Ahmet Özgür Türen’in 57 Yıl adlı kitabı, Atatürk’ün kısa ömrüne sığdırdığı büyük mücadelenin ve devrimlerin popüler bir derlemesi. Kitap, kimi yerlerde hamasi bir üslupla yazılmış olsa da, aslında önemli bir ihtiyaca cevap veriyor: Atatürk’e karşı yıllardır bilinçli şekilde üretilen iftiralara, karalamalara karşı bir set olmak.
Bugün bu ülkenin milli değeri olan, bu devletin kurulmasında baştan sona emeği geçmiş bir insana hâlâ “Atatürk düşmanı” kimliklerle saldıranların varlığı başlı başına bir garabettir. İstiklal mücadelesinde Türk ordularının başkomutanı olmuş, ardından sayısız kurum, fabrika, kalkınma ve eğitim programı, milli ekonomi ve bağımsız bir devlet bırakmış bir Gazi Paşa’ya düşmanlık, Türk milletine düşmanlıktır. Çünkü Atatürk siyaset üstüdür, ideolojiyi aşmıştır; millet egemenliğini savunmuş, millet meclisini kurmuş, halkın yanında milletperver olmuştur. Ona düşmanlık, aynı zamanda tarıma, hayvancılığa, kalkınmaya, laikliğe, modern eğitime, kadın haklarına, Türk diline ve edebiyatına, bilime ve bağımsızlığa düşmanlıktır.
Atatürk düşmanları yıllardır aynı iftiraları tekrarlıyor: “Atatürk faşistti, insan yaktı”, “Atatürk dinsizdi, komünistti”, “Atatürk Osmanlıyı yıktı”... Ne yaparlarsa yapsınlar, Türk milletinin kalbinden Atatürk’ü silemediler, silemiyorlar. İşte bu yüzden 57 Yıl, popüler diliyle de olsa, önemli bir işlev görüyor. Akademik açıdan kusurları var; ağır bir tarih kitabı değil. Kitabın önsözünden itibaren sert, hatta yer yer polemikçi bir dil göze çarpıyor. Yazar, Cumhuriyet’i küçümseyen, Atatürk’e hakaret eden çevrelere karşı bir öfkeyi kaleme dökmüş. Bu öfkeyi anlamak mümkün; ama tarihçi gözüyle baktığımda, metnin bilimsel derinlikten çok, güncel tartışmalara tepki üretme amacında olduğunu söylemek gerekiyor.
Buna karşılık, içerikte bazı