Çevirmen:
Erdal Alova
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2020 18:36
1950’li yılların başında, Kahire’de geçen Dilenci’de Mahfuz, gençliğinde ateşli bir devrimci olan, ama orta yaşlarında toplumsal gelişmenin gerisinde kalmış, aklın gelgitleri içinde bunalmış, vicdanı kararmış Ömer’in yaşadığı psikolojik işkenceyi konu alıyor. Hayatını yenilemeye çalışan Ömer, çözümü bir dizi gönül serüvenlerinde ararken işini ve ailesini ihmal eder. Ama böylesine bir yaşam tarzı onu kurtarmaktan çok; giderek, kendisine ve yaşama yabancılaşmasını getirir. Mahfuz, okuru yalnızca ana karakterin psikolojisine yöneltmekle kalmıyor; sanat ile bilim, idealizm ile gerçekçilik arasında yolunu bulmaya çalışan bir ulusun vicdanını da irdeliyor.
DilenciNecib Mahfuz · Parıltı Yayıncılık · 2009501 okunma
Çok enteresan
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 23:02
Çok enteresan bir roman, ruh hastası bir yazar. Birinci, ikinci ve aynı anda üçüncü kişi. Diyaloglar arasında hızlı geçişler ve hayaller. Bu kitabı okurken çözmeniz gerek. Yoksa çok anlamsız gelir. Ruh hastası bir karakter. Değişik, enteresan bir eser. Yani bu kitaba 1 puanda verebilirsiniz 10 puanda. Ben 4 puan vermeyi düşünüyordum ama 8 puan verdim. 4 puanda versem gocunmazdım. 8 puan verdim yine gocunmadım. Bunun filmini çekmek lazım, bu film bir fragman gibi olur bence. Biraz ordan biraz burdan. Gerçekler, hayaller, soyut, somut tüm saçmalıklar dizelenmis gitmiş. Çok ama çok enteresan.
DilenciNecib Mahfuz · Parıltı Yayıncılık · 2009501 okunma
Puan vermedi·136 syf.·
2023 15. kitabı
Merhabalar :)) Necib Mahfuzla beni bir araya getiren "Dilenci" adlı eseri şu anda bitirmiş bulunmaktayım. Kitap oldukça akıcı 136 sayfadan itibaret tek oturuş taş çatlasın iki. Gençliğinde idealist bir devrimci ve şair olmak hayaliyle yaşayıp devrimden sonra ünlü ve zengin bir avukat olan Ömer el Hamzavi bir gün bunalımlı bir hayata uyanır. Artık ne yaparsa yapsın mutsuz, daha kötüsü umutsuzdur. Ömer'in bu mutsuzluğu ve umutsuzluğu sadece kendisini değil başta ailesi olmak üzere bütün çevresini etkiler. Yazar sanki daha çok Ömer'in eşine karşı olan sadakatsızlığının üzerinde durmuş. Ya da ben öyle yaptım ama bütün kitap boyunca okuduğum buydu. Sürekli olarak Ömer'e kızdım. Acaba gerçekten hasta mıydı? Yoksa, hastalık hastası mıydı? Şans verebilir, kitaplığınızda yer açabilirsiniz. Keyifli okumalar! -1988 Nobel Edebiyat Ödülü-
Edebiyat
DilenciNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2023501 okunma
8/10
·160 syf.··
2016 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2016 15:53
İlk kez Necip Mahfuz okudum arkadaşlar. Yazarın Nobel ödüllü bir yazar olmasına rağmen bu kadar az okunmasına da şaşırdım. Eser kısa 160 sayfalık bir kitap arkadaşlar. Kısa olduğuna bakmayın edebi açıdan çok zengin bir kitap. Yazarın Nobel alması kesinlikle boşuna değil bence. Dili çok güzel, akıcı ve aralardaki küçük alıntılar gerçekten çok güzel bir dil oluşturmuş. Konusunu az buçuk Albert Camus – Yabancı’ya benzettim. Romanın ana karakteri Ömer adlı vurdumduymaz bir baba. Önce rahatsız sanıyorsunuz ama romanda sona doğru gelindikçe şizofren bir baba olduğunu anlıyorsunuz. Bu sürece kadar ki romanın içeriğinde; zamparalık, şairlik, aşk, siyaset konuları işlenmiş. Ruhunu kaybeden Ömer’in iç dünyasındaki savaşı. Hastalığını kendisi çözmek için arayışlara girmekte olan ana karakterin yaptıkları ile oluşmuş bir roman. Spoiler vermemek adına çok derine inmiyorum arkadaşlar ama kanımca güzel bir kitap. Tavsiye ederim..
Siyaset
DilenciNecib Mahfuz · Bordo Siyah Yayınları · 2012501 okunma
SPOİLER İÇERİR !!!!
Puan vermedi·160 syf.··
2021 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2021 11:54
Yazarın okuduğum ilk kitabı oldu bu benim için. Kitabı okurken duygudan duyguya girdim. Ama en çok ana karaktere kızgınlık içindeydim. Okurken ana karakterine çok sinir oldum. Yaptığı her halta hastalığını bahane etmesi beni çok kızdırdı. Ailesine çok üzüldüm okurken. Her türlü zorlukta yanında olmak isteyen eşine sırt çevirmesi, kadının çaresizlikle onu ikna etmeye çalışması beni resmen çileden çıkarttı. Sonlara doğru ana karaktere de hem üzüldüm hem de gitmeseymiş dedim. Ama yine de sonu benim için biraz havada kaldı. Ben daha sonrasını da merak etmedim değil.
Kitap
DilenciNecib Mahfuz · Bordo Siyah Yayınları · 2012501 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 10. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2021 01:53
Arap edebiyatının nobel ödüllü yazarı Necip Mahfuz, Dilenci isimli eserinde bir adamın rutin hayatın icinde yasadigi gel-gitlere, çatışmalara ve bunalimlara ruhsal çözümlemeler yaparak yer vermis ve onun trajik anlam arayışını oldukca basarili bir bicimde betimlemistir. Yer yer Mısır'ın geçmişteki siyasi ve sosyal konularına da deginen Mahfuz dolayli olarak toplumsal yapidaki degisimleri de ele almıştır eserinde. Genel olarak başarılı bulsam da kitabin sonuna pek bir anlam yükleyemedim.
DilenciNecib Mahfuz · Bordo Siyah Yayınları · 2012501 okunma
Tutunamayan bir salağın öyküsü
2/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2021 11:29
Son zamanlarda kendimi, okuma hedefimi yükselteyim tamamlayayim derken ne kadar saçma kitap varsa okumuş olarak buluyorum. Aaa bakıyorum ve yanılmıyorum. Bu eserin yazarı Nobel edebiyat ödülü almış. Ne lütuf herif kitap yazmayı bilmiyor. Tutunamayan sapıklık içinde kendine çevresine ihanet eden ve sonrasında çıldıran avukat Ömer i anlatıyor. Nasıl desem eksikleri fazla. İlginç eser yazdığını düşünmüş sanırım bir yerde kızın gözü gri bir yerde yeşil. Karısı mi kızı mi kim kim doğru anlatılmamış aşırı sıkıcı bir eserdi. Yazarın hele o günü birlik ilişkilerini anlatırken mağdur ettiği insanlar sanki o insanlar da bunu hakediyormuş gibi pişkin pişkin konuyu ele alışı aşırı derecede sinirlerimi bozdu. Tavsiye etmiyorum
1000Kitap
DilenciNecib Mahfuz · Bordo Siyah Yayınları · 2012501 okunma
Kalbim Gerçeklikte Çarptığında
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2025 46. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2025 22:59
Bu kitap bana hediye edildi — ama sadece bir kitap değil, bir ruh hâli, bir fark ediş, bir çarpılmaydı. Hediye eden kişi için Necib Mahfuz öyle kıymetliydi ki, oğluna bile onun adını verdi. Bu hikâyeye ben de onunla tanışarak dâhil oldum. Oğluna ad olan bu isim, bir gün geldi ve benim iç dünyama da sessizce yerleşti. Kitabı tam da bir arayış dönemimde okudum. Hayatın karmaşası içinde yönümü kaybettiğimi hissettiğim bir anda… Sanki kitap beni seçti. Ve karşılaşmamızın tesadüf olmadığını çok iyi biliyorum. Necib Mahfuz, insan ruhunun en derin çatlaklarına, en karanlık koridorlarına bile ışıkla dokunuyor. Kitaptaki şu cümleyle bunu en çok hissettim: “Kalbinin düşte değil, gerçeklik içinde çarptığını, dünyaya geri döndüğünü hissetti.” Bu satırda, arayışın sona erdiği değil, gerçeğin yakalandığı noktadaydım. Kitabı okudukça fark ettim ki; neyi istediğimiz kadar neyi istemediğimizi de bilmek gerek. Arzularla savrulmak yerine, neyin ruhumuza dokunup dokunmadığını fark etmek gerek. Mahfuz’un cümleleri, insanın neyle beslendiğini, neyle kirlendiğini yüzüne yüzüne söylercesine yazılmıştı: “Ruhun kürtajla alınmış bir çocuk gibi kokan bir kavanoz içinde mühürlenmiş…” Kimi zaman kirliliğimizin farkında bile olmadan yaşamaya çalışıyoruz. Şiir, yaşam, arzu, boşluk, kadın, erkek, kaybolmuşluk, anlam… Bu kitap, her şeyi aynı ölçüde sarsıyor. “Şiir olmadan, bizi hava gibi kuşatan aşkla ne ederdik?” İşte bu yüzden, bu kitap bir anlatı değil sadece. Bir iç ses, bir yankı, bir arayışın kelimelere dönüşmüş hâli. Bazı kitaplar sadece okunmaz. İçine girilir, yaşanır. Bu kitap da onlardan biri. İçine düşüyorsun, sonra seni içine çektiği o kuyuda yüzleşiyorsun. Bazen ne kadar derine indiğini fark etmiyorsun. Ama kitap bittiğinde, sen de eskisi gibi olmuyorsun. Bu kitapla birlikte bazı
Edebiyat
DilenciNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2023501 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2021 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2021 00:38
Necib Mahfuz'un 1959-1967 yılları sembolik dönemi olarak adlandırılır. Dilenci isimli romanını da bu dönem içinde yazmış, 1965 yılında yayımlanmış, beşinci sembolik romanı. Gençlik ve öğrencilik yılları beraber geçen dört arkadaştan Osman Halil; arkadaşlarıyla kalkıştıklar bir eylem sonucunda yakalanmış, arkadaşlarını ele vermemiş, yirmi sene hapis yatmıştır. Yirmi yılın sonunda kalan üç arkadaştan Ömer; başarılı bir bir avukat, Mustafa; radyoya ve tiyatroya oyunlar yazan meşhur bir yazar, bir diğer arkadaşları doktor olmuştur. Osman'ın hapisten çıkış günü yaklaştıkça sorumluluk ve vicdani rahatsızlık hisseden Ömer'in ruhsal bunalımıyla başlıyor kitap. Roman; orta yaşlı, zayıf karakterli ve karakterinin zayıflığından dolayı yaşadığı olumsuzluklar sonucunda ruhsal bir çöküntü yaşayan adamın kendini ve hayatını sorgulaması esnasında çevresinde gelişen olayları ele alıyor. Kitap on dokuz bölüm şeklinde yazılmış, hacimsel olarak küçük bir eser. Ömer'in ruhsal bunalımından kurtulma çabasına şahit oluyoruz kitabın başından sonuna kadar. Birkaç konu, birkaç belirli alan ve kişilerle yazılmış olmasına rağmen sembolik bir roman olduğu için birçok farklı konuya da erişilebiliyor. Ana karakter Ömer'in karısı Zeynep; kitapta geleneksel değerleri, kızı Buseyne; toplumun çağdaş yönünü, (Necib Mahfuz'un Mısırlı kadınların gelecekte kavuşmasını istediği muasır medeniyete ulaşmış halini yansıtıyor.) arkadaşı Mustafa; yeni oluşumu ve rahatı çabuk benimsemiş fırsatçı grubu, Osman Halil ise hayatlar pahasına sarfedilen çabayı sembolize ederken Ömer; zayıf karakter ve inançtan yoksunluğun simgesi kitapta. Necib Mahfuz'un devrimden sonra gelinen seviyeden memnuniyetsizliği üzerine beş yıl kadar yazmaya küsmesi, Ömer'in şiire küskünlüğüyle anlatılmış, siyasi oluşum içindeki tutumuyla da
Edebiyat
DilenciNecib Mahfuz · Bordo Siyah Yayınları · 2012501 okunma
Puan vermedi·159 syf.··
2025 2. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2025 01:40
Yazarın okuduğum ilk kitabı gayet hızlı ilerliyor ama pek bi edebi yönü yok. Ana karakter Avukat Ömer bir bunalıma giriyor doktor arkadaşına gidiyor ama zamanla bu sıkıntı geçmiyor. Büyük bi aşkla evlendiği karısı Zeynep'ten soğuyor başka kadınlarla birlikte oluyor ve zamanla bu durumdan da tiksiniyor. Arkadaşı Mustafa uzaktan arkadaşının durumunu izliyor zaman zaman yaptıklarını destekliyor o esnada gençken suça karışmış ve 20 yıl sonra hapisten çıkan arkadaşı Osman'da adamın sıkıntısına sıkıntı ekliyor. Ömer önceden şiir yazan bi adammış ve kızı da onun kitaplarından etkilenerek şiirler yazıyor fakat bu gelgit arasında adam ailesiyle bile düzgün ilgilenmiyor. Kitabın sonlarına doğru her şeyi bırakıp gidiyor ,en son Osman yanına geliyor ona Ömer'in kızıyla evlendiğini hatta kızını hamile bıraktığını ama şu an yakalanmak üzere olduğunu onu saklaması gerektiğini söylüyor. Ömer ise bu durumu hiç umursamıyor en son etrafları kuşatılıyor ve bu kuşatmada omzuna kurşun yiyor sedyeyle götürülürken öyle boş boş gökyüzüne bakıyor.
DilenciNecib Mahfuz · Bordo Siyah Yayınları · 2012501 okunma

Yazar Hakkında

Necib MahfuzYazar · 48 kitap
Necib Mahfuz, (Arapça: نجيب محفوظ) 1988 Nobel Edebiyat Öülü sahibi Mısırlı yazardır. Nobel ödülü kazanan ilk müslüman ve tek Arap yazardır. "Ortadoğu'nun Balzac'ı" olarak tanınır. Hayatı Mahfuz, Kahire'nin Cemaliye bölgesinde 6 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. Bir tüccarın oğlu olan Mahfuz, adını kendisini doğurtan Profesör Necib Paşa Mahfuz'dan aldı. 70 yıllık kariyeri boyunca 34 roman, 350 küsur kısa hikaye yayımladı. Kitaplarının çoğunda, hayatının tamamını geçirdiği ve Nobel ödülünü almak için bile ayrılmadığı Kahire'nin tarihi mahallelerindeki yaşamı; modern ve geleneksel yaşam arasında denge kurmaya çalışan sıradan insanları anlattı; pek çok kitabı Arap filmlerine konu oldu. Edebiyata olan ilgisi, 1920'lerde Mustafa Lutfi el-Manfuluti'nin makale ve şiirlerini okumasıyla başlanıştı. Abbas Mahmud el-Akkad, Taha Hüseyin, İbrahim el-Mazini, M. Hüseyin Heykel, ilk dönemde kendilerinden en çok etkilendiği yazarlar arasındadır. Yazı hayatına, 1928'de Selame Musa'nın çıkardığı el-Mecelle el-Cedide dergisinde yayımladığı değini yazıları ve öykülerle başladı. Kahire Üniversitesi'nde felsefe öğrenimi gören Mahfuz'un ilk romanı Abes el-Akdar 1939'da yayımlandı. 1957'de yazdığı Kahire Üçlemesi ile Arap edebiyatının tanınmış bir ismi oldu. Bu üçlemede Kahire'de yaşayan bir ailenin üç kuşağının 1. Dünya Savaşı ve 1952'deki Nasır darbesine kadar olan dönemde yaşadıklarını ve Mısır toplumunun değişimini anlattı. Değişik kurumlarda çalışan Mahfuz, en son Kültür Bakanlığında müsteşar olarak görev yaptı. 1971'de söz konusu görevinden emekli olmasından sonra, el-Ahram gazetesinde yazar olarak çalışmıştır. Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat'a İsrail ile yaptığı barış antlaşmasında verdiği açık destekten ötürü birçok Arap ülkesinde kitapları yasaklandı. 1988 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldıktan sonra bu yasaklar kalktı. 1989 yılında Mısırlı köktendinci Ömer Abdülrahman tarafından hakkında ölüm fetvası çıkartılan Mahfuz, 1994 yılında Kahire'deki evinin önünde bıçaklı saldırıya uğradı. Saldırıdan yaralı kurtulan Mahfuz, sağ kolundaki sinirler zedelendiği için yazmakta büyük güçlük çekmeye başladıysa da ilerleyen yaşına rağmen edebiyattan kopmadı ve kısa hikayeler yazmaya devam etti. 2006 Temmuz'unda düşerek kafasından yaralandı. 30 Ağustos 2006 günü Kahire'de 95 yaşında vefat etti. Mahfuz, ülser, böbrek ve kalp rahatsızlıklarından mustaripti. 31 Ağustos 2006 günü Kahire'de devlet töreniyle uğurlandı.