Benden Sonra Mutluluk

·
Okunma
·
Beğeni
·
9,1bin
Gösterim
Adı:
Benden Sonra Mutluluk
Baskı tarihi:
Ocak 1905
Sayfa sayısı:
366
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753318774
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınları
Baskılar:
Benden Sonra Mutluluk
Benden Sonra Mutluluk
Benden Sonra Mutluluk
Benden Sonra Mutluluk
Arayış
En kısa ceza
Ömür-boyu olandır...
Kimse bilmediğinden.
Kim bilir;
Belki bir yalan'dır...
Kendiliğinden.
Bir korku'dur belki,
Saklanandır...
Çirkinliğinden.
Bir soru olsa gerek;
Sorulmadığındandır...
Birden.
280 syf.
·Puan vermedi
İnsan hayatı, bardakta güneş ısısı ile buharlaşıp damla damla azalan su gibidir.

İnsan önce ağlamayı öğrenir. Doğan bir bebek nefes almayı bilmediğinden dolayı masum bir korku sonucu ağlar. Ağlamayı öyle iyi öğrenir ki bu kavramı ölene kadar unutamaz.
Öğrenmeye devam eder hayatı. Gülmeyi, sevmeyi, güvenmeyi, konuşmayı, yürümeyi, derdini anlatmayı...
Büyüdükçe hayatın ikinci bölümünü öğrenir;
Sevgisinin karşılığını alamayacağını öğrenir ya da herkesin sevmeyi öğrenemediğini öğrenir, bu nedenle tam puanla hayatın birinci sınavından geçen güven, hayatın ikinci bölümünde sınıfta kalır.
Konuşmaya ara vereyim derken susmayı öğrenir. Gülmeyi unutur çoğu zaman, fazla ağlamaktandır belki...
Her şeyi unutup yürümeye devam eder ama insan farkında olduğu değil olmadığı şeyi unutur kavramı ile arada bir tekler ve yürümek de kırmızı kart ile saha dışına alınır.
Bu arada farkında olmadığı bir şey vardır insanın; derdini anlatmayı çoktan unutmuştur. Bir süre sonra derdini ya içine atar ya da kalem ve kağıda...

Yazarlar ve şairleri bu insan tanımına benzetirim çoğu zaman. Kağıda dökülen kelimeler birer dert damlasıdır. Ölene kadar yazar insan, öldükten sonra ya anılır ya da okunur insan.
Özdemir Asaf bu sanatçılarımızdan biri. Öldükten sonra bir kaç şiiri derlenip bir kitap haline getirilip okura sunulmuştur. Bir kaç dememin sebebi bazı şiirleri bir kaç kez yazılmış, bazıları ise ölümden dolayı eksiktir.
Toplanan şiirler birer su damlası şeklinde yüreği serinletiyor. Bazı mısraları bu damlaları buharlaştırıp insan yüzüne göz yaşı olarak düşüyor.
Satırlarında bazen aşkı, bazen geçmişi, bazen geleceği, bazen de geç kalmayı ve pişmanlığı okuyoruz. Bunlar hayatın ikinci bölümünün dersleri oluyor. Bu dersleri öğrenmeye geç kalan olmuyor çünkü hayat benim hayatımda tanıdığım insana atanan en iyi öğretmen.

Kaç yaşında olursan ol ya yazmayı öğretir ya da içine atmayı. Bilin ki yazmayı bilmeyen ve öldükten sonra okunmak yerine anılan insanlar içine atan topluluklardır.
Bu satırları şiirlerin bana tarif ettiği yoldan geçerek yazdım. Okunup okunmaması umrumda değil açıkçası çünkü ölümden sonra öğrenip unuttuklarının pek bir önemi kalmıyor; anılması ve okunması gibi...
Her satırda ayrı duygular yaşadığım bu kitabı tüm okurlara tavsiye eder iyi okumalar dilerim.
280 syf.
Hiç bilmediğimiz, görmediğimiz bir yer hakkında bilgi sahibi olabilmemiz için yapmamız gereken şeyler hemen hemen bellidir. Orada olma amacımıza göre “ düşüncemizde dahil “ bir rota çizebiliriz… Tatil için gitmişsek şayet pekala hoşça vakit geçirmek üzerede ve özellikle de hiç kimsenin bilmediği yerlerin ağırlığında mekanlarla olmak isteriz. Tesadüfen keşfettiğimiz bir sokak arasındaki o koparılmış, bir köşeye atılmış, kirletilmiş bir kaldırım çiçeğinin dahi sahibi olabilmek… Her şey tek bir fotoğrafa ve onu en albenilisinden allanıp pullanıp bir güzelde yumurtalanıp – sarısı olacak, birazda toz şeker pembelik için, - çörek otunu unutma!! – fırınla, pardon sosyal alemdeki takipçilerimizle, takip ettiklerimizle, nispet ettiklerimizle dahi – kabartma tozunuda unutmayın. – paylaşmayı isteriz. Öyle ki mucidi bizizdir, o kaldırım çiçeğini bulan Baş Kaşif. O sokağın adının bizim adımızı taşıması dahi gerekir ve içten içe bilinçaltımızın kuytularında da onu kutsal atfederiz. Kim bilir belki o ilk ve elbet son olacak aşkımızı götüreceğimiz bir mekan yahut yine kim bilir kendimizi belki hiç bulmayı dahi ummadığımız, kendimizle tıpkı koparılıp bir köşeye atılan, kirletilmiş o kaldırım çiçeğinin diyelim ki yanında biriken bir başka unutulmuş “kirli” bir yağmur suyunda, aksimizi, bizzat aksimizi dahi görebiliriz. Ve hatta, ürkedebiliriz….

İşte bahsimiz bir şiir üzerinden, hiç doğmamış, hiç yaşamamış belki, bir tebessüm üzerinden, o gülüş üzerinden ki Özdemir Asaf Gülüşü diyorum ben; tatilden de erkenden apar topar geldiğimizi varsayalım, düşlerimizide en ince ayrıntısına kadar toplayıp, konuşmanın bahsidir.

Bir şehri, hiç bilmediğimiz o bir yeri tanımak için bunca plana gerek varken;
Bir insanı tanımak için; ona yolculuk yapmak için ne yapmak gerekir peki?
Açık adres: Özdemir Asaf'ın Gülüşü
Eser: “Benden Sonra Mutluluk”
Doğru yerdesiniz.


Doğru yerde misiniz?
Peki kimsiniz,
Siz?
……

Özdemir Asaf'ın Benden Sonra Mutluluk adı verilen, gazete küpürleriyle, o ilk yazılarıyla da oluşturulmuş olan bu eserinde ipin ucunda Nazi gizli ve de pek gizemli dostu, yeterince etik olamamış yüksek vicdan haysiyetli elit kişisi Heidegger bulunuyor. Egzistansiyalizm'in akıl babalarından. Özdemir Asaf'ında içerisinde yer aldığı ve kelimelerinde de çokça düşünceyi bir oyun, bir körebe olarak kıldığı yitik sessiz harfler ülkesi. Tebessümüyle de anlaşılacağını umuyor Şair, anlayacağımızı da üstelik…
Ve yine Şair,
“ Herkesin bir öyküsü vardır ama herkesin bir şiiri yoktur “ derken ne söylemektedir?
Üstelik Kime? Ve Şair, kimdir?
Nedir?
…..

Egzistansiyalizm, İkinci Dünya Savaşının bir buhran paranoması olmakla birlikte bir sonuç odaklı sonuçsuz bir muhtevatınıda içerisinde barındırmaktadır. Merkezinde insanı alan bu düşünce Heidegger'in izinde ve Sartre'nin aklıyla da “Bir düşüş” psikolojisini harmanlar. Varlık, özden önce gelmektedir ve insan dünya üzerinde de deyim yerindeyse buruşturulup o bir köşeye atılmış olan kağıt müsveddesini tanımlar. Mürekkep onundur, mürekkep elleriyledir ve yazgısı budur. Kalem de onundur, kaleminin tanrılığı ve hükümranlığı yine bizzat kendisiyledir. O halde insana düşen tek ve başlıca şey, esas sorumluluk, bu hiçliği ve terk edilmişliği ortasında, katlarını açarak ve aslında kendini aşarak, keşfederek “topluma faydalı bir birey” olması ve bir saygınlık edinmesidir; Akıl ile de var olan bir fayda ve faydacılık da üzerine…


Albert Camus'un iki uç dikenli bir yol olarak eserlerinde bizlere sunduğu ve bizlerin eserlerindeki hiçlik ve yokluk üzerinden tadına doyamadığımız, günlük yaşamda da çok daha gerçek kurgularıyla da karşılaştığımız İntihar ve Cinayet görseli ve de seyri kendi içerisinde bir başka iki ucu ve aslında çıkmazı oluşturmaktadır. Egzistansiyalizm içerisindeki Absürd'ü. Normaldeki o anormal oluşu; Normalden sıyrılan dengeyi. Ve bir İnsanı dahi suçlu kılabilen bir seyri. Değil midir ki Camus da son seçenek olan ve geri dönüşü pek mümkün olmayan İntihar düşüncesi, varlığı tanımlar. Kıymetsiz bir hayat, anlamsız bir hayat, üzerinde intihar düşüncesi edinilecek kıymette değildir. O halde intihar ve ölüm ve absürd hayatın kıymetini ortaya çıkarır. Peki ya cinayet? Sanırım orada da var olmaya çalışan başka bir insanlık görselidir, şansı varsa Absürd'de hayatta kalmayı başaracak ve intiharın eşiğinden de dönüp hayatı pekala anlamlı kılabilecektir….

Ve yine Camus'un “Zamanımızın tek bilge” ruhu olarak belirttiği, Nobel ödülünü almadan önce tıpkı bir azizeyi ziyaret eder gibi, o bir ruhu ve insanı arayışa dönük olarak da andığı Simone Weil, şöyle der:
“Bir yıldızın uzaklardaki parıltısı, denizdeki dalgaların çıkardığı ses, tan ağarırken ortaya çıkan sessizlik kaç kez insanların dikkatini çeker? Dünyanın güzelliklerine dair kayıtsızlığın sonunda varacağımız yer, sıradan bir hayattır “
Yineler; İnsanlığa şimdiye kadar verilmiş olan paha biçilmez şey ölümdür. Bu nedenle en büyük hata onu kötüye kullanıp yanlış ölmektir.
Yineler; İnsan hayatını ilgilendiren tüm kararlar, kaybedecek bir şeyi olmayan insanlar tarafından alınır. “
Simone Weil, Egzistansiyalizm'in o en buhranlı zamanlarında, başlangıçlarında ve mutlak doğumunda kendini köşesine çekebilen evet bir azizedir. Albert Camus'u dahi belki O yapan, bizzat elleriyle de yakasına yapıştığı berrak bir vicdanın temsili. Bir başka çağ. Ve bir panzehir…


Nietzsche, “Tanrı, Öldü!!” diyor, Bir Zerdüşt'ün gölgesinde de. Aslında ölen Tanrı değildi ve bu tam olarak da Nietzsche'nin sözleri. Ölen, insanın içindeki Tanrı'ydı, ölen ve unutulan, yitirilen, bulunması umulan, hala umut edilen İnsandı. İnsanın içindeki Tanrıydı, Nietzsche'nin ruhunda da aranan ve elbet onunda bizzat aradığı…


Salt aklın yeterli olamadığı bir Akıl çağında, üstelik Akıla tapınılan bir akımla da Akıl, kendi başına ve kendi içerisinde ne denli yeterli olabilirdi? Aklımızda varken ve başımızdayken üstelik….


Bu Varoluşçu akımın düşüncesinden etkilenen yalnızca Özdemir Asaf değildir, elbet. Oğuz Altay'ın Olric'inde, Sait Faik'in o salaş ve bir o kadar toplumcu, derli toplu kaleminde, Tezer Özlü'nün tanımlanamayan ağır kimsesizliğinde, Yusuf Atılgan'ın çekimser ve de ketum karamsarlığında, karanlığında ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur'u arayan o huzurunda da izler bulabiliriz.
Peki Özdemir Asaf'ı tüm bunlardan da ayrı kılabilen, bir düşüncede özgün olarak atfettiren, onu Şiir ve Şair olarak da belirten nedir?
Düş/ünce.
Nietzsche'nin bıyıklarını dahi bir Hulisi Kentmen edasında keyifle ve İnsana duyduğu o hasretle büktüren Düşünce. Belki Heidegger'in suretinde dahi bir tebessüm bırakan,
Tebessümüyle de….

Lavinia'sında, neredeyse yarım asır sonra bestelenecek olan şiirinde, aslında bir kişiden ve bir kadından daha çok ve muhakkak Aşktan da onu şahıslara, şahısların özgürlüğüne, beden ve zihin kalıbına koymayı reddeden bir düşünce. Yalnızca ve yalnızca Aşk'a ve duyguya seslendiği bir saygı ve de saygınlıkla da….


“ Konu sevimsiz,
Şiir de öyle olsun. “ diyor Asaf, - samimiyetimizdendir mutlak. -
Öyle olmasın diyorum ben de. Hiçbir şey öyle olmasın, kalmasın bir durgun su gibi, acı.
“Benden Sonra Mutluluk” deyişininde kulakları çınlasın…
İnsan(lık) nefes alsın….

#75685789 “ Eğer bir şiir olsaydım, konu: …. :)) “ diye yineliyor Mavi,
Eğer bir Şiir olsaydım, konu: Özlem, olurdu, diyorum. Yenilenerek :)
O İnsan'a, Kardeşliğe, Sevgiye ve gerçek bir Akıl'a, Özlem…


….
Mustafa Kemal Atatürk'ün Şura-ı Devlet'in kurulması üzerine Mülkiye Müfettişi olarak Ankara'ya çağırılan Mehmet Asaf Bey 'in oğludur Özdemir Asaf yani Halit Özdemir Arun. R'leri söyleyemez imiş, bu bir kusur mudur? Hayır. Ve bunun bir kusur olmadığını dostluğuyla da yineleyen Oktay Akbal, kalemi üzerine bir kolaylık için Özdemir Asaf imzasını kullanmasını ister. Özdemir Ören ve Özdemir Yasaman olur, zamanla, Özdemir Asaf. Kusur mudur peki R' ler, küçük olsalar dahi?
Hayır, kusur, kusuru görenin gözlerindedir… Her şey ayan beyan nettir ve eşittir.

1942'de İstanbul Hukuğu, 1945'de İktisat Fakültesini kazanır daha sonra da gazeteciliği dener, geniş ufuklu, çok nazarlıdır. “Özgür”dür, Özgündür, şahsına münhasırdır. İncecik bir adamdır ÖzdemiR Asaf…

Bakışıyla, duruşuyla, suskunluğuyla, zihnindeki o med-cezirlerle bir başka Ülke.

Aşktır, Aşıktır.
Aşktanda şansı pek olmayandır, üstelik. Ben'i ve ben içerisinde benliğini ben'liğinde oyar oyar. Arayan, bulandır. Yitiren, tekrar arayan… İnsandır.

“Sayılardan korkuyorum” demişti ya son kez, röntgeninin arkasına yazdığı o bir şiirin düşüncesinde de Jak Deleon'un kulağına sessizce dile getirerek de halini. Sayılar kayıptı. Özdemir, tuhaftı. Özdemir bir başkaydı… Her insanın çağlar boyunca da varlığını yazdığı, kendi elleriyle de çizdiği, asla müsvette bir kağıdın kıymetinde de olmadığı ve belki yazarın bunu yeterince de bilemediği bir kıymet….

Özdemir Asaf, evet düşünceydi.
Ve sual o ki, biz kendimizin ne olduğunu,
Ben kendimin ne olduğunu “henüz dahi” bilmiyorum
Akıl çağında ve aklımla da üstelik.
Sokrates'in küpeleri kulaklarımda çınlıyor.
Teki, mutlak, kayıp…
Siz de mi?
Pardon,
Kimdiniz, Siz?

https://youtu.be/77ygz-MC6_8
https://youtu.be/P1exPQEzqm8


Özdemir Asaf kalemine yeni yeni aşina olduğum bir yazar diyebilirim. Ve eseri Sevgili arkadaşım Mavi ile birlikte okuduk. Çok keyif aldığım, öyle ki yazarla kırk yıllık ahbapmışız gibi eğlendiğim, yanıbaşında, satırlarının o dizinin dibinde hüzünlendiğim bir İnsan'dı… Birbirimizi anladığımıza ve anlaşılacağımıza ise inanıyorum :)

Ve eser dahil yazarla beni tanıştıran, zamanıma ruhunun aydınlığıyla ve maharetlerinden bir maharettir ki Kaptan'lığıyla da eşlik eden (#76840405)
https://1000kitap.com/mvklbk 'e buradan ayrıca teşekkür ediyorum.
Ve sizlere elbet; Vaktiniz, varlığınız için teşekkür ederim :)


Sevgilerimle...
280 syf.
Bu kitabında Özdemir Asaf'ın dergilerde bile çıkmamış, kitaplarında yer almamış, defterlerde sararmasını istediği şiirlerinden seçilerek kitaplaştırılan şiirlerini okuyoruz.. Şiir, hele ki Özdemir Asaf şiirleri candır bence... Keyifli okumalar...
280 syf.
·10531 günde·Beğendi·8/10 puan
UYANMALI
Bir gün gelecek
Ölmemiş hiç kimse yaşamayacak
Yaşanmamış hiç kimse
Ölmeyecek

Bence Asaf'ın kafası bir değişik çalışıyordu...
280 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bekle dedi gitti; Ben beklemedim, o da gelmedi. Ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi. Özdemir Asaf
# BENDEN SONRASI MUTLULUK #Harika bir şiir kitabı okumanızı tavsiye ederim.
280 syf.
·10/10 puan
Özdemir Asaf derin hatıralardan sonra duygularını, hislerini ve hayatını kaleme almıştır. Sözleri ve anlam besleyen her kelimesi sayfalarda ince ince satırlara bırakılmış, insanlığın üzerindeki duygu ve düşünceleri dile getirmekten onur duymuştur. Her insanın hayatından kalan hatıralar vardır, kimisi hayal eder, kimsi okur, kimisi film şeridi gibi gözlerinin önünden geçirir, kimisi de değerli yazarımız Özdemir Asaf gibi kaleme alıp, yaşadığı hayatı tattırır. Özdemir Asaf, yaşadığı her anı, her duyguyu bizlerle paylaşmıştır. Ölümünden önce bıraktığı bu sözler ve ölümünden sonra dosyalarından seçilip dile getirilen bu şiirlerin önemi çok büyüktür. Benden sonra Mutluluk da bu yüzden ölümünden kalan olarak kayda geçiş yapmıştır. Kitabın adı da ölümünden sonra bırakılan hatıraları anımsatmaktadır. Şiir sever tüm arkadaşlarıma tavsiyelerimi arzuluyorum...
Huzurlu okumalar diliyorum :))
280 syf.
·Beğendi
Özdemir Asaf. Çok naifsin yahu. Bazı satırların, bazı cümlelerin çok naif geliyor bana. sayende hayal dünyasında yaşıyorum. Kütüphane evim kitaplar çocuklarım oldu. Ne hissedersem hissedeyim kitaplarına sığınır oldum.
Özdemir Asaf Benden Sonra Mutluluk
280 syf.
·10 günde·9/10 puan
Özdemir Asaf. Çok naifsin yahu. Bazı satırların var ki fazla naif geliyor bana. Bazı satırlarda ise utanıyorum okumaktan. Ama kesinlikle bel altına vurmak değil bu, yanlış anlaşılmasın. Benim insanlara karşı hakaret olarak kullandığım en ağır söz "samimiyetsiz"dir de ondan. Bir şiirde "eşşeoğlueşşek" diyince bir şair sebepsiz bir gülme ve utanma geliyor işte. Yine de benim için harika bir süreç olduğunu söylemeliyim. Tadını çıkara çıkara okudum uzunca bir süre. Maalesef yollarımızı ayırmanın zamanı geldi. Ancak sık sık ziyaret edeceğim bu satırları. Aşk kokan satırlarına bayıldığım kadar taşlamalarını da zevkle okudum. Yahu bir insan bir baraja şiir yazabilir mi? Çok hoş değil mi? O baraj üzerinden tutup da insanlık dersi verebilir mi? Bakın ne diyor Baraj'ın Öyküsü şiirinde (sayfa:139/YKY):

"Dedim ya! Sen-ben-o; yani biz
El-ele vermeliyiz, istersek yücelmek..
Yoksa, boşu-boşuna akıp-gideriz,
El-ele vermezsek."

İşte öyle bakıyor dünyaya Özdemir Asaf. Sürekli içerlediği durumlar var, konuşmaktan da geri kalmıyor elbette. Çok seviyorum kalemini. Müthiş kelime oyunları yapıyor.

"Önümden çekil
Ayı
Göremiyorum" (sayfa:69/Virgül şiiri)

İşte noktadan noktaya Özdemir Asaf ve harika bir seçki. Daha uzun uzun yolculuklara çıkmalı birlikte. Onun gözünden görülecek daha çok şey var şu yalnızlıklar dünyasında.
280 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yine kayboldum...
Bulun beni....
Allahım bu nasıl bir şair böyle..
Niye her dansa çağırışında böyle sürükleniyoruz peşinden..
Niye yitiriyorum o satırların büyüsüyle kendi benliğimi...
Nasıl bir şeysin ya sen!!!
Bazı yüzlere başkaları yazılmıştır
Gülüşlerinde sıralarını bekleyen
Kapalı susmaları yazılmıştır
Kendi kendilerini kilitleyen

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Benden Sonra Mutluluk
Baskı tarihi:
Ocak 1905
Sayfa sayısı:
366
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753318774
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınları
Baskılar:
Benden Sonra Mutluluk
Benden Sonra Mutluluk
Benden Sonra Mutluluk
Benden Sonra Mutluluk
Arayış
En kısa ceza
Ömür-boyu olandır...
Kimse bilmediğinden.
Kim bilir;
Belki bir yalan'dır...
Kendiliğinden.
Bir korku'dur belki,
Saklanandır...
Çirkinliğinden.
Bir soru olsa gerek;
Sorulmadığındandır...
Birden.

Kitabı okuyanlar 1.220 okur

  • Ayazma
  • nimrodel
  • Yücel yılmaz
  • Fatih

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları