar, kitabı salt bir roman olmaktan çıkarıp bir düşünce yolculuğuna dönüştürüyor. Onun kaleminde aşk, sadece iki insan arasındaki duygu değildir; ilahi olanın, arayışın, kaybolmuşluğun ve yeniden bulmanın adı olur. Kitaptaki şu cümle aslında her şeyi özetler: “Ben bunca zamandır Leylâ’mı arayıp dururken acaba hep Mevlâ’yı mı aramaktaydım?” Roman boyunca, karakterlerin bireysel sevdalarıyla insanın varoluşsal soruları iç içe geçer. Ayrılık bir ceza gibi görünse de, aslında bir öğretidir. Gözyaşları bir felaket değil; ruhu arındıran bir nehir gibidir. Ve aşk, sonunda sadece bir sevgiliye değil, insana kendisini bulduran en güçlü aynaya dönüşür. İskender Pala’nın üslubu klasik şiirden, Divan edebiyatının inceliklerinden beslenir. Okurken Fuzuli’nin “aşkın azabındaki lezzet” fikrini duyumsar, Yunus’un “sevgideki safiyet”ini hatırlarız. Kitap boyunca aşk, bazen bir sarmaşık gibi sarar, bazen bir mum gibi eritir, bazen de insana kendi özünü hatırlatır. Son sayfayı kapattığımızda elimizde sadece bir roman kalmaz; zihnimizde bir soru yankılanır: “Aşk insana ölümü mü fısıldar, yoksa yeniden doğuşu mu?” İşte Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk , bu soruya herkesin kendi hayatından, kendi kalbinden vereceği cevapları aratır. Ve belki de asıl gücü burada gizlidir: Kitap, okurunu kendi iç yolculuğuna davet
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2021 6. kitabı
Çok kitap incelemesi yapacak düzeyde bir okur değilim kesinlikle. Haddim de değil bunca okurun olduğu bir sayfada kitap incelemesi yapmak. Ama Bir dil ancak bu kadar akıcı olabilirdi. Bir kitaptan çok bir harman, bir mozaik... Okudukça okuyucuyu içerisine çeken bir dünya Sırların şiirin aşkın tarihin... Neşet Ertaş üstadın bir sözü geliyor akla; sevda sırrınan (sır ile) olur... Ve olmuş da Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk İskender Pala
1000Kitap
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma
Ve her sarmaşık, kendi ağacını kuruturmuş sonunda...
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2018 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2018 15:40
Öncelikle bu kitabı okumamda vesile olan ve ona ikinci bir şans vermemi sağlayan Tayfun abime çok teşekkür ederim... ............. Kitabı okuduktan sonra aşkı tanımlamaya çalıştım kendimce.Ve uzun süre kalemimi oynatamadım. Sadece bazı belirtileri geldi ilk aklıma.Oysaki herkesin az çok bir deneyimi olmuştur muhakkak. Belki de tanımlanamayan bir şeydir aşk.Belki de tanımlanması gerekmiyordur. En çok susulması gereken konu bu olabilir, hiçbir tamlama, hiçbir kelime onu tam anlatamadığı için. Bu yüzden benim yazdıklarım aşkı anlatma değil sadece onu "sezdiriş" tir. "Aşk" sözcüğü zaten sözlükte "sarmaşık" demekmiş. Bir sarmaşık çınarları, servileri nasıl sarıp sarmalarsa, aşk da öyle sarıp sarmalarmış çınar gibi yiğitleri, servi boylu dilberleri. Ve her sarmaşık, sardığı ağacı kuruturmuş sonunda.Dıştan yemyeşil ve güzel gösterirmiş ama içten içe kurutur, çürütür, çökertirmiş. (sayfa 48) Gökyüzü olduğunu düşün ve aşık olduğunda tüm renklerinin aynı anda birbirine çarpıp karıştığını ve darmadağın olduğunu... Yağmur olduğunu ama yağamadığını düşün... Ve bunları yaşayacağını bilmene rağmen, gökkuşağı ya da yağmur olmayı sevdiğini... Aşk hem dert hem devadır sevmeyi bilenler için. Ve eminim ki tüm bunların amacı ise kişiyi gerçek aşka ulaştırmaktır, bu yolda bir aracı bir vesiledir. Gerçek aşk ise görünenin ardında saklıdır... Dünyadaki her şey onun bir tecellisidir. Bu yüzden onu bazen gökyüzünde bazen bir eşyada bazense bir insanda görmeniz gerçek aşkın yansımasından kaynaklanır. Kitapta genel olarak Leyla ile Mecnun' un hikayesi anlatılıyor. Hem de kendini Kays (Mecnun) ilan eden Leyla ile Mecnun kitabının ağzından. Hem değil mi ki bir aşkı yaşayandan daha güzel kim anlatabilir ya da hissettirebilir?... Bir olay değil birçok olay var
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2023 13. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2023 11:55
Bir kitap bu kadar mı zarif bir şekilde yazılır ... aşk, şiir ve tarih bu kadar mı güzel harmanlanarak anlatılır . Aşkın Mecnun hâli, İnsan hâli, İlahi hâli Ve  şiirin en naif haliyle dans etmesinin resmi... Şiir, sanat , tasavvuf, tarih, gizem ve binlerce yıllık geçmiş.. Tarihi olaylar, sahsiyetler, Avrupa'nın pek fazla bilinmeyen yönleri, Dünyaya hükmetmek isteyen karanlık eller, kumpaslar... Osmanlının yükselişinden çöküşüne giden süreçte sanatın ve şiirin (dîvan) aynı paralellikte çöküşü... Koskoca bir coğrafya da 450 yıllık bir serüven...   Bir güzelin elinde defter haline gelmiş hayatın , Fuzulî ile Mecnunlaşmasının serüven dolu hüzünlü hikâyesi. Divan şiirine benim bile ilgi duymamı sağlayan  usta; Teşekkürler sana Sevgili İskender Pala Esîr-i derd-i aşk u mest-i câm-ı hüsn çok ammâ Biziz meşhur olan Leyla sana Mecnûn bana derler Aşk derdinin esiri ve güzellik kadehinin sarhoşu çoktur ama asıl meşhur olan biziz, sana Leyla, bana Mecnun derler. Fuzûlî
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma
İskender Pala'yla tanıştığım ilk kitabıydı keşke başka bir kitaptan başlasaydım çünkü bu kitabını iki kez yarım bıraktım tekrar şans vermek istedim tekrar başladım ama olmadı bir şekilde anlatım tarzı gerçekten çok yoğundu ve divan edebiyatı Tanzimat dönemi vs gibi tarih yoğunluklu bir kitaptı belki de o zamanki zihinsel olgunluğumla şuan farklıdır ama tekrar başlayacak olsam bile ilk önceliğim bu kitap olmaz büyük ihtimalle daha ileri ki zamanlarda düşüneceğim
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma
Ger ben ben isem nesin sen ey yâr / Ger sen sen isen neyim ben-i zâr
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2024 23:52
Sevgili okur, Bu bir inceleme değil bir okuma tavsiyesidir. Okuduğum süre boyunca beğendiğim çoğu zaman elimden bırakmak istemediğim bir kitap. Kitap, Fuzuli'nin Leyla ile Mecnun mesnevisinin gözünden anlatılıyor. Bağdat'ta başlayıp dünyanın birçok şehrinde geçen olaylar ile güzel kurgulanmış bir kitap. Kitapta en çok hoşuma giden kısım ise dönem dönem yaşamış şairlerin (mesnevinin elden ele dolaşmasıyla) hayatlarının bir kısmına da olsa bakabilmek. Dönem içinde değişen, çöken sistemler ile Osmanlı tarihinin anlatılışı güzel birleştirilmiş. Keyifli okumalar dilerim.
İnceleme
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2019 26. kitabı
·
Iskender Pala'nin en beğendiğim bilim ve tarihin içiçe geçtiği aksiyon ve sifrelerden olusan bu muhteşem kitabi kesinlikle okumanizi tavsiye ederim.
Edebiyat
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma
"Aşkı bilen biri için yedi gerçek sır vardır"
Puan vermedi·416 syf.·
2023 29. kitabı
·
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk Bende Mecnûndan füzûn âşıklık isti'dâdı var Âşık-ı sâdık benim Mecnûn'un ancak adı var. Fuzûlî Nasıl ki bir film yada dizi hakkında spoiler verilmez, bu kitap da öyle benim için... Ne anlatsam büyüsü bozulur o yüzden herkes okumalı. Ilm kesbiyle pâye-i rif'at Bir hayâl-i muhâl imiş ancak Aşk imiş her ne var âlemde İlm bir kıyl ü kâl imiş ancak Fuzûlî
Edebiyat
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2020 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2020 17:19
"AŞK", "SIR" dır... Sır tutmanın yükünü taşımayı bilmeyen, sır tutmanın sorumluluğunu alamayan hiç kimse aşık oldum hissine kapılmasın. Çünkü insana en ağır gelen sır, kendi sırrıdır. Aşk nedir fazla bilmem ben, gerçi kim bilir ki.. Sadık bir aşık görebiliyor muyum(z) etrafım(ız)da.? Bu yüzden bilmediğim şeyler hakkında konuşmak bana düşmez. Ancak bu bilmeyişimle, yine de güzelim kitap hakkında acizane bir inceleme yapmak istedim.. Kitabı 2016 yılları civarında, hocam okuyordu. Ama bir görseniz o kadar anlattı ki, yani bilmesem reklam şirketiyle anlaştığını düşüneceğim ;). Okurken insan yanındakine illa bahseder ya kitaptan, o da bize Mecnun'un aslında gerçek isminin Kays olduğunu söylemişti ve ben itiraf etmeliyim ki o zaman ismi kayısıya benziyor diye içimden gülmüştüm. Belki de dışarıya söylemişimdir hatırlamıyorum. :) Ve ben, yıllar sonra kendimi, yine hocamın tavsiyesiyle bu kitabı okurken buldum. Kitabın başlarında, "Eşyaların da bir ruhu mu vardı?" gibisinden bir söz okuduğum günden beri, eşyalarıma ruhu varmışcasına, incitmeden yaklaşmaya çalıştığımı farkediyorum. Acaba insanlara karşı da bu hassasiyeti kullanabiliyor muyum.? Ama ne anlar ki insan, artık söylenen her söz şakaya, kırılan her kalp alınganlığa vurulmuyor mu..? Yıllar önce bir alimden ders almaya gelen kardeşe, alim sormuş; "sen hiç aşık oldun mu?" hayır deyince vermemiş. Ne için? Çünkü ilim aşkta başlar, gerisi ilim değil, sadece kuru bilgi. Aşk olmadan hiçbir şey olmaz. Olsa ya zehir olur, ya eksik olur. Ama insanlar bu kavramı karıştırır oldu, böylesine güzel bir kelimeyi, her türlü arzuların önüne koydular. Oysa ne kıymetliydi, söylemesi bile bir vakar ileydi.. Herkesin dilinde dolanır oldu. Unutulur oldu aşklar. İnsanların gönlünde oyuncak oldu. Kendileri de bilmezler ki, hergün
Edebiyat
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2023 9. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2023 23:56
Mayıs ayının planladığım son kitabı. Boşuna okunmuş 450 sayfa boşuna harcanmış 17 gün. Bu kitabı da okuduktan sonra bir daha İskender Pala okumama kararı aldım. Her zaman şifreler,oyunlar tarihi kişilikler ve sonunda ya o şifreyi kırmayı istemeyen bir bilim insanı grubu ya da bir şekilde kaybolan şifreler. Okuyoruz bir şifre çözülecek ama yok. Çünkü hep aynı yerde saklı evrenin sırları Mezopotamya. Kadim uygarlıklarda. Elbetteki çok değerli yalnız bomboş 450 sayfaya değmezdi. Tavsiye etmiyorum.
1000k
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma

Yazar Hakkında

İskender PalaYazar · 103 kitap
İskender Pala, 8 Haziran 1958 tarihinde Uşak‘ta Kayaağılı köyünde doğmuştur. Uşak Cumhuriyet ilkokulunda okudu. Kütahya Lisesi’nden mezun oldu. 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Lisans tez çalışması Câmiu’n-Nezâir’dir. Yine İstanbul Üniversitesi’nde “Aşkî, Hayatı, Edebî Şahsiyeti ve Divânı” konusunda Doktora çalışması yaptı. 1983 yılında Doktorasını tamamladı. 1983 yılında Divan edebiyatı dalında doktor, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi‘nde doçent ve 1998 yılında Kültür Üniversitesi‘nde profesör oldu. Ortaokul ve liseler için Türkçe ve Edebiyat ders kitapları yazdı. Denemeler, hikayeler, fıkralar ve edebiyat araştırmacısı olarak çeşitli ansiklopedi ve dergilerde bilimsel ve edebi makaleler yayımladı. Düzenlediği Divan Edebiyatı seminerleri ve konferansları geniş kitleler tarafından takip edildi. 1979-1982 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji seminer kütüphane memurluğu yaptı. Hayatının ilerleyen dönemlerinde çeşitli sebeplerden dolayı askerlik mesleğini tercih eden İskender Pala, öğretmen subay olarak 1982 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına girdi. 14 yıl 7 ay görev yaptıktan sonra 1996 yılında TSK‘dan ihraç edildi. 1982-1984 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz Lisesi Komutanlığı’nda teğmen, 1984-1986 yılları arasında Üsteğmen olarak görev yaptı. 1986-1987 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde part-time Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi olarak çalıştı. 1987-1994 yılları arasında Yüzbaşı olarak, Dz.K.K.lığı Tarihi Deniz Arşivi kuruluş ve faaliyetleri görevinde çalıştı. 1994-1996 yılları arasında Tarihi Deniz Arşiv Araştırmaları ve Dz.K.K.lığı yayın faaliyetlerinin yürütülmesi görevinde çalıştı. 1996-1997 yılları arasında Öğretim yılı, MSÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Türk Edebiyatı öğretim üyesi ve İSAM redakte kurulu üyeliği yaptı. 1997 Öğretim yılı İstanbul Kültür Üniversitesi 2004 İBB Kültür Daire Başkanlığı 2004-2010 İBB Kültür Danışmanlığı 2006-2012 Şehir Tiyatroları Repertuar Kurulu Üyeliği 2008-2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Yönetim Kurulu Üyeliği 2009-2012 Uşak Üniversitesi Öğretim Üyesi 2013-2017 Devlet Tiyatroları Edebi Kurul Üyeliği 2013-2017 Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurulu Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. 24 Temmuz 2025'te Türk Telekom'un Bağımsız Yönetim Kurulu üyeliğine atandı. İskender Pala, 1980 yılında F. Hülya Avcı ile evlendi. Hilye Banu, Elif Dilasa adında iki kızı, Alperen Ahmet adında bir oğlu vardır. Ödülleri : 1989 – Türkiye Yazarlar Birliği dil ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü) 1990 – AKDTYK Türk Dil Kurumu ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü) 1996 – Türkiye Yazarlar Birliği inceleme ödülü, (Şairlerin Dilinden) 2001 – Aydınlar Ocağı Kayseri Şb. Yılın Edebiyat Adamı ödülü, 2001 – YTB Uşak Halk Kahramanı ödülü, 2003 – “Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk” Yılın Romanı Ödülü 2013 – Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü, Türk Patent Enstitüsü Marka Ödülü