Dodaqdan Qəlbə

Reşat Nuri Güntekin
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi··
Beğendi
Ö kadar iyi bir insan ol ki, insanlar seni gördüğünde “dünya böyle insanlar var için ayakta duruyor” desinler! “İnsan için en zor olanı, her gün adam olabilmektir!” (Cingiz Aytmatov)
1000Kitap
Dodaqdan QəlbəReşat Nuri Güntekin · Şərq-Qərb · 20068,2bin okunma
Farklı Bir İnceleme Okumak İsteyen Okurlara Armağanımdır:)
7/10
·400 syf.··
2023 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2023 15:30
Reşat Nuri’nin dördüncü eseri olan Dudaktan Kalbe 1925 yılında yayınlanmıştır. Yayınlandığı dönemden itibaren hem okur kitlesi hem de edebi çevre tarafından büyük bir beğeniye mazhar olan kitapta, kitabın merkezine alınan ana karakterlerin- Hüseyin Kenan ve Lamia- İzmir’den İstanbul’a uzanan ve sonunda okurda büyük bir teessür etkisi yaratan sergüzeştlerine tanık oluyoruz. Ben incelememi yaparken alışılmışın dışında farklı noktalara temas ederek size belki dikkat ettiğiniz belki de dikkatinizden kaçan noktalardan bahsedeceğim. Dil Üzerine: Dudaktan Kalbe, Reşat Nuri’nin diğer eserlerinde olduğu gibi genel itibariyle sade bir dille yazılmış bir eser fakat diğer eserlerde pek görmediğimiz bir şekilde yazar bu eserinde belki de eserin muhtevasının kendisinde yarattığı etkidendir, yer yer süslü hatta karakterinden ziyade kendisinin ağzından aktarıldığını düşündüren bir dil kullanmış. Bunu yaparken karakterin duygusal eğilimlerini başarılı şekilde verdiği için karakter ağzından aktarılan dil, okurun zihninde bu ifade burada neden yer alıyor sorusunu oluşturmuyor. Söz gelimi sayfa 63’te “Kerem dolabın iniltileriyle kendini bir ağır hülyaya kaptırmış gibi dalgın dalgın düşünüyor, teneke oluklarından taş havuza dökülen köpüklü sular içinde soğuktan buğulanmış renk renk, salkımları sarı, kehribar kümeleri allı yeşilli, donuk necef mahşerleri kaynaşıyordu.” örneğinde Reşat Nuri kelimeleri adeta dans ettirerek istidadını gözler önüne seriyor. Fakat bazı kısımlar var ki yukarıda verdiğim örnekte yer alan cümleleri kuran kişi Reşat Nuri değilmiş gibi bir şaşkınlık yaratıyor, birazdan bahsedeceğim örnekler bir Türkçe öğretmeni olan, bununla birlikte oyun, roman ve hikayelerinin başarısıyla rüştünü ispat etmiş bir yazar olan Reşat Nuri’ye yakışık almayan ve gözden kaçmaması
Edebiyat
Dudaktan KalbeReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20188,2bin okunma
İnsan her şeye alışıyor…
10/10
·400 syf.··
2023 3. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2023 00:00
Kitabı okumadan önce arkasından okuduğum özet bilgide belirttiği üzere dönemin siyasi yaşamı anlatımıyla beraber hüzünlü bir aşk hikayesi okuyacağımı öğrendiğimde hevesle başlamıştım. Bu hevesim kitabın sürükleyiciliğinden kaynaklı uzun süre devam ederken özet bilgide belirtildiği gibi dönemin toplumsal yaşantısını, gelenek ve görenek anlayışına da tanık olmaya başlayınca, bir yerden sonra okumaya devam etsem de hevesten ziyade dönemin acı verici ahlak değerleri ve kadın üzerinden yapılan namus algısının bu denli şiddetli olduğunu gördükten sonra içim yanarak hatta yeri geldiğinde göz yaşlarımı tutarak okumaya devam ettim. Özellikle ana karakterimiz olan Lamia’nın yaşadıkları, maruz kaldığı iftiralar, gençliğinden ve aşkından faydalanılarak evlilik dışı hamile kalışından dolayı “aşufte” olarak muamele edilmesi beni derinden yaraladı. Çünkü aynı dönemde kitapta da belirtildiği gibi evli erkeklerin dahi yaptığı aldatma davranışları çapkınlık olarak adlandırılarak görmezden geliniyordu. Bir erkeğin çocukları ve eşi olmasına rağmen sarhoş olması, bu sarhoşluğu sırasında başka kadınlara sarkıntılık yapması ve eve geldiğinde ev halkını huzursuz etmesi bir erkek olduğu için alttan alınıyor, idare ediliyordu. Yine bir imamın, eşi 5 vakit namaz kılan saygılı evine düşkün bir kadın olmasına rağmen karısını dövmesi, bu duruma karşı kadının da “eşimdir, velinimetimdir, bizi yedirir, doyurur ne yapsa haklıdır, başımızın tacıdır” tarzı bir yaklaşımda bulunması o dönemde kadınların ne denli sindirildiğine örnektir. Tekrar ana karakterimiz Lamia’ya gelirsek kendisi ahlaklı olduğunu kanıtlayan davranışlarda bulunmasına rağmen en ufak iftirada, sırf daha önce evlilik dışı bir ilişki yaşadığı için bu iftiraya inanılıyor ve kadın tekrar “aşufte” muamelesi görüyordu. Bu durum
Roman
Dudaktan KalbeReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20188,2bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2025 107. kitabı
Sinemada izler gibi keyifle okuyacağınız bu kitapta yazar gelenek ve göreneklerin tanıtımında, karakterlerin aklınızda canlanmasında son derece güçlü kaleme sahip. Duygusallığı ve romantizmi, gösterişsiz açık bir dille anlatımının yanı sıra dönemin toplumsal ve siyasi yaşamına da ayna tutuyor.
Duygu ve Düşünce
Dudaktan KalbeReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20188,2bin okunma
Aşk, Cesaret Olmayınca Yarım Kalır…
9/10
·400 syf.·
Beğendi
·
2008 2. kitabı
Herkese merhabalar. Yine bir kitap yorumuyla karşınızdayım. Bu defa Reşat Nuri Güntekin’den Dudaktan Kalbe ile geldim. Aslında bu kitabı yıllar yıllar önce okumuştum. Okuma sebebim de dizisinin çıkacak olmasıydı. Ay Yapım o dönem Reşat Nuri Güntekin’in eserlerini art arda diziye uyarlıyordu ve Dudaktan Kalbe de bu projelerden biri olmuştu. Dizinin reklamlarını görür görmez, yayınlanmadan hemen önce kitabı okumaya karar vermiştim. Kitapta beni en çok etkileyen karakter Lamia oldu. Lamia’nın o saf hâli, sevgiyi olduğu gibi, hesapsız kitapsız yaşayışı insanın içine dokunuyor. Kenan’ı severken var olabilmesi, hayata onun aşkı üzerinden tutunması çok masum ama bir o kadar da kırılgan. Kendini tamamen bir aşka teslim etmiş bir kadının hikâyesini okuyoruz aslında. Kenan cephesine geldiğimizde ise iş daha karmaşık. Lamia, büyük aşkına kavuştuğunu düşünürken, Kenan’ın onu bir noktada kullandığını fark ediyoruz. Kenan, Lamia’yı seviyor mu? Bence evet. Ama bu sevgi, sorumluluk alabilen, bedel ödemeye hazır bir sevgi değil. Kendi çıkarları, hayalleri ve yükselme arzusu ağır bastığında Lamia’yı hayatının merkezinden yavaş yavaş çıkarıyor. Kenan’ın müzikle birlikte yükselmesi, çevresinin değişmesi ve sınıfsal çatışmalar onun karakterinde ciddi bir dönüşüm yaratıyor. Ego, hırs ve “başka bir hayata ait olma” arzusu Kenan’ı gitgide başka birine dönüştürüyor. Bu süreçte Lamia’nın sevgisi onun için bir sığınak olmaktan çıkıp, bir yük gibi algılanmaya başlıyor. Romanın en acı ama bir o kadar da gerçekçi yanı da burada başlıyor. Kenan kötü bir yola savrulurken, Lamia hayatını sadece onun üzerine kurmanın ne kadar yıpratıcı olduğunu fark ediyor. Ve sonunda mutluluğu başka birinde buluyor. Onu gerçekten sahiplenen, yanında duran biriyle evlenerek kendi yaralarını sarmayı başarıyor. Lamia
Alıntı
Dudaktan KalbeReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20188,2bin okunma
10/10
·400 syf.··
2022 122. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2022 21:18
Kitaba başlarken bu kadar içine çekeceğini tahmin etmemiştim. Sayfalar ilerledikçe kendimi hikâyenin akışına kaptırdım. Reşat Nuri Güntekin’in dili gerçekten çok etkileyici; hem sade hem de duyguları derinlemesine hissettiriyor. Özellikle son bölümlerde heyecan iyice yükseldi, elimden bırakamadım. Okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım diyebilirim. Kesinlikle okunmaya değer bir kitap.
Dudaktan KalbeReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20188,2bin okunma
Ben, hayatın bir mağlûbuyum anne
4/10
·400 syf.··
2022 78. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2022 11:40
"Hiçbir şeyden memnun olmamaya mahkûmdum." Sy 281 Yazardan arka arkaya okuduğum 4. kitap da nihayet bitti. Kitaba başlamadan önce biraz dizisini izledim ve iyi ki de öyle yapmışım. Kitap boyunca Kenan'ın bestesi olan Siyah Yıldızların dinleyeni mest eden büyüsünden bahsetmiş yazar, dizi de çalan Toygar İşıklı'nın Gecenin Hüznü isimli melodisi ile kafamda daha iyi canlandırdım müzik ve hikayede ki uyumu. Yazar okuduğum her kitabı gibi bunda da çok duygusal bir hikaye kurgulamış. Özellikle sonlara doğru çok dokunaklı, naif dialoglar vardı. Özellikle Lamia karakterini o kadar naif, o kadar kırılgan betimlemiş ki yazar kelimelere dokunsam harf harf kitaptan aşağı döküleceklerdi sanki. "Sen gelince eve güneş girmiş gibi oluyor." Sy 214 Kitap her ne kadar Kenan ve Lamia'nın aşkını anlatıyor gibi olsa da aslında Lamia'nın başına gelen travmatik olayları anlatıyor. Yazar nasıl bu kadar dokunaklı hikayeler yaratabiliyor anlaması güç doğrusu. Buraya kadar kitabın olumlu yerlerinden bahsettim şimdi birazda neden kitaba 4 puan verdim onu açıklayayım. Kitap da Lamia'nın başına gelenler yenilir yutulur cinsten değildi. Buzdağının görünen kısmında Kenan ve Lamia'nın imkansız aşkı görünse de görünmeyen kısmında anlatılanlar hafife alınacak konular değil, bir de görülmek istemeyenlerle anlatayım kitap da anlatılanları. Hüseyin Kenan babasını kaybettikten sonra dayısı Saip paşanın yanına taşınıyor, Avrupa'ya gidiyor okumak için ve çok başarılı bir keman virtüözü olarak İzmir'in Bozyaka köyüne geliyor. Tabi eski masum, utangaç Kenan yok artık, Avrupa, karakterinde derin yaralar açmış. Bozyaka'ya gelince Nermin ile tanışıyor. Nermin evli bir kadın ve Kenan ile bağ da bahçe de kaçak aşk yaşıyor ve gören olur da laf yapmasınlar diye 15 yaşında ki komşusu Lamia'yıda yanında getiriyor.
Edebiyat
Dudaktan KalbeReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20188,2bin okunma
6/10
·400 syf.··
2020 31. kitabı
Reşat Nuri Güntekin'in nispeten erken dönem eserlerinden sayılan "Dudaktan Kalbe", 1925 yılında yayımlandı. Bu dönemin ardından edebiyat çevreleri eser hakkında ikiye bölündü. Çok sevenleri olduğu gibi, ahlaki bir çerçeveden çok yoğun eleştirilere de maruz kaldı. Dikkatimi çeken bir nokta, Reşat Nuri Güntekin'in dil konusundaki farklılığı oldu. Yani diğer eserlerinde hep gösterişsiz, yalın bir dil tercih eder. Ancak bu romanda, özellikle ikili ilişkiler bölümünde fazlasıyla süslü cümleler ve ağdalı bir anlatım mevcut... Çok boğucu şekilde betimlemeler ve benzetmeler kullanmış. Kurgunun ana teması olan aşk, dönemin siyasal ikliminin de etkisiyle yoğuruluyor. Reşat Nuri, okura dönemin toplumsal yapısını ve ahlak anlayışını sorgulatıyor.
Edebiyat
Dudaktan KalbeReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20188,2bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2024 51. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2024 13:05
Aşk belki zamanla öğrenilebilen bir duygu iken kişinin kendisine verdiği değer, sevgiyi bir vazife olarak görülmesi kabul edememe kişinin içinde oluyormuş. Lamia'nın o pek bir şey bilmeyen hallerinde ne kadar duygulu bir kadın olduğunu daha ilk sayfalardan anlıyoruz. Hüseyin Kenan'ın karakter gelişimi sadece bir farkındalıktan öteye geçmiyor. O da yıllar sürüyor. Dönemin toplum yapısı oldukça farklı kesimler resmedilmiş ve oldukça gerçekçi bir şekilde yansıtılmış. Bu kısmı, toplumun farklı kesimlerinden insanları zihniyet ve yaşam şekli açısından oldukça yaratıcı ve gerçekçi buldum. Bu yazdıklarım kitabın genel yüzü idi. Kitap boyunca canımı sıkan bir konu oldu, şöyle: Bir aşk hikâyesi olarak kalp ağrısı bir kitap, evet ama beni çok rahatsız etti. Herkesin bayıldığı Kenan bir tecavüzcüymüş meğer. Küçücük kıza, “Biz gönlümüzü eğlendiriyoruz küçüğüm.” diyerek o öksüz, yetim küçük kızın duygularıyla oynuyor ve ona düpedüz tecavüz ediyor. Kızcağız hamile kalıyor ve ne kadar saf, ağırbaşlı olursa olsun (toplum bir kadında bunlara bayılır) dedikodular, acı sözler kitap boyunca peşini bırakmıyor. O dönem evlilik ve annelik yaşının daha küçük olmasını, yani bunun normal kabul edilmesini göz önünde bulundursak dahi, bu durum Kenan’ın bir tecavüzcü olduğu gerçeğini değiştirmiyor. İki tarafında gönlü olabilir lakin olgun bir erkeğin küçük bir kız çocuğuyla böylesi bir münasebeti asla doğru değil...
Dudaktan KalbeReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20188,2bin okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2019 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2019 17:57
BOL SPOİ İÇERİR!! Bazı insanların çocukluğunda aldıkları yaralar vardır. Hüseyin Kenan da bunlardan biri. Babasının yokluğuyla büyümüş, babasının yaptığı hatalar daima bu küçük çocuğun yüzüne vurulmuş. Hep içine kapanık bir çocukluk yaşamış. Büyüdükçe kendisini hiç bir işe yaramaz bir insan gibi hissetmiş, bir tarafı hep eksik kalmış. İlk aşkı Leyla'yı bu yüzden reddetmiş, bu aşk onu okadar etkilemiş ki şöyle bir karar almış; "aşkın dudaktan kalbe inmesine müsade etmemeli". Tek sığınağı kemanı... Hüseyin Kenan bir zaman sonra kemanıyla parlıyor herkesin hayran olduğu bir insan oluyor. Fakat kenan yine mutlu değil. Bu başarının daha evvel gelmesi gerektini heveslerinin söndüğünü söylüyor. Git gide vurdum duymaz bir insan oluyor. Dayısının yanına gidip bir müddet kalıp kemanıyla yeni eserler yapmak istiyor. Dayısının komşusu Nimet hanımla cilveleşmekten geri kalmıyor. Nimet hanım evli bir kadın. Daha sonra cavidan hanımla tanışıyor ona nişanlısı gözüyle bakıyor, başka bir kadın görünce cavidanı da unutuyor. Ve kendini şöyle tanımlıyor "Evet içimde derin sevdalara, büyük ihtiraslara yer kalmamış" Kenancım çapkın biriyim demiyorsun da.... Ve kınalı yapıncak Lamia... İzmir Bozyaka'da amcası Şükrü beylerde kalmakta. Yetim, öksüz on beş yaşında bir kız. Hüseyin Kenan'ın keman çalmasına hayran... Hüseyin Kenan her gece kemanıyla yeni besteler yapmak için uğraşır Lamia'da gizli gizli onu dinler. Hüseyin Kenan Lamia'yı tanıdığında onu çok mahsun bir çocuk olarak görür. Lamia'nın hayatını öğrendikçe onu kendine daha yakın görmeye başlar. Ona ilgi duymaya başlar artık ondan uzak duramaz olur ve Lamia'ya kötülük etmekten bile çekinmez. Lamia on beş yaşında bir kız ÇOCUĞU, Hüseyin Kenan ise otuz yaşında. O zamanlar da böyle durumlar çok mu normal karşılanıyordu acaba? Kız
Edebiyat
Dudaktan KalbeReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20188,2bin okunma

Yazar Hakkında

Reşat Nuri GüntekinYazar · 37 kitap
Reşat Nuri Güntekin (25 Kasım 1889;, İstanbul - 7 Aralık 1956; Londra), Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli bir yeri olan Çalıkuşu, Yeşil Geceve Anadolu Notları gibi önemli eserlere imza atmış romancı, öykücü ve oyun yazarıdır. Hayatı 1889'da İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya geldi. Babası, askeri tabip Nuri Bey, annesi Kars valisi Yaver Paşa'nın kızı Lütfiye Hanım'dır. Reşide adlı kız kardeşi çok genç yaşta hayatını kaybetti, tek çocuk olarak büyüdü. Babası askeri doktor olduğu için öğrenim hayatı boyunca birçok il gezen Reşat Nuri, ilköğrenimine Çanakkale'de başladı. Çocukluk yıllarında dinlediği Fatma Aliye Hanım’ın Udi isimli romanı hayatına iz bırakıp,sanata heveslendiren eserleri arasına girdi. Babasının Çanakkale’deki evlerinde zengin bir kütüphanesinin olması onu kitaplara iten ve yazı yazma kültürünün gelişmesini sağlayan bir araç oldu. İzmir'deki Frerler okulunda bir süre öğrenim gördükten sonra İstanbul’da Saint Joseph Lisesi’nde öğrenim gördü. Yükseköğrenimini Darülfünun Edebiyat Şubesi'nde 1912'de tamamladı. Böylece öğrenim hayatını yirmi üç yaşında bitirmiş oldu. 1927'ye kadar Bursa ve İstanbul’da çeşitli okullarda Fransızca ve Türkçe öğretmeni ve müdür olarak görev yaptı. Görev aldığı okulların bazıları Bursa Sultanisi, İstanbul Beşiktaş İttihat Terakki Mektebi, Fatih Vakf-ı Kebir Mektebi, Akşemseddin Mektebi, Feneryolu Murad-ı Hâmis Mektebi, Osman Gazi Paşa Mektebi, Vefa Sultanisi, İstanbul Erkek Lisesi, Çamlıca Kız Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, Galatasaray Lisesi ve Erenköy Kız Lisesi'dir. 1927’de Erenköy Lisesi’nden yeni mezun olan öğrencisi Hadiye Hanım ile evlendi. Öğretmenlik mesleğinin yanı sıra edebiyatla uğraşan Reşat Nuri, Halit Ziya’nın eserlerinden aldığı ilhamla hikâye yazma hevesi duymaktaydı . Daha sonra tiyatro edebiyatını benimseyerek bir tiyatro yazarı olmak için uğraştı. Yazı hayatına I. Dünya Savaşı sonlarında başladı. Başlangıçta “Eski Ahbap” (1917) gibi uzun hikayeler, “Hançer”(1920) ve “Eski Rüya” (1922) gibi sahne eserleri, “Gizli El” (1924) gibi romanlar yazan, tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayınlayan sanatçı “Çalıkuşu” adlı romanının 1922’de Vakit Gazetesi’nde tefrika edilmesiyle şöhrete kavuştu. Güntekin, 1931'de maarif müfettişi oldu ve bu arada Dil Heyeti'yle birlikte bazı çalışmalarda bulundu. Anadolu’yu baştan başa dolaşmasına neden olan müfettişlik görevi sayesinde ülkenin gerçeklerini yakından görme ve tanıma imkânı buldu. 1939'da ise Çanakkale milletvekili olarak TBMM'de bulundu. Bu görevini 1946'ya kadar sürdürdü. 1941’de tek çocuğu olan kızı Ela dünyaya geldi. 1947'de, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ankara'da yayımlanan Ulus gazetesinin İstanbul kolu olan Memleket gazetesini çıkardı. Güntekin daha sonra müfettişlik görevine geri döndü ve 1950'deBirleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Türkiye temsilciliği ve öğrenci müfettişliği görevleriyle Paris'e gitti. Paris kültür ataşeliği yaptı. 1954'te ise yaşından dolayı bu görevden ayrılmak zorunda kaldı. Emekliliğinden sonra bir süre İstanbul Şehir Tiyatrosu edebi heyeti üyeliği yaptı. Güntekin'e Akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra tedavisi için Londra'ya gitti ve orada hastalığına yenik düşerek öldü. 13 Aralık 1956 günü, Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü. Levent’te oturduğu sokağa “Çalıkuşu” ismi, Kadıköy’de ve İzmir’de bir ilköğretim okuluna ve Fatih'te bir tiyatro sahnesine Reşat Nuri Güntekin ismi verilmiştir. Eserleri Hakkında Bilgiler Yazar, öykü, roman ve oyunlarıyla edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir. Kahramanları genelde tek yönlüdür. Olay kahramanlarını çevreyle birlikte verir. Anadolu insanını iyi tanıdığını eserlerinden anlaşılır. Bazı eserlerinde genç cumhuriyetin toplumsal ideallerini işlemiştir. Reşat Nuri Güntekin eserlerine konuşma dilinin zenginliğini zorlanmadan yansıtır. Çalışma Yöntemi Hakkında Bütün romanlarının tiyatro halinde senaryoları olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini şöyle açıklar: "Roman ve hikâye yazarken konunun evvela asıl canlı noktası, amudi fıkarisi (belkemiği) gelir. Bu amudi fıkaridir ki bana yazmak arzusunu verir. Bu bazen bir vak'a olur, beni alâkadar eden bir vak'a.. Fakat çok kere pek alakadar olduğum insan tipi. (Şu vak'ayı veya şu insanı, şu tipi yazayım) derim. Bu suretle eserin iki adımı atılmış olur. Mevzuu pek iptidai bir şekilde fikrime gelir. Hiçbir zaman hemen derhal bu mevzunun planını yapıp da yazmağa başladığım vaki değildir. Bulduğum mevzuu zihnimde bir köşeye atarım. Onun francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senelerin geçtiği de vakidir. Bu müddet zarfında mevzua bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını tayyederim, atarım, çıkarırım. Vakaları retuş ederim. Tipleri develope ederim (geliştiririm).. Yazma işine başladığım zaman da çok muntazam çalışırım. Romanın sonunu nasıl bitireceğimi tayin etmeden yazıya başlamam. Evvela umumi bir şema yaparım. Fakat eser henüz definitif (kesin, belirli) olmamıştır. Ortada şahıslar vardır, vakalar vardır, eserin ana hatları vardır. Fakat yazmaya başladıktan sonra şahıslar ekseriyetle hüviyetlerini değiştirirler, evvelce hiç düşünmediğim vak'alar, yeni şahıslar gelir. (Muhit dergisi, 1933; anan: Muzaffer Uyguner, Reşat Nuri Güntekin, Ağustos 1967) Kişilerine sevgiyle sokulan bir romancıdır Reşat Nuri. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Gözlem yeteneği yaşama çok geniş bir perspektiften bakma imkânını sağladığı için romanları geçiş dönemi yaşayan ülkemizden "insan manzaraları" çizme başarısına ulaşmıştır."