Beyaz Lale

Ömer Seyfettin
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·83 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
5 küçük hikayeden oluşan kitabın en vurucu hikayesi Beyaz Lale'dir. Osmanlı'nın zamanında işgal ettiği topraklarını geri alan Bulgarların, Türklere yaptığı işkenceyi ve kendilerince haklı sebepleri okurken insanın içi ürperiyor. Bir yerde savaş varsa işgal varsa insanlık oradan koşarak uzaklaşıyor ister Avrupa olsun ister Asya isterse de Uzak Doğu. Geri gelmesi de çok uzun zaman alıyor... Yatırım tavsiyesidir.
Edebiyat
Beyaz LaleÖmer Seyfettin · Karbon Kitaplar · 20191,564 okunma
Keşke okumasaydım
5/10
·85 syf.··
2024 2. kitabı
Kitaba başlamadan evvel keşke yorumları okusaydım. Artık hayatım boyunca unutamayacağım bu vahşeti. Hep zihnimin bir köşesinde "Ömer Seyfettin" diyince bu kitap canlanacak. Öğretmen olarak, okulumun kütüphanesinde böyle bir kitabın bulunması çok kötü bir durum. Derhal bu kitabı raflardan kaldıracağım. Hiçbir çocuk bu satırlara hazır olamaz. Yirmi altı yaşımda okumama karşın beni çok kötü etkiledi. Bir de şu yönden bakmak lazım: Ben okurken dayanamadım, gerçekten yaşayanlar ne yaptı?
Edebiyat & Roman
Beyaz LaleÖmer Seyfettin · Karbon Kitaplar · 20181,564 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2023 3. kitabı
Çocukluk travmam olan kitap... Yıllar sonra tekrar okumaya karar verdim ve çocuklara uygun olmadığını daha iyi anladım. Kitap oldukça şiddet ve cinsellik barındırıyor. Karnı yarılıp ateşe atılan kadından tutun, ölü kadına taciz etmeye kalkan Radko'ya kadar... Ve yazar bunları sansürsüz, apaçık bir şekilde işlemiş. Ki bunlar çocukluğumdan beri çok net hatırladığım detaylar. Nasıl 100 temel eserden biri olduğunu hala daha anlamış değilim. Kitap kesinlikle çocuklara okutulmamalı.
Beyaz LaleÖmer Seyfettin · Söğüt Yayınları · 20001,564 okunma
Beyaz Lale
Puan vermedi·88 syf.··
2019 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2019 15:35
İnsan hakikaten okudukça öğreniyor.Öğrendikçe de şaşırmaya devam ediyor.Kitabın içeriğine mi şaşırayım yoksa okullarımızda okutulmasına izin verilmesine mi şaşırayım bir türlü karar veremedim. Eser bir solukta okunacak nitelikte ,Balkan Savaşlarında Türklere özelliklere kadınlara yapılan işkence ve zulümlerden bahsediyor.Bahsederken de seçilen kelimelerin aleni olması ve yapılan işkencelerin açık seçik anlatılması,bu eseri okuyacak öğrenciler için pek uygun olmadığı kanaatine varıyor insan.Velhasıl 100 Temel Eser içerisinde olan bir eseri tekrardan gözden geçirip o şekilde öğrencilerimizin önüne bırakmalıyız diye düşünüyorum.
Edebiyat
Beyaz LaleÖmer Seyfettin · İz Yayıncılık · 20191,564 okunma
Çocuk ya Caniyle Empati Kurarsa?
Puan vermedi·80 syf.··
2025 245. kitabı
12 yaşındayken Ömer Seyfettin’le tanışanlardanım. Sınıftan bir çocuk kalkıp bu hikâyeyi anlatmıştı. Öğretmen, onu hayranlıkla dinliyor, tacizin detay detay işlenmesine hiç ses çıkarmıyordu. Sınıfın kızlarına düşen utanmaktı; erkeklerde ise utandırmanın zevki vardı. Bu yaşanılanların gerçek olduğunu ve elbette anlatılması gerektiğini düşünüyorum. Ama okuyucunun çocuk olmaması gerekirdi. Ömer Seyfettin okumak demek, sınıftaki çocukların tacizi gülerek anlatması olarak kaldı aklımda. Şimdi, saygı duymak adına hikâyeye yeniden döndüm. Fakat rahatsız eden şeyin değişmediğini fark ettim. Kurbanın gözünden değil, caninin gözünden anlatıyor yazar. Kadının bedenine, acısına, direnişine değil; o bedeni gözleyen, işkence eden, yok etmeye çalışan bir bakışın içinde kalıyoruz anlatı boyunca. Ömer Seyfettin bu anlatımı saldıranın gözünden kurarak, vahşeti olduğu gibi ortaya koymak istemiş olabilir. Ama bu tercihle birlikte başka bir şey olur: Vahşet yalnızca gösterilmez, detaylandırılır, izlenir, hatta neredeyse estetize edilir. İşte burada anlatı, bir tür şiddet fetişizmine; kurbanın acısı karşısında duyarsız bir seyirliğe dönüşür. Bu anlatım biçimi, okuru fark etmeden şiddetin hissiz bir izleyicisi hâline getirir. Oysa bu tür hikâyelerde, anlatının görevi yalnızca göstermek değil, hissettirmek olmalıdır. “Beyaz Lale”de direnen kadın bedenden ibarettir. Bize yalnızca bedeninin güzelliği anlatılır. Direnişi bile bir et görüntüsüyle iç içe geçmiştir. Kadın kahraman, bir sembole indirgenmiş, bir temsile sıkışmıştır. Onun insanlığı, duyguları, korkusu, hayalleri yoktur. Ve bütün bunlar yaşanmış olduğu için insan sesini kolay kolay çıkaramaz bu hikâyeye karşı. Gerçek bir acının, olmuş bir vahşetin izleri anlatılır. Ama bir başka tarafın da bağırmak ister: çünkü bu yaşanan böyle
1000Kitap
Beyaz LaleÖmer Seyfettin · Söğüt Yayınları · 20001,564 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2021 8. kitabı
Galiba terapiye ihtiyacım olacak. Herkesin kaldıramayacağı gerçekleri anlatıyor. Ömer Seyfettin'in kitaplarının çocuk kitapları arasında yer almasına kim vesile olduysa hepsine akıl sağlığı diliyorum.
Beyaz LaleÖmer Seyfettin · Rafet Zaimler Yayınevi · 19691,564 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2021 9. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mart 2021 14:51
Kitabı okurken gerçekten ürperdim. Hele kitapta yazılan bu vahşetin gerçekte de yaşanmış olma ihtimali bile beni kanımın donmasına sebeb oldu. Savaş yıllarında masum Türk halkının yaşadıkları, çektikleri çileler ve onlara yapılan işkenceler beni çok etkiledi. Biz şuan bir çok şeyin kıymetini bilmeden günlerimizi devam ettiriyoruz ama tarihin bu kanlı yansıması insanı düşünmeye sevk ediyor. Kendi kendime diyorum ki iyi ki o savaş ortamında değilim. İyi ki o saf temiz masum kız olan Lale’nin yerinde değilim. Kitabın dili ve üslubu sadeydi. Ömer Seyfettin çocuk hikayeleri ile daha çok tanıdığımız bir yazar. Ancak Beyaz Lale kesinlikle çocukların okuyabileceği bir tarz kitap değil.
Edebiyat
Beyaz LaleÖmer Seyfettin · İz Yayıncılık · 20191,564 okunma
Artı 18 içerikli bir kitabı çocuk öyküleri içine alan nasıl bir zihniyettir?
1/10
·144 syf.··
2020 77. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2020 01:12
Osmanlı Devleti'nin Balkan Savaşları sırasında Türk köylerine vatandaşlarına yapılan işkenceleri yalnız kalan çocuk ve kadınların yaşadıklarını anlatan kısa öykü. Evet konusunda bir sıkıntı yok gibi gözükse de okuyanlar mutlaka hak verecektir asla çocuk öyküleri içerisine alınmaması gereken bir kitap. Okurken ben fena oldum. Nasıl bu kadar açık açık anlatılabilir??? Ve bu kitap okullarda çocuklara okutulabilir aklım almıyor. Savaş sırasında yapılan işkenceler uzun uzadıya anlatılmış , tecavüz sahnelerine değme gitsin. Nefrofili olgusunu bu hikaye sayesinde öğrenmiş oldum. İĞRENDİM... Ve bu cümleleri okul sıralarında okuyacağız, okutacağız öyle mi? Nasıl bir zihniyet, bu öyküyü ilkokul sıralarına sokmuştur??? İyi ki okumuşum ama bilinçli olmak en güzeli. Asla tavsiye etmeyeceğim kitaplardan kendisi.
1000Kitap
Beyaz LaleÖmer Seyfettin · Elips Kitapları · 20161,564 okunma
8/10
·83 syf.··
2021 12. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2021 21:40
Biz eseri Karbon Kitap Yayınevinden okuduk. Dolayısıyla değerlendirmemiz o esere dair olacak. Eser modern dünyanın materyalist zihniyetini ve gayri insani anlayışını eleştiriyor. Lakin bunu denemelerle değil hikayelerle yapıyor. Yani eser tenkitlerini sanata mal ederek sanatsal bir üslupla sunuyor. İçerisinde 6 hikaye bulunan eserden üç hikaye üzerinde durmak istiyoruz. 1- BEYAZ LALE Hikaye, Bulgar Komitecilerinin devlet zihniyetini ve demokrasi anlayışını tarihten örnekler vererek tenkit ediyor. İçerisinde tespit cümleleri olmasa da hikaye bütünsel ve sonuçsal olarak muazzam tespitler içeriyor. Hikaye, Ömer Seyfettin’in duygulu dili ve hissettiren üslubuyla okuyucunun tasavvurunda kolaylıkla canlanıyor. Öyle ki uzun süredir okurken okuduğumuzu unuttuğumuz bir hikaye okumamıştık. Hikayenin baş karakteri Bulgar bir komiteci. Bu karakter, hristiyanlığın 7 asli günahından bedenlenmiş resmen. Bu günahların öldürücülüğü ise masum ve temiz bir bedende karşılık buluyor. Böylece sizi bir şekilde hareket geçiriyor, en küçük sonuçla buğuzu açığa çıkartıyor. 2- ÖPÜCÜĞÜN İLKEL HİKAYESİ Bu hikayede okuyucuyu psikolojik tahliller karşılıyor. Hatta hikaye, en az Zweig kadar Freud’un cinsel çizgisinde giderek çözümlemeler yapıyor. Ömer Seyfettin bu hikayesiyle sınırları dışına çıkarak klasik kabullerini yıkıyor ve daha derin ruhi çözümlemeler yapıyor. Şahsen biz özellikle bu hikayesinde Zweig’i okuyor gibi hissettik. 3- TOS Bu hikayede ise pasif ve ameli önceleyen müslüman tiplemesini tenkit ediliyor. Fakat bu eleştiri, alelade bir düşmanlıkla değil yapıcı ve doygun tespitlerle yapılıyor. Nihayetinde bir çok açıdan değerlendirilen baş karakter, ruhi kazanımlarını ameli kazanımların ardında yok etmiş, dinin kurumsal ve sosyal yönünü; manevi ve bireysel yönüne tercih etmiş,
1000Kitap Gerçek Okurlar
Beyaz LaleÖmer Seyfettin · Tropikal Kitap · 20191,564 okunma
Puan vermedi·121 syf.··
2022 14. kitabı
Ömer Seyfettin içerik açısından çocuk edebiyatı yazarı değildir! Kitapta 11 öykü bulunuyor. Öykülerden ilki Beyaz Lale... Yazar, Lale'nin körpe bedeninin yaşarken çektiği acılardan sonra ölünce de çektiği acıları anlatmaktan geri durmamış. Benim ruhum acıdı okurken. Düşünsenize, küçük bir çocuk bunu okuyor. Bunu unutabilir mi? Benliğinde açılacak yaralar düzelebilir mi? Lütfen bilinçli olalım. Lütfen içeriklerine bakmadan yavrularımıza kitap vermeyelim. Onları korumak bizim görevimiz. Koruyalım. Gözetelim.
Beyaz LaleÖmer Seyfettin · Gece Kitaplığı · 20171,564 okunma

Yazar Hakkında

Ömer SeyfettinYazar · 178 kitap
Ömer Seyfettin (d. 11 Mart 1884 Gönen Balıkesir, – ö. 6 Mart 1920 İstanbul), Türk edebiyatının önde gelen hikâye yazarlarındandır. Asker, şair ve güçlü bir edebi yeteneği olan bir öğretmendir. Türk kısa hikâyeciliğinin kurucu ismidir. Ayrıca edebiyatta Türkçülük akımının kurucularındandır. Türkçede sadeleşmenin savunucusudur. Kısa ömrüne pek çok sayıda eser sığdırmıştır. 1884 yılında Gönen'de (Balıkesir) doğdu. Yüzbaşı Ömer Şevki Beyle, Fatma Hanımın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönen'de bir mahalle mektebinde başladı. Ömer Şevki Beyin görevinin nakli dolayısıyla Gönen'den ayrılan aile İnebolu ve Ayancık'tan sonra İstanbul'a geldi. Ömer Seyfettin, önce Mekteb-i Osmanîye, 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesine kaydedildi. Bu okulu 1896'da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsine devam etti. 1900'de İdadî'yi bitirerek İstanbul'a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne'ye başladı. 1903 yılında Makedonya'da çıkan karışıklık üzerine "Sınıf-ı müstacele" denilen bir hakla imtihansız mezun oldu. Ömer Seyfettin, mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik'te bulunan Üçüncü Ordunun İzmir Redif Tümenine bağlı Kuşadası Redif Taburuna tayin edildi. 1906'da İzmir Jandarma Okuluna öğretmen olarak atandı. Bu, Ömer Seyfettin için önemlidir; zira bu vesileyle İzmir'deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip edecek ve bunlar içerisinde yer alan gençlerle tanışacaktır. Nitekim batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik'ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik gördü; Necip Türkçüden ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler aldı. Ömer Seyfettin Ocak 1909'da Selanik Üçüncü Orduda görevlendirildi. Selanik'te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi Akil Koyuncunun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemlere çevrildikten sonra 11 Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in Yeni Lisan isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı. Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşının başlaması üzerine dağılmak zorunda kaldı. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı, Yanya Kuşatmasında esir düştü. Nafliyon'da geçen 1 yıllık esareti sırasında sürekli okumuştu. "Mehdi", "Hürriyet Bayrakları" gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdunda yayımlandı. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazandı. Ömer Seyfettin 1913'te esareti bitince İstanbul'a döndü. 23 Ocak 1913'te Enver Paşanın organize ettiği Babıali Baskınına katıldı. Daha sonra askerlikten ayrıldı, yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı. Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı. 1914 yılında Kabataş Sultanisinde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü. 1915'te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Beyin kızı Calibe Hanımla evlenmiştir. Bu evlilik Güner isimli bir kız çocuğuna rağmen bozulunca tekrar yalnızlığına döndü. 1917'den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920'ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır. Bu dönemde 10 kitap dolduran 125 hikâye yazdı. Hikâye ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı. Bir yandan öğretmenlik yapmayı sürdürdü. Hastalığı 25 Şubat 1920'de artınca yazar, 4 Martta hastahaneye kaldırıldı. 6 Mart 1920'de hayata gözlerini yumdu. Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığına defnedilir. Daha sonra mezarı buradan yol geçeceği veya araba garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939'da Zincirlikuyu Mezarlığına nakledildi. En yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, en kuvvetli hikâyelerini içeren Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı. Kısa bir süre sonra da bütün hikâyeleri bir kitap serisi halinde basılmıştır ve bu hikâyeler günümüzde de okunmaktadır. Detaylı bilgi ve kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Ömer_Seyf...