#agapi
“Mutlu olmak için başka birine ihtiyacım yok.”
“Annem derdi ki birini sevdiğin her yıl için iyileşmek bir ay sürermiş…”
“Her kalpte, bir oda, güvenli ve güçlü bir sığınak vardır…”
“Kalp kaybettikleri için ağlarken,
Ruh kazandıkları için gülermiş..”
“Aşk iniş çıkışları olan bir şeydi. Tamamen yok olabilir veya kalbinin sessiz bir köşesinde yarım yüzyıl boyunca kimseye görünmeden bekleyebilirdi.”
Sahi gerçek aşk var mıdır sizce de? Siz aşkı nasıl tanımlarsınız?
Belki hiçbir zaman beyaz atlı prensle, saçları elmas gibi ışıldayan prensesle karşılaşmayacağız ama bu masalsı bir aşk yaşamayacağımızı göstermez. Aşık olmadan önce, bir insanın ömrünü tek bir insana adaması fikri herkese çok uzak gelir. Sonra 'doğru insan' dediğimiz insan karşımıza çıkınca, bir ömrü nasıl tek bir insana adadıklarını daha iyi anlarız.
İşte Jane’de bununla ilgili harika bir yeteneğe sahip “gerçek aşkı görme”.
29 yaşında, hayatının çoğu zamanını zorluklarla geçirmiş, yanlız, umutsuz ama bir okadar da romantik. Gizemli bir mesaj almasıyla ilginç bir işe girer. 30. Doğum gününe kadar gün batmadan önce aşkın altı türünü tanıyacak ve de keşfedecektir.
Bir zamanlar John Lee’nin de iddaa ettiği gibi aşkın altı farklı türü ve her birinin kendine has karakterleri temsil ettiği gibi…
Tutkuyla yaşanan Eros, oyun gibi yaşanan aşk Ludus, arkadaşlıktan doğan aşk Storge, aklın yönettiği aşk Pragma, iniş çıkışlarla dolu aşk Mania ve koşulsuz aşk AGAPİ…
Agapi, aşkın hiç yok olmayan ve de engel tanımayan altı türünü tahmin edilmesi imkansız sonlarıyla bizlere sunuyor. Jio “aşkın mantığı yok” dese bile ağır basan duygulara ve mantığın devreye sokulmasına da yer vermekten çekınmez. Akıcı bir anlatıma sahip, basit bir dille anlatılmış lakin betimlemeleri ile merak uyandırıcı. İlk kez kalemiyle