Adı:
Büyük Umutlar
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
544
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052440896
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Venedik Yayınları
19. yy’da, İngiltere’ de bir efsane gibi okurlarını büyüleyen Charles Dickens, dünya edebiyatının dâhileri arasında sayılır. Ülkesindeki kimsesiz çocukların çektiği acılardan çok etkilenen yazar, hemen hemen kaleme aldığı her eserde çocukları merkeze taşımıştır. Büyük Umutlar da bu romanlardan biridir.

Fakir bir çocuk olan Pip küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş, ablasıyla birlikte yaşamaktadır. Bir gün mezarlıkta kaçak bir mahkûmla karşılaşır ve ablasının mutfağından aşırdığı yiyeceklerle bu adama yardım eder. Kaçak mahkûm, Pip’ in yardımlarını asla unutmayacaktır. Bir gün büyük bir sürprizle, kapısını çalan servetle Pip’ in gözleri kamaşır. Talih bir kez döndükten sonra her şey bitecek midir? Yoksa Pip’ in yazgısı, onu sonsuz bir mutluluğa mı götürecektir.
656 syf.
·3 günde·Beğendi
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı. Okumaktan büyük bir zevk aldığımı söyleyebilirim. Roman kahramanı "Pip" tesadüfen kaçak bir mahkuma rastlar ve yaşamı beklemediği bir şekilde değişir. "Pip" sonunda hayatta istenen şeyleri elde etmenin; başkalarına umut bağlayarak değil kendi azim, kararlılığı ve çalışkanlığıyla mümkün olabileceğini öğreniyor. Yazar bu kurgu üzerinden dönemin İngiliz toplumunun yaşantısını okuyucusuna etkileyici bir anlatımla aktarıyor. Kesinlikle tüm okurların kitaplığında bulunması gereken bir klasik olduğunu düşünüyorum.
656 syf.
·9/10 puan
Gerçek Sevgi Anlatılabilir Mi ?
Yaşamınızdaki sayılı günlerden birisini silinse yazgımızda ne gibi değişiklikler olurdu ? Unutulmaz bir gün oldu benim için dediğimiz günlerden birisi halkada eksik kalsaydı o yaşantıyı hiç yaşamamış gibi olacaktır.Charles Dickens Büyük Umutlar isimli eseri Oliver Twist ‘ten sonra okuduğum ikinci eseridir.Okurken farklı insanlarla karşılaşıyorsunuz, yaşanan olayları hissedecek,duyacak ve insanların kendi kafalarındaki olumsuz yorumlarının nasıl sonuçlara neden olduğuna şahit olacaksınız.Yazar ayrıca Pip’in hayatı üzerinde yaptığı tespitlerde yer yer gülümseyeceksiniz.Kitabın üslubu başlarda esprili ve eğlenceliydi sonralara doğru ise heyecanlıydı.Konu olarak 19.yüzyıl Avrupa’sının sınıf ayrımını,bireylerin zaaflarını ve başarısızlıklarını gayet başarılı bir şekilde kaleme almıştır. Başkahramanımız Pip köyde ablası ve eniştesiyle birlikte yaşamaktadır.Ablası kötü bir karaktere sahipken eniştesi iyi kalpli birisidir.Yazar Kahramanımız Pip’in çocukluk yıllarındaki yoksulluklardan başlayarak yetişkinliğe ilk adımlarını atarken tesadüfler sayesinde hayatının değişmesiyle yaşananları okumaktayız.Pip’e büyük bir miras kalmasıyla Londra’ya gitmesiyle yaşamındaki değişikliklerle hayatı yeniden keşfetmesine tanık oluyorsunuz.Yazarın diğer eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de iyi kötü karakterlerin karşılaştırmasına,dostluk,düşmanlık,pişmanlık ve vefa gibi duyguların harmanlandığı bir kitaptır.Severek okuyup bitirdiğim tekrardan okuyacağım klasiklerden birisidir.
Keyifli Okumalar Dilerim
  • Don Quijote
    8.6/10 (3.450 Oy)3.409 beğeni13,5bin okunma15,4bin alıntı97,4bin gösterim
  • Goriot Baba
    8.1/10 (1.880 Oy)1.692 beğeni7,3bin okunma12,1bin alıntı51bin gösterim
  • Ezilenler
    8.7/10 (2.458 Oy)2.620 beğeni8,5bin okunma19,6bin alıntı64,3bin gösterim
  • Diriliş
    8.6/10 (2.284 Oy)2.477 beğeni8,5bin okunma10bin alıntı67,5bin gösterim
  • Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)
    8.7/10 (2.641 Oy)3.179 beğeni10,9bin okunma21,7bin alıntı116,3bin gösterim
  • Çanlar Kimin İçin Çalıyor
    8.3/10 (1.814 Oy)1.946 beğeni7,2bin okunma7,8bin alıntı49,5bin gösterim
  • Yüzbaşının Kızı
    8.0/10 (3.358 Oy)3.009 beğeni13,5bin okunma6bin alıntı71,2bin gösterim
  • Faust
    8.1/10 (1.732 Oy)1.744 beğeni7,4bin okunma15,3bin alıntı79,8bin gösterim
  • Budala
    8.5/10 (3.107 Oy)3.616 beğeni12bin okunma36,1bin alıntı127,6bin gösterim
  • Madame Bovary
    7.6/10 (3.923 Oy)3.409 beğeni17,5bin okunma14,1bin alıntı109,8bin gösterim
656 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Bence Charles Dickens'in en iyi eseri. Yazarın şu ana kadar okuduğum kitapları içerisinde, gerek konu olarak, gerekse karakterler olarak en kapsamlı, en zengin , en uyumlu ve muhteşem denecek derecede özellikler yüklenmiş karakterlere sahip kitabı.

İyiyle kötünün, zenginlikle yoksulluğun, emekle beleşçiliğin, çalışmayla tembelliğin, fedakarlıkla vefasızlığın, haksızlıkla adaletin, sevgiyle nefretin, aşk ile duygusuzluğun, yardımseverlikle nankörlüğün, en önemlisi de toplumdaki statü farklılığının ve daha sayamadığım o kadar çelişkili durumların çatışmasını muhteşem bir şekilde anlatıyor yazar. Bütün bunları kitapta, o kadar güzel işliyor ki , size adeta bir edebiyat şöleni sunuyor.

Kitapta, anne ve babası olmayan dolayısıyla ablası ve eniştesi tarafından büyütülen Pip adlı çocuğun, çocukluk günleri ve sonrasındaki başına konan talih kuşuyla değişen hayatı anlatılmaktadır. Kitabın ilk üçte ikilik bölümü akıcı olmasına rağmen durağan bir şekilde seyretmektedir. Fakat buna rağmen keyifle ve garip bir duygusallık içerisinde okunmaktadır. Son iki yüz sayfalık kısımda ise kitap tamamen şekil değiştirmekte olup hem akıcılık ve sürükleyicilik müthiş derecede artmakta, hem de duygusallık daha da yoğunlaşmaktadır.

Bende çok büyük duygusal etki bırakan birkaç kitaptan biri olan bu eser, çok büyük keyif alarak okuduğum ve bitmesini hiç istemedeğim nadir kitaplardan biri olarak hafızamdaki yerini aldı.

Aslında hakkında sayfalarca analiz yapılıp, övgü dolu sözler yazılmayı hak eden ve bir edebiyat şaheseri olan bu kitabı, mutlaka ama mutlaka okunması gereken klasiklerden biri olarak değerlendiriyorum. Ve okunmasını da kesinlikle tavsiye ediyorum.
420 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Soluksuz okuduğum kitaplardan biriydi.Karakter olarak,konu olarak en kapsamlı,uyumlu,zengin ve muhteşem denecek derecede özellikler yüklenmiş karakterlere sahip bir kitap.
"Pip" Annesinin ve babasının ölümünden sonra ablasının yanında kalan ve ablasının sevgisizliğini eniştesinin şefkatinde bulur."Pip'in hayatını değiştirecek iki olay yaşayana kadar.Pip bir gezi sırasında karşılaştığı bir hapishane kaçkını olur ve bunu hemen unutur.İkinci olay ise Bayan Havisham ve Estella ile tanışması.Bundan sonra başlar "Pip'in büyük umutları.
656 syf.
·15 günde·Beğendi·8/10 puan
Merhaba. Charles Dickens' tan okuduğum İlk kitaptı Büyük Umutlar. Kitabın sayfa sayısı fazla olduğu için okumadan önce gözüm korkmadı değil. Nitekim 400. sayfalardan sonra akmaya ve hızlanmaya başladı diyebilirim. Neyse ki sabreden derviş misali iyi ki okudum dediğim bir kitap oldu. Yazar sonunu biraz aceleye getirmiş galiba. Ama yine de kitabın sonunda ismine yakışır şekilde umut etmeye devam ediyoruz. Kahramanı
mız Pip çocukluğunda büyük umutlar taşıyan ve bunu zenginlikle bagdaştıran bir kişilik. Ancak sonunda böyle olmadığını anlıyor. 2021 in ilk ayında da yazardan Küçük Dorrit kitabını okumayı planlıyorum. Bu kitabı bu sene maraton klasik kitabı olarak telegram grubundaki Serkan hocamız sayesinde okudum ona da böyle bir kitabı okumamiza vesile olduğu için teşekkür ederim. Keyifli okumalar. #iyikitapkurlamalar
608 syf.
·Beğendi
Büyük Umutlar benim için Pip demek. Annesi ve babasının ölümünden sonra ablasının yanında kalan Küçük Pip'in hikayesi var bu kitap içerisinde. Ablasının olanca katılığının ve sevgisizliğinin ilacını eniştesinin şefkatinda bulan Pip. Küçük dünyasında kendisi ve kasabası gibi küçük hayaller kurar Pip, ta ki hayatını değiştirecek iki olay yaşayana kadar. İlki bir gezi sırasında karşılaştığı bir hapishane kaçkını olur ki bunu hemen unutur. İkincisi ise Bayan Havisham ve beraberinde Estella ile tanışması. Bundan sonra başlıyor Küçük Pip'in büyük umutları.
Dickens, hemen hemen bütün kitaplarında olduğu gibi hem dönemin İngiltere'sinin durumunu anlatıyor hem de karakterlerin özelliklerini, insanlık hallerini bizlere aktarıyor. Sanayi Devrimi'nin insanlar üzerindeki etkisini, halkın içinde oluşan sınıfsal grupları okurken sanki film izliyormuş gibi oldum. Köylü bir çoğun centilmen olma çalışmaları okurken yer üzüldüm yer yer sinir oldum. Pip'in pişmanlıkları, hataları hatta
vefasızlığına karşı eniştesi Joe'nin sonsuz sevgisi, sefkati okurken beni benden aldı. Kim istemez ki böyle sevilmeyi, sahiplenilmeyi. Bırakıp gittiğin eve yıllar sonra döndüğünde salt sevgiyle karsılanmak hem de bütün yaşananlara rağmen. Kitap boyunca en çok etkilendiğim karakterler Joe ile Bayan Havihsam oldu. Biri ne kadar iyi biriyse diğeri o kadar kötü, bencil ve duyarsız. Kitabın tamamı alıntı olarak paylasılmaya müsait. Dickens'ın sade, etkileyici dili ile kurduğu cümleler sayesinde kitap akıyor, birbiri ardına gelişen duyguların içine giriyorsunuz ve çıkamıyorsunuz kitabın son sayfasına gelene kadar.
Charles Dickens ile lise yıllarımda tanışmıştım. O günden bu güne zaman zaman döner eski tatların peşinde düşerim. Klasikleri bu yüzden seviyorum sanirim, eskimiyorlar sadece sarap gibi yıllanıyorlar durdukları yerde Kütüphanemde durdukça parmak izlerim dışında anılarım birikiyor onlarda.
İçinizde hala Dickens ile tanışmayan varsa geç kalmadan başlamalı ve bence Büyük Umutlar her kütüphanede boy göstermeli, tabi ki diğer Dickens eserleri ile birlikte.
656 syf.
·7 günde·9/10 puan
1- Koca yüreklilik nedir, ''gerçek insan'' nedir?
Dickens bu romanda bizlere Joe ile, Abel Magwitch ile, Biddy ile, Herbert ile koca yürekliliğin ne olduğunu açıklıyor.

Kişiler üzerinden gideceğim:

a- Joe: ''Ağlamaya başlayıp özürler dileyerek Joe’nun boynuna
sarıldım; o da maşayı elinden atıp boynuma sarılarak,
'Canciğer dostuz değil mi Pip, ölünceye dek?' dedi.

Bir çocuğa çocuk gibi davranmamak çok önemlidir. Yeri geldiğinde davranılır tabii ama ona kendini güvende hisettirir ''Canciğer dost olmak.'' Hem onun sevgisini kazanırsın sonsuza dek, hem de büyüyünce, ne olursa olsun, aklında kalırsın. Bu, insanlık belirtisi, sevgi belirtisidir.

“Ben kendi malımı kimseden esirgemem,” diyerek
durumu düzeltti. “İşlediğin suç neymiş bilmiyorum. Ama ne
olursa olsun açlıktan ölmeni istemezdik, zavallı, sefil
kardeşçik... istemezdik değil mi, Pip?''

Bunu herkes yapmaz. Genelde herkes ''bir mahkûm o,'' diyerek başından savar onları. Ölüme sürükler. Joe'nun bu davranışı da ''insanlık'' belirtisidir.

''Pip, iki gözüm dostum benim, yaşamak dediğin nedir ki? Kaynakla birbirine tutturulmuş ayrılık halkalarından bir zincirdir, söz gelişi. İnsan dediğin de kimi demircidir, kimi bakırcıdır, kimisi de kuyumcu. Bu tür ayrımlar eninde sonunda kaçınılmaz olur; karşılaştıkça katlanmaktan başka çıkar yol yoktur.'' Filozoftur da ayrıca Joe, her ne kadar cahil olsa da onu ''insan'' olması yüceltiyor. Yüz tane, bin tane kitap okusak ve egomuz tavan yapsa, herkesi hor görsek o kitaplar neye yarar ki? Önemli olan kitaplarla ''insan'' olmayı öğrenmek.

Ayrıca Pip'in kendisi de ne kadar muhteşem olduğunu söylüyor Joe'nun: ''Her şeye katlanan, beni her zaman seven Joe, yakınmak nedir bilmezsin sen.''

''Joe'da hiçbir değişiklik yoktu; gene öyle katıksız, yalın bir sevgiyle bana sımsıkı bağlı, öylesine tam benim gönlümce.''

Böyle ''insan''lar hiçbir zaman kabuk değiştirmezler, adamına göre yağ çekmezler. Onlar herkese aynı, sevecen, temiz yüreklidirler.

Ayrıca Joe'ya muhteşem bir şey söylüyor: ''Tanrı razı olsun ondan!'' deyip duruyordum. ''Bu gerçek insandan Tanrı razı olsun. ''

Burada ''gerçek insan'' tabirine dikkat çekmek istiyorum. Hepimiz Joe'dan ders çıkarmalı, onun bu muhteşem özelliklerinden ibret almalıyız. Hepimiz ''gerçek insan'' olmalıyız.

b- Biddy: Biddy çocuk yaşına rağmen olgunluğuyla, her şeye sevecen, canlı, yardımsever davranması ile, sakinliği ile, insanı anlaması, ona göre yorum yapması ile ''gerçek insan''.

c- Herbert: Herbert de canlılığı ile, her ne olursa olsun güler yüzü ile, arkadaşına karşı yardımseverliği, dostluğu, desteği ile ''gerçek insan''.

d- Abel Magwitch -Provis- : ''Bana yapmadıkları şey kalmadı diyebilirim; ipe çekmekten gayri... Değerli gümüş çaydanlık filanmışım gibi üstüme kilitler vurup durdular, oradan alıp oraya taşıdılar, o kentten kovdular, öbüründen dışarı attılar, işkence sehpalarına gerip kırbaçtan geçirdiler, dayak attılar, hırpaladılar, canımdan bezdirdiler. ''

Bunları okuyunca aklıma hemen Dostoyevski'nin şu sözü geldi: ''Acı ve üzüntü, engin bir bilinç ve derin bir yürek için her zaman gereklidir.'' Gerçekten de öyle, ne güzel demiş!

''Sen çalışmak zorunda kalmayasın diye ben eşekler gibi çalıştım,'' der Provis. Küçücük bir çocuk ona yardım etti ve o da eşekler gibi çalıştı. Hiç ''Belki şimdi olsa yarım etmezdi,'' diye düşünmeden Pip'e yardım etti, onun bir beyefendi olmasını sağladı ve Pip'in isteğini gizliden gizliye yerine getirdi. Bu, koca yürekliliktir!

''Sevgili oğlum benim,'' dedi. ''Bunu göze almışım ben; başıma gelecekleri çekerim. Oğlumu gördüm ya, bu yeter bana. Bensiz de beyefendi olarak yaşayabilir o.''

Sırf bir başkasının yaşaması için hayatını feda etmek kolay bir şey değildir, insana acı gelir. Abel da o kadar muhteşem bir insandı ki sırf Pip için çalıştı, didindi. Hayatına mal oldu bu!

''Gücünün sonuna gelmiş insanların uysallığıyla yazgısına boyun eğmişti. Kimi davranış ve sözlerinden anlıyordum ki çok zaman geçmişi düşünüyor, 'Daha iyi koşullar altında acaba daha iyi bir insan olur muydum?' diye kendi kendine soruyordu. Gelgelelim hiçbir zaman böyle bir olasılığa değinerek kendini temize çıkarmaya, geçmişin o değişmez kalıbını kırıp olayları başka biçimde göstermeye kalkışmıyordu.''

Gerçeklerden kaçmak çok olağan bir şeydir. Gerçeklerden kaçmamak ise çok zor bir şeydir. Abel Magwitch gerçeklerden kaçmayarak, günahlarını kabul ederek ve iyilik için çabalayarak koca yürekli insan, ''gerçek insan'', oldu.

Bu soruyu kapatmadan önce başka bir söz söylemek istiyorum: -yine Büyük Umutlar'dan- ''İnsancıl, temiz yürekli, çalışkan birinin dünya üzerindeki etkisinin kapsamı ne denli geniş olsun bunu kestirmek olanaksızdır. ''


2- Gerçek sevgi nedir?
Bu sorunun cevabını Miss Havisham'dan öğrenelim: ''Gerçek sevginin ne olduğunu anlatayım sana,'' dedi. ''Körü körüne bağlanmak, kendini hiç sorgusuz aşağılatmaktır. Karşısındakine yüzde yüz boyun eğmek; kendi aklına tüm dünyanın uyarılarına karşın ona güvenmek, benliğini cellatının eline hiç esirgemeden vermektir. ''

3-Umutsuzluğa rağmen sevmek olur mu?
''Her zaman değilse de çoğu zaman biliyordum ki onu sevmem delilikti, umutsuzluktu, mutsuzluktu, aklın, mantığın, iç rahatının, dirliğin tümüyle dışında bir şeydi. Onu sevmemin yıkım olduğunu biliyordum., gene de baştan söyleyeyim, bunu bilmek sevgimi zerrece azaltmıyordu. Onun kusursuz bir melek olduğuna yürekten inansam, duygularımı ancak bu kadar başıboş bırakabilirdim...''

''Güvensizliğime, umutsuzluğuma karşın seviyordum onu, vazgeçemiyordum sevmekten. Ama bunu bin kez yinelemenin ne gereği var? Hep böyle olagelmiş değil miydi? ''

4- Aşkta yanlış seçim yaparsan, daha iyi birine âşık olabilir misin tekrardan?
''Biddy'nin her söylediği doğruydu, yerindeydi. Biddy insanı kırmıyordu, naz yapmıyordu, esen rüzgâra göre değişmiyordu. Beni üzmek Biddy için kıvanç değil acı idi; benim yüreğimi yaralamaktansa kendi yüreğini yaralamak yeğ gelirdi ona. Öyleyse nasıl oluyordu da onu ötekisinden daha çok sevmiyorum.''

5- Âşık aşkını unutabilir mi?
Pip'ten öğrenelim bu soruyu da:
''Unutup gitmek mi? Ah, Estella, benim varlığımın, öz benliğimin parçasısın sen.''

''Estella, 'Seni çok düşündüm,' dedi.''
''Öyle mi''
''Hele son zamanlarda, pek çok. Uzun, çetin yıllar boyunca birçok anıları kendimden uzak tuttun. Toyluğum yüzünden değerini bilmeyip yitirdiğim şeylerin anıları... Ne var ki beni engelleyen görevler ortadan kalktıktan sonra bu anılara da gönlümde yer vermeye başladım.'''
''Bense seni gönlümden hiçbir zaman çıkarmadım.''

6- Zenginlik her zaman mutluluk getirir mi?
Pip için savurganlık güzel, hoş da her zaman değil tabii. Çalışmak gerek, her zaman hazıra konamıyorsun. Ayrıca değerli insanları da kaybetmemek gerek -Joe, Biddy, Abel, Herbert gibi insanları-. O da bunların bazılarından utanınca, uzaklaşınca zenginlik de mutluluk vermiyor tabii, boşluğa düşüyor insan, yaşayamıyor, zevk alamıyor. Shakespeare'in Atinalı Timon'da dediği gibi:

''Gönül rızasıyla fakirlik, kararsız zenginlikten
Hem daha uzun ömürlüdür,
Hem daha tez varır mutluluğa.''

7- Her anımız önemli midir ?
Bu pasaj ''Kader Zinciri''ni güzel açıklamış.

''Unutulmaz bir gün oldu benim için, çünkü bende büyük değişimler yarattı. Zaten herkesin yaşamında böyle olmaz mı? Yaşamınızdaki sayılı günlerden bir tekini silin... yazgınızın yönü kim bilir nasıl değişik olurdu! Bunu okurken bir dakika durun, sizi çekip götüren zinciri düşünün; ister demirden olsun ister altından, ister çiçeklerden ister dikenlerden örülü olsun... o unutulmaz günlerin birinde ilk halkası yaratılmasaydı, bu zincir belki de size, yaşantınıza hiç dolanmayacaktı.''

8-Çıkarcılık ve insanlar:
''Varlığa kavuştuğum sıralarda gözüme girmek için beni sıcacık ilgiyle bağrına basan Blur Boar'ın, varlıktan düştüğüm şu günümde buz gibi bir ilgisizlikle bana sır çevirdiğini gördüm.''

9- Nankörlük nedir ?
Bunu Pip ile çok güzel anlıyoruz. O ''gerçek insanlar''dan utanması, onlardan ayrılması ve yanlarına gitmek istememesi, yanlış insanlarla, çıkarcı insanlarla takılması, o insanların ne kadar değerli varlıklar olduğunu anlamaması nankörlüğün büyük bir kanıtı.

Faydam dokunduysa ne mutlu bana, keyifli ve verimli okumalar.
544 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitap 1800 lü yıllarda yazılmış. Günümüzden çok uzak denilebilecek bir tarih. Cep telefonu yok, televizyonu radyoyu bırakın elektrik bile yok. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insanlar şimdiki zamanın çok öncesinde yazılmış bir kitabı okuyarak mutlu olabilirler.
Benim öyle büyük umutlarim falan yok ama kitabı okurken bende çok mutlu oldum arkadaşlar. Kitapta en çok Joe karakterini sevdim. Öyle ki her mahallede bir Joe olsa dünyada kötülük namına bir şey kalmazdı. Büyük adamsın joe diyorum ve bu kitabı herkese kocaman tavsiye ediyorum.
420 syf.
·7/10 puan
Yine bir Dickens kitabı, yine dağılan konular ve kitabın sonunda her şeyin çözülmesi... Umudunu yitirilmesi hüsrandır ama büyük umutların yıkılması felakettir. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olan bir baş karakter var :)

Demirci çırağı bir işçi çocuğunun üst sınıfa geçmesiyle değişen hayatını anlatıyor kitap. Ama elbette bu kadar basit değil.

Kitabın ana kahramanı Pip sanki Fransız Devrimi'nde mücadele veren işçilerin aksine o dönem sessizlik içindeki İngiliz işçilerin izdüşümü gibi. Kaderini kendi belirleyemeyen, açmazda, pasif bir karakter. Hep üst sınıflara özenen ama birisi onun hakkında karar almadan asla hareket edemeyen mini Oblomov gibi.

Kendisiyle sınıfsal statüsüne bakarak alay edenlere mücadele ederek cevap vermek yerine kolaya kaçarak ve geçmişine yüz çevirerek cevap vermeye çalışan Pip, kolaycılığa o kadar alışmış ki hayallarini bile kendisi kurmak yerine başkalarının inisiyatifine bırakıyor.

Kendisine iyi davranana nankörlük eden ama kendisine kötü davrananlara hayran olan insanlar demek ki sadece bu dönemde yokmuş. O dönemde de bunun emareleri var. Özellikle Pip, kendisine en çok değer veren Joe'ye karşı içten içe hatta bazen alenen yaşadığı küçümseme duygusunu kendisinden nefret eden Estella söz konusu olunca hayranlığa dönüştürüyor.

Dickens'ın neden realist akımda yer aldığına dair lisedeki bilgilerim şimdi yerine daha iyi oturuyor. Karakterler ne hep iyi ne de hep kötü. Çevresel faktörlerle sürekli değişen duygular, pişmanlıklar, iyilikler ve kötülükler var. Bu açıdan bir sayfada nefret ettiğimiz bir karakter, sonraki sayfalarda yerini acıma duygusunun aldığı bir karaktere bırakıyor.

Okuduğum en iyi klasik değil ama kendi hayatınızın rotasını kendiniz çizmezseniz neler olacağını göstermesi açısından takdire şayan. Okuması kolay. İyi okumalar.
656 syf.
·Puan vermedi
Soluksuz okudugum ve çabuk bittiğine üzüldüğüm nadir kitaplardan biri,okurken büyük bir zevk aldığımı söyleyebilirim. Roman kahramanı "Pip" tesadüfen kaçak bir mahkuma rastlar ve yaşamı beklemediği bir şekilde değişir. "Pip" sonunda hayatta istenen şeyleri elde etmenin; başkalarına umut bağlayarak değil kendi azim, kararlılığı ve çalışkanlığıyla mümkün olabileceğini öğreniyor. Yazar bu kurgu üzerinden dönemin İngiliz toplumunun yaşantısını okuyucusuna etkileyici bir anlatımla aktarıyor. Kesinlikle tüm okurların kitaplığında bulunması gereken bir klasik olduğunu düşünüyorum.
656 syf.
·10 günde
Her şeyden önce çok severek çok beğenerek okudum.Anlatımı akıcı,sıkmıyor.Olaylar gelişirken sürprizlerle karşılaşıyorsunuz.Yaşadıkları toplumun son derece katı kuralları var.Kural var fakat merhamet yok,vicdan yok.Hani bu gün değerler eğitimi diyoruz ya sanırım bu çoğunlukla bizim toplumumuzda var.Ablasının yanında büyümeye çalışan Pip'in öyküsü.Ablasının tüm acımasızlığına karşın eniştesinin sevgisi ve dostluğu ile günlerini geçirmekteyken bir gün bataklıkta karşılaştığı kaçak bir mahkuma yardım eder.Olaylar böylece gelişmeye başlar.Duygusallığın ön plana çıktığı,harika bir kitap
Yaptığınız iyilikler bir gün mutlaka karşınıza çıkar.her zaman dürüstlük kazanır.
656 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Bu incelemede birazcık keçileri kaçırmış olabilirim o yüzden ne diyoruz Aman DIKKAT diyoruz
Yapıcağım incelemenin bir başlığı da olsun dedim ve düşündüm taşındım buna karar verdim:⬇️

Balina OLDUM DEMEYİN civciv OLACAĞIM DEYİN

Bir civcivken balina olan balina olunca da civcive dönen bir kül civcivin masalıydı bu. Civcivi balina yapan keloğanmış. Balina yapıp balo ya göndermiş.  Saat 12 yi geçmiş bizim civciv daha eve gelmemiş. sonra civciv o sırada kırmızı başlıklı kurttan kaçmaya çalışıyormuş. kaçarken ayakkabısı  düşmüş. Kurbağa ya dönen prens ayakkabının sahibini arıyormuş. Bulmuş bizim civcivi ayakkabıyı giydirmiş. Ayakkabı olmuş muydu civcivin ayağına. (Olmamış yedi cüceler zor giydirmiş.)

Neyse Charles Dickens amcanın kemiklerini daha fazla sızlatmayalım. Ve asıl konuya gelelim kırmızı başlıklı kurt civcivi yutmuş. Kurbağa prens olacakken prenses olmuş. Keloğlanın saçı çıkmış. evet masalın sonu bu. Aman tanrım dediğinizi duyar gibiyim. Ve YALANLARIN sonu gelmez doğrusu ne demedikçe. O yüzden ne diyoruz DOĞRUSU NE?

Doğrusu şu ki sevgili okurlarım, Büyük Umutlar kitabı boş yere Dünya klasikleri listesine girmemiş çünkü gerçekten bir şaheser (mübalağa yaptım şaheser tabiki de kürk mantolu madonna. Ve şahyazar Sabahattin Ali ). Charles Dickens amca bu kitabında büyük mesajlar vermiş mesela bir bölümünde Pip(kitabın baş karakteri) zindandan kaçan mahkuma yemek ve ayaklarındaki zinciri kesecek eye getirince ileride bu adam sayesinde zengin oluyor. Evet mesaj çok açık zindandan kaçan mahkumlara yardım edin mutlaka 🤓.

Akıcı bir kitap olmasının yanında Charles'ın kalem yeteneği sayesinde  ufkunuzu açan bir kitap(sende çok açmış keçileri kaçırmışsın) demeyin sakın cidden ufku açıyor. 

Sağlıcakla kalın Altını çize çize okuyun. Bol bol okuyun okuyun okuyun 🤓
Ve delirin. deli insanlar iyidir.
Çünkü ona göre kalbi asil olmayanın davranışının adaletinin bir hükmü yoktur."Ne kadar cila sürersen sür ağacın damarlarını saklayamazsın;sen cilayı sürdükçe damarlar kendini belli eder."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Büyük Umutlar
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
544
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052440896
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Venedik Yayınları
19. yy’da, İngiltere’ de bir efsane gibi okurlarını büyüleyen Charles Dickens, dünya edebiyatının dâhileri arasında sayılır. Ülkesindeki kimsesiz çocukların çektiği acılardan çok etkilenen yazar, hemen hemen kaleme aldığı her eserde çocukları merkeze taşımıştır. Büyük Umutlar da bu romanlardan biridir.

Fakir bir çocuk olan Pip küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş, ablasıyla birlikte yaşamaktadır. Bir gün mezarlıkta kaçak bir mahkûmla karşılaşır ve ablasının mutfağından aşırdığı yiyeceklerle bu adama yardım eder. Kaçak mahkûm, Pip’ in yardımlarını asla unutmayacaktır. Bir gün büyük bir sürprizle, kapısını çalan servetle Pip’ in gözleri kamaşır. Talih bir kez döndükten sonra her şey bitecek midir? Yoksa Pip’ in yazgısı, onu sonsuz bir mutluluğa mı götürecektir.

Kitabı okuyanlar 6,7bin okur

  • Sardunya
  • N.cldr
  • Tuana
  • Dilara Tunçer
  • B
  • Lyl
  • Selin Keskin
  • Sibel Deniz
  • fatma
  • Elif

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.8 (15)
9
%0.4 (7)
8
%0.6 (11)
7
%0.2 (3)
6
%0.1 (2)
5
%0.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları