-Spoiler içermez-
Zorluklarla baş başa kaldığımız, sorumlulukları tek başımıza yüklendiğimiz, verdiğimiz kararların bedellerini ödediğimiz zaman, işte o zaman büyümüş oluruz. Yıllarca eğitim almak, kitaplardan okumak, başkasının gözetimi altında bildiklerimizi uygulamak değildir hayat. Biraz cesaret ister yaşamak. Güvenli sulardan çıkıp hayat okyanusunda tek başına yüzmek gerekir. Biraz hata yapmak, çokça öğrenmek gerekir...
Üniversiteden dereceyle mezun olup uzak bir vilayette meslek hayatına başlayan Doktor Bomgard'ın biriktirdiği anıları okuduğumuz bu kitap, mesleğe yeni başlayacak gençlerimiz için ön gösterim niteliğindedir. Acemilikler, kararsızlıklar, korkular, heyecanlar... Hemen hemen her meslek grubunda, mesleğe yeni başlayanların hissettiği duygular bunlar. Önemli görevler büyük sorumlulukları da beraberinde getirir. Doktorluk zor meslek azizim. Bu hayatta ölümden daha gerçek ne var ki?.. İnsanların sağlığı ve hatta hayatı doktorlara emanet ediliyor, düşünün ne ağır bir yük! Hele de 24 yaşındaysanız ve atandığınız yerde sizden başka doktor yoksa bu yükü taşıyacak güçlü omuzlar lazım insana...
Sanki hayatı yeterince kolaymış gibi cehaletle de savaşmak zorunda kalır doktorumuz. Batıl inançlar kol gezer görev yaptığı yerde. Doğum yapmakta zorlanan kadının doğum kanalına toz şeker dökenler mi dersiniz (bebeği doğması için kandırmak gerekirmiş), doğum kolay geçsin diye saç yiyenleri mi dersiniz... Millete reçetesiz ilaç dağıtanlar, doktorun verdiği ilaçları tek seferde alanlar, ameliyata karşı çıkanlar, hastalığını kabul etmeyenler, tedaviyi reddedenler... Coğrafyalar farklı olsa da insanlar her yerde aynı demek ki.
Kitap oldukça güzel, bilgilendirici, akıcı bir kitaptı. Bulgakov, döneminin gerçeklerine de ışık tutan bir yazardır her daim, Köpek Kalbi'nde de