Canterbury HikayeleriGeoffrey Chaucer

·
Okunma
·
Beğeni
·
97
Gösterim
Adı:
Canterbury Hikayeleri
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752521988
Orijinal adı:
The Canterbury Tales
Çeviri:
Sibel Alaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyülü Fener Yayınları
Chaucer’ın Canterbury Hikâyeleri günümüz okurları için yeniden anlatıldı. Altı yüz yıl önce kaleme alınan bu eser, yazıldığı ilk günkü kadar komik ve ironik kalmayı başardı.
Ortaçağda, birbirine yabancı ve birbirinden çok farklı insanlardan oluşan bir kafile, Canterbury Katedrali’ne doğru yola çıkar. Hacılar, yolda eğlenmek için bir hikâye anlatma yarışması düzenler, fakat söz konusu yarışma kısa zaman sonra kusursuz anlatılardan kaba laf dalaşlarına dönüşür. Bu eser, hacıların anlattığı tuhaf ve harika hikâyelerle ilgili olduğu kadar asil kanlı Şövalye, neşe dolu Kaplıcalı Kadın ve sahtekâr Bağışlayıcı gibi birçok unutulmaz karakter hakkındadır.
Karadenizde yol havası vardır buda uzun yol hikayeleri gibi bir kitap :) Yolculuğu eğlenceli hale getirme niyetiyle Canterbury'ye varmak üzere yola çıkan bir grup hacının at sırtında birbirlerine anlattıkları hikayelerden oluşuyor.Dönem itibariyle 1300'ler İngilteresi, yazar çağının aksine kitabı ingilizce kaleme alıyor bence birazda bu nedenle İngiliz edebiyatının başlangıcı kabul edilmiş bir eser.Çünkü çoğunluk ya fransızca yada latince konuşuyordu.İngilizceye dönüş yapan bu eser matbaanın keşfinden çok daha önce elle yazılıp çoğaltılmış.Buna rağmen orta çağda en çok satan kitaptır kendileri.Tabiki bence bunun nedeni eserde halktan karakterlere olduğu gibi yaklaşması.Örneğin din adamlarını tiye alması,şövalye görünümlülerle dalga geçmesi,gerçekten halktan çalan çırpan karakterlere ve kadın erkek ilişilerine yer vermesi ki bunu yaparken alttan alttan doğru olanıda savunması halka halktan olanın verilmesi kitabın sevilmesini kolaylaştırmış.Hikayelerin akıllıca olması kadar yazarımızda pek akıllıca.1340 yılında doğmuş ki,zamanı İngilterenin en karışık dönemi.100 yıl savaşları var.Böyle bir dönemde böyle bir eser yazmak için ya çok yürek yemiş olmak lazım yada kendini saray kısmına çok sevdirmiş olması lazım.Ben ikinciyi seçtim.Bence kendini sevdirmiş.Tabi kara kaşını kara gözünü değil.Casusluk yapmış.Tabi,tabi.Kendisi delikanlılık çağında bir kontesin yanında çalışmış bütün İngiltereyi dolaşmış.Bu bir insana ne katar bayım ? Çok gezen çokta bilir nihayetinde.İnsan tanımış insan.Daha sonra İngilterenin Fransa işgalinde kralın ordusuna katılmış askerlik yapmış.Al sana öğrendimi siyaseti.Ki bence buralarda bağlantılar kurdu.1360 ta kraliyet ulağı olarak çalışmış.Sizce ne getirip götürüyordu.Ya ya.III.Edward'ın pasta tarifleri.İtalya'da İspanya'da Fransa'da görevlerde bulunmuş.Ne öğrendi? Dil.Daha sonraları avukatlık eğitimi alıyor gümrük memuru oluyor hatta kraliyet ödülüne layık görülüyor falan filan.Asıl nokta III.Edward'ın ölümünden sonra gelen II.Richard da bu adamı yanında tutuyor.Tuhaf.100 yıl savaşları hanedan savaşlarıdır.Yani kimsenin kimseye güvenmediği iç savaş ve karanlık zamanlar.III.Edward ve II.Richard aynı hanedandan yani şey Plantagenet hanedanı bir sonra gelende IV.Henry Lancaster hanedanından neyse oraya girmeyeyim.Yani demek istediğim bir krala hizmet eden, ki sırlarıda biliyordur,başka bir kral tarafındanda kullanılması caiz mi.Hıım bence bu adam her kral için siyasi başarı getiren çok alengerli bir adamdı.Nihayetinde bu 3 kralada hizmet etmiş ve eceliyle vefat etmiş.Düşünün hizmetinde bulunduğu krallar bile eceliyle ölemedi,hanedan savaşı taht kavgası türlü dalavere.Yazarımız bence her defasında kelleyi kurtarmış.Kendini kurtarırkende arada bu hikayelerle uğraşmış.Eserin orjinali nazım şeklindedir.Yine kendini kurtarma içinde değerlendirebileceğimiz IV.Henry'nin annesi için dokunaklı bir şiiride mevcuttur.Şiirdenmidir bilinmez yeni kral IV.Henry'de Chaucer'ı severmiş.Neyse kendileri Londrada Westminister Manastırı'nın bahçesinde yatıyor.Ondan sonra ölen İngiliz edebiyatının en önemli yazarlarıda oraya gömüldü.Kimler yokki orda oo Charles Dickens,Neville Chamberlain,Isaac Newton ve daha fazlası yıldızlar karması.Son olarak söylemek istediğim İngiliz edebiyatının başlangıcı sayılan bu eserin yazarının 5 yıldızlık casus olması İngilterenin güneşi hiç ama hiç batmayan devlet olmasında ne kadar etkisi vardır acabağğ neticede göt kadar ülke :) ama akıllı adamlar seviyorum kendilerini saygılarrr..
İngiliz edebiyatının yapıtaşı olan bu eser dünya edebiyatında da büyük bir öneme sahip. Chaucer'ın güçlü kalemi bizlere okuması çok keyifli hikayeler sunuyor. Prensesler, krallar, büyücüler ne ararsanız var. Ama ben asıl kafiledeki karakterleri sevdim. Hepsi birbirinden farklı olmasına rağmen anlattıkları hikayelerle bir bütün oldular. Kitabın tasarımı yapılırken o dönemlerin tarzına benzetilmesi de hoşuma gitti. Ayrıca Game of Thrones serisini de çeviren Sibel Alaş çevirmiş kitabı. Ben başarılı buldum.
"Evlat,"derdi annem."Birçok adam,ağzını açtığı ve çok konuştuğu için işini kaybeder.Sessizlik en iyi siyasettir."
Geoffrey Chaucer
Sayfa 165 - Büyülü Fener
"Para bütün kötülüklerin anasıdır.Her zaman öyleydi ve her zaman öyle olacak."
Geoffrey Chaucer
Sayfa 136 - Büyülü Fener
"Gözyaşı,uykusuz geceler,umutsuzluk... Her evli adam gibi hepsini yaşadım,"dedi.
"Uzun zamandır mı evlisiniz? diye sordu Harry.
"İki aydır," dedi Tacir. "İki uzun aydır."
Geoffrey Chaucer
Sayfa 101 - Büyülü Fener
"Eğitimlileri aydınlatırken cahillerin kafasını karıştıran bazı büyük bilimler var.Simya da onlardan biri."
Geoffrey Chaucer
Sayfa 162 - Büyülü Fener
"Senin de bildiğin gibi," demiş melek, "Papazlar genelde epey dolgun olur.Bu yüzden Şeytan onları minder olarak kullanıyor."
Geoffrey Chaucer
Sayfa 100 - Büyülü Fener

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Canterbury Hikayeleri
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752521988
Orijinal adı:
The Canterbury Tales
Çeviri:
Sibel Alaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyülü Fener Yayınları
Chaucer’ın Canterbury Hikâyeleri günümüz okurları için yeniden anlatıldı. Altı yüz yıl önce kaleme alınan bu eser, yazıldığı ilk günkü kadar komik ve ironik kalmayı başardı.
Ortaçağda, birbirine yabancı ve birbirinden çok farklı insanlardan oluşan bir kafile, Canterbury Katedrali’ne doğru yola çıkar. Hacılar, yolda eğlenmek için bir hikâye anlatma yarışması düzenler, fakat söz konusu yarışma kısa zaman sonra kusursuz anlatılardan kaba laf dalaşlarına dönüşür. Bu eser, hacıların anlattığı tuhaf ve harika hikâyelerle ilgili olduğu kadar asil kanlı Şövalye, neşe dolu Kaplıcalı Kadın ve sahtekâr Bağışlayıcı gibi birçok unutulmaz karakter hakkındadır.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • instagrmkahvecisi
  • N.
  • Sema Nur Aydın

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0