Nerden başlayayım bu muhteşem eseri anlatmaya. En iyisi kitaptan alıntı yapayım.
"Aksilikleri cesaretle karşılayıp bizi korkutmalarına izin vermemeliyiz evladım. Oyunu sonuna kadar götürmeliyiz. Talihsizliğin hakkından gelmeliyiz Trot !"
( syf 623, Hala, Betsy Trootwood )
Bu sözler kitabın ana temasını özetliyor. Dickens, hayata ; iyiyle kötünün harmanlanlandığı Tao felsefesinden yin ve yang döngüsünün doğallığı içerisinde bakıyor.
Stefan Zweig in kitabının başlığında dediği gibi " Üç Büyük Usta " dan biri Dickens.
O diğer ikisi..
Ne Balzac gibi, sosyo- psikolojik betimlemeler ustası olmayabilir. Ne de Dostoyevski gibi varoluşsal problemleri kendine dert edinmeyen biri olabilir.
Peki onun ustalığı nerde. Üçünde ortak olan zekayı geçiyorum. Edebi üslubu da geçiyorum. Dickens çok yalın bir şekilde sunuyor size hayatı. Bir çoğumuzun hayatında eksik olan dostluk ve aileyi ön plana çıkarıyor. Ve onun karakterleri, can verdiği karakterler ; o kadar canlı ki, onların yaşadıkları karşısında kimi zaman hiddetleniyor , kimi zaman onlarla birlikte gülüyor ve çoğu zamanda onlarla birlikte ağlıyorsunuz - o kadar ki artık kitabı okuyamıyorsunuz-
Mr . Murdstone ve kız kardeşi : onları tanidığınıza , böyle insanların varlığına , kendini hak yolun yolcusu sanan Melek görünümlü Şeytanlara lanet okuyacaksınız belki.
Uriah Heep : o sinsi, mütevazilik abidesine ne demeli.
Mr. Crewe ve yaveri, uşak Litimer
Kadersizler Emma, küçük Emly,
Ve Mr. Stenford.
Ve gördüğüm en iyi insan Mr. Peggoty, seni asla unutmayacağım. İki kardeşinin biri erkek( Ham ) ve biri kız ( küçük Emly) yetimine kanat geren amca. Arkadaşının dul karısına ( mrs. Gummidge ) kol kanat geren , onu kendine kız kardeş yapan güzel insan, bu yürek attıkça seni nasıl unutabilirim. Ve onun kız kardeşi David'in bakıcısı