Kitap bir adamın gereksiz yere hapse girip orada dayanma öyküsü üzerine .İki kardeş bir şekilde kendilerini Çin'de bulur ve biri başka aileye biri başka aileye gider .Bir kardeş komünist olarak yetişir yıllar sonra kendi kardeşini hücreye attırır subay olmuştur.Ancak kardeşi olduğunu bilmez .Hücrede kalan kardeş için Çin işkencesi başlar .Çinliler işkencelerle meşhurdur taktikleri vardır psikoljik baskı insanı çıldırma ve delirtme üzerine ancak . Küçük bir hücre az bir ışık vurur içeri ve çeşmeden damlayan su bir süre sonra insanı delirtmek için yeterli hücredeki mahkum her damlada Allah'ın adını zikrederek hayatta kalır. Dışarı çıktığında gözleri kör olmuştur göremez sürekli karanlıkta kaldığı için.Dahs SONRA kardeşiyle kavuşurlar.Bu kitap günümüz Doğu Türkistan gördüğü işkenceleri yıllar yıllar öncesinden başlamış olduğunun bir kanıtı o zamanlar küçük küçük şimdi toplu bir soykırım....
Severek okuduğum sürükleyici ve hüzünlü bir kitaptı.Kitaptaki işkenceleri okuduğum zaman inanamadım ama insan görünümlü yaratıklardan da herşey beklenir diye düşündüm.Okurken buz kestim.Bir insanın dili,dini, ırkı,ten rengi ne olursa olsun insanlığını kaybetmediği sürece bu şekilde iğrenç işkencelere maruz kalmamalı 'insanlığını kaybetmekten' kastetiğim;bir masum canlıya işkence yapana asında bu işkenceler yapılmalı. çünkü insanın yaratık olması için geçerli olan sebep;masum canlıya zarar vermesidir.
Ve o kadar zoruma gidiyor ki yapılan bu zulme kimsenin ses çıkarmaması çıkarsa bile büyük yankı uyandırmaması Dünya da 'Çin' kadar iğrenç lanet birşey yok.Doğutürkistanlıların haykıracağı çok şey var ama yapılan zulümleri anlatmaları bile yasak...
Kitabı tavsiye ederim.
Emine ŞenlikoğluÇin İşkencesi
Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim her zaman ters köşe yapan bi kitap yani kısacası mükkemmel.En başta hiçbir şey olmasada ilerde çok şaşıracaksınız buna eminim
Çin İşkencesiEmine Şenlikoğlu · Festival Yayıncılık · 20176,1bin okunma
Bu kitabı bir dostumun tavsiyesi ile okudum. Okumaya başlarken kitabın adının Çinlilerin yapmış olduğu işkencelere benzetilerek verildiğini düşünmüştüm oysaki kitap baştan sona kadar Çinlilerin Türkistan’da yaşayan Müslümanlara yapmış olduğu işkencelerden bahsediyor.
George Orwell ‘un Hayvan Çiftliği ‘inde komünizmin gerçek yüzünü anlattığı gibi Emine Şenlikoğlu hanımefendi de bu kitabında komünizmin gerçek yüzünü çok güzel anlatmış.
Kitap Çin’de yaşanan devrim öncesinde ve sonrasında insanların nasıl aldatıldıklarını, nasıl birbirlerine düşürüldüklerini anlatıyor . En önemlisi de yıllardır süren ve tüm dünyanın görmezden geldiği Doğu Türkistan’da Müslüman Türklere yapılan işkencelerden bahsediyor.
Ben çok beğenerek okudum, okumanızı tavsiye ederim.
Maalesef kanım bu yazara hiç ısınmıyor. Gördüğüm ilk anda bir soğukluk hissettim, nedenini inanın ben de bilmiyorum.
Düşünceleri sürekli eleştirilen Emine Şenlikoğlu'ya karşı olmadım çünkü henüz düşüncelerini bilmiyor ve kitaplarını okumamıştım. Dini içerikler yazdığını sadece biliyordum. Tabi ülkemizde 'İslam'a karşı kişiler de az değil. :) Kafaya takmıştım yazarın kitaplarını okuyacaktım. Ve okuduğum ilk kitabı bu oldu.
Temel soru/sorun şu: Emine Şenlikoğlu bize ne anlatmak istiyor?
Kahramanımız yaşı 16 ve adı Kaan. Ailesini anlatarak başlar. Kaan'ın bir ablası var, okutulmamış. Nedeni ise şöyle geçer:
#135964869
Çok zoruma gitti. Daha ilk okumada bu neydi böyle? Dedim, sinirlendim.
"İlim çinde olsa dahi git al" diyen bir din; kadın erkek karışık eğitime mi karışacak?!
Evet, ülkemizde karışık eğitim zorunludur. Bunu kabul etmeyebilir karşı çıkarsın ama bunu çocuğunu okutmayarak yapamazsın, eğer yaparsan erkek çocuğunu da okutmamalısın. Çocuklarını bu sisteme kurban etmezsin ya da çocuklarını okutur kendi yolunu da göstererek topluma bilinçli biri yetiştireceksin. Bu konu uzun ve tartışılır bu yüzden girmeyeceğim.
Bir başka kısımda ise "... sizi ilim yoluna gönderiyorum. Ama bu yol nasıl yolsa beni korkutuyor, ürkütüyor. Böyle ilim olur mu? Evlâdım âlim mi olup gelecek, zâlim mi?...
Bilemiyor, endişeyle yaşıyorum." gibi bir ifade geçer. Burada şimdi ki eğitim sistemi dikkat çekilir. Daha çok 'kız erkek karışık eğitim' i.
Sadece bu da değil; okulda öğretilen şeylere de gönderme yapılır.
Hemen ardından şimdi ki düzeni de eleştirmekten geri kalmaz. Kitap ne kadar basit bir hikaye gibi görünse de aslında siyaset, eleştiri içerikli bir kitap da oluyor, anlamıştım:
Bkn: "Süt ne kadar temiz olursa olsun, düzenin pisliği sütten ağır
Spoiler ola bilir!
Kitabı elime ilk aldığım andan beni içine aldı desem, yalan olmaz. İlk satırından alıntıladım, o kadar yani.
Eğer her iki satırından birini alıntılamak için çıkmasam, bir güne bitire bileceğim kitaptı. Hatta, bazen kendimi zor tuttum, spoiler ola bilir diye.
Beynim matematik yönümlü olduğu için ezberi sevmem. Belki bundandır ki, Tarihin yalnız edebiyat yönünü öğrendim hep. Çok duydum, Çinin müslümanlara olan zulmünü. Ama duyduğum kadarıyla kalmışdı desem....
Ama kitabı okudukça aydınlandı düşüncelerim.
Bir zamanlar Xocalı soykırımında esir düşmüş soydaşlarımı hatırlattı bana okuduğum olaylar. Ama itiraf etmeliyim ki, soydaşlarımın yaşadıkları yanında hafif kalmış. Ha, bu demek değil ki, Çin işkencesi hafifmiş. Asla, yaşayan bilir. Binde biri kadarını bile yaşayanlar dünyaya asla gelmemiş olmak ister.
Yüreği zayıf olanlar dayanır mı bilmem. Ben okudum. İyi ki de okudum. Hatta, bir sürü alıntı paylaştım.
Şiddetle tavsiye edeceğim kitaplardan...
Kitabı okumam için vesile olan La Perduta Gente ve @ovodsever na teşekkür ederim.
Çin İşkencesiEmine Şenlikoğlu · Mektup Yayınları · 20076,1bin okunma
İnsanlar, insanlar tarafından köleleştiriliyor!
Halbuki kulun, kula köle olması günahtı...
Ne acı bir hayat ki insanlar sevdikleri tarafından imtihan ediliyor.
'Milletin içinde sevdiğim kız yüzüme tükürünce dünyam karardı'. Demişti. Hayatın kanunu bu ya hep en büyük tokadı sevdiklerinden yersin. İşte dünya bir zindan insanlar mahkûm...
Çin İşkencesiEmine Şenlikoğlu · Mektup Yayınları · 20076,1bin okunma
Kitabı okurken nostalji yaptım resmen. Sanki eski Rambo filmlerini izliyor gibiydim, sahneleri çok benzettim. Ya da Diyarbakır cezaevinde olan olayları. Sırf bu yüzden hiç inandırıcı gelmedi. Ama ne hikmetse hala okuyorum 🤷️
Çin İşkencesiEmine Şenlikoğlu · Mektup Yayınları · 20076,1bin okunma
Kitabı sınıftan birinin hayatımda en etkilendiğim kitaptı demesiyle kitabın peşine düştüm . Bu kitabı okumadan önce rejimler hakkında hiçbir bilgim yoktu. Kitabı okuduktan sonra araştırmaya başladım . Müslümanları uyanmaya çağıran Emine şenlikoğlu bu kitabında sözde Müslümanlarada ağır sitemi var
Çin İşkencesiEmine Şenlikoğlu · Mektup Yayınları · 20076,1bin okunma
Bu kitabın benim hayatımda çok çok önemli bir yeri var. Ortaokuldaydım sanırım bu kitap bana doğumgünümde hediye geldiğinde. O kadar sürükleyiciydi ki bir nefeste okuyup bitirmiştim. Özellikle yalnış hatırlamıyorumdur inşallah. Hücre de bir damlayla yapılan işkeceler, normal hayatta bir damlanın umrumuzda bile olmayacağını ama o hücre de durmadan akan o damlanın çivi sesi gibi beyinle oynaması, çölde gözleri kapanmayacak şekilde güneş ışığına maruz bırakılarak göz bebeklerinin eridiğine şahit olmak, bu kitabı ben hiç unutamadım. Şuan kaçıncı baskısı var, hangi yıllarda bu baskılar dağıtıma çıkarıldı bilmiyorum. Ama ben bu kitabı 14-15 yıl önce okudum
İslamî içerikli kitap ve roman yazarlığı ile konferansları ile tanınır
Emine Şenlikoğlu, 1953 yılında doğduğu Giresun-Dereli-Anbaralan köyünden çok küçük yaşta iken Adapazarı'na, oradan da ailesiyle birlikte İstanbul'a yerleşti ve gençlik yıllarında araştırmacılığa başladı. Öncelikle Hristiyanlık dini ve İncil üzerine araştırmalarda bulundu. Sonraki yıllarda yoğunlukla İslam dini üzerine araştırmalar yapmaya başladı. İslamî temel ilimlerden olan fıkıh ve akait üzerine çalışmalar yaptı. 1984 yılında yazdığı ilk kitabından (Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar) dolayı yargılandı. 2,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. İlâhiyatçı, gazeteci yazar Recep Özkan ile evli, iki çocuk annesidir.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Emine_Şen...