Dudaktan Kalbe

·
Okunma
·
Beğeni
·
18bin
Gösterim
Adı:
Dudaktan Kalbe
Baskı tarihi:
1994
Sayfa sayısı:
287
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkilap Kitabevi
Baskılar:
Dudaktan Kalbe
Dudaktan Kalbe
Dodaqdan Qəlbə
Dudaktan Kalbe
(1925 yılı) Osmanlıca baskısından bire-bir olarak yayıma hazırlanmıştır.

Reşat Nuri Güntekin,1925 yılında yayımlanan Dudaktan Kalbe adlı romanında farklı sosyal çevrelerden gelen kahramanların yaşam biçimlerini ele alırken ,zaman zaman dönemin toplumsal ve siyasi yaşamına da ayna tutuyor.

Gelenek ve göreneklerin tanıtımında ve kişilik canlandırımında son derece başarılı olan yazar, yalın ve gösterişsiz bir anlatımıyla ve temiz bir İstanbul Türkçesiyle geniş kitlelere seslenebiliyor.

Ayrıca ilk romanı Çalıkuşu'nda olduğu gibi bu eserde de romanın kahramanlarının duygusal çalkantılarını ve mutsuz yaşam serüvenlerini ustalıkla aktarırken, okuyucuyu da İzmir'den Kütahya'ya, Bozyaka Bağları'ndan İstanbul'a Lamia ve Hüseyin Kenan'ın peşi sıra sürüklüyor adeta onların derin aşklarına tanıklık ettiriyor.
400 syf.
·Puan vermedi
Sevdayı size kalpte doğup ölen bir şey diye öğretiyorlar Kınalı Yapıncak. Sevdanın kalple hiçbir alakası yok. Sevda yalnız dudaklarda doğup yaşadıkça bir saadet olur. Onun dudaktan kalbe zehir gibi işlemesine izin vermemeli.

~~

Kenan'ın, Lâmia'yı aralarındakinin aşk, sevda olmadığına, sadece bir oyun, bir yaz eğlencesi olduğuna inandırmak için söylediklerinden sonra Lâmia'nın cevabı "Ben bundan sonra sade bu eğlence için yaşamak istiyorum Kenan Bey..."

~~

Fakat hiç sebep yokken annesinin boynuna sarılır, yanaklarını, gözlerini, boynunu, ellerini durmadan öperdi. Melek Hanım, bu dakikalarda onun rikkatten ezildiğini, mavi gözlerinin yaşla dolduğunu görürdü. Sebebini sorduğu vakit Kenan, bir şey söyleyemezdi. Çünkü sebebini kendi de bilmezdi. Bu uyumak, su içmek gibi bir tuhaf ihtiyaçtı ki, içinden gelirdi.
400 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
BOL SPOİ İÇERİR!!

Bazı insanların çocukluğunda aldıkları yaralar vardır. Hüseyin Kenan da bunlardan biri. Babasının yokluğuyla büyümüş, babasının yaptığı hatalar daima bu küçük çocuğun yüzüne vurulmuş. Hep içine kapanık bir çocukluk yaşamış. Büyüdükçe kendisini hiç bir işe yaramaz bir insan gibi hissetmiş, bir tarafı hep eksik kalmış. İlk aşkı Leyla'yı bu yüzden reddetmiş, bu aşk onu okadar etkilemiş ki şöyle bir karar almış; "aşkın dudaktan kalbe inmesine müsade etmemeli". Tek sığınağı kemanı... Hüseyin Kenan bir zaman sonra kemanıyla parlıyor herkesin hayran olduğu bir insan oluyor. Fakat kenan yine mutlu değil. Bu başarının daha evvel gelmesi gerektini heveslerinin söndüğünü söylüyor. Git gide vurdum duymaz bir insan oluyor. Dayısının yanına gidip bir müddet kalıp kemanıyla yeni eserler yapmak istiyor. Dayısının komşusu Nimet hanımla cilveleşmekten geri kalmıyor. Nimet hanım evli bir kadın. Daha sonra cavidan hanımla tanışıyor ona nişanlısı gözüyle bakıyor, başka bir kadın görünce cavidanı da unutuyor. Ve kendini şöyle tanımlıyor "Evet içimde derin sevdalara, büyük ihtiraslara yer kalmamış" Kenancım çapkın biriyim demiyorsun da....

Ve kınalı yapıncak Lamia... İzmir Bozyaka'da amcası Şükrü beylerde kalmakta. Yetim, öksüz on beş yaşında bir kız. Hüseyin Kenan'ın keman çalmasına hayran... Hüseyin Kenan her gece kemanıyla yeni besteler yapmak için uğraşır Lamia'da gizli gizli onu dinler. Hüseyin Kenan Lamia'yı tanıdığında onu çok mahsun bir çocuk olarak görür. Lamia'nın hayatını öğrendikçe onu kendine daha yakın görmeye başlar. Ona ilgi duymaya başlar artık ondan uzak duramaz olur ve Lamia'ya kötülük etmekten bile çekinmez.

Lamia on beş yaşında bir kız ÇOCUĞU, Hüseyin Kenan ise otuz yaşında. O zamanlar da böyle durumlar çok mu normal karşılanıyordu acaba? Kız çocuklarına erken yaşta kadın gözüyle bakılıyormuş. On dört yaşında ki kız çocukları çarşafa girermiş. Yaz biter Kenan'ın gitme vakti gelir. Lamia onu büyük bir aşkla bekleyeceğini unutmayacağını söyler. Kenan beyimiz bu hislerin aşk olmadığını geçici bir yaz eğlencesi olduğunu söyler.

Kenancım tam sopalıksın...

Lamia'ya onu ortada bırakmayacağını evleneceğini söyler, ama nasıl sinirli.... Lamia'yla evlenirse istikbalinin söneceğini düşünür içinden. Lamia'da hangi hislerle bunu söylediğini bildiği için kabul etmez. Kenan istanbula gider lamia herkesin dilinde...
Eee bu "namusu" temizlemeli... Lamia Kütahya'ya başka bi akrabasının yanına gönderilir. Garibim kınalı yapıncak on altı yaşında çocuğunu dünya'ya getirir. Lamia bu küçük yaşında hayatını devam ettirmek zorunda, kendisinden otuz yaş büyük biriyle evlenir. Bu namus bekçileri orada da karşına çıkar, kocasının yeğeni Vedat'la adı çıkar. Lamia artık orada da istenmez istanbula gider.

Gelelim kenan beye, cavidan'la evli ama mutsuz. Niye mutsuz onu da bilmez, hayatında bişey eksik ama ne onu da bilemez. Düşünür niye yeni bir beste yapamaz, ve sebebini sonun da bulur... Kınalı yapıncağa aşık... Bu aşk dudaktan kalbe inmiş meğer Kenan beyimiz bunun farkında değil. Bozyaka'ya gidip Lamia'yı bulacağını sanır ama bulamaz. Hiç ummadığı anda lamia karşısına çıkar, kenan nasılda mesut. Ama aynı şeyler Lamia için geçerli değil, içindeki o Hüseyin Kenan hastalığından eser kalmamış.

Hüseyin kenan uzun zaman sonra göz yaşları içinde Lamia için keman çalar, Kınalı yapıncağının bu keman seslerini duyunca ona geliceğini sanır ama düşündüğü gibi olmaz.


"Bir yaz gecesinden uzak keman sesinden doğan bu genç kız sevdası beş sene sonra yine aynı hisler içinde sönmüştü."
  • Aşk-ı Memnu
    8.0/10 (1.857 Oy)1.692 beğeni9,3bin okunma5,3bin alıntı56bin gösterim
  • Vurun Kahpeye
    8.5/10 (1.385 Oy)1.273 beğeni5,7bin okunma2.340 alıntı23,2bin gösterim
  • Pembe İncili Kaftan
    8.1/10 (474 Oy)406 beğeni3.748 okunma157 alıntı10,3bin gösterim
  • Mai ve Siyah
    8.0/10 (2.959 Oy)2.804 beğeni13,7bin okunma10,8bin alıntı88,6bin gösterim
  • Falaka
    7.8/10 (569 Oy)523 beğeni4.898 okunma115 alıntı9,5bin gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (3.713 Oy)3.643 beğeni14,4bin okunma17,7bin alıntı106,4bin gösterim
  • Yalnız Efe
    8.0/10 (665 Oy)604 beğeni4.604 okunma391 alıntı14,2bin gösterim
  • Sinekli Bakkal
    8.2/10 (2.102 Oy)2.067 beğeni11,3bin okunma4.263 alıntı44,9bin gösterim
  • Ateşten Gömlek
    8.2/10 (2.662 Oy)2.509 beğeni12,3bin okunma6,9bin alıntı73,3bin gösterim
  • Yeşil Yol
    9.3/10 (1.531 Oy)1.555 beğeni5,1bin okunma4.308 alıntı43,2bin gösterim
349 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Hani bazı kitaplar okuruz sonra neden bu kadar geç okuduk ki bu kitabı deriz. Benim için o kitaplardan biri oldu Dudaktan Kalbe. Çok severek okudum.
Lamia ve Kenan'ın öyküsü. Beni derinden etkiledi. Kenan rahat rahat gezerken gününü gün ederken Lamia'nın Kenan yüzünden çektiği onca acılar. Kenan'a kızmamak elde değil.
Okuyun ve okutun Reşat Nuri Güntekin'in bu muhteşem romanını.
400 syf.
·2 günde·10/10 puan
Çalıkuşu (#59519975) için yaptığım yorumların hemen hemen hepsini Dudaktan Kalbe için de yapabilirim. Bu nasıl kalemdir ki iki gündür beni durgunlaştırdı, düşüncelere saldı.

Lamia mini mini güzel bir kız çocuğu. Sanatkar Hüseyin Kenan'a tutulur. Ona öyle bir sevgi besler ki yüreğinde olmadık tekliflere bile sorgusuz itaat ile 'evet' der. Kerli ferli bey olan bu Hüseyin Kenan ise bu minik hanımın kendine olan teveccüh ve ilgisini bir nevi suistimal ile kız çocuğunu etrafında pervane eder. Bundan hoşlanır. Bir vakit bir kaza yada kader cilvesi ile birlikte olurlar ve Lamia, Hüseyin Kenan'dan hamile kalır. Sonrasında adı kötüye çıkan bu kız için sürgün hayatı başlar. Gittiği her beldede girdiği her hanede hor görülerek kötü bakışlara muhatap olur.

Yasak bir aşkın meyvesini karnında taşıyan Lamia için hayat çok zordur. Yaşı küçük olsa da yaşantısının onu olgunlaştırdığını kendi sözlerinden öğrendiğimiz gibi bu olgunlaşma serüvenine de birebir tanıklık ediyoruz.

Karakterlerin çalkantılı iç dünyalarını adım adım gözümüzün önünde işleyerek bu karakterleri bize tanıdık hale getiriyor Reşat Nuri. Sanırım onun sırrı bu. Olaylarını hep Anadolu kentlerinde ve en nihayetinde İstanbul'da yaşatarak hikayeyi de bize içselleştirtiyor. Sanki Lamia tanıdık bir kız, Bozyaka, Kütahya sanki bildiğimiz evler. Ailelerin tutumları hep aşina olduğumuz şeyler. Bu tanışıklık hissi sevdiriyor bize tüm serüveni.

Çalıkuşu gibi mutlu bir şekilde nihayete ulaşmayan Dudaktan Kalbe beni biraz sinirlendirdi. Ama neye ve kime sinirlendim, bilmiyorum. Bu anlatılanlar sanki benim başımdan geçmiş gibi hislendim. Aşk ne garip bir şey. Kalpte parlayıp dudaklara çıksa da, dudaklarda başlayıp kalbe inse de garip. Baştan sona garip...
400 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
.
İzmir Bozyaka'nın üzüm bağlarından esen hoş bir rüzgâra karışan keman sesinin sahibi Hüseyin Kenan ve bu sese aşık bir genç kız Lamia.
Tertemiz bir aşkla sevdiği adam uğruna çektiği çile dolu yıllar...
Güzel türkçesiyle kesinlikle okunmayı hakeden bir kitap.
.
400 syf.
·10/10 puan
Merhabalar sevgili okular.
Reşat Nuri Güntekin okuduğum dördüncü kitabı oldu.
Hakkını varmeliyim ki Üslubu bir harika, kitabı okurken sanki Lamia ve Kenan ile birlikteymişim gibiydim.Bir yanda ne olucağını merak ederken bir yanda merakıma mukavemet ederek kitabın bitmesini istiyordum.Hulasa hafif mahzun heycanla bitirdim bu kitabı.
Reşat Nuri Güntekin, bana beğenmek,okumak ve tavsiye etmek düşer. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim mütiş akıcı bir romandı.
400 syf.
Harika bir kitap daha okuyup, bitirmenin huzuru var içimde ve bir o kadar da sonunun verdiği üzüntü. Kitabın başlarında ana karakterler farklı gibi görünüyor, fakat yaklaşık 60 sayfa kadar sonra ana karakterlerin kim olduğu netleşiyor. Masum, ürkek, gururlu ve sevgi dolu Lamia ile çok kötü bir çocukluk geçirmiş, ünlü bestekâr ve keman sanatçısı Kenan'ın hikâyesi. Spoi vermeyeceğim. Kitap son 100 sayfa kalana kadar, ikincil ağızdan ve sonrasında da Kenan'ın ağzından günlük olarak devam ediyor. Son paragraf ise bir süre öylece kalmanızı sağlayacak kadar etkili. Kaliteli bir yazarın, kaliteli bir kitabıydı ve çok keyif alarak, çoğunlukla da üzülerek okudum.
400 syf.
·Beğendi·10/10 puan
#okudumbitti
#DudaktanKalbe
#ReşatNuriGüntekin
#Roman
#kitapyorumum

Hüseyin Kenan iyi eğitim almış bir gençtir.

Hüseyin Kenan İzmir’de Lamia ile tanışır ama İstanbul’a dönmek zorunda kalır.

Bu sırada Hüseyin Kenan ile Prenses Cavidan ile evlenir.

Hüseyin Kenan’ın aklına hep Lamia gelmektedir ve bir araya geldikleri bir sırada Lamia’ya sahip olur.

Lamia’nın hamile olduğunu öğrenince evlenmek ister ama Lamia bunun mecburiyet olduğunu anlayınca evlenmek istemez.

Lamia Kütahya’ya gider ve kızını orada doğurur.

Kütahya’da iken binbaşı ile evlenir ama bir doktorla adı dedikoduya karışınca binbaşı Lamia’yı boşar.

Hüseyin Kenan; kızı ve Lamia ile, tanış oldukları doktorun muayenehanesinde karşılaşır.

Hüseyin Kenan Lamia’nın doktor ile nişanlandığını öğrenir ve tüm bunlara katlanamaz, canına kıyar.

Duygusal yolculuğuna hazırlıklı olun. Akıcı ve sürekleyici olmasıyla beraber duygusallığın ön planda olması ciddi etkileyici ruhunuza adeta dokunuyor. Okumayanlar için muhakkak okumanız için öneririm...
400 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Evet yaprak dökümü çalıkuşu acımak ve dudaktan kalbe ile 4 tane Reşat Nuri kitabı okuduk genel manada güzel kaliteli tavsiye edilip okunası kitaplar siz Reşat Nuri okudunuz mu hangi kitaplarını okumalıyım

Çalıkuşundan sonra dudaktan kalbe kitabındada yazarımız aşka dokunuyor kitap bize duygusal saatler vaat ediyor reşat nurinin yaprak dökümü çalıkuşu dudaktan kalbe kitapları bilindiği gibi sinema ile diziye çevrilmiştir ancak kitap ile dizi arasında farklılıklar bulunur sonlar farklıdır peki siz Reşat nurinin dizilerini seyrettiniz mi kitap ile dizi arasında ne gibi bir fark gördünüz peki sizce reşat nurinin dizilerimi güzel yoksa kitaplarımı siz en çok hangi dizisini ve kitabını sevdiniz

Gelelim fasulyenin faydalarına yani kitap bize neyi anlattı konusu nedir konu yaprak dökümü nün ali rızası gibi yada acımak kitabının süper ailesi gibi yozlaşma yani kemancı kenan beyin kendisini benliğini unutması kendine yabancı olması dudaktan kalbe inmeyen bir aşkın insanın başına ne gibi çoraplar örebileceği bir de ne diyor o eski türk sanat müziği seven ne yapmaz sahi seven bir kadının en büyük silahı nedir burada bir kadının en büyük silahı olarak karşımıza unutmak çıkıyor

Birazda gelelim lamianın incelemeye lamia küçük bir kızdır aşıktır çok sever cevap alamaz arabesk filmlerindeki gibi sevdiği bir adamdan çocuğu olur kabul edilmez kemancının aşkı dudaktan kalbe inmez bir cahilliktir oldu diyerek kendisini deli gibi seven bir kadını terkeder küçük kız lamianın artık küçük bir kızı vardır ancak onun kusuru terkedilmek ve dul kalmaktır çevre acımasızdır bir dul kadını kabul etmezler lamia akrabalarına sığınır burada onu küçük enişte taciz eder ve lamia hain eniştenin beynini dağıtır hapse girer ömrü savrulur gider hapisten çıkınca kemancı kenan ile son kez karşılaşırlar kenan evlenmiş olsada lamiayı unutmamıştır sabahattin Alinin kahramanı raif bey gibi mum gibi erimiş iskelet olmuştur hep kendisine hem karısına çektirir kabul etmediği lamiayı unutmamıştır ancak ne derler son pişmanlık fayda etmez işte tam bu yüzden lamia onu kabul etmez kemancı kenan ise çok zengin olmasına rağmen ölmüş annesini kendisi zenginken fakir bir köylü olarak yaşayan kardeşini unutmuştur ölmüş annesinin mezarı bile yoktur içi pişmanlık doludur yavaş yavaş erir artık stephan zweig gibi intiharı düşünür kabul etmediği kızını son kez görür pişmanlık içinde kemanı ile son bir beste yapar bu onun son serenadıdır kafasına son kurşunu sıkar böylece ne derler onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine

Reşat nuriden son pişmanlık fayda etmez dedirten bir kitap lamia ve kemancı kenanın öyküsü güzel bir keman eşliğinde türk sanat müziği ile birlikte okunası bir kitap yozlaşmanın unutulmanın öyküsü
Okuyunuz efendim saygılar olsun
400 syf.
·Beğendi·9/10 puan
DUDAKTAN KALBE
....
REŞAT NURİ GÜNTEKİN
.....
*Bu sevda değil, Kınalı Yapıncak, diyordum, bu biraz ince bir gönül oyuncağı, dudaklarımızın bir eğlencesinden ibaret.
*Fakat ruhlarımız daima birbirine yabancı kalmaya mahkûmdu...
*Ayrılık, kuvvetli aşkları büyütür, hasta olanları büsbütün öldürür.
*Evet, içimde derin sevdalara, büyük ihtiraslara kabiliyet kalmamış.
*Onu asıl bitiren vücut yorgunluğu değildi. Her gün biraz daha alçaldığını, hassas gururundan biraz daha kaybettiğini görüyordu.
*Zaman zaman vücudun derinliklerinden boğuk, müphem şikayetler gelir, için için yiyip bitiren hastalığın bundan başka alameti yoktur.
.....
Hüseyin Kenan, keman ustası genç bir yetenek... Zor geçen çocukluk yılları onda başarı hırsına sebep olmuş,ayrıca sınıfsal üstünlüğü önemseyen bir karakter meydana getirmiştir.
.....
Avrupa'daki müzik eğitiminden sonra dayısı Sait Paşa'nın ısrarıyla yurda geri döner. Haklı bir şöhrete sahip olan yeğenine çocukluk yıllarında acımasız  davransa da artık durum değişmiştir.
Sait Paşa Hüseyin Kenan ile artık gurur duymakta onun için şaşalı partiler vermektedir.
Lakin İzmir'de sıkılan müzisyen Bozkaya'ya giderek dinlemek ister.
Bu güzel asude yerde, çilli yüzü ,örgülü kınalı saçları ve masum güzelliği ile Lamia ile tanışır.
Hüseyin Kenan ona "Kınalı Yapıncak"ismini verir.
.....
Bu masum, naif güzelliği çapkınca gönül oyunlarıyla aldatan Hüseyin Kenan onu terk eder ve Prenses Cavidan ile evlenir ...
Birçare Lamia
Hüseyin Kenan'ın varlığından haberdar olmadığı çocuğu ile akrabalarının yanında güç bir hayata başlar.
......
Pek çok zorluğun üstesinden gelen Lamia Dr .Vedat ile tanışır.


....
Hmmm...
Hüseyin Kenan mı?Ona ne oldu
(söylemem )
İnsan ona kızsa da üzülmeden edemiyor.
....
Lise yıllarında okumuştum "Dudaktan Kalbe" kitabını.
Naçizane tavsiyem.
400 syf.
·74 günde·Beğendi·10/10 puan
O vakit benim için belki de öyleydi. Fakat bir şaka, bir yalan,bir eğlence gibi başlayan bu sevda bir gizli zehir gibi dudaklarımdan kalbime indi.

Dudaktan Kalbe
Bu hiç yeni bir şey getirmeyecek renksiz günlerin can sıkıntısını, yorgunluğunu ilk seher aydınlıklarıyla beraber duymaya başlıyorum. Günlerin güneşi gibi gecelerin mehtabı da sönük, cansız, yürek üzücü...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dudaktan Kalbe
Baskı tarihi:
1994
Sayfa sayısı:
287
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkilap Kitabevi
Baskılar:
Dudaktan Kalbe
Dudaktan Kalbe
Dodaqdan Qəlbə
Dudaktan Kalbe
(1925 yılı) Osmanlıca baskısından bire-bir olarak yayıma hazırlanmıştır.

Reşat Nuri Güntekin,1925 yılında yayımlanan Dudaktan Kalbe adlı romanında farklı sosyal çevrelerden gelen kahramanların yaşam biçimlerini ele alırken ,zaman zaman dönemin toplumsal ve siyasi yaşamına da ayna tutuyor.

Gelenek ve göreneklerin tanıtımında ve kişilik canlandırımında son derece başarılı olan yazar, yalın ve gösterişsiz bir anlatımıyla ve temiz bir İstanbul Türkçesiyle geniş kitlelere seslenebiliyor.

Ayrıca ilk romanı Çalıkuşu'nda olduğu gibi bu eserde de romanın kahramanlarının duygusal çalkantılarını ve mutsuz yaşam serüvenlerini ustalıkla aktarırken, okuyucuyu da İzmir'den Kütahya'ya, Bozyaka Bağları'ndan İstanbul'a Lamia ve Hüseyin Kenan'ın peşi sıra sürüklüyor adeta onların derin aşklarına tanıklık ettiriyor.

Kitabı okuyanlar 4.062 okur

  • sevim
  • Temur DAĞLI
  • Muhammed Yılmaz
  • 34duyguca
  • Fadime pelit
  • Gözde Deniz
  • Hazal
  • Selda
  • çağlar çağlar
  • Emirhan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.5 (4)
9
%0.4 (3)
8
%0.7 (5)
7
%0
6
%0.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları