Avunamayanlar

8,0/10  (3 Oy) · 
8 okunma  · 
4 beğeni  · 
578 gösterim
Beni Asla Bırakma" adlı kitabı Time tarafından en iyi 100 roman arasında gösterilen Ishiguro'dan yepyeni bir roman daha...

Dünyaca ünlü piyanist Ryder, önemli bir konser vermek için isimsiz bir Avrupa şehrine gelir. Birkaç gün sonra sahneye çıkacağını bilse de, bundan başka hiçbir şey hatırlayamaz; karşılaştığı herkesin niçin ondan bir şeyler istediğini, çok uzak olması gereken yerlere nasıl hemen ulaşıverdiğini, saatler sürmesi gereken bir sohbeti üç dakikalık asansör yolculuğuna nasıl sığdırdığını anlayamaz. Kendini olaylara ve çevresindeki insanlara teslim eden belleksiz piyanist, geçmişin ve geleceğin kırılgan bir şimdiki anda çakıştığı sürreal bir dünyaya savrulur. Çok geçmeden, yaklaşan konser gecesinin hayatının en önemli performansı olduğunu fark edecektir.

İşlevini yitirmiş toplumsal düzenin bireyler üzerindeki yaralayıcı baskısını hemen her eserinde zarafetle ilan eden Kazuo Ishiguro, Avunamayanlar'da hayatı kontrolden çıkan bir adamın çok boyutlu hikâyesini anlatıyor.
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2009
  • Sayfa Sayısı:
    544
  • ISBN:
    9789750816840
  • Orijinal Adı:
    The Unconsoled
  • Çeviri:
    Roza Hakmen
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
mithrandir21 | Uğur D. 
 12 May 20:07 · Kitabı okudu · 12 günde · 9/10 puan

“Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar” diye başlamış Sadık Hidayet Kör Baykuş isimli kitabına, çoğu kimsenin kimseye anlatamadığı bir derdi, bir yarası vardır. Yaranın tanımına baktığımızda, ilk önce bedenin bütünlüğünü zedeleyen belki de bozan, beden ve ruhu etkileyen travmadır. Fiziksel yarayı daha çok bilsek ve konuşsak da edebiyatta fiziksel yaradan çok psikolojik yaralar daha çok etkiler insanı, daha çok dikkat çeker ve yazarlar daha çok kullanır. Yalnızlık için, geçmişte yapılan hatalar için, toplumdan dışlanma için ruhsal travma altında okuruz yaraları, okudukça da iyileşmeyen o yaraları hissederiz. Kazuo Ishiguro’nun dediği gibi de belki o iyileşmeyen yaraları artık umursamıyoruzdur. Yaralar eski dostlara dönüşür. Elbette de ara sıra canını sıkar insanın, ama o kadar uzun süre taşınır ki o yaralar, artık eski dostlara dönüşür. Her şey ilk anda insana çok kötü görünür ama hepsi geçer, hiçbir şey ilk haliyle kalmaz ve yaralarla bir şekilde beraber yaşarız. Kitap içinde karakterlerimizin bazılarının tabii ki yaraları var ve yaraları hayatlarına, yaşamlarına etki ediyor ya da yaşamları bir arkadaş, bir dost olsun diye onlara yaralar veriyor, onlar da kurtulmak istiyorlar ya da kabulleniyorlar yaralarını.

Çok farklı kitaptı. Bir şekilde hafızamda eksiklikler hissettim, bir şeyler hatırlamaya çalıştım ve Mr. Ryder’in dinlenememesi, sürekli bir şekilde kendisinden bir şeyler istemeleri sonucu dinlenememesi gibi yoruldum. Kitabı okurken, cümlelerin akıcılığında kaybolurken gerçek manada da kayboldum. Zor bir kitap kesinlikle ama bu zorluk bildiğimiz manada bir zorluk değil. Nasıl desem, okurken defalarca ben neredeyim, ne yapıyorum diye kendi kendime sorarken, kitap tarafından bir şekilde ele geçirilip, bir şekilde etkisi altına alınıp, diyalogları, betimlemeleri gerçek manada anlamaya çalışırken artık kitabın sürrealist havasına girdim. İlk başlarda kafama yatmayan bazı şeyleri düşünmüş olsam da, bu nasıl olabilir acaba diye düşünsem de sonradan düşünmemeye başladım, sadece okudum ve kendimi akışa bıraktım, bıraktıkça uzun uzun, kibar ve az da olsa bunu acaba karakter neden söylüyor dediğim cümlelerin içinde kayboldum. Konuyu bize birinci ağızdan anlatan Mr. Ryder bedenen olmadığı yerdeki, duyamadığı diyalogları ve olayları da anlatıyor, karşılaştığı yani ilk kez karşılaştığı kişilerin geçmişini bizlere anlatabiliyor. Bir mekânda ya da biriyle beraberken geçişi hiç fark etmeden hızlı bir şekilde başka bir mekânda ve başka biri ile beraber olabiliyoruz. Mr. Ryder’in bedenen bulunmadığı yerleri, duyma imkanının olmadığı diyalogları bize anlatmasında herhangi bir fantastik unsurlar yok, sadece sürreal kurgunun içine savruluyoruz. Akıl ve mantığı bu kısımlarda bir kenara bırakıp sadece bilinçaltındakilerin dışa vurulmasına odaklanıyoruz. İçgüdü ve bilinçaltı yönlendirmesi ile, doğrusu ve yanlışı ile beraber karakterin davranışına ve kurguya etkisine odaklanıyoruz.

Yolda yürürken ya da herhangi bir yerde tanımadığınız biri ile karşılaştığınızı düşünün, bu kişi size çok yabancı geliyor, ama o kişi ile kırk yıllık bir tanış gibi konuştuğunuzu düşünün, o kişi ile karşılaşmanızdan biraz vakit geçtikten sonra o kişinin eşiniz, anneniz, babanız veya kardeşiniz olduğunu düşünün ve bu akla mantığa pek uygun gelmeyen olayın realist tarafını hiç önemsemeyip sürrealist kısmına devam edip hiçbir şekilde akıl ve mantık aramadan kendinizi bilincin akışına bırakın. Kitap boyunca hissedeceğiniz duygular hep bu şekilde olacak, hafızanızı defalarca kontrol edecek, Mr. Ryder’in her bir sefer biri ile karşılaştığında, o her biri ondan her seferinde bir şeyler istediğinde Mr. Ryder’in kim olduğunu soracaksınız. Ayn Rand’ın romanındaki “John Galt kimdir?” sorusu gibi belki de defalarca Mr. Ryder kimdir diye soracaksınız.

Kitap boyunca sanki sürekli daireler çizdim. Gezdiğim yerleri defalarca gezmiş gibi oldum ama istediğim yere bir türlü gidemedim de, okurken ise istediğim yere gidemememin farkında bile değildim, aslında gitmeyi düşünüyor muydum onu bile bilmiyorum, hatırlamıyorum. 3 – 4 dakika sürecek asansör yolculuklarında, kısa bir karşılaşmalarda dakikalarca, saatlerce sürecek cümleleri bu kısacık anlara karakterler sığdırabiliyor. Kurulan uzun uzun diyalog cümleleri ise Dostoyevski karakterlerinin diyalogları gibi, uzun, soluksuz ve son derece de kibar.

https://www.youtube.com/watch?v=EFJ7kDva7JE

Belkin 
10 Tem 21:37 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kurulan uzun uzun diyalog cümleleri, banyoya girdim fayansı saydım derzlere elimi sürdüm koridorda temizlikçi kadın bana baktı gözünün üstünde kaş vardı diye devam eden bir telefon kulubesinden bir şekilde sizi aramış lafı uzatan bir tanıdık gibi neticeye bir türlü gelmeyen tanıdık. la oğlum anladık da sebebi neydi başa dönüp durma sadete gel diyesi geliyor insanın okudukça dönüp duruyosun oldugun yerde bir arpa boyu yol gidemiyorsun. bitse de gitsek diye baktığınız bir film gibi. bi ara buna yazı yazmayı kim öğretti adam yazı yazabiliyorum diye habire yazmış habire yazmış dediğimi biliyorum.

Kitaptan 27 Alıntı

mithrandir21 | Uğur D. 
05 May 21:26 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Miss Collins Kimdir
Ama Miss Collins ayrılırken ayağa kalkıp salonun karşı tarafındaki kapıya, birkaç kişiyle vedalaşan Miss Collins'e bakmış.

Avunamayanlar, Kazuo Ishiguro (Sayfa 167 - Yapı Kredi Yayınları)Avunamayanlar, Kazuo Ishiguro (Sayfa 167 - Yapı Kredi Yayınları)
Aslıhan B. 
11 May 10:35 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Sevişmemiz gerekmeyecek. O iş birbirini yeterince tanımayan, birbirinden nefret edip sonra tekrar sevmemiş genç aşıklar için.

Avunamayanlar, Kazuo IshiguroAvunamayanlar, Kazuo Ishiguro
Aslıhan B. 
12 May 11:51 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Bazı şeyleri hatırlıyorum. Bazı şeyleri de doğal olarak unuttum. Bazı şeyler, o günlere bile ait olanlar, unutulsa daha iyi.

Avunamayanlar, Kazuo IshiguroAvunamayanlar, Kazuo Ishiguro
Aslıhan B. 
05 May 10:47 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Zaten insanların ne olursa olsun birbirlerini sevmeye devam ettiklerine inanmak da saçma.

Avunamayanlar, Kazuo IshiguroAvunamayanlar, Kazuo Ishiguro
Aslıhan B. 
15 May 11:12 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Bunca yıla rağmen, bir tek anda, doğru anda her şeyin değişebileceğini düşünmem delilik mi?

Avunamayanlar, Kazuo IshiguroAvunamayanlar, Kazuo Ishiguro
Belkin 
10 Tem 21:19 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

O kadar güzel olmasaydı," dedi çilli adam bana dönerek,
"istisnasız herkes nefret ederdi ondan,

Avunamayanlar, Kazuo IshiguroAvunamayanlar, Kazuo Ishiguro
Belkin 
10 Tem 21:09 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

ama ben bunca hayal kırıklı­ğından sonra hala bana inanmasından o kadar çok etkilendim ki

Avunamayanlar, Kazuo IshiguroAvunamayanlar, Kazuo Ishiguro
Belkin 
10 Tem 21:29 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Sen hiçbir zaman doğru dürüst bir orkestra şefi olamayacaksın. Ta eskiden de değildin zaten.Bu kentin insanlarına, onlar razı olsalar bile, asla hizmet
edemeyeceksin. Çünkü onların hayatı senin umurunda değil.
Gerçek bu. Müziğin daima o saçma yaranla ilgili olacak, başka
bir şey alamayacak, hiçbir zaman bir derinliği, başkaları için bir
değeri olmayacak. Ben en azından kendi çapımda elimden geleni
yaptım diyebileceğim. Bu kentin mutsuz insanlarına yardım
etmek için elimden geleni yaptığımı söyleyebilirim. Oysa senin
haline bak. Sen oldum olası bir tek yaranı umursadın. İşte bu
yüzden, o zamanlar bile gerçek bir müzisyen olmadın hiç

Avunamayanlar, Kazuo IshiguroAvunamayanlar, Kazuo Ishiguro
3 /