Doğanın acımasızlığını, insanın içindeki vahşilikle merhamet arasındaki savaşı anlatan güçlü bir roman..
Beyaz Diş, vahşi doğada dünyaya gelir — kurtlarla köpekler arasında, yarı evcil yarı vahşi bir varlık.
Onun hikâyesi, doğanın soğuk yasalarıyla başlar: güçlü olan yaşar, zayıf olan ölür.
Bu acımasız dünyada Beyaz Diş, hayatta kalmayı, korkuyu ve mücadeleyi öğrenir.
Fakat insanlarla tanıştığında her şey değişir. İnsanlar arasında gördüğü zulüm, hırs ve kötülük, bazen doğanın vahşiliğinden bile daha karanlıktır :(
Roman ilerledikçe Beyaz Diş’in iç dünyası da değişir. O, doğayla olduğu kadar kendisiyle de savaşır.
İçinde büyüyen öfke, korku ve güvensizlik, sonunda sevgiyle çözülür.
Çünkü bir insan — Weedon Scott — ona sevginin ne olduğunu gösterir.
İşte o anda Beyaz Diş, vahşiliğin içinden çıkıp sadakatin, bağlılığın ve merhametin sembolü haline gelir.
Sevgi, en yabani kalbi bile yumuşatabilir. İnsanlık dediğimiz şey de biraz budur — anlayış, sabır ve vicdan.
İyilik, en vahşi kalpte bile filizlenebilir.
~~ Alıntı ~~
Onun sevgisi bir tür ibadet gibiydi; dilsiz,kendini ifade etmekten aciz, sessiz bir tapınmaydı. Yalnızca göz kırpmadan bakarak ifade ederdi sevgisini..
.
.
.