Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra

7,9/10  (59 Oy) · 
199 okunma  · 
44 beğeni  · 
1.898 gösterim
"Bir şey sunulmuştu bana, bir hediye, bir meyve. Ama ben o meyveden tadamadım, gök erik gibi kaldı avcumda dünya. Şimdi ben uykusuzum, yalınayağım, kendimle meşgulüm. Kapımın önünde boş peynir tenekeleri, yağmur suyu biriktiriyorum. Kendi kendime, sanatçı tecrübe edinemeyen insandır, diyorum, bu dünyada hiçbir tecrübesi olmayan insandır ama şimdi sen karala bunun üstünü, yırt sen bunu, olmadı çünkü, olmadı işte. Nafile."
Bir intiharın çevresinde, insanlar...
O kızın intiharıyla birbirlerine yaklaşan...
Kendi içlerine ve geçmişe dalan...
Onu kaybetmenin acısıyla başka sevdiklerine eğilen...
Nasıl da mühimdir aşk sakarlıkları, sevgi ihmalleri; nasıl hayat kurtarır eşin-dostun bakım, onarımı...
Barış Bıçakçı'dan, yine usul usul edebiyat.

"Barış Bıçakçı'nın dingin, gösterişsiz, suskusundan güç alan öykülerinin son zamanlarda okuduğum en güzel öyküler arasında olduğunu söyleyebilirim. Ne anlattığı sanki önemli değilmiş, ama anlatım biçimi ve diliyle de sıradanmış gibi görünüyorsa size, okuma alışkanlıklarınızı adam akıllı gözden geçirmeniz gerekir."
-Semih Gümüş-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2008
  • Sayfa Sayısı:
    136
  • ISBN:
    9789750505850
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Cihan Mert 
17 Kas 2014 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Okuduktan sonra üzerinde düşündüren, kısacık sayfalara bol bol çizik attıran bir kitap.

Şule ALTAN 
20 Nis 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Yazarı daha önce hiç okumamış ve duymamıştım.Kitabın konusu ilginç.İntihar eden bir kız ve geride kalanların hikayeleri.Kısa bir kitap ama dolu dolu işlenmiş.Tek kusuru karakter karışıklığıydı.Farklı farklı karakter kafamı karıştırdı.Farklı bir tat almak isterseniz okuyabilirsiniz.

Melek Macit 
27 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Benim için Barış Bıçakçı'nın anlatımı bi yandan saf bi yandan da dikkat gerektiren bi anlatım. Çünkü bu yazarın kitaplarını öyle alelade bi şekilde okuyamazsınız okusanız da pek çok detayı, inceliği kaçırmış olursunuz. Bu kitapta da çok güçlü detaylar vardı.
Başak'ın neden intihar ettiğini sizin bulmanız gerekiyor çünkü kitaptaki karakterlerde dahil olmak üzere bunu bilen kimse yok. Herkes içindeki Başak'ı düşünerek farklı sonuçlar çıkarabilir.
Başak'ın söylediği her cümlede her kelimede biraz intihar gizli. "Hep bir şarkının ellerinde olduğu" için, "insanların arasına karışamadığı" için, "kendine bir çıkış yolu bulamadığı", "içindeki boşluğu dolduramadığı" için yaşama tutunamaz Başak.
Herşeyin haricinde Ahmet'in cüzdanından çıkarıp Umut'a verdiği notta ne yazdığını merak ediyorum.
Bir de babamız nerede oyunun gerçek versiyonunu. Belki de Türkan Hanım'ın dediği gibi erkeklerin "uzun süren şeylere dayanamadığından" dolayı gitti babaları..
Uzun süre akıllardan çıkmayacak bi kitap değil belki ama ne zaman "pır diye havalanan serçeler" görülse akla Başak'ı getirecektir.

1 Çay 1 Kitap™ 
02 Kas 12:09 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bilen bilir Leyla ile Mecnun dizisini. Bilmeyen de bilmesin zaten. Çünkü gizli kalmalıdır sevinçler, kederler, şaşkınlıklar, aşklar… En önemlisi de ölüm gizli kalmalıdır. Mesela intihar etmelidir pelerinli kahramanlar Cebeci sokaklarında usulca sonra Atakule’den atlamalıdır Süperman. Hiç olmazsa Onur Ünlü’nün de dediği gibi yüzünü asmalıdır bizim sokağın çocukları. Hasılı bir sahnesindeydi dizinin bu tırnak içindeki sözler. İşte tam da o an başladı Barış Bıçakçı merakım.

Kitapla ilgili yazımızın devamı : http://1cay1kitap.com/...lel-gittikten-sonra/

Ahmet Ceran 
11 Eki 20:03 · Kitabı okudu · 7 günde · Puan vermedi

Kişisel kitap okuma defterimden: En sevdiğim, kendime en yakın gördüğüm, kitaplarını okurken en "sohbet ediyor gibi" hissettiğim yazarlardan biri desem sanırım fazla olmaz da eksik bile kalır Barış Bıçakçı hakkındaki düşüncelerim. Seyrek Yağmur'u okurken biraz hayal kırıklığı yaşamıştım ama Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra'yı okurken tekrar Sinek Isırıklarının Müellifi tadına benzer bir tat aldım. İlk 2-3 bölümü okurken önce bu bölümleri kısa kısa farklı hikayeler zannettim, sonra aslında tek bir uzun öykünün bölümleri olduğunu ve karakterlerin de birbirleriyle hep bağlantılı olduğunu fark ettim, ve tabii bu bağlantıların apaçık yazılmadığını. O noktadan sonra bir bağlantı ağacı çizdim ve tüm karakterleri o ağaca oturtunca öyküyü de daha net görmeye başladım, bir cinayet çözümlemesi ağacı çizer gibi. Ama bu sefer ağacın dallarını Başak'ın intiharını masaya yatırmak için doldurmuştum. Resim okuyan ama aslında edebiyat okumayı da düşünmüş olan, yaptığı resimlere uzun cümlelerden oluşan adlar koyan Başak'ın intiharını. Son eserinde "Bir süre yere paralel gittikten sonra insanlara anlayamayacakları şeyler anlatan" Başak'ı, ağabeyi Umut'u, anneleri Türkan'ı ve onların hayatlarına girmeye çalışan ama birbirine saçma bir biçimde umutsuzca kenetlenmiş bu üçlüye hiçbir zaman tam olarak ulaşamayan insanları öyle bir anlatmış ki Barış abi ve anlatırken o kadar çok alt metin yerleştirmiş ki sayfaların içine, 100 küsür sayfalık bir kitap nasıl bu kadar özlü olabiliyor insan hayret ediyor. Bir kasvet var öyküde, umutsuzluk var, hafifçe bir delilik var. Şehrin griliğini anlatırken değil sadece, taşranın yeşilliğini, derelerin şırıltısını bile anlatırken var o hüzün. Okuyana da bulaşıyor ama Barış abi bunu hep yapıyor ve garip bir haz alıyor insan okumaya devam etmekten ve okudukça hüzünlenmekten.

Deliler Cumhuriyeti 
21 Mar 19:19 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Yazarın ilginç ve sakin bir tarzı, duru bir anlatımı var. Keyifle okunabilecek bir eser. Okumanızı tavsiye ediyorum. Edebiyat dünyamız yeni bir yazar kazanmış olabilir.

Ceyda Küçükoruç 
23 Haz 10:13 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Barış Bıçakçı'nın kitaplarını kronolojik sırayı tersten takip ederek okuyorum :)
Kitaplarına değişik, akılda kalıcı ve merak uyandırıcı isimler vermesini çok beğeniyorum.

Bu kitap da ilk olarak beni ismiyle çekti kendine. Bir matematikçi olarak yere paralel bir gidişi tamam anladım da ya sonrası ne ola ki dedim ve böylece sayfaları çevirmeye başladım...

Kitapta intihar etmiş genç bir kızın ardından yaşananlar anlatılıyor diyebiliriz.

Başak ve Umut babalarının terk edip gittiği iki kardeştir. Yıllar boyunca hep bunun nedenini anlamaya çalışmış ama asla hiçbir zaman tatmin edici bir cevap bulamamışlardır. "Babamız nerede" adında bir oyun üretip hayal güçlerinin elverdiği oranda babalarının o an nerede, kiminle olduğu; neler yaptığı ile ilgili hikayeler üretmektedirler. Kitabın içinde ilerlerken hissediyoruz ki, yaşları ilerledikçe bu durum ikisine de daha ağır gelmektedir.

Başak'ın intiharı ile her şey değişir... Bu intihar Başak'ın üç kişilik çekirdek ailesinin çevresindeki herkesi bir parça etkiler; olaya dahil eder...

Soru şu: Bu intihar acaba gerçekten bir son mudur? Yoksa yeniden uyanış mı?

Kitabı bu kadar çok beğenmiş olmamın bence tek bir sebebi var. Beklediğim tahmin ettiğim hiçbir şeyi okumadım. Tamamen farklı bir açıdan ele alınmış intihar öyküsü diyebilirim. Kitabı bitirdiğinizde kapağı kapatıp üzerinde biraz düşünmek isteyeceksiniz...

Yere bir süre paralel gittikten sonra yükselmek yerine,dibe inmeyi tercih eden Başak'ın neden bu seçimi yaptığını kendi hikayesi değil de,hayatına değmiş bir çok karakterin anlattığı hikayeleri dinleyerek karar verebileceğiniz kısa ama doyuran bir kitap..

Kapı Zili 
 15 Eyl 10:37 · Kitabı okudu · 2 günde

Barış Bıçakçı'nın alabildiğine naif, şiirsel ve su gibi akan anlatımını öyle çok seviyorum ki daha önce ki incelemelerde de yazmıştım, o ne yazsa okurum.

Kitap bölümlerden oluşuyor ve her bir bölüm farklı bir karakter tarafından anlatılmış veya farklı bir karakteri anlatıyor. Kitabın ana ekseni ise Başak'ın intiharı. İlk başlarda karakterler karışıyor, ama okudukça her şey yerli yerine oturuyor. Başak'ın kardeşi Umut ve annesi Türkan'ın karmaşaları çok güzel anlatılmış.

Okuduğunuz ilk Barış Bıçakçı kitabı olmamalı bence, diğer kitaplarını okuyup bir Barış Bıçakçı severi olarak okumanız daha iyi olur diye düşünüyorum.

Keyifli okumalar

Aslı T. 
10 Haz 2016 · Kitabı okudu

Yazarın kalemini sevdim; kitaptan çok etkilenmesem de okunabilecek bir öykü. Kitapta bir genç kızın intiharı çevresinde gelişen olaylar konu edilmiş. Yakınını kaybetme ve kaybedilenin oluşturduğu boşluğu hissettirmesi açısından etkileyici bir anlatıma sahipti kitap.