Deniz İşçileri

·
Okunma
·
Beğeni
·
9,3bin
Gösterim
Adı:
Deniz İşçileri
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052495919
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
Baskılar:
Deniz İşçileri
Deniz İşçileri
Deniz İşçileri
Deniz İşçileri
Din, toplum ve doğa! İnsanoğlunun üç savaşı bunlardır işte. Bu üç savaş aynı zamanda da onun üç gereksinimidir. Bir şeye inanması gerekir, bu yüzden tapınaklar yapmıştır. Yaratması gerekir, bu yüzden şehirler kurmuştur. Yaşaması gerekir, bu yüzden de sabanlar ve gemiler yapmıştır. Ancak bu üç çözüm aynı zamanda da üç çelişkiyi içerir. Yaşamın gizemli zorluğu işte bu üçünden kaynaklanır. İnsanın boş inançlarla, önyargılarla ve doğa güçleriyle, bu engellerle mücadele etmesi gerekir. Bu üçlünün (Yunanca Anagke) ağırlığı hep omuzlarımıza biner. Dogmaların varlığı, yasaların baskısı ve maddenin doğası. Notre-Dame’ın Kamburu’nda yazar, birinciyi açıklar, Sefiller’de ikincisini, bu kitapta da üçüncüyü belirtir. İnsanoğlunu sarıp sarmalayan ve inanılmaz bir şekilde kuşatan bu üç kaçınılmazlığa iç zorunluluk da katılır. Bu yüce kaçınılmazlık işte insan kalbidir.

-Hauteville - House, Mart 1866.
408 syf.
"Tanrı insanın kalbini sussun diye yaratmadı."

Elimdeki 1970 basımlı kitap..
"Din, toplum ve tabiat.. İnsanın savaştığı üç şey.." der Victor, ve ekler "İnsanı kuşatan bu üç kadere bir iç kader de karışır, yüce bir kader: İnsan kalbi."

İşte Hugo'nun doğa, insan ve din üçlemesinin doğa ayağıdır bu kitap. Hugo'yu bilenler bilir nasıl bir üsluba sahip olduğunu. Zaman, mekan, karakterlerin rutin alışkanlıkları, dönemin yapısı her şey anlatılmış ama bu anlatılışta insanı yoran bir üslup yok. Aksine uzun metrajlı bir film izler gibi, sanki bu karakterler yıllardır tanıdığınız insanlar gibi ilerliyorsunuz kitapta.
Deniz işçileri, sonu acı ile biten karşılıksız bir aşkı yüreğinde taşıyan onurlu, yalnız ve dışlanmış bir adamın hikayesidir. Bir denizcinin hikayesi.. Zaten Gilliatt favori karakterlerim arasında baş köşeye oturdu bu kitapla beraber.

"Güzellik güzel olduğu için bana iyi gelir. Varlığı aydınlatır, yakınlığı ısıtır; o geçer, memnun olursunuz, durur, mutlu olursunuz; ona bakmak yaşamaktır. O yaratık insan yüzlü bir şafaktır, orada bulunmaktan başka bir şey yapmaz ama o kadarı yeter. Evi cennete çevirir, soluk almaktan başka bir zahmete katlanmadan, herkese dağıtır." (Kitaptaki altı çizili tek yer.)
432 syf.
·3 günde·8/10 puan
Doğa ile ilgili bir şey konuşulunca veya yeşillik ya da deniz görünce aklıma hep şu alıntı gelir:
''Baylar, çevremizi saran şu Tanrı nimetlerine bakın bir kez: Gök açık, hava temiz, otlar körpe, kuşlar, doğa olabildiğine güzel ve günahsız... Yalnız bizler, biz tanrıtanımaz ahmaklar yaşamın bir cennet olduğunun farkında değiliz.''
-Dostoyevski, Karamazov Kardeşler

Victor Hugo, daha önceki iki kitabına yaptığım incelemelerde de söylediğim gibi çok bilgili bir insan. Bu bilgiyi kullanmak da çok kolay değil. Kafandakileri yazıya aktarma ve kurguya çevirme zor bir iştir. Bunu Dostoyevski de çok iyi yapar, Shakespeare de, Victor Hugo da; onlar düşüncelerini çok iyi kurguya çevirebildikleri için ''büyük'' yazar oldular. Victor Hugo da, bu romanda, insanın denizle mücadelesini anlatıyor. Bunu yaparken de ''Victor Hugo tarzı'' ile çok fazla deniz ile alakalı terim kullanıyor, yer ismi kullanıyor ve o kadar iyi betimleme yapıyor ki, bu bazen sıkıcı olabiliyor. Klasik Victor Hugo işte: Coğrafya, tarih ve bunun getirdiği sıkıcı yerler. Aslında deniz terimlerini bilen insanlar için muhteşem bir kitap, fakat bilmeyenler için bazı yerler sıkıcı oluyor.

Kitabımız Gilliatt adlı karakterin Déruchette denen güzel kızla karşılaşması ile başlıyor. Ondan sonra Hugo karakterlerin derin bir incelemesini yapıyor. Başta halk tarafından ''büyücü'' damgası konulan Gilliatt'ı anlatıyor. Hugo, bu kitapta ''büyücü''leri çok kafaya takan kişileri ve her şeyi abartmalarını şaka yoluyla eleştiriyor:

''İnsanların bitlenmesi için büyü gerektiğini herkes bilir.''
(s.23)

''Kuşlara düşkündü. Bu, genellikle büyücülerde rastlanan bir özellikti.''
(s.25)

Hugo, bu kitapta insanların başkalarının yeteneklerini ve gücünü kıskanmasını çok iyi anlatıyor. Bu yeteneklerden ve bilgilerden dolayı ona ''büyücü'' diye çamur atılıyor; bu da tabii insanların başkaları kazanmasın ve hiçbir mevkiye erişmesin diye yetenekli insanların üzerine çamur atılması. Shakespeare Hamlet'te diyor ya:
''Buzlar kadar el değmedik, karlar kadar temiz de olsan çamur atılmaktan kurtulamayacaksın.''
Victor Hugo, insanların çıkarcılığını çok güzel anlatıyor:

''O bir balıkçıydı, ama sadece balıkçı değildi. İçinden gelerek ve oyalanmak için üç dört meslek öğrenmişti. Marangoz, demirci, araba imalatçısı, kalafatçı, hatta biraz makine tamircisiydi.''
(s.33)

Hugo, deniz sevdalısı ve doğuştan yetenekli Gilliatt'ı anlattıktan sonra, Üstat Lethierry'yi anlatıyor. Üstat Lethierry, yaşlı, yetenekli ve kızı Déruchette ile evlenmesi yetenekli bir denizci istiyor. Déruchette ise hayattan bir şey anlamamış, babasının koruyuculuğundan dolayı hiç acı çekmemiş, gerçekleri bilmeyen bir insan:

''Yaşam hakkında hiçbir bilgisi yoktu. Kişiliği, günün birinde çılgınca âşık olmasına elverişliydi. Bu arada, neşeliydi. Gelişigüzel şarkı söylüyor, gelişigüzel gevezelik ediyor, dilediği gibi yaşıyor, bir şeyler söyleyip gülüp geçiyor, bir şeyler yapıp kaçıyordu, cezbediyordu...''
(s.81)
Kısacası, hayat bilgisi olmayan, aptal, neşeli ve küçük bir kız.

Gilliatt Déruchette'i gördüğünde hep onu düşünüyor. Ona âşık olduğunu anlamıyor ama istemsizce onu düşünüyor. Sonunda aşkı çok büyük oluyor, çünkü Gilliatt gibi kadınlarla arası olmayan bir erkeğin aşkı çok büyük olur. Onlar bir kadına âşık olmaya hazırdırlar. Tabii Gilliatt da hazır:

''Gilliatt için kadınlar nasıl bir anlam taşıyordu? Bunu kendisi yanıtlayamazdı. Bir kadına rastladığında hem kadını korkutuyor hem de ondan korkuyordu. Bir kadınla ancak başka çare kalmadığında konuşurdu. Hiçbir taşralı kızın ''dost''u olmamıştı. Bir yolda tek başına yürürken bir kadının kendine doğru geldiğini görürse ya bir bahçenin çitini aşıp içeri giriyor ya da bir çalılığın kenarına sokularak yoluna devam ediyordu...''
(s.83)

Victor Hugo'ya ''bilgisini çok iyi kurguya çeviren'' dedim ya, bu alıntı bunun muhteşem bir somut kanıtı, gerçekten hayat ile biyoloji bilgisini çok güzel harmanlamış; çok güzel bir alıntı:

''İkiyüzlü kötülüğün korkunç hermafrotidir. Kendi kendini döller. Kendi kendini doğurur ve kendi kendini dönüştürür. Sevimli mi istersiniz, yüzüne bakın, korkunç mu olsun istersiniz, arkasını çevirin.''
(s.191)

Gerçekten, Clubin ile ikiyüzlülüğün ne kadar pislik bir şey olduğunu ve er ya da geç pisliğin ortaya çıkacağını bize çok iyi anlatıyor Hugo.

Ve Gilliatt sevgilisi için epik, destanlara yaraşan bir yolculuğa çıkıyor. ''Deniz'' ile, arızalarla, açlıkla, yorgunlukla, kayalarla, Durande ile savaşıyor, ölüm ile burun buruna geliyor. Gerçekten de, Gilliatt'ın yerinde olmak istemezdim. ''Şeytan balığı'' ile karşılaşıyor, güçlü balta darbeleri onu yoruyor:

https://hizliresim.com/Yir4Sb
''Balta darbeleri birer meydan okuma gibi yankılanıyordu.''(s.321) (İllüstrasyon: Gustave Doré)

https://hizliresim.com/MjjLIR
Şeytan Balık. (s.350) (İllüstrasyon: Gustave Doré)

Kalamar hayvanının Paris'te alışılmadık bir şekilde moda olunuşunu anlatıyordu. Kalamar yemekleri ve sergilerinden kalamar şapkaları ve partilerine değin Parisliler o zamanlarda pek çok yönden efsanevi olduğu düşünülen bu nadir deniz yaratığının etkisi altına girmişti. Kitabın etkisiyle Guernsey Fransızca'da kalamar anlamında kullanılır oldu.*
Kitaptaki ''Şeytan balığı'' şeytan vatozu değil, kalamar.

Ve birçok zorluktan sonra eve dönüyor... Üstat Lethierry Déruchette ile Gilliatt'ın evlenmesini istiyor fakat Déruchette, Ebenezer adlı birine âşık oluyor. Gilliatt Déruchette'i o kadar çok seviyor ki, şu atıflarda bulunuyor.

''Sizi seviyorum, Tanrı insan yüreğini susması için yaratmadı. Tanrı sonsuzluğu vadettiğine göre, insanları eşli istiyor. Benim için bu dünyada tek kadın var, o da sizsiniz. Sizi bir dua gibi düşlüyorum. İnancım Tanrı'da ve umudum sizde. Sahip olduğum kanatları siz taşıyorsunuz. Siz benim hayatım ve şimdiden cennetimsiniz.''
(s.400)

Ayrıca Gilliatt için:
''Tek yasa aşktır.''
(s.401)

Fakat Déruchette Ebenezer'i seviyor. O kadar uğraştığın kadın, o kadar güçlere göğüs gerdiğin kadın, ''Şeytan balık'' ile, baltalarla, açlıkla göğüs gerdiğin kadın başkasının kollarına gidiyor. Üzücü, değil mi? Ve Gilliatt o kadar yüce gönüllü ve kalbi o kadar temiz ki, onların evlenmesine yardımcı oluyor.

''Bu sabit bakış dünyada görülebilecek herhangi bir şeye benzemiyordu. Bu kederli ve dingin göz bebeklerinde açıklanamaz şeyler, gerçekleşmemiş bir düşten artakalan bütün o yatışma, varılan başka bir sonu hüzünle kabullenme vardı...''
(s.447)

Kitabın sonu da şu iki alıntıyı destekler nitelikte:
''Bir amaç ve içinde bu amaca ulaşma isteği olmadan kimse yaşayamaz.''
-Dostoyevski, Ölüler Evinden Anılar (s. 314)

''Mutluluğun ve umutsuzluğun solduğu yerler farklıdır; umudunu kaybeden kişi başkalarının yaşamına çok uzaktan bakar; var olduğu hissini kaybeder, etten kemikten olması bir şey ifade etmez çünkü kendi gerçekliğini artık hissedemiyordur; kişi artık kendisi için bir düşten ibarettir.''
(s. 199)

Faydam dokunduysa ne mutlu bana, keyifli ve verimli okumalar.

KAYNAKÇA:
*https://tr.wikipedia.org/wiki/Victor_Hugo
464 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitabı elime aldığımda beklentimi çok ama çok yüksek tuttum. Sonuçta yazarı Victor Hugo olunca bu istek haliyle oluşuyor. Okumaya başladığım andan itibaren içimde kitabı yarım bırakma isteği oluştu. Neden diye düşünebilirsiniz, ilk 150 sayfasında o kadar yoğun tasvirlerle anlatılmış ki beni açıkçası yordu, en ince detayına kadar her şey bir bir anlatılmış bu yüzden bırakma ihtiyacı duydum ama kitap beni 150. Sayfadan sonra öyle bir içine aldı ki bırakmak zor oldu.

Kitaba gelecek olursak, içeriğinde bize birçok konudan bahsediyor. Bir insan hayatında kaç kez güvendiği kişilerden hayal kırıklığına uğrar? Aşk bir insana ne yaptırır veyahutta insan aşkı uğruna ne yapabilir? Bir toplum din yüzünden neden başkasını dışlar? Bir insan için hayatımızdan vazgeçecek kadar çetin mücadele içine girebilir miyiz? Hayal kırıklığı yaşatan kişiye, sonrasında kötülük mü yoksa iyilik mi yaparız? Gibi soruların cevabını da müthiş tasvirlemiş olan Victor Hugo beklentilerimi fazlasıyla karşıladı diyerek, incelememin başındaki soruyu da yanıtlamış oldum.
464 syf.
·22 günde·Puan vermedi
Victor Hugo'nun sürgün gittiği ve sürgün kararı iptal edildikten sonra ayrılmayıp 15 yılını geçirdiği Guernsey Adası'na ve orada yaşayan deniz işçilerine ithaf ettiği, 1866 yılında ilk defa okuruyla buluşan Deniz İşçileri kitabını okudum.
.
Kendine hayran bırakan ayrıntılı betimlemeler, yer yer Hugo'nun evrene bakıp , var oluşu, doğa karşısındaki insanın durumunu sorgulaması, bir amaç uğruna verilen mücadeleyi , denizcilik ile ilgisi olmayan bir okur olarak hayranlıkla okudum.
.
Notre Dame'in Kamburu ile "din", Sefiller ile "toplum" konularını işlediği üçlemesinin üçüncü kitabı olan Deniz İşçileri doğa, doğa karşısında insan konularını detaylı bir şekilde ele almış.
.
Önde takip ettigimiz kurguda, sevdiği kadına ulaşabilmek adına karaya oturmuş bir gemiyi tek başına kurtarmak zorunda kalan Guernseyli bir deniz işçisinin mücadelesini takip ederken , arka planda sorgulamalar çok güçlüydü. Üçlemenin ilk iki kitabına göre daha ağır okunan, daha yavaş ilerleyen , biraz daha farklı bir kitaptı. Hugo'nun zihninin içine belki de en çok temas ettiğim bir kitap oldu. .
Acele etmeden, sorgulayarak, düşünerek okunması gereken ve tek bir defa okuyup bir kenara bırakılmayacak bir kitap. Victor Hugo'nun her kitabı gibi bu kitabı da iz bıraktı ve tekrar tekrar okunması gereken kitaplar listemde yerini aldı. Mutlaka okunmalı. Sonsuz sevgiler .
464 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Bugün tanıtacağımız kitab victor hugonun az bilinen kitaplarından az okunmuş bir kitab deniz işçileri biraz zweig tarzı birazda notre dame tarzı bir hikaye ana tema aşk bilmem doğru mudur aşk hikayeleri romantik hikayeler bana genelde kadınların belkide daha çok okuyup beğendiği kitaplar olarak gelmiştir ama zweig genelde aşk ve duygusal yazmasına rağmen herkes tarafından sevilir bence victor hugoda romantik akımın temsilcisi olarak herkes tarafından okunan bir yazar diye düşünüyorum ama victor hugonun 93 ihtilali ve deniz işçilerinede zaman ayırıp okumalıyız
447 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10 puan
Victor Hugo'nun din-toplum-tabiat üçlemesinin üçüncüsü bu kitaptır. Ve benim ise ikinci Victor Hugo kitabım.

İncelemeye başlamadan önce kitaptan bir alıntı paylaşmak istiyorum. Çünkü ben hala kitabı bitiren bu son cümlelerin etkisinden kurtulamadım.
“...Gemi Ufuk’ta silindiği sırada çehre de suyun altında kayboldu. Artık sadece deniz görünüyordu.” . İşte Gilliatt için biçilmiş son! Bitişleri söylemeyi sevmem, o yüzden bu alıntıda gizledim Gilliatt’ın kaderini. Öğrenmek için okumak gerekecek.

Kitap,o dönem insanının din ve batıl inanışlarıyla ilgili çok ironik bir dille başlıyor.Fakat sonrasında Hugo' nun yaratılışçı olduğunu görüyoruz. Dünyanın mükemmel oluşunun yaratıcının bir delili olduğu, tariz sanatıyla defalarca vurgulanıyor.Bu vurguyu yaparken de yazarımızın vermek istediği felsefeyi; romana ve kurguya yedirme gibi bir endişesi yoktu.İşte Victor Hugo ismi bu özgürlükten geliyor bence !

Sabırla okunması gerekiyor.Çünkü bir an geliyor teknik bilgilerle okurunu boğuyor ve neredeyse gemiyi inşa edecek olan sensin gibi bilgileri özümsemek zorunda kalıyorsun. İşte bu sayfalarda okuma hızın düşüyor, yavaşlıyorsun. Sonra bir an seni konunun tam ortasına atıveriyor. Romanı sana okutmuyor adeta yaşatıyor. Yazarımız dalgalar,hortumlar ve rüzgarlar hakkında öyle güzel tasvirler yapıyor ki; onların da bir ruhu olduğuna dair kendi kendine konuşmaya başlıyorsun. Ahtapotun bir canlıyı nasıl boğduğunu, içine çektiğini öyle güzel betimliyor ki sanki sen boğuluyorsun o canlı yerine.İşte bu sayfalarda da okuma hızın artıyor,su içmeyi bile öteliyorsun kitabı elinden bırakmamak için :)

Romanın konusuna gelirsek; bir denizcinin platonik aşkı uğruna denize, rüzgara, açlığa, soğuğa, yalnızlığa karşı verdiği savaş anlatılıyor. Peki Gilliatt'ın, uğruna eziyetler çektiği kız tarafından kıymeti bilindi mi dersiniz? Bence bunu ben söylemeyim , favori roman karakterlerime eklenen Gilliatt'ın hikayesini siz okuyun...
464 syf.
·9/10 puan
Din, toplum, doğa, insanın mücadele ettiği üç alandır. Bu üç mücadele aynı zamanda üç ihtiyaca tekabül eder; inanması gerekir, bundan tapınak doğar; yaratması gerekir, bundan şehirler doğar; yaşaması gerekir, bundan saban ve gemi doğar. Ama bu üç çözüm, içinde üç savaşı barındırır. Yaşamın gizemli zorluğu bu üçlüden kaynaklanır. İnsan batıl inanç, önyargı ve doğa güçleri biçiminde üç engelle karşı karşıyadır.” Burdan yola çıkarak Victor Hugo bu üç temayı işlediği üç eser kaleme alır: Notre-Dame’ın Kamburu, Sefiller ve Deniz İşçileri. Bunlar din-toplum-doğa üçlemesi olarak tasarlanmış Hugo tarafından; fakat yazarın çıkış noktası olan düşünce (bu üçünün insanın mücadele ettiği üç alan ve aynı zamanda üç ihtiyacı oluşu) dışında hiçbir bağlantısı yok, kurgu ya da karakterler arasında bir ilişki yok, dolayısıyla istediğiniz sırayla okuyabilirsiniz. Yine edebi bir şölen olan bu Hugo eseri, Normandiya bölgesinde yer alan, yazarın bir dönem sürgün yeri de olan Guernsey Adası’nda buharlı bir geminin icadı ve sonrasında olayların pek planlandığı gibi gitmemesiyle gelişen olayları anlatıyor. Doğanın bir parçası olarak ona ihtiyaç duyan insanın, ona karşı bir mücadele vermek zorunda kalmasını ve bu mücadeleyi işliyor. Ne kadar mücadele ederse etsin, bunun sonunda ister kazansın ister kaybetsin, yine doğaya dönmek zorunda değil midir insan? Ya da ‘doğa’ ile savaş aynı zamanda insan doğasına karşı değil midir? Bunları sorgulatıyor kitap.
Hugo’nun kitabın başlarında yer verdiği batıl inançlar, toplumsal yargılar ve bağnazlıkla ilgili eleştirileri muazzamdı, bunları adeta okuyucuyu Edebiyat’a doyuran güçlü kalemiyle oya gibi işlemiş. Kitabın başlarında bu fikirlerle beraber karakterleri tek tek tanıtmış ki bu kısım biraz yavaş ilerliyor ama sonrasında kitap akıp gidiyor. Elbette Hugo’nun yer yer betimleme ve fikirlerle yavaşlayıp yer yer muhteşem kurgu ve renkli karakterleriyle hızlanan temposuna alışkın okurları şaşırtmayacaktır bu. Hugo’nun kalemine, eserlerinin bu kendine has ilerleyişlerine hayranım. Deniz İşçileri de bu anlamda çok tipik bir Hugo eseriydi. Klasiklerden hoşlanan herkese mutlaka tavsiye ederim, ben Hugo’nun diğer tüm eserleri gibi Deniz İşçileri’ni de çok severek okudum.
464 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Victor Hugo bu kitapta son derece sürükleyici, heyecanlı, gizemli ve gerilimli bir serüven anlatmış. Ancak konuyu peyderbey işleyerek hemen sonuca gitmemiş, uzun uzun doğa tasvirleri vermiş ve biraz da felsefe yaparak okuyucularını düşünmeye sevk etmiş. Konuya biraz girdikten sonra yaptığı ayrıntılı tasvirlerle konuya tekrar geçişi uzattıkça heyecanın dozunu arttırmış. Kitapta az da olsa mitolojik terimler ve bolca da denizcilik terimleri geçiyor. Hugo politikadaki bazı tutumları yüzünden sınır dışına sürgün edilmiş. O da ailesiyle birlikte Guernsey Adası'na yerleşmiş. Kitapta adanın doğası o kadar çok tasvir edilmiş ki meraktan bu güzel adanın videolarını da izledim. Kitaptan sonra, adada çekilmiş güzel romantik bir film de izledim: Edebiyat ve Patates Turtası Derneği.
Kitabın baş kahramanı Gilliat. Halkın çoğunun inandığı batıl inançlara aldanmayan aklın yöntemlerini izleyen Gilliat, fakir, dürüst, bilgili ve becerikli bir balıkçı. Aynı zamanda kadınlara yanaşmaya ödü kopan bir asosyal. Henüz bilimin ve tıbın gelişmemiş olduğu bir dönemde bitkisel ilaçlarla insanlara yardımcı oluyor, yeri geliyor icme suyu kirlenenlere kanalizasyon sistemi bile kuruyor. Hayatı tehlikede olan insanlara çekinmeden yardım eden bir iyilik meleği kendisi ama büyücü ya da cadı olduğuna inanılıyor. Gilliat bir gün kendisi gibi denizci olan üstat Lethierry'nin kızı Deruchette'ye aşık oluyor. Üstat Lethierry'nin gemisi bir gün çok güvendiği kaptanı Clubin tarafından kaza süsü verilerek batırılıyor. Üstelik bu Lethierry'nin uğradığı ilk ihanet değil. Daha önceki ortağı Rantaine de yüklü miktarda parasını alarak kayıplara karışmış. Kazaya uğrayan makinenin gemisini kurtarmaya kimse yanaşmayınca, Deruchette bunu yapabilecek olan kişiyle evleneceği vaadinde bulunuyor. Bunun üzerine Gilliat 2,5 ay süren bir ölüm kalım mücadelesi sonucunda bu imkansız görevi gerçekleştiriyor. Ancak geri döndüğünde olaylar bambaşka sonuçlanıyor. Gilliat herkese gerçek sevginin bencillikten değil, sevdiğinin mutluluğunu kendi mutluluğunun önünde tutmaktan geçtiğini öğretiyor.
Bütün ömrümü sadece Hugo okuyarak geçirsem hiç pişman olmam, eminim.
464 syf.
·10 günde·Beğendi·Puan vermedi
Deniz İşçileri, Victor Hugo’nun doğa, insan, din üçlemesinin son kitabı.
Victor Hugo bu kitabını sürgün edildiği Guernseyn Adası’na ve orada yaşamlarına tanıklık ettiği deniz işçilerine adamış.
Victor Hugo’nun artık ne anlatacağını bilmesem de nasıl anlatacağını biliyorum sanırım.
Kurgudan uzaklaşıp, denizcilikle ilgili bilgi bombardımanına tutulacağımı tahmin etmiştim.
Hugo’nun tarzı da böyle demek gerek.
Akılcı, bilgili,yetenekli Gilliat’ın aşık olduğu Deruchette uğruna, verdiği mücadeleyi (doğaya karşı) soluksuz okudum.
464 syf.
·7 günde·9/10 puan
Victor Hugo’nun din, toplum ve doğa üçlemesini doğayı içeren kitabı Deniz İşçileri ile tamamlamış bulunmaktayım.

Hugo her kitabında zamanı, mekanı, dönemin yapısını en ince ayrıntısına kadar verir okuyucuya ve bunu öyle bir yapar ki anlatılan her şey yanı başınızda oluyor gibi, sanki o sokaklarda geziyormuş gibi hissedersiniz. Ama şunu çok net söyleyebilirim ki Deniz İşçileri bu konuda Hugo’nun bütün hünerlerini sergilediği kitabı olmuş. Böyle bir gözlem yeteneği yok gerçekten.

Hugo sürgün için gittiği ve sürgün kararı iptal edildikten sonra bile 15 yılını geçirdiği Guernsey Adasını anlatıyor kitabında, sanırım denizciliği de en ince ayrıntısına kadar burada gözlemliyor.

Kurgusal kısımda sevdiği kadın için hırçın dalgalar arasında kalmış bir gemiden bir makinayı tek başına kurtarmaya çalışan Gilliatt’ın mücadelesini okuyoruz.

Arka planda ise yine ne çok şeyden bahsediyor Hugo. En çok dikkatimi çeken de kitabın bir çok noktasında Hugo’nun yaratılışçı olduğunun izlerini görmem oldu. Bu kitap sanki diğer kitaplarına göre kendisinden daha çok izler bıraktığı bir kitap olmuş.

Zaman zaman denizcilikle ilgili olan kısımlarda kitaptan kopmuş olsamda Hugo’nun kitaplarını okuduğum için son derece memnunum. Ve şunu da belirtmek isterim ki büyük küçük fark etmez ahtapot gördüğüm yerde kaçacağım. Bunun için teşekkürler Hugo.
432 syf.
·23 günde·Puan vermedi
Yaşamın doğduğu yerdir deniz, yaşamın ta kendisidir.
Ve yine ölümünde ta kendisidir Deniz..

Herkes kendi denizinin kaptanı, kılavuzudur.
Fırtınalar, kasırgalar, yağmurlar, güneşli, rüzgarlı günler.
Kabullerimiz, inançlarımız, öğrendiklerimiz, anlayışlarımız, aşklarımız, isyanlarımız, iyilik ve kötülüklerimiz...

Kendi normallerini yaşayan insanın toplum normalleriyle olan ilişkisini nasıl da akıcı bir dille aktarmış..
Mücadelenin, yalnızlığın, insanın, doğanın kitabı olan Deniz İşçileri, Mitolojik göndermelerle eşsiz bir anlatıma sahip.

Benim için Deniz işçileri kitabı; Yaşam yolculuğunda insan gayesini anlamlandıran, güçlü olmanın, dayanmanın, mücadelenin ne demek olduğunu gösteren kılavuz bir kitap oldu.

Deniz fenerleri, denizde insanlara yol gösterir.
Bu kitap da V. Hugo tarafından okuyucularına yaşam için, armağan bir Deniz feneridir.

Kitapla Kalın
464 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10 puan
Victor Hugo (1802-1885): Fransız edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük yazarlarındandır. Şiirleri, oyunları ve romanları ile tanınır. Romantizm akımının Fransa’daki temsilcisidir. Edebiyat alanındaki devasa başarılarının yanında politik hayatta da etkin bir rol üstlendi, bu nedenle sürgün cezasına çarptırıldı, cezasını tamamlamasına rağmen İmparatorluk yıkılana dek Fransa’ya dönmedi. Yazar, ilk kez 1866’da yayımlanan Deniz İşçileri romanını, sürgün gittiği ve sürgün kararı iptal edildikten sonra da ayrılmayıp 15 yılını geçirdiği Guernsey Adası’na ve orada yaşayan deniz işçilerine ithaf etmiştir. Yazar bu eserle, başta sevdiği kadına kavuşabilmek için karaya oturmuş bir gemiyi tek başına kurtarmak zorunda kalan Guernseyli bir deniz işçisi olmak üzere, tüm yoksul deniz işçilerinin hayat mücadelesini hayranlık verici ve ayrıntılı tasvirlerle edebiyata taşımış, onların mücadelelerini denizciliğin ve denizin kâdim diliyle onurlandırmıştır. Yazarın Notre-Dame’ın Kamburu ile “din”, Sefiller ile “toplum” konularını işlediği üçlemesinin, “doğa”yı ele alan üçüncü ve son kitabı Deniz İşçileri de, Gustave Doré’nin illüstrasyonlarıyla, Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nde okurlarla buluşuyor.
(Tanıtım Yazısından )
Beden gerçekliğimizi saklar, ışığımızın veya gölgemizin üzerindeki katmandır. Gerçeklik ruhtur. Kesin konuşmak gerekirse, yüzümüz bir maskedir. Gerçek insan tenin altındakidir.
Victor Hugo
Sayfa 47 - İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deniz İşçileri
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052495919
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
Baskılar:
Deniz İşçileri
Deniz İşçileri
Deniz İşçileri
Deniz İşçileri
Din, toplum ve doğa! İnsanoğlunun üç savaşı bunlardır işte. Bu üç savaş aynı zamanda da onun üç gereksinimidir. Bir şeye inanması gerekir, bu yüzden tapınaklar yapmıştır. Yaratması gerekir, bu yüzden şehirler kurmuştur. Yaşaması gerekir, bu yüzden de sabanlar ve gemiler yapmıştır. Ancak bu üç çözüm aynı zamanda da üç çelişkiyi içerir. Yaşamın gizemli zorluğu işte bu üçünden kaynaklanır. İnsanın boş inançlarla, önyargılarla ve doğa güçleriyle, bu engellerle mücadele etmesi gerekir. Bu üçlünün (Yunanca Anagke) ağırlığı hep omuzlarımıza biner. Dogmaların varlığı, yasaların baskısı ve maddenin doğası. Notre-Dame’ın Kamburu’nda yazar, birinciyi açıklar, Sefiller’de ikincisini, bu kitapta da üçüncüyü belirtir. İnsanoğlunu sarıp sarmalayan ve inanılmaz bir şekilde kuşatan bu üç kaçınılmazlığa iç zorunluluk da katılır. Bu yüce kaçınılmazlık işte insan kalbidir.

-Hauteville - House, Mart 1866.

Kitabı okuyanlar 532 okur

  • Açelya
  • Run
  • Diyar Dengiz
  • Çınaralp Çilingir
  • Yavuz Selim Gökce
  • Hazal Nasirian
  • Nihat Atlı
  • Gaye Gür

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0