Dracula (Oxford Bookworms Library: Stage 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
13,5bin
Gösterim
Adı:
Dracula
Alt başlık:
Oxford Bookworms Library: Stage 2
Baskı tarihi:
1 Mart 2007
Sayfa sayısı:
56
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780194237499
Orijinal adı:
Dracula
Dil:
İngilizce
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Oxford University Press, USA
In the mountains of Transylvania there stands a castle. It is the home of Count Dracula - a dark, lonely place, and at night the wolves howl around the walls. In the year 1875 Jonathan Harker comes from England to do business with the Count. But Jonathan does not feel comfortable at Castle Dracula. Strange things happen at night, and very soon, he begins to feel afraid. And he is right to be afraid, because Count Dracula is one of the Un-Dead - a vampire that drinks the blood of living people...
520 syf.
·108 günde·Puan vermedi
Selam️ Bram Stoker “Dracula” Post 2.
“Hata yapabilirim - insanım; ama yaptığım her şeye inanıyorum.” Girizgah olarak ve dün paylaştığımla birlikte, iki post; Dracula’nın yazıldığı dönemi, yazarın kabataslak da olsa hayatını, fantastik ya da bilim kurgu eserlerden beklentileri kısa kısa anlatmaya çalıştım. Son olarak bunlara ek, vampirliğin sosyolojik olarak da, yüzyıllarca egemen sınıf olan Aristokrasinin, sanayileşen yeni dünya düzeninde, orta sınıf karşısında gerilemesi var. Dracula, sınıf farklarının keskin olduğu son dönemi, yine aristokrat bir sıfatla perçinler “Kont”. Farklı perspektiflere göre, aristokratların “biz yok edilemeyiz” üzerimize toprak da atsanız, yine çıkar geliriz deme şekli, vampirin var olma şekliyle paraleldir. Aylarca önce başlayıp, üzerine onlarca kitap bitirmeme rağmen, istikrarsız bir okumayla, eserle bitmeyen mesaim, okuduğum kısmı sil baştan yapmama neden oldu. Hak verirsiniz ki, insanın konusuna hakim olduğu bir kurguyu değerlendirmesi, heyecanı törpülüyor. (Ne mızıldandım) Bolca günce ve mektup ihtiva eden eseri, modern korku fantastik edebiyatıyla değerlendirirseniz, ritmi oldukça yavaş hatta durağan bulabilirsiniz. Dönemiyle tartmak en doğrusu. Üç beş farklı karakterin kafa sesini duyabildiğimiz satırlarda, maalesef Dracula’yı duyamıyoruz. Hatta kitabın ilk sayfalarında geçen birkaç cümle dışında, karakter olarak da, sadece başkalarının anlatımıyla varlık sağlıyor. 300-320. sayfaya dek, kurtarılmaya çalışılan Lucy karakterine, defalarca tekrarlanan kan verme işlemi, kan verenlerden çok beni tüketti Son düzlükte, arzu ettiğim harekete, İngiltere’de salonlarda yapılan bitip tükenmeyen planlamalardan, akıp giden coğrafyaya kavuştum. En esaslı karakterlerin Profesör Van Helsing ve bir deli olduğunu düşündüğüm (çünkü gönlüme onlar değdi) eseri tamamlamak, itiraf ediyorum biraz meşakkatli oldu. Çeviriye hiç değinmek istemiyorum, zira başladığımda susamayacağım biliyorum. Saygılarımla.
Sevgim üzerinize olsun
520 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Dracula, yazıldığı dönem (1897) göz önüne alındığında bu kitabın korku yapıtları arasında sivrilmesine çok şaşırmamalı. Beni bile bu zamanda okuduğum o kadar başarılı korku romanlarından sonra etkilediğine göre Bram Stoker’ın ölümsüz bir eseri ardında bıraktığını söyleyebilirim. Kitabın günlüklerden oluşması fikri bazen iyi, bazen kötü benim için. Herkesin bakış açısıyla olayları görebiliyoruz, yaşadıklarını ve duygularını. Ancak bazen her tarihin yazılması, bazen bu günlerin birbirini tekrarlaması sıkmıyor değil, bu durum özellikle kitabın son 150 sayfasında görülüyor. Bunların dışında kitap akıcı. Eskiden yazılmış olmasına karşın ilginizi çekmeyi başarıyor.
426 syf.
·20 günde·Beğendi·10/10
Okuyucuyu olduğu yere mıhlayan, heyecanlandıran, yazıldığı dönemin çok ötesinde, kesinlikle okunması gereken bir başyapıt!
Kitabın günlük şeklinde yazılması ilgi çekici fakat bazen yazar okuyucuda aynı günleri tekrar tekrar okuyormuş hissi yaratmaktan maalesef kurtulamamış. Ama bunu o dönemin yazımına göre değerlendirirsek, bu durum da çok göze batmıyor. Gotik edebiyatın epik şekilde anlatılmasının bir sonucu diyebiliriz.
Yazıldığı dönemden itibaren günümüze kadar türlü sanat eserleri ile karşımıza çıkan Dracula, çok özel bir kitap. İyi ki okumuşum.
432 syf.
·68 günde·8/10
Kitabın sonu çok ani bitti ya sadece son 1 sayfaya sığdı ölümü. Beklemediğim bir şekilde bitti. Draculanın ölümü için bi kitap daha yazılabilirmiş aslında . Koskoca vampirlerin efendisi çok çabuk öldü yani hiç tatmin olamadım sonuna
560 syf.
·10/10
5/5
"...Boyun eğerek kabullenmekten başka elimden ne gelirdi? Durum Mr. Hawkins'in hayırınaydı, benim değil, onu düşünmek zorundaydım, kendimi değil; ayrıca, Kont Dracula konuşurken bakışlarında ve tavrında tutsak olduğumu anımsatan bir şey vardı ve gönlüm razı gelmese de başka seçeneğim yoktu..."
5/5 ⭐⭐⭐⭐⭐
Kitap okumaya başladığımdan beri fantastik kitaplara özellikle vampirlerle ilgili olanlara hayranlığım vardır. Uzun zamandır okumak istediğim bir başyapıttı Dracula.🤩 Bu zamana kadar ki yazılan vampir kitaplarının, çekilen filmlerin hepsine ilham olan bir başyapıt hemde... Beklentim yüksek olarka başladım haliyle, ilk sayfalarda Jonathan Harker'in güncesi ile başlıyor kitap. Kendisini görevlendiren Peter Hawkins için Transilvanya yolculuğuna çıkıyor tabi ki diyarlara nam salmış Kont Dracula'nın şatosuna gitmek istediğini duyan herkesten tuhaf tepkiler alıyor. Gitmemesi için adeta yalvaranlar bile oluyor hatta ancak Jonathan bunlara bir anlam veremiyor.(Hepsinin sebebini yaşayarak öğrenecektir tabiki)
Heyecanı bir an bile bırakmadan, sevgiyi, dostluğun önemini, aşkı çok güzel bir şekilde anlatan bir kitap. Bu eski insanların birbirine olan saygılarını, tutkularını satırlarda okurken gerçekten hayran kaldım. Her ne kadar seni sevsem de Dracula, bu sefer insanların tarafını tuttuğum için kusura bakma. Üstelik bu güzel kitabı @dexpub 'ın korku edebiyatı klasiklerinden okumak başka bir keyifliydi. Bu tarz kitaplara merakınız varsa vakit kaybetmeden okumanızı tavsiye ederim, kitapla kalın.‍️ Bram Stoker
432 syf.
·6 günde·7/10
Kitap dönemine göre değerlendirirsek gerçekten bașarılı fakat bu zamanda çok daha keyifli korku romanlarının olduğunu düșünüyorum.

Tabii ben bu izlenimi kitabı okuduktan sonra edindim. Akıcı bir kitaptı ve dönemindeki bazı eserler gibi mektup tarzında yazılmıștı. Karakterler soylu kișilerden olușmuș üst sınıf kișilerdi.

Daha ilginci ise olay Transilvanya'da bașlıyor ve ilk bölümlerde sık sık Türk kelimesini görüyordunuz. Ben șahsen kitabın ortalarına kadar heyecanla okudum en zevkli an ise Harker abimizden haber alınamadığı bölümlerdi sonrasında biraz yavanlaștı ve Dracula'nın peșine düșüldüğünde kabak tadı vermeye bașladı.

Ben artık kitabın sonlarına doğru bitsinde kurtulalım diyerek okudum belki kendimi tam verememișimdir fakat draculanın ölümü de gayet basit ve beklentileri karșılamayan șekildeydi kısaca okunmasa da olur diyebileceğim bir eser. 400 sayfalık vaktinizi bașka kitaplarla harcayın derim
680 syf.
·10/10
Bazı macera romanları vardır ve sizi öyle bir heyecanlandırır ki hep üç beş satır ileriye gözleriniz kayar acaba ne oldu diye meraktan için içini yer ya . işte bu roman tam da o nitelikte heyecanlı ve macera dolu bir roman.Her bir anı macera dolu olan romanda dönem özelliklerinin yansımalarını da görmek mümkün.Bilimsel gelişmeler, teknolojik gelimeler ve hurafelerin arttığı bir dönem kitaba öyle bir işlenmiş ki gözden kaçırmak hemen hemen imkansız ...
520 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Dracula||Bram Stoker||5/5
Bram Stoker'ın 11.Vlad'dan yola çıkarak yazdığı roman ilk olarak 20 Nisan 1897 tarihinde yayımlanmıştır.Arminius Vámbréy, Bram Stoker'a Transilvanya tarihini ve Kazıklı Voyvoda'yı anlatarak romana ilham kaynağı olduğunu söyleyen Doğu dilleri profesörüne kitapta yer verilmiştir.Belli ki Stoker bu büyük başyapıta ilham kaynağı olmasından ötürü müteşekkirliğini ifade etmek için şüphesiz çok güzel bir yol seçmiş.
Kitap tam anlamıyla müthişti.Yazarın dili ve anlatıyı okuyucuya vermek için oluşturduğu kurgu roman kahramanlarının tuttuğu günceler ile sağlanmaktadır.Zaten tek bir ağızdan yazılması bile kolay olmayacak bu yapıtın birden çok kişinin ağzından anlatılarak kurgulanmış olması dahice.Kitap yazıldığı 19.yüzyıl İngiltere'sinin yaşamından kesitler sunarak kültür özelliklerini anlayabilmemize olanaklar sağlıyor.Okunmaya başlanılan ilk sayfalardan itibaren gotik hava sizi etkisi altına alıyor ve gerçekten sayfalarda o gerilimi hissediyorsunuz.Ölmeden önce okumanız gerekenlerin başında yer alması gerektiğinin güvencesini verebilirim.Okuyun,okutturun.Yazarın seçtiği sözcükler,yaptığı betimlemeler çizdiği İngiltere o kadar iyi bir şekilde verilmiş ki okurken sanki film izliyormuş gibi hayal dünyanızda karakterleri kendiniz yaratıp onlara hayat veriyorsunuz.Ayrıca Can Yayınları'nın çevirisi çok iyi ve okurken sizi hiç sıkmıyor.O yüzden okuyacaksanız kesinlikle Can Yayınları'ndan almalısınız.
Bu kitap olmasaydı şu an izlediğiniz Alacakaranlık,Vampir Günlükleri,Karanlıklar Ülkesi,Blade gibi yapımlar olmayabilirdi.
Bram Stoker'a Korku/Gerilim Edebiyatı veya Gotik Edebiyata -dersek daha doğru olacak-verdiği bu eserden dolayı çok teşekkür ediyorum.Tabi ona Kazıklı Voyvoda ve Transilvanya tarihini anlatarak ilham olan Doğu Dilleri Profesörümüze de ayrıca teşekkür ederim.
Keyifli okumalar...
Allons-y
96 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
I have finished this book now. It was so good book. While I was reading this book, I felt like I was watching movie. Because all of things in the book are described very well. But the content of the book did not make me surprised. Because when I was a teenager, I used to watch fantastic movies and series. Like I said before it reminded me of “the vampire diaries” series. Because all characters in the book have a diary. And if you read this book, you will be able to know all of things due to their diaries.
I did not like one thing about the book. Namely, the book did not show us how Jonathan Harker got rid of Count Dracula. Maybe the original version of this book has showed us. But I don’t know exactly this. Because I have read stage 4 version of this book.
680 syf.
·7/10
Kitabın ilk yarısı özellikle Lucy ile ilgili kısımları oldukça heyecanlıydı, eminim konuyu bilmesem çok da esrarengiz gelirdi. Fakat kitap ilerledikçe Dracula avcılıktan av konumuna düşüyor haliyle gözümüzdeki değerini de yitiriyor. Dracula'yı ,belki de başka karakterlerin gözünden gördüğümüz için, Dracula yapan neydi anlayamıyoruz. Asıl temel bu kitap olmasına rağmen zaman geçtikçe, hikayenin üzerine yeni fikirler eklendikçe güzelleştiği kanaatindeyim.
544 syf.
·9/10
19.yy da yazılmış bir kataba göre oldukça akıcı ve etkileyiciydi. Günlük tarzında yazılmış olması beni tereddüte düşürse de kitap bu tarz sayesinde daha da hız kazanmış. Bayılarak okudum, tempo hiç düşmedi ve gizem sonuna ladar gayet güzel ilerledi. Tavsiye ederim.
İnsanları öldüren bu hastalığın ortasında o ölüme gülüyor. Ah! Böyle biri şeytandan değil de tanrı’dan geliyor olsaydı, dünya ne harika bir güce sahip olurdu. Ama o karanlığı seviyor. İyiliğin değil, çekici bulduğu ve heyecan duyduğu kötü şeylerin peşinden gidiyor..
Ben sizin ölmenizi istemiyorum, bana dönüşmenizi istiyorum !
Benim gibi kalpsiz, vicdansız biri olmanızı, sevdiklerinizin bedenleri ve ruhları ile beslenmenizi istiyorum. Tıpkı benim gibi cennetin kapıları sizin de yüzünüze kapanacak, ve bir daha açılmayacak..
Onun gözünde değersiz bir günahkar olduğumu anladığım gün girdim bu şeytani kepazeliğin yuvasına. tüm kapıları üstüme kapadı şehvetli dudaklar. Tanrı bile unuttu beni, Zevkten Çürümüş ve yüzyılların tozuyla ağırlaşmış bir mezarda..
Saf ve nazik yüzü gitmiş, yerine günahkar ve cehennem ateşi dolu gözler ile şehvetli bir gülümseme gelmişti. Hafifmeşrep ve baştan çıkarıcı bir incelikle ilerliyordu.
Bu kadın gerçekten lucy mi yoksa yalnızca onun şekline girmiş bir iblis mi..
Tanrı bile kirli tenimden uzak duruyor, cennetin kapıları bana sonsuza dek kapalı. Bu günahların lekesini mahşere kadar alnımda taşımak zorundayım..
Sadakat çok ender bulunan bir şey, sevdiklerimizin bize karşılıksız olarak sadakat göstermesi çok zarif bir davranış.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dracula
Alt başlık:
Oxford Bookworms Library: Stage 2
Baskı tarihi:
1 Mart 2007
Sayfa sayısı:
56
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780194237499
Orijinal adı:
Dracula
Dil:
İngilizce
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Oxford University Press, USA
In the mountains of Transylvania there stands a castle. It is the home of Count Dracula - a dark, lonely place, and at night the wolves howl around the walls. In the year 1875 Jonathan Harker comes from England to do business with the Count. But Jonathan does not feel comfortable at Castle Dracula. Strange things happen at night, and very soon, he begins to feel afraid. And he is right to be afraid, because Count Dracula is one of the Un-Dead - a vampire that drinks the blood of living people...

Kitabı okuyanlar 1.077 okur

  • Elif Yavaş
  • Fatmanur Durmuş
  • Keyser Soze
  • eksuas
  • Merve Öztürk
  • Meri •°•.°
  • Zey
  • Zey
  • Şeyma ÜNAL
  • The One

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0.7 (3)
6
%0.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları