Maksim Gorki hikayesinin sonuna doğru insanlar bozuluyor vurgusunu yaptığında 1800 lü yılların sonu düşünün üzerinden yaklaşık 120 yıl geçmiş neredeyse insanlık hala bozuluyor. Nereye gidiyor bu insanlık bundan 120 yıl önce yağ, et ve ekmek için 2 küçük kızı ve bir karısı olan marangoz u bozkıkırın ortasında vurarak elinde avcunda ne varsa alan askerlerin hazin hikayesini Gorki bizlere aktarmış.
Düşüncenize böyle bir hikayeye ne Osmanlı nede Türk tarihinde veya hikayelerinde rastlayamazsınız. İşte bizi diğer Ülke vatandaşların ayıran güzelliğimiz.
İçinde yirmi üç hikaye bulunan ve gorki hikayeciliğini iliklerine kadar hissettiren dönemin Rus çarlığını ve dönemin işçi, köylü ve başıboş kesime dönemine göre Harika bir perspektifte okuyucuya sunan gorki, yine kendine hayran bırakıyor okuyucuyu.
BozkırdaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 2004542 okunma
Selim İleri ile başladığım yolculuğuma, Gorki de mola vermek ve edebiyatın sözcüklerin can alıcı cümlelerin akışına kendimi bırakmak. Harika. Gorki'nin hikayeciliği çok çok ötede. Büyük bir hazla okumaya devam...
"Gorki" kelimesinin anlamı acı demekmiş, yazar kendine bu kelimeyi isim olarak almış. Kitapta ele alınan küçük hayatların tamamında bu ismin yansımaları var diyebilirim. Bana göre karakterlerin acıları iki yönlü: Açlık (karın açlığı, cinsel açlık) ve hayattaki, dünyadaki yerlerini anlama çabaları. Mide gurultularından ruhlarının seslenişlerini duymakta zorlanıyor karakterler. Bazıları -yazarın tabiriyle, deyim yerindeyse- hayvanlaşıp sesleri arada bir işitmeye devam ederken bazıları anlam veremedikleri bu seslere kulak kabartmaya uğraşıyor. Kulak kabartanların diğerlerinden ayrı durduğu hemen anlaşılıyor ama kulaç attıkları denizin dalgaları günün sonunda hepsini birden aynı kıyıya vuruyor. Yani farklı olmanın farklı olanlara hiçbir getirisi olmuyor.
Kısacası kitapta anlatılan üç küçük öyküyle bir ileri iki geri giden yaşamları gerçekçi betimlemelerle izleme imkanı bulduğumu söyleyebilirim. Bunun yanında, yazarın sosyalist gerçekçi olmasının doğal bir sonucu olarak, kitap boyu herkesin "insan" adı altında birleşerek eşitlendiğini, bu doğal eşitliği bizzat bizlerin bozduğunu takip ettim.
Gorki okumaya devam edeceğim.
BozkırdaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 2004542 okunma
Üç hikayeden oluşuyor. Birinci ve üçüncü hikayeler çok duygusal, ikinci hikaye ise biraz hoyratça...
Maksim Gorki farkını görmek kaçınılmaz. Çok akıcı bir dille yazılmış.
Tavsiye ederim.
Rus edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Maksim Gorki, Bozkırda adlı eseriyle, 19. yüzyıl Rusya'sının toplumsal ve ekonomik koşullarını, dönemin işçi ve köylülerinin yaşamını çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Kitap, bir tren yolculuğuyla başlıyor. Yolculardan biri, genç bir balıkçı olan Makar Çukarin. Makar, hayatının aşkını bulmak için yola çıkmış. Trenin diğer yolcuları arasında ise, çeşitli nedenlerle hayatları boyunca yollarda sürüklenen insanlar var.
Gorki, bu yolcular aracılığıyla, dönemin Rusya'sında var olan yoksulluk, adaletsizlik ve eşitsizlik gibi sorunları ele alıyor. Hikayelerdeki karakterler, hayatları boyunca çeşitli zorluklarla karşılaşmış, ancak her seferinde yeniden ayağa kalkmayı başarmış insanlar.
Bozkırda, güçlü karakterleri, gerçekçi anlatımı ve etkileyici diliyle, okuyucuyu sürükleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Gorki, bu eseriyle, dönemin Rusya'sının toplumsal ve ekonomik koşullarını, çarpıcı bir şekilde gözler önüne sererek, okuyucunun zihninde derin bir iz bırakıyor.
BozkırdaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 2004542 okunma
1000kitap.com'da yayınlanan Maksim Gorki'nin 'Bozkırda' başlıklı kitabı Evrensel Yayınları'na ait 384 sayfalı bu nüshasının kaç hikaye içerdiğini bilmiyorum fakat benim okuduğum (Cumhuriyet Gazetesi Dünya Klasikleri Dizisi, Haziran 2000) kitap, yazarın üç hikayesini içeriyor. Bu hikayelerin başlıkları; ''Boles, Malva ve Bozkırda''dır. Birbirinden kıymetli ve duygu yüklü hikayelerdir bunlar. Gorki'nin eserlerinde alışık olduğumuz sosyalizm ideolojisine buradaki hikayelerde rastlamamaktayız.
Güzel kitaptır, tavsiye olunur.
İyi okumalar...
Maksim Gorki, neden erişilmez olduğunu üç kısa hikayesinin bulunduğu bu kitapla yeniden gösteriyor. Öylesine derin, öylesine içtenlikli, öylesine baştan sona altı çizilecek cümlelerle dolu ki; herkes okumalı ve o dönem Rus Edebiyatının görkemine bir kez daha şahit olmalı. Kelimelerle adeta oynayan Maksim Gorki insanın iç coğrafyasında derinlemesine yolculuklar yaptırırken çıkıyor karşımıza bu kitapta. Ataol Behramoğlu’nun çevirisi ise tek kelimeyle şiir gibi.
Kitap üç hikayeden oluşuyor: Boles, Malva ve Bozkırda. Üçü de birbirinden derin anlamlar ve tasvirler içeren harika hikayeler. Kalbime en çok dokunan ise sonuncu olan Bozkırda hikayesidir ve orada altını çizdiğim çok fazla cümle var. Bu hikayede Gorki, üç karakterin ruh analizini ve psikolojisini öyle güzel yansıtmıştır ki sanki buradaki üç karakterden biriymiş gibi hissedersiniz. Bunların yanı sıra, yazar doğa tasvirini çok çok iyi bir biçimde yapmıştır. Koku, görüntü ve tadı bile öylesine keskin bir şekilde yansıtmıştır ki bunu gözden kaçırmak mümkün değildir. Ayrıca, çeviri de Ataol Behramoğlu tarafından kusursuz bir şekilde yapılmıştır ve bu güzide eser ortaya çıkmıştır.
BozkırdaMaksim Gorki · Cumhuriyet Yayınları · 2001542 okunma
İnce ve kısa bir vakitte bitirilecek kitap. İçerisinde 3 hikaye mevcut, bunlar: Boles, Malva ve kitabın da ismi olan Bozkırda.
Maksim Gorki'nin kullandığı dil sade, anlaşılır ve betimleme dolu. Çok güzel tasvirler var, yeri geliyor o anı yaşıyor gibi oluyorsunuz.
Üç hikayesinde genel olarak umutsuzluk, karşılıksız aşk/sevgi, toplumda kadının konumu, açlık, sefalet, köy hayatı vs. geçiyor. Yazıldığı dönemi yansıttığı için duygusal yaklaşabiliyoruz.
Ayrıca çeviriyi Ataol Behramoğlu'dan okumak ayrı bir güzellik olmuş.
Maksim Gorki, köylünün yanında durmuş, halkın yaşadıklarını halkın diliyle yansıtmış, başarılı bir eser bırakmış ve bize de okumak düşer. :)
İyi okumalar dilerim.
Aleksey Maksimoviç Peşkov, en çok bilinen adı ile Maksim Gorki, Sovyet Rus yazar, sosyalist gerçekçi yazımın öncüsü politik eylemcidir.
1892 yılında Tiflis'te, Kafkasya Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusça'da acı anlamına gelen Gorki takma adını kullanmaya başladı. 1895'te St. Petersburg'da yayınlanan bir dergide çıkan Çelkaş adlı öyküsü ile ünlendi. Ardından Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız öyküsü yayınlandı.
Ünü hızla yayıldı. Bu öyküler kadar başarılı olmayan bir dizi roman ve öykü daha yazdı. Gorki'nin 1898 yılında yayınlanan ilk kitabı Hikâye Denemeleri (Очерки и рассказы) çok beğenilir ve yazarlık kariyerinin başlangıcı sayılır. İlk romanı Foma 1899'da basıldı. Bu dönemde sağlam bir olay örgüsü kuramaması ve yaşamın anlamı üzerine uzun felsefik tartışmalara girmesi romanlarının başarısını düşürür. 1906'da yazdığı ve Rus Devrimi'ne adadığı Ana en başarılı romanıdır. 1899-1906 arasında St. Petersburg'da yaşar. Gorki, Çar rejimine açıkça karşı çıkmış ve bu yüzden birçok kez tutuklanmıştır. Çarlık tarafından kontrol ve baskılara maruz kalmıştır. 1901'de Fırtına Kuşunun Türküsü isimli kısa şiiri yüzünden tutuklandı. Kısa sürede serbest kaldı, Kırım'a gitti.
Gorki birçok devrimci ile tanıştı. Lenin'le tanıştığı 1902 yılından itibaren aralarında yakın bir arkadaşlık oluşmuştur.
1902 yılında Rusya Edebiyat Akedemisi'ne seçilir. Ancak Çar II. Nikolas buna izin vermez. Anton Çehov ve Vladimir Korolenko bu tavrı protesto eder ve Akademiden ayrılır.
Başarısız olan 1905 Rus Devrimi sırasında Peter ve Paul Kalesi'nde kısa bir süre daha hapis kalır. Gorki Güneşin Çocukları adlı oyununu yazar.
Oğlunun Mayıs 1935'teki ani ölümünü takiben Gorki de, 1936 yılında Haziran ayında öldü. Her ikisinin de ölümü şüphe altındadır. Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır. Gorki'nin cenaze töreninde tabutu taşıyanlar arasında Stalin ve Molotov da yer alacaklardır.
1938'de Buharin'in mahkemesinde Gorki'nin NKVD başkanı Yagoda tarafından öldürüldüğü itiraf edilmiştir.