"-Kadınlığını bil. Beni iki paralık etme...
-Sen kaç paralık adamsın Hüseyin?"
İnci Aral'ın ilk kitabı Ağda Zamanı. 17 adet kadınlık hikayesi var içinde. İnci Aral cesur bir yazardı, korkmazdı toplumsal normlardan. Sadece kadına yönelik normlardan...
Yazarın kalemine alışkın değilseniz size biraz baştan savma gelecektir kitap. Ama İnci Aral'ın en belirgin özelliklerinden biriside baştan savma gibi gözüken kelimelerini büyük bir titizlikle seçmesi. Türk edebiyatının değerli yazarlarından birisidir İnci Aral. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Ağda Zamanıİnci Aral · Turkuvaz Kitap · 2008260 okunma
Ağda Zamanı, İnci Aral’ın ilk kitabı. Yazar, dergilerde yayımladığı öykülerini Ağda Zamanı kitabında toplamış ve bu kitabıyla 1980 Akademi Kitapevi Öykü Başarı Ödülü’nü almış.
Ağda Zamanı tam bir kadın kitabı. Kitabın içinde yer alan 17 öyküde kadınların, kadınlığın her halini okuyabilirsiniz. Boşandığı eşinden hafta sonu için iki çocuğunu almaya giden anneyi; yaşı geçkin, evlenmemiş ve beraber yaşadığı annesiyle geçinemeyen mutsuz bir kadını; kocasını terk edeceği gün aslında onunla mutlu olduğunu fark eden kadını; ailesinin fakirliğinden bıkıp kendini yollara ve bilinmezlere atan genç kızı ve daha nicelerini…
Yazarın güzel kaleminden kadın öyküleri okumak isteyen herkese önerimdir.
Ağda Zamanıİnci Aral · Turkuvaz Kitap · 2008260 okunma
Bir kadın yazarın dilinden toplum içinde kadın olmak,kadın hissetmek,zayıflıklarımız,güçlü yönlerimiz,bazen birbirimize yaptığımız eziyet,bazen de el ele verip güçlenmek ..
Yine başrollerinde kadının olduğu kitap. Bir kadın yazardan, kadın kahramanların olduğu öyküler silsilesi.
Hepsi memleketimizin kadınları. Hepsi her an yanıbaşımızda olan, her an gördüğümüz kadınlar.
Ezilen, acı çeken, yarım bırakılmış ve de yarım kalmış, ümidi içinde yaşama tutunabilmek adına barındırmaktan asla taviz vermeyen, yaşamına birçok yaşantılar sığdırma kabiliyetine sahip kadınlar...
Ağda Zamanıİnci Aral · Turkuvaz Kitap · 2008260 okunma
Edebiyatımızda önemli bir yere sahip olan kadın yazarlarımız farklı konular dışında kadının toplumdaki yerini irdeleyen öyküler kaleme almaktadırlar. İnci Aral'ın ilk kitabı ve daha önce dergide yayınladığı öykülerini Ağda Zamanı'nda toplamış. Kitap ayrıca 1980 Akademi Kitapevi Öykü Başarı Ödülü'nü almıştır.
Ağda Zamanı, günlük hayatta kadın, kadın-erkek ilişkileri, toplumda kadın, kadının rolleri gibi tüm kadınlık hallerini yalın bir dille anlattığı 17 öyküden oluşuyor. Sizi yormadan ve hızla okuyabileceğiniz güzel bir kitap.
Ağda Zamanıİnci Aral · Turkuvaz Kitap · 2008260 okunma
Kitabın kapağında “öykü” yazmasına rağmen, ben bir roman okuduğumu zannederek başladım sayfalara. İlk iki öyküyü zihnimde birbirine bağlamaya çalışırken fark ettim ki her biri ayrı bir öyküymüş.
İnci Aral, her öyküsünde farklı bir kadının hayatına dokunuyor. Acılar, bastırılmış hisler, toplumun kadına biçtiği roller… Hepsi son derece sade, yalın ama bir o kadar da güçlü bir dille anlatılmış.
Bazı kadınlar susmuş, bazıları içinden haykırmış. Ama hepsinin ortak bir dili vardı: Anlaşılma arzusu. Aral, bu duyguyu öyle iyi aktarıyor ki kimi satırlar boğazımda düğüm oldu.
Bu kitap, kadın olmanın ağırlığını da, gücünü de sessizce fısıldayan bir yolculuk gibi. Her öyküde farklı bir kadının iç sesi oluyoruz.
Kadın yazarların kadınları anlatmasını çok seviyorum. Duygu Asena, Füruzan, Nihan Kaya, Ayfer Tunç, Bronte kardeşler, Şermin Yaşar, Seray Şahiner ve dahası. İnci Aral ile tanışma kitabım oldu bu okuma. Çok çok sevdim. Dilini, akışını, anlatımını, kadınları, kadınlarımızı…
“Kitaplara bakmaya doyamıyorum. Camın önünde kalakalınca da babam bastonunu sırtıma dayayıp dürtüyor. Bu, "Yürü" demek. Ama neden söyleyeceğine böyle yapıyor? Bir köpek ya da at sanıyorum kendimi. Babamı sevmiyorum...” s.85
Keşke duygularımız hep böyle masum kalsa. Kitapları sevsek, babalarımızı da sevebilsek..
“Eve dönün artık. Yemeklere, çorbalara, köftelere kepek katın. Kepekli kurabiye yapın, sonra da atın. Olsun... Kucağınızda beş kiloluk "yaşamla ölüm arasındaki ayrım" eve dönün. Oturup "... bir cennet düşleyin". Perdelerinizi geceye çekmeyi unutmayın...” s.121
Kadının yeri evidir, haydi tüm kadınlar evlerinize dönün, ışığı söndürmeyi ve tezgahtaki bulaşıkları toplamayı unutmayın..
“Öptün beni. Beyazın üzerine kocaman kanatlı mavi bir kuş düştü. Beyazlara hem uzak hem yakın bir mavi. Hem gök mavisi hem gece. Belki mavi değil de acının coşkuya, sevginin dirence dönüşmesi.” s.167
Hepinizi öpüyorum sevgili okurlar ;)
Kitaba öykü olarak değil de roman olarak baktığım için yanlış bi izlenime kapıldım. Her başlıkta farklı şeyler, birbiriyle bağdaştırmaya çalıştım ve anlam bütünlüğü olmayınca sıkıldım bi' an önce bitsin istedim fakat son hikayelere gelince anlayarak okudum. Güzel bi kitapmış benim hatam dedim. Beğendim naçizane ama şu an 5 veriyorum tekrar okuyacağım bi süre sonra, o zaman roman değil de hikaye olduğunu bilerek okuyacağım. Kitap kadınların hayatlarından ufak kesitler sunuyor. Kadınlığın bir çok hali de diyebiliriz. Anlatım aşırı akıcı, düz ve sade. Sakin, yavaş ve dinlenerek okunmalı, saygılar :)
Öykü okumayı severim. Ve yakın geçmişte yaşanan hikayeleri özellikle seviyorum. Hiç yaşamadığım bir dönem olsa da 70 ler 80 ler o zamanların insanlarından kesitler okumak, çoğunlukla buruk bir tat bıraksa da yaşamın o dönemdeki tasvirini seviyorum.
Kitapta bir hikayenin anlatımı dışında rahatsızlık hissettiğim başka bir hikaye olmadı. Gerçeğin ifadesiyle harmanlanmış şiirsel, romantik bir anlatım söz konusu bana göre. Yazarın bir yanını Ayfer Tunç ile bağdaştırsam da gerçekliği ele alış şekliyle ayrım belirginleşiyor. Sanki bu hanımefendi daha çok karakterin içinde kayboluyor. Kahramanın gözünden verdiği detaylı anlatım, hikayenin akışındaki dengeleri değiştiriyor. Ve geniş zaman anlatımında çoğunlukla kendimi bulamasam da zamanda yolcukuk yapmak güzeldir.:)
Leman'in iç sesi=Ben ;)
+Bileklerinden yukariya çıkıp dizlerime vuruyor sizilari. Aldirdigin yok anca oku!
-Doktor ruhsal dedi anne.
+Tv'de yeni film var aksam komşuya geçelim de izleyelim.
-Üç gündür gazete okuyamadim..Birikti. Sen izle .
+Hep yalnız birak....(Söylenmeler devam....;)
Rastgele aldığım su kitap nasil da ana-kiz ilişkisinden bize sesleniyor...
İçinden seçip bir iki öykü okumak, ders, sonuc almak için değil, öylesine...Bazen o kadar iyi geliyor ki...
27 Kasım 1944 tarihinde Denizli'de doğdu. Ankara'da Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünü bitirdi. Samsun, İzmir ve Manisa'da öğretmenlik yaptı.
İlk öykü kitabı 1977 yılında yayınlanan "Ağda Zamanı"dır. Bu kitap, 1980 yılında Akademi Kitabevi İl Kitap Başarı Ödülü aldı. 1983 yılında Kahramanmaraş'taki toplumsal olaylar hakkında yazdığı "Kıran Resimleri" ile Nevzat Üstün Öykü Ödülü'nü aldı. Kıran Resimleri 1989 yılında Fransızcaya çevrildi. Yazar, 1992 yılında Ölü Erkek Kuşlar adlı romanı ile Yunus Nadi Ödülü'nü kazandı, 2002 yılında yayınlanan romanı Mor ile Orhan Kemal Roman Armağanı'nı aldı.
1994'te yayımladığı Yeni Yalan Zamanlar, 2002'de yayımlanan Mor ve 2007'de yayımlanan Safran Sarı romanını Yeni Yalan Zamanlar başlıklı bir üçleme haline getirdi.
Eserleri
Roman
- Ölü Erkek Kuşlar (1992) – Yunus Nadi Ödülü
- Yeni Yalan Zamanlar (1994)
- Hiçbir Aşk Hiçbir Ölüm (1997)
- İçimden Kuşlar Göçüyor (1998)
- Mor (2002) – Orhan Kemal Roman Armağanı
- Taş ve Ten (2005)
- Safran Sarı (2007)
- Sadakat (2010)
- Şarkını Söylediğin Zaman (2011)
- Unutmak (2009)
Öykü
- Ağda Zamanı (1980)
- Kıran Resimleri (1983)
- Uykusuzlar (1984)
- Sevginin Eşsiz Kışı (1986)
- Gölgede Kırk Derece (2003)
- Anlar İzler Tutkular (2003)
- Ruhumu Öpmeyi Unuttun (2006)
- Unutmak (2008)