Çok Güzelsin Gitme Dur

·
Okunma
·
Beğeni
·
1244
Gösterim
Adı:
Çok Güzelsin Gitme Dur
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750832451
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Çok Güzelsin Gitme Dur Haldun Taner'in 1976-1982 yıllarındaki gazete yazılarından oluşuyor. İstanbul, tarih, eğitim, sanat, edebiyat, dil, kültür, tiyatro, kentsel sorunlar, yitirilen erdemler, doğa ve çevre, konu ne olursa olsun, Taner'in kalemiyle renkleniyor.

"Bir ada arıyorum. Sen ben kavgasından uzak. İnce hesaplardan. Bir ada ki ona gelen unutsa adını, mesleğini, bencil ihtiraslarını. Soyunsa kinlerinden, hasetlerinden bir bir. Yeterince yer olduğundan kelli güneşin altında, denizde ve kıyıda, kimsenin gözü olmasa başkasının yerinde. Uzanıp düşünmemek, sadece yaşamak tadı ile yetinip bıraksa kendini kendine. Ayak oyunlarına sapmadan. Dedikodu yapmadan. Bıraksa kendini hafif rüzgâra, deniz minaresi gibi, kozmik bir ezeli şarkıyı ta içinde duyarak. (...)

"Bir ada arıyorum. Politikadan uzak. İktidar hırsı yok. Kendinden başka düşünene tahammülsüzlük yok. Herkes eşit adasever. Kimi kıyısını, kimi yamacını, tepelerini, çamlıklarını… 'Mademki benden değilsin, öyleyse bana karşısın' ham görüşü uğramamış adaya. Seçim sorunu, oy dalgası, partiler, koalisyon, Çince gibi sözcükler kullanılmıyor ada sakinlerince. Siyaset yok ki siyasi suç kalsın."
(Tanıtım Bülteninden)
184 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Merhaba...

Haldun Taner'in farklı gazetelerde yazdığı içinde tarih, sanat, eğitim, mitoloji, edebiyat, ekoloji, tiyatro ve birçok farklı konuların bulunduğu köşe yazılarından oluşuyor "Çok Güzelsin Gitme Dur" adlı kitabı.

Kitabın adı, Goethe'nin Faust adlı eserinde, Mephisto'nun Faust'a vaad ettiği tekliflere, Faust'un "Çok güzelsin, gitme dur" şeklinde direnmesinden alınmış. Bundan da aynı isimli köşe yazısında bahsetmiş Haldun Taner. Bunu da söyleyelim.

Birçok farklı bilgiler öğrenebileceğiniz, daha önce, duymadığınız okumadığınız anekdotlara sahip olacağınız zengin içeriğiyle dopdolu bir eser.

Kitapta neler öğrendim? Dostoyevski'nin yazın başarısını geçirdiği sara nöbetlerinin şokuna borçlu olduğunu. Alain'in yazılarını felçli olarak yazdığını. Emeklilik hayatından usanıp 81 yaşında tekrar turneye çıkan sanatçı Charlie Rivel'ı. Almanların Goethe ile ilişkin araştırmalar yapan yabancı kültür insanlarına verdikleri bir ödül olan Goethe Madalyasını Türkiye'den ilk Muhsin Ertuğrul ile Seniha Göknil'in aldığını. İstanbul'un işgalini Mustafa Kemal Paşa'ya bildiren Manastırlı Hamdi'yi. Haldun Taner Paris'te iken Unesco Genel Merkezi'nden İstanbul Belediyesi için 100.000 dolarlık bir yardımın gerçekleştirmesini bizzat sağlayarak İstanbul'a küçük de olsa bir insanlık borcunu ödediğini. Yahya Kemal'in gençlik yıllarında Paris'te sık sık gittiği Closseri de Lilas adlı şair, yazar, ressamların uğrak yeri olan ünlü bir kahvede masalardan birinin adına Yahya Kemal'in adının da verildiğini. Fikret Hakan'ın babası Gaffar Güney'in Haldun Taner'in ilkokul öğretmeni olduğunu ve Gaffar Güney'in derste Ömer Seyfettin çevirili Homeros'un İlyada'sını okuması ile Haldun Taner'de mitolojiye ilgisinin başlamasını. Sakallı Celal Bey'in, Kemal Tahir'in, Behçet Necatigil'in, Sait Faik'in, Refik Halit'in anekdotlarını... Saymakla bitmez, daha neler neler...

Kitap, Haldun Taner'in elli üç köşe yazısından oluşmuş. Kitaptan oldukça zevk alarak okudum ve de çok beğendim. Üç günde okudum keşke elli üç günde bitirseydim. Her gün bir yazısını okusaydım. Sevdiğim bir köşe yazarının, gazetesindeki günlük köşe yazılarını okur gibi.

Tavsiye ederim okur arkadaşlarım. İyi okumalar dilerim...
184 syf.
·Puan vermedi
Bir arkadaşımın kitaplığında denk geldim. Ismi ister istemez dikkatimi çekti. Romantizm kokan kitapları pek sevmem ama nasil olduysa Gitme Dur der gibi dikkatimi çekti . Okumaya başladığımda aşk, şehvet rüzgarları esecek diye bekliyordum :) ama her satırından oluk oluk realizm akan eser karşıma çıktı. Bir solukta okudum. Öyle bağlıyor ki seni kendine "Gerçekten de öyle değil mi?" diye tek kaşın havada düşündürerek okutuyor kendini.
Velhasıl kelam demem şu ki, geç kalmadan okuyun, ben geç kalmışlığın pişmanlığını yaşıyorum.
Keyifli okumalar ... :)
184 syf.
·3 günde
Haldun Taner'in denemelerinin derlenmiş olduğu düzyazı biçiminde yazılmış etkileyici bir eser. Okurken insanı otuz sene öncesinin şartlarına götürüyor, günümüz şartları ile karşılaştırma yapabilme imkanı sağlıyor. Kitabın adı ise söylerken bile inceliğini, şairene havasını hissettiriyor. Taner'in hayata, mutluluğa ve topluma bakış açısı insanı derinden etkiliyor. Kaleminin gücünü konuşturmuş büyük üstat.
"Ana, çocuğunu dokuz ay karnında taşır, yürüyebilecek hale gelinceye kadar bir o kadar da kollarında taşır. Ondan sonra da bir yaşam boyu kalbinde taşır."
Tüm ölmüş anaları rahmetle analım!
Tüm yaşayan anaları şükranla öpelim!
Kan ağlayan büyük acılı anaları ise ulusça bağrımıza basalım!
Amerikalı bir işadamının bürosu bir göktırmalayıcının yirminci katındadır. Adam her sabah asansöre girince on beşinci katın düğmesine basmakta, orada inip yirminci kata merdivenlerden çıkmaktadır. Ama akşamları evine dönerken asansörden arada hiç ayrılmadan doğruca zemin kata inmektedir.
Acaba bu garip davrranışının sebebi nedir?
- Akla gelen ilk olasılıklardan biri şu olabilir: Sabahları vakit azdır, cimnastik yapamamakta, sabah yürüyüşüne vakit ayıramamakta, kan dolaşımı için gerekli hareket ihtiyacını hiç değilse beş kat merdiven çıkarak sağlamaktadır.
- Bir başka olasılık olarak, on beşinci katta bir ahbabına uğrayıp işten önce onunla bir sabah kahvesi içtiği akla gelebilir.
- Belki de yavaş yavaş merdivenleri çıkarken çevredeki manzarayı seyretmekten hoşlanıyordur.
- Yahut da yukarı katlardaki bürolar, aşağıdakilere nazaran daha ucuz olduğu için asansördekilere on beşinci kattaymış havası atıp bürosu oradaymış gibi iniyordur.
Bir garip davranışın sebebine varmak için insanın muhayyilesini zorlayan varsayımlar daha da çoğaltılabilir.
Ama bu adamın garip davranışının hiç de garip olmayan pek sade bir izahı vardır. Boyu bir elli beş olduğu için, eli ancak on beşinci düğmeye erişebilmektedir.
İnişte zemin düğmesi en altta olduğu için ona rahatlıkla basıp güzel güzel aşağı inmektedir.
Yabancı bir turist, Ege'nin bir kıyı ilçesinde çok güzel bir hasır koltuk görmüş. Yapanı sormuş.
"Dükkanı yok mudur?" demiş.
"Vardır ama pek oturmaz" demişler.
"Nerde bulabilirim?"
"Ya balık avlıyordur ya da çınarın dibinde yatıyordur."
Meraklı turist adamı gerçekten çınarın dibinde tatlı tatlı kestirirken bulmuş.
"Bu koltukları siz mi yapıyorsunuz?" demiş.
"Ben yapıyorum."
"Bunlar harika dostum, bana on dolara satar mısınız?"
"Neden satmayayım, satarım."
"Bunları kaç günde yaparsınız?"
"Üç günde."
"Üç günde on dolar çok az, ben sizin yerinizde olsam yanıma birkaç çırak alırım, günde bir koltuk yaparım. Ayda otuz koltuk, yani 300 dolar eder. Bu kazancımla bir imalathane açar, işi daha da büyütürüm. Üretim günde on koltuğa, yirmi koltuğa, aylık gelir de 3000 ya da 6000 dolara yükselir."
"Peki sonra?" demiş bizim uykucu.
"Sonrası var mı? Zengin olur yan gelir yatarsın."
Mahmur dostumuz, "Peki ya ben şimdi ne yapıyorum?" demiş.
"Türkiye bir gün, işini, sorumluluğunu seven, çalışkanlığı uyuşuk aylaklığa tercih edenlerle kurtulacaktır. Ödevini benimsemeden, sevmeden ne kişinin, ne de toplumun yaşamı yaşama benzer."
"Yeryüzünde yaşama hakkımızı belgeleyen İstiklal Savaşımız, miskin ve bezginlerle değil, ortak bir amaca büyük bir inançla giden insanlarla başarıldı."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çok Güzelsin Gitme Dur
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750832451
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Çok Güzelsin Gitme Dur Haldun Taner'in 1976-1982 yıllarındaki gazete yazılarından oluşuyor. İstanbul, tarih, eğitim, sanat, edebiyat, dil, kültür, tiyatro, kentsel sorunlar, yitirilen erdemler, doğa ve çevre, konu ne olursa olsun, Taner'in kalemiyle renkleniyor.

"Bir ada arıyorum. Sen ben kavgasından uzak. İnce hesaplardan. Bir ada ki ona gelen unutsa adını, mesleğini, bencil ihtiraslarını. Soyunsa kinlerinden, hasetlerinden bir bir. Yeterince yer olduğundan kelli güneşin altında, denizde ve kıyıda, kimsenin gözü olmasa başkasının yerinde. Uzanıp düşünmemek, sadece yaşamak tadı ile yetinip bıraksa kendini kendine. Ayak oyunlarına sapmadan. Dedikodu yapmadan. Bıraksa kendini hafif rüzgâra, deniz minaresi gibi, kozmik bir ezeli şarkıyı ta içinde duyarak. (...)

"Bir ada arıyorum. Politikadan uzak. İktidar hırsı yok. Kendinden başka düşünene tahammülsüzlük yok. Herkes eşit adasever. Kimi kıyısını, kimi yamacını, tepelerini, çamlıklarını… 'Mademki benden değilsin, öyleyse bana karşısın' ham görüşü uğramamış adaya. Seçim sorunu, oy dalgası, partiler, koalisyon, Çince gibi sözcükler kullanılmıyor ada sakinlerince. Siyaset yok ki siyasi suç kalsın."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 35 okur

  • Çiğdem
  • Elanur Kaya
  • Sümeyye
  • Büşra Durmaal
  • Meryem Yavaş
  • hüzünkovankuşu
  • b
  • Büşra Kurtcul
  • Riddikulus
  • Rabia Erdem

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.2 (2)
9
%33.3 (3)
8
%44.4 (4)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0