Çıkrıklar Durunca

9,0/10  (2 Oy) · 
7 okunma  · 
2 beğeni  · 
357 gösterim
(…) Eserinin temelinde 'ekonomik ilişkilerin belirleyici etkisini' oturtan Sadri Ertem'in, toplumsal mücadelenin bu temel çelişkisini, nice Marksist yazardan önce saptayıp yazmış olması, handiyse mucizedir.
-Attila İlhan-

"Fabrika malı satanlarla, dokumacılar arasındaki mücadeleyi belirten bu kitabı 'sosyal roman nev'ine ait ilk tecrübe olarak görüyoruz."
-Ömer Faruk Toprak, Yürüyüş, sayı 10, Sonteşrin 1942-

19. yüzyılın sonu. Avrupa sanayi ürünlerindeki gücüyle yerli el tezgâhlarını paldır küldür çökertiyor. Devlet, her geçen gün biraz daha kötüleşen hayat şartları karşısında kayıtsız; dahası, devlet kendi halkını yola getirmeye çalışıyor. Art arda patlak veren korkunç olaylar, Alevi Sünni çatışmasına kadar sürükleyecek insanları. İsyanlar, eşkıyalar, mazlumla zalimin birbirine karışması...
-Selim İleri, Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu-
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2016
  • Sayfa Sayısı:
    200
  • ISBN:
    9786053313922
  • Yayınevi:
    Evrensel Basım Yayın
  • Kitabın Türü:
Celal Uslu 
13 Nis 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Osmanlı İmparatorluğu siyasi çalkantılarla boğuşmaktadır. İstanbul bürokrasi ahalisi yana döne kendini devlet işlerinde kanıtlama peşindedir. Bireysel bazda makam mücadeleleri yürütseler de ortak kanı yeni toprak ve devlet hazinesini büyütmektir. Savaş mevzu bahis olunca; tüm fertlerin hafızalarına, nice oğullarını şehit vererek kazıtılan Yemen gelmektedir. Giden gelmemekte, üstüne sürekli asker göndermek için oğullar gözü yaşlı analarından helallik istemektedir. İstanbul çevresinde zaman böyle tüketilirken; yurdun geriye kalanında ise tümüyle farklı bir atmosfer hakimdir. Küçücük bir sıfatı olan, devlet kademesinde herhangi bir memurluk vazifesini icra eden, dini makam sahipleri, toprak ağaları ve hırslı tüccarlar kelimenin tam manasıyla özerklik ilan etmiş, her biri kendi çapında devletcik olmuşlardır; tüm hukuk ve dini kuralları kendi çıkarları için baştan yazmıştır. Devlet kılıcını kuşanan veya arkasına devlet kılıcını elinde tutanları alanlar, özellikle köylü halktan vergilerle, getirilen yasaklarla kan kusturmaktadırlar.

İşte böyle bir dönemde kaleme alınmış bir kitaptır.1930 yılındaki baskıya sadık kalarak piyasaya sürmüş Salkımsöğüt yayınevi. Haliyle dili biraz ağır gelebilir, o dönemin kelime dağarcığı hakimdir.


Roman Adaköy ve civarında geçmektedir. Adaköy Kastamonu'ya bağlı Bolu'dan yönetilmekte olan bir Alevi köyüdür. Başlıca geçim kaynakları otlak hayvanlardan elde edilen tiftik yünüdür. O dönemde yabancılara türlü türlü imtiyazlar tanınmakta bu imtiyazların ceremesini de iç piyasa çekmektedir. Gittikçe derinleşen yoksulluk ve gelir dağılımında ki eşitsizlik, imkansızlıktan kaynaklı kıtlık ve açlık köylüde de yaşayacak derman bırakmamıştır. Halet-i ruhiyesi karamsarlık çukurunun dibinde olan köylü de bir takım batıl inançların veya uydurulmuş kalıpların peşinden savrulup gitmektedir. Her ne kadar romanın ön planını; köy-kent çekişmesi,kültürel yozlaşma, devlet görevlilerinin basiretsizliği gibi önemli konular işgal etmiş gibi gözükse de ana tema köylünün çıkrıklarından üretilen tiftik yünü ile Avrupa'nın fabrika ürünü olan ucuz yünü arasındaki savaştır. Köylünün kazanması imkansız bir savaş vermesi lazımdır çünkü savaştaki oğullarına para göndermek, temel ihtiyaçlarını gidermek istiyorlarsa çıkrıkların işlemeye devam etmesi tiftik yünü ile hayatlarını idame ettirmeleri gerekmektedir. Tek rakipleri yüzlerini asla görmedikleri ve hayatları boyunca hiç göremeyecekleri Avrupalı fabrikatörler değil aynı zamanda yanı başlarında bulunan, her gün dirsek teması içerisinde oldukları tüccarlar, din adamları ve devlet görevlileridir.


Sıddıkzade, babasından kalan topraklarını, işlerini büyütmek arzusu ile yanıp tutuşan ve bu hayalinin gerçekleşmesi için her yolu mübah gören, zengin eşrafından zat-ı muhteremin tekidir. Validen tutunda müftüye, paşadan tutunda katiplere kadar nüfuz etmiş, tüccarları ve köylüyü alicengiz oyunlarıyla esir almıştır. En son ortağı İngiliz bir misyoner olan ve yün ticaretiyle ciddi şekilde ilgilenen Stayvers'dır. Stayvers onu çok zengin edecektir, yeni kıyafet tebliğini nüfuzunu kullanarak çıkartmış beldede ki tek Avrupa yününü satan tüccardır. Ama köylü çıkrıklarını çalıştırmakta tiftik yününü üretip satmaktadır bu durum zenginliğe giden yol ile arasında büyük bir engel teşkil etmekte olduğundan köylüyü borç batağına sürükleyerek haciz yoluyla çıkrıkları ipotek altına alma planları yapar. Plan başarısız olunca da köyün Alevi inancına mensup olmasını fırsat bilerek parayla camilerden vaaz verdirerek, cuma hutbeleri okutturarak, mezhep farklılıklarını körükleyerek, Adaköy'e destek olan çevre Sünni köylerini ateşler ve dirençlerini kırar. Devletteki arkadaşları sayesinde de İstanbul'dan bir ordunun gelip taş taş üstünde koymadan 'isyanın' bastırılmasını sağlar.



Ortadoğu coğrafyasının kirli aktörleri iş başında olduğundan makus kaderi bir kez daha sahnededir ve sonuç olarak haklı olan değil güçlü olan kazanmıştır. Kirli aktörleri uzak tutmadığımız sürecede böyle gelen devran böyle gidecektir.


İyi okumalar.

Emre üçkan 
23 Tem 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çıkrıklar Durunca’da, ucuz Avrupa kumaşlarının ülkeye girmeye başlaması nedeniyle el dokumacılığından hayatını kazanamaz hale gelen Alevi köyü Adaköy halkının Hz. Ali dergâhı etrafında birleşerek hükumete isyan etmesini ele almıştır. Kitapta, İngilizlerin Anadolu'nun tiftik keçisini, Güney Afrika’ya götürerek yetiştirmesi, çoğaltması ve yününü kumaş yaparak bize satmasının öyküsü işlenmektedir.

Devletlerin ayakta durabilmesi üretime dayalıdır ve üretime bağlıdır. Devleti oluşturan etnik ve dini halk katmanlarını bir arada tutan güç devletin ekonomik gücü ve adil gelir paylaşımıdır. Bu yapı bozulursa isyanlar çıkar, etnik ve dini ayrışmalar kuvvetlenip ortaya çıkacaktır.

Çıkrıklar Osmanlı devletinin ekonomik yapısının simgesidir. Çıkrıklar çalışırken ayakta olan devlet çıkrıklar durunca yıkılacaktır.

Sefa Yılmaz 
11 Mar 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İşçi-köylü sorunlarının ele alındığı ilk eser olmasına rağmen, sesini fazla duyuramamış olacak ki okuyan kişi sayısı çok az... Edebiyat öğrencilerinin okuması gereken bir kitap... Köy romanı hakkında inceleme yapacak olanlar, gerçekçi köy romanının oluşumunu sağlayan bu eser ile başlamalıdır.

Kitaptan 7 Alıntı

Celal Uslu 
13 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Sevgimizi, çocuğunuzu kaybetti iseniz, bilirsiniz. Yataktaki vücudun izleri, yastıktaki kırışıklıklar, yorgandaki yar kokusu sizi onlara dokunmaktan meneder, onları bozmaktan, onları düzeltmekten korkarsınız. Bir çalı, bir minder, bir avuç pamuk şilte ve yarım arşın yün örtüye sahip olmayanlar için ancak bir bahar mevsimi vardır, bir döşek hatırasını ancak o canlandırır.

Çıkrıklar Durunca, Sadri Ertem (Sayfa 44 - salkımsöğüt)Çıkrıklar Durunca, Sadri Ertem (Sayfa 44 - salkımsöğüt)
Celal Uslu 
13 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Kadının Varlık Mücadelesi
- Erkeklerin, derdi, bizden ne farkı var ? Biz de onlar gibi çalışıyoruz hatta onlardan daha çok. Ben eşraf çocuğundan daha mı az çalışıyorum tarlaya giden ben, çifte giden ben, çubuğa giden ben.. O ne yapıyor. Ben at gibi çalışıyorum, erkek gibi iş yapıyorum sonra da beyzadelerin hanım ablalar gibi evde otursunlar. Çifter çifter kapatmalar(kumalar) beslesinler. Onlarınki can da benim ki patlıcan mı?

Çıkrıklar Durunca, Sadri Ertem (Sayfa 164 - salkımsöğüt)Çıkrıklar Durunca, Sadri Ertem (Sayfa 164 - salkımsöğüt)
Celal Uslu 
13 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Menfaat Dincileri
Vali sordu :
- Babanın adı.
- Dursun!
- Senin adın?
- Satı..
- Lahavle bunlar nasıl ad ki?
Köylü başını salladı:
- Biz Türküz ağam. Diye cevap verdi.
Vali mecliste bulunan ulemadan Seyit Efendi'ye döndü.
- Efendi Hazretleri, bunların vebali size racidir. Henüz bu zındıklar Müslüman esamisine bile sahip değil!
Hoca Seyit Efendi cevap verdi:
- Paşa efendimiz.. Hakkı asafileri dergahıdır.. Ancak bu domuzları iyi bilmezsiniz. Bunlardan, on para almak mümkün değildir. Para almak canlarını almak gibi bir şeydir, yoksa talebe-i ulüm gibi kullarınız dini diyaneti çoktan öğretirlerdi. Hepsi dini bütün Müslüman olurlardı. Fakat zındıklar pek hasis şeyler.
Vali isticvabına devam etti:
- Ananın adı?
- Yasin kadın...
- Ne güzel ad...
Köylü bön bön baktı gülümseyerek cevap verdi.
- Anam da sizin gibi şehirlidir de onun için ona kibarca ad koymuşlar.
Müftü söze karıştı:
- Efendim eski adettendir.. Ad konacağı zaman Kur'an'dan tefeül olunur. Sağ ve sol sayfalardaki ism-i haslardan biri doğan çocuğa verilir. Bu herifin de anası tesadüf şehirde doğmuş onun için bu nimetten istifade etmiş yoksa hadis-i şerifte mezkurdur köy halkı küfür ehlidir...
...köylüler şehirlilerden ancak bir sene sonra cennete gidebileceklerdir.
Seyit Efendi Vali'ye döndü:
- Bakınız şu zındığa nasıl şu mübarek sözleri işitiyor da gene hayvan gibi bakıyor.

Çıkrıklar Durunca, Sadri Ertem (Sayfa 129 - salkımsöğüt)Çıkrıklar Durunca, Sadri Ertem (Sayfa 129 - salkımsöğüt)
Celal Uslu 
13 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Zaptiye dik dik bağırdı
- Hey Çoban Hey çoban
Çoban göründü, yanımıza yaklaştı
Zaptiyenin kendisini çağırması çobanı ürkütmüş olacak ki adamcağız sapsarı kesildi.
Söz aramızda... Nasıl sapsarı kesilmesin! Orada bir jandarma Roma'daki papadan daha hakim.

Çıkrıklar Durunca, Sadri Ertem (Sayfa 65 - salkımsöğüt)Çıkrıklar Durunca, Sadri Ertem (Sayfa 65 - salkımsöğüt)
Sefa Yılmaz 
11 Mar 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

I
Sonra bu zavallıların ne seneleri senelerine, ne ayları aylarına, ne haftaları haftalarına, hatta ne de günleri günlerine benzerdi. Köylüler karanlıkta sendeleyen her insan gibi kendilerine biraz ümit verecek herkese derhal uyacak bir haldeydiler.

Çıkrıklar Durunca, Sadri Ertem (Sayfa 27 - Evrensel Basım Yayın)Çıkrıklar Durunca, Sadri Ertem (Sayfa 27 - Evrensel Basım Yayın)
Celal Uslu 
13 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

İnsanın soytarı olmadan, başkalarını güldürmeden, başkalarının hodbinliklerini(*) şahlandırmadan sevimli olması ne güç şeydir.


(*): bencilliklerini

Çıkrıklar Durunca, Sadri Ertem (Sayfa 42 - salkımsöğüt)Çıkrıklar Durunca, Sadri Ertem (Sayfa 42 - salkımsöğüt)
Enes Karataş 
19 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Herkese hükmedenler, kendi dertlerine doya doya ağlamak hürriyetine bile sahip değillerdi.

Çıkrıklar Durunca, Sadri Ertem (Sayfa 165 - Evrensel Basım Yayın)Çıkrıklar Durunca, Sadri Ertem (Sayfa 165 - Evrensel Basım Yayın)