Demir Çağı

J. M. Coetzee
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 9 dk.
Sayfa Sayısı:
182
Basım Tarihi:
Eylül 1993
Yayınevi:
Alan Yayıncılık
Orijinal Adı:
Age of Iron
ISBN:
9789757414162
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·182 syf.··
2020 92. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2020 20:16
1990’da yayımlanan kitapta olaylar Cape Town’da apartheid yıllarının ortasında geçiyor. Öncelikle Nadine Gordimer ve Coetzee gibi yazarların kitaplarında sıkça yer verdikleri bu terimin anlamına bakalım: Apartheid, Afrika'nın güneyinde bulunan Güney Afrika Cumhuriyeti ile bu devlete bağlı Güneybatı Afrika'da (Namibya) 1948 - 1994 yılları arasında resmî devlet politikası olarak iktidarda bulunan Ulusal Parti hükûmeti tarafından uygulanan ve bu doğrultuda yasalar çıkartarak ırksal ayrımcılığı savunan sistemdir. Kitap apartheid ile ilgili. Tabii bunun yanında ölüm, kayıp, şiddet gibi alt temaları da görüyoruz. Hikâye Bayan Curren tarafından kendisinden çok uzaklarda yaşayan kızına kişisel bir itiraf şeklinde, mektup formatında anlatılıyor. Bayan Curren kanserdir ve doktorların demesine göre çok fazla ömrü kalmamıştır. Hastalığı onu zayıf düşürmüş, adeta çocuklaştırmıştır. Yakında öleceğinin vermiş olduğu dehşetle ölüme hazırlanmakta, bir yanda da kızına yaşamının son zamanlarında başından geçen olayları anlatmaktadır. Bayan Curren beyaz bir kadındır ve hayatı boyunca ırkçılığın körüklediği her türlü nefret ve kötülükten uzak kalmıştır, ta ki hayatının son zamanlarında yaşadığı aydınlanmaya kadar. Bir gün bahçesinde evsiz bir adamla karşılaşır ve Bayan Curren kendini daha önceden hiç bilmediği bir mücadele içinde bulur. Verceuil adındaki bu adam sayesinde ülkedeki şiddetten haberdar olur ve beyaz olduğu için suçluluk ve utanç duyar. Hizmetçisi, onun çocukları ve hayatına giren evsiz adamla ilişkileri arttıkça siyah insanların ülkesinde aslında çok fazla zulüm ve baskı gördüğünü fark eder. Kendi sahip olduğu tüm ayrıcalığın sırf derisinin renginden dolayı olduğunu anlar. Şahsen apartheid kavramını desteklemese de ülkede bu konuyla ilgili kanunların siyahların aleyhine ne
Edebiyat
Demir ÇağıJ. M. Coetzee · Alan Yayıncılık · 1993299 okunma
2/10
·182 syf.··
2021 214. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2021 11:38
J. M. Coetzee'nin okuduğum dördüncü kitabı daha önce yazarın okuduğum Barbarları Beklerken, Utanç ve Yavaş Adam adlı üç kitabınıda beğenmiştim ama yazarın bu kitabını hiç beğenmedim... J. M. Coetzee bu kitabında Savaş, Eşizsizlik, Irkçılık, Ölüm, Yalnızlık gibi temaları işlemiş. Mektup türünde yazılmış çağının sorunlarına değinilmiş bir eser. Hikaye Bayan Curren adında kansere yakalanmış yaşlı bir kadının gözünden anlatılıyor. Bayan Curren yaşamının son zamanlarında yaşadığı olayları anlatıyor. Eseri beğenmeme sebebim beni etkileyecek bir olayın yaşanmaması, yani kitabı vasat buldum.
Demir ÇağıJ. M. Coetzee · Alan Yayıncılık · 1993299 okunma
8/10
·182 syf.··
2017 73. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2017 14:51
Sona ulaşan tüm yollarda küçültücü bir şeyler var. Romanın kahramanı aynı zamanda anlatıcısı olan olan Elizabeth Curren'in kanser hastası olduğunu öğrendikten sonra hayatı boyunca yaşadığı ülke olan Güney Afrika, Cape Town'da karşılaştığı ama görmezden geldiği eşitsizlik, ırkçılık, insan ayrımı, savaş gibi bir çok olay karşısında kayıtsızlıklarının utancını Amerika'da yaşayan kızının da tekrarlamaması ve bu konuda diğer insanlar tarafından da bilinirliğinin artması için öldükten sonra kızına verilmek üzere günlük tarzında yazmış olduğu mektupları öldükten sonra kızına verilmesini ister. Hayatı boyunca yaşadığı utancın etkisi nedeni ile sonuna yaklaşmış olduğu yaşamını anlamlı kılması için, gerçeklere karşı göstermiş olduğu tavrı bunun sonucunda görmezden geldiği bir çok haksızlığa karşı mücadelesini anlattığı yaşamının ayrılığında eşiğinde olan bir kadının çılgınlığın tahta çıkıp , hükmünü sürdüğü bir ülkede yaşananları anlatan sarsıcı eser.
Demir ÇağıJ. M. Coetzee · Alan Yayıncılık · 1993299 okunma
9/10
·182 syf.··
Beğendi
·
2024 45. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2024 22:38
Apartheid dönemindeki Güney Afrika’da ölmek üzere olan bir kadının kızına duyduğu iç yakıcı özlem, rejimin acımasızlığı, ırkçılıktan tiksindirten, baş karakterin kelimelerinin yer yer dövdüğü, fazla empati yapmaktan yorgun düşüren, çok hayran olunan, bir o kadar da okurken minimum etkilenmek için yer yer hızlı okuma yaptıran bir kitap oldu. Çok vurucu! Bitirdiğim gece Elizabeth’i rüyamda gördüm Yazarın başka kitaplarını da merak ediyorum. 10 üzerinden 9 veriyorum. 1 puanı aşırı üzüldüğüm için kırdım #demirçağı #siakitap #okudumbitti
Demir ÇağıJ. M. Coetzee · Alan Yayıncılık · 1993299 okunma
5/10
·200 syf.·
2024 30. kitabı
2003 nobel edebiyat ödülü sahibi bir yazar tarafından kaleme alınan ve Güney Afrikada yaşanmış acı olaylardan kesitler sunan bu eseri daha büyük bir beklenti ile almıştım. Ancak hikaye ve anlatım tarzı malesef bana pek hitap etmedi. Belki gelecekte tekrar okuduğumda farklı bir tat bırakacaktır.
Edebiyat & Roman
Demir ÇağıJ. M. Coetzee · Sia Kitap · 2024299 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2025 47. kitabı
DEMİR ÇAĞI-J.M.COETZEE,200 sayfa Nobel Edebiyat ve Booker dahil pek çok ödüllü yazar J.M.Coetzee’den “Utanç” romanından sonra okuduğum ikinci kitabı Demir Çağı,Güney Afrika’nın Apartheid rejimini anlatan,”Demir Çağı” ele alan bir kitaptır.Nedir Apartheid rejimi?… ******************** Apartheid, Afrika'nın güneyinde bulunan Güney Afrika Cumhuriyeti ile bu devlete bağlı Güneybatı Afrika'da 1948-1994 yılları arasında resmî devlet politikası olarak iktidarda bulunan Ulusal Parti hükûmeti tarafından uygulanan ve bu doğrultuda yasalar çıkartarak ırksal ayrımcılığı savunan sistemdir. ************************* Kitap, Güney Afrika ırkçılığına ilişkin en çarpıcı edebiyat eserlerinden biri olmaya devam etmektedir. Yazar ‘Demir Çağı’ romanında yıllar süren ırkçı politikaların yarattığı şiddet ortamının ve bunun bireyde yaptığı tahribatın izlerini kitapta çok güzel anlatmış. *************************** Kitap,kanserden ölmek üzere olan yaşlı profesör Mrs.Curren’in Güney Afrika’daki hayata dayanamayıp,bir daha dönmemek üzere Amerika’ya kaçıp orada kendine yeni bir hayat kuran ,evlenip çoluk çocuğa karışan kızına yazdığı veda mektubu ile başlamaktadır. Mrs.Curren doktor randevusundan geldiği gün kapısında evsiz,sokakta köpeği ile yaşayan bir adamla karşılaşır.Zamanla aralarında ilginç bir dostluk başlar. ***************************** Mrs.Curren’in siyahi hizmetçisinin ergenlik çağındaki oğlunun vahşice öldürülmesi,siyahların kasabalarının yakılması,gençlerin işkence ve ırk ayrımcılığı görmesi Mrs Curren’in yaşamının son günlerinde bu haksızlık ve şiddet dolu sahnelere şahit olması hele hizmetçinin oğlu Bheki’nin işkence görmüş cesedi ,ırkçı beyaz yönetimin şiddet içerikli yönetimi Mrs.Curren’in Apartheid’in gerçek yüzünü ancak
Demir ÇağıJ. M. Coetzee · Sia Kitap · 2024299 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 12:09
Kanser hastası, tek yaşayan bir kadının, Amerika’ya yerleşen kızına yaşamının bir kesitini aktarmasından oluşan çarpıcı derinlikte bir eser. Eski profesör bir yandan evine giren yeni kişilerle olan ‘yeni düzenini’ anlatır. Öte yandan edebiyatın güçlü çağrışımlarıyla hayata ve kendi öz yaşamına ışık tutar. Evine sığınan bir evsiz ve köpeği ise onun en yakını olacaktır. İkili ilişkileri ilginç bir seviyede; normal zamanlarda karşılaşamayacak ya da sokakta geçerken bakıp geçeceği bir kişi, gerçek hayatta son anlarını geçirdiği birine evrilir. Kitabın bir yönü de Güney Afrika’daki iç çatışmaları, ırkçılığı, sosyal dengesizliği göz önüne getirmesi. Yazarın okuduğum ilk kitabı, hissettiğim ise tüm kitaplarını alıp okuma isteği.
Alıntı
Demir ÇağıJ. M. Coetzee · Sia Kitap · 2024299 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 21. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 20:58
Demir Çağı, ilk bakışta sakin ve kişisel görünen ama altında çok sert bir toplumsal kırılmayı taşıyan bir roman. J. M. Coetzee burada klasik anlamda “olay anlatmak” yerine; vicdan, suç ortaklığı, yaşlılık, ölüm ve insanın kendi içindeki çürüme hissini anlatıyor. Üstelik bunu çok sessiz, neredeyse soğuk bir dille yapıyor. Ama o soğukluk insanı daha fazla vuruyor. Romanın merkezinde hasta bir kadın var. Hayatının son dönemine yaklaşırken hem kendi bedeniyle hem de yaşadığı toplumun çöküşüyle yüzleşiyor. Hikâye boyunca kişisel bir ölüm hissi ile bir ülkenin ahlaki çürümesi paralel ilerliyor. Coetzee’nin en güçlü yanı da burada ortaya çıkıyor: büyük politik meseleleri slogan atmadan, tek bir insanın yalnızlığı üzerinden hissettirebilmesi. Kitabı okurken sürekli şu duygu oluşuyor: “İnsan kötülüğe ne kadar yaklaşınca onun bir parçası olur?” Roman bunu doğrudan cevaplamıyor ama karakterlerin sessizlikleri, korkuları ve çaresizlikleri üzerinden düşündürüyor. Dil açısından bakınca eser oldukça ağır bir atmosfer taşıyor. Süslü değil; hatta yer yer kupkuru denebilecek kadar sade. Ama bu sadelik bilinçli. Coetzee okuru duygusal manipülasyonla etkilemeye çalışmıyor. Olanı önüne bırakıyor ve seni rahatsız edici bir dürüstlükle baş başa bırakıyor. Bu yüzden kitap bittiğinde akılda olaylardan çok hisler kalıyor. Romanın en etkileyici taraflarından biri de “yakınlık” meselesi. İnsanlar birbirlerine gerçekten yardım edebilir mi, yoksa herkes en sonunda kendi yalnızlığına mı çekilir? Özellikle ana karakter ile çevresindeki bazı insanlar arasındaki ilişki çok katmanlı ve yoruma açık ilerliyor. Kimse tamamen iyi ya da tamamen kötü değil.
İnceleme
Demir ÇağıJ. M. Coetzee · Sia Kitap · 2024299 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 19:58
Demir Çağı J. M. Coetzee ile tanışma kitabım oldu. Kendisini uzun süredir görüyor ve merak ediyorum. Bu kitabı da hediye gelince bekletmeden okumak istedim. Eski klasik diller öğretmeni olan yaşlı Bayan Curren, ölümcül bir kansere yakalandığını öğrenir. O gün hastaneden çıkıp evine geldiği sırada, evinin yakınlarında perişan kılıklı bir evsiz adam ve köpeği ile karşılaşır. Önce onları kovmaya çalışır ancak kaderci ruh haliyle, onların etrafında olmalarını bir koruyucu melek misali kabul eder. Afrika'da yaşayan Bayan Curren, Amerika'ya göç etmiş kızına mektup yazmaya karar verir. Ama her şeyi kaleme alır. Hastalığını paylaşmaz, o öldükten sonra öğrensin ister. Tek başınadır. Dışarı da karşılaştığı evsiz, Bay Vercueil'i evine davet eder. Ne kadar kötü kokusu, patavatsızlığı, alkolizmi ile Bay Vercueil onu sına da, yalnız kalmak istemez. Birde yazdığı tüm mektupları o öldükten sonra kızına postalayacak olan bu evsiz adamdır. Aynı zamanda Güney Afrika'daki Apartheid'e karşı bir mücadele konu ediniliyor. Kısaca Apartheid nedir bahsedecek olursak; 20. yy'ın ikinci yarısında Güney Afrika Cumhuriyetinde devletin yasaları ile çoğunluk olan siyahilere ayrımcılık yapılmasıdır. Beyazlara üstün ırk kabul edilmiştir. Öyküye dönecek olursak, Bayan Curren'da siyahi hizmetçisinin oğlu ile bu mücadeleye dahil oluyor. Ancak bu mücadele yer yer bana biraz zorlama geldi. Tabi bu durum mücadelenin kendisi ile değil de konuda sırf anlatılmak için anlatılmış gibi geldi. Coetzee'nin ilk okuduğum kitabı olduğu için dilini sevdim mi emin değilim. Ancak yazarın insanlık ile ilgili ele aldığı konular hala o kadar gerçekçi ve doğru ki...
Edebiyat
Demir ÇağıJ. M. Coetzee · Sia Kitap · 2024299 okunma
Demir Çağı
10/10
·200 syf.··
2025 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2025 22:59
Bu kitapta kanser hastası olan emekli öğretmen bir annenin kızına yazdığı mektuptur. Çocuğuna olan özlemini, sevgisini, acısını; huzuru bozulmasın diye yazdıklarıyla dile getiren bir anne. Annesinin yaşadıklarından habersiz olan bir evlat. Ne kadar da acı bir durum değil mi? En yakınımız olduğu halde en uzakta olan en sevdiğimiz insanlar olabiliyor. Bu kitap bunu sorgulatıyor. Hastalığımız da, sağlığımızda, üzüntü ve sevincimiz de en sevdiğimiz insanlar yanımızda olsun isteriz. Vermek istediği asıl mesaj ise budur diye düşünüyorum. Kitaptaki asıl olay ise; emekli öğretmenin yanında çalışan hizmetlisinin çocuğunun bir gün Siyahi oldukları için öldürülmesi ve arkadaşı da onun arkasından öldürülmesidir. Irkçı ayrımcılık ve devam etmekte olan şiddet bu iki olumsuzluk ne zamana kadar devam edecektir? Günümüz çağını düşünürsek halen devam etmekte olan bir konu diye düşünüyorum. Demir çağında yaşayan çocuklar.. O Demir çağını biz ebeveynler yaptık demir gibi anne ve babalardan gelen sonuç hiç şaşırtıcı gelmemeli. Öyle bir çağdayız ki eğitimin ve sevginin insanı alıp farklı bir pencereye yöneltebilecekken silah ve demirin çeşitli aletlerini çocuklarımız kullanabiliyor. Demir çağında ne farkı kalabiliyor ki? Ve bunları sağlayan da ebeveynlerimiz. Böyle bir karanlık ve katı olan bir durumdan bronz çağına ne zaman çocuklarımız geçecekler?
Edebiyat
Demir ÇağıJ. M. Coetzee · Sia Kitap · 2024299 okunma

Yazar Hakkında

J. M. CoetzeeYazar · 21 kitap
John Maxwell Coetzee (9 Şubat 1940) şimdilerde Avustralya'da yaşayan Güney Afrikalı yazar ve akademisyen. Daha ziyade J.M. Coetzee olarak bilinir. 2003 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı. Coetzee Cape Town'da doğdu. Babası avukat, annesi ise öğretmendi. Ailesi 17. yüzyılda ülkeye gelen ilk Hollandalı göçmenlerdendir.  İlk yıllarını Cape Town ve Worcester'da geçirdi. Bu dönemi 1997 yılında yayımlanan kitabı Boyhood'da anlatır. Cape Town Üniversitesi'nde matematik ve İngilize okudu. 1960'da İngilizce bölümünden, 1961'de de matematik bölümünden mezun oldu. 1960'ların başında Coetzee Londra'ya taşındı. Bir süre IBM firmasında bilgisayar programcısı olarak çalıştı. Bu dönemdeki tecrübelerini sonradan Youth (2002) adlı kitabında anlatmıştır. Doktorasını Teksas Üniversitesi'nde yaptı. 1971 yılına kadar New York Eyalet Üniversitesi'nde İngilizce ve edebiyat dersleri verdi. 1971 yılında ABD'de kalıcı oturma izni için başvurdu ancak Vietnam Savaşı karşıtı protestolardaki faaliyetleri dolayısıyla reddedildi. Sonrasında Cape Town Üniversitesi'nde İngiliz edebiyatı profesörlüğü yapmak üzere Güney Afrika'ya döndü. 2002 yılında emekli olduktan sonra Avustralya'da Adelaide'e yerleşti ve Adelaide Üniversitesi'nde araştırma görevlisi oldu. 2003 yılına kadar Chicago Üniversiesi'nde ders verdi. 6 Mart 2006 tarihinde Avustralya vatandaşı oldu. Romanlarının yanında Flamanca ve Afrikaan dillerinden tercümeler yapmıştır.