Adı:
Düşünsel Duruş
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
496
ISBN:
9789753555722
Yayınevi:
İz Yayıncılık
"Biz, bir şeye baktığımızda ona bir anlam yüklüyorsak, bu anlam, doğrudan bizim zihnimizin düşünsel duruşu ile ilgilidir. Düşünsel duruşumuz ise içinde yer aldığımız kültürel ortam tarafından oluşturulur. Bu kültürel ortamın bize talep ya da reddettirdiği hususlar düşünsel duruşumuzun ortamını hazırlar. Biz, bu kültürel ortamın tümüyle dışına çıkabilme imkânına malik değiliz. Buna rağmen, biz, içinde yer aldığımız kültürel ortamı da onun dışından gözlemlemeyi denemeye çalıştık."
(Tanıtım Bülteninden)
Düşüncelerini son derece özgün üslup ile dile getirdiğini düşünüyorum. Kitap farklı bir bakış açısı katıyor. Bazı yerlerin altını çizerek okumak gerekli. Ayrıca günümüzde sık kullanılmayan kelimelerden yer alanlar var. Bunlarda kelime dağarcığımın gelişmesine katkıda bulundu. Okumanızı tavsiye ederim.
Ne düşündüğümüz kadar düşüncelerimiz ile nerede durdugumuzun önemini kavrama yolunda rehber olabilecek bir kitap. Okurken bazen yorulabilirsiniz belki ama bazende güzel düşünceler ve fikirler için de kafa yormadan olmuyor...
Rasim Özdenören 'in bence en iyi deneme kitabıdır. Düşünsel Duruşu tanımlamış ve kendi düşünsel duruşuna göre açıklama zorunda hissettiği kavramları, günümüz ortamını yorumlamıştır.
Mevcut konular hakkındaki fikrini çok merak ediyor ve iştahla okumaya başlıyorsunuz ama o kadar çok bilgiye boğuyor, ben ne öğrenmek istiyordum ya diyorsunuz sonucunda...çok merak ederek özenerek başladım ama zor bitirdim... adam kitapta satırlarla soru sorup kavga ediyor arkadaş o kavgadan hiçbir şey anlaşılmıyor ki.. bilgi birikimi muazzam işte bu diyorsun başlangıçta ama ben hiç odaklanamadım alacağımı alamadım sanırım üzgünüm!
... eğer bazı insanlar fikirlerini kendi ülkelerinde söyleyemedikleri için başka ülkelere kaçıyor veya başka ülkelerin medyasını kullanmak zorunda kalıyorsa, böyle bir ülkede o insanları kendi ülkelerinin fikir muhtekiri olmaya icbar eden bir ceberut yönetimin mevcudiyetinden bahsedilecek demektir.

Fikir ihtikarı (spekülasyonu) yapmayan, yani fikrini tam gerektiği zamanda, cesurca ve isabetle ifade eden fikir adamları, içinde yaşadıkları ülkenin sorunlarını dile getirdikleri için vatan hainliği ile itham ediliyorsa, orada, ceberut bir yönetimin varbulunduğu tespit edilecektir.
İnsan, ister konuşarak olsun, ister savaşarak kendi düşüncesini başkasına hakim kılmanın gayreti içinde geçen bir hayat ortamında yaşar. Kendi düşüncesini bir şekilde hakim kılmanın ilk yaptığı şey, başkasının düşüncesinin sınırlarını belirlemek oluyor. Konulan sınır, elbette hakim düşüncenin, kendini emniyette hissedebileceği bir marja kadar uzatılıyor; ondan ötesine göz yumulmuyor. Ondan ötesine göz yumulmasını beklemek hakim düşüncenin kendi nefes borusunu tıkamasını istemekle eş anlam taşır.
...Oysa bu, hayatın akışına karşı çıkmakla birdir. O halde bir biçimde mevcut statükoyu meydana getiren düşüncenin değiştirilebilmesine matuf kanalları açık tutacak bir dizgeye sahip olunmalı ve böylece mevcut statükonun aşılabilmesine izin verilmeli.
Son birkaç asır boyunca ben Müslümanların bir düşünce derbederliği yaşadığı kanısındayım. Bu durumu da, Müslümanca düşünme eğilimlerini bırakıp Batı kültürüne ait bir kafa yapısını benimsemeye çalışmaları ile yorumluyorum. Böyle olunca İslam kültürüne ait kafa yapısı Batı kültürüne ait kafa yapısı ile yer değiştiriyor ve bütün kavramlar altüst oluyor. Kavramların tanımları kaybolduğunda sağlıklı önermeler kurulamıyor ve sonuçta sağlıklı düşünce kurulamıyor.
Sağlıklı düşüncenin kurulamadığı yerde, dünyayı değiştirmesi (dönüştürmesi) beklenen düşüncenin dünyaya müdehalesi de sağlıklı biçimde tecelli etmiyor.
Rasim Özdenören
Sayfa 34 - İz Yayıncılık
İslam bünyesi, düşünmeyi, düşünsel çabayı kışkırtıyor. Gerek Kur'an'ın, kitap boyunca yayılmış beyanları, gerekse hadisler, düşünsel çabanın geliştirilmesi için sınırları açık tutuyor; gümrüğü kaldırıyor. Ümmetin ihtilafında rahmet gören Allah'ın Rasulu, düşünsel çabanın kapısını sonuna kadar açıyor.
Auguste Comte'a göre akıl, insanlar arası ilişkiyi kurmada yeterli değildi ve olamazdı; insanlar arası (sağlıklı) ilişki ancak "yüreğin ateşi" ile kurulabilirdi. Sevgi, özgecilik ve onların üstünde yükselen insanlık, "yüreğin ateşi " üzerinde yükselebilirdi.
Kimi zaman, mantığımız hayatı aşar; bizi, gerçek dünyada ulaşamayacağımız yerlere kadar ulaştırabilir, kimi zaman da hayatın gerisine düşeriz, hayatın gerçekleri bizim mantığımızın da ilerisinde yer alır.
Rasim Özdenören
Sayfa 36 - İz Yayıncılık
Günümüzün Müslüman bireyinin kimlik sorununu hallettiğini söylememiz mümkün görünmüyor. O, henüz, kendisinin İslâm'ın neresinde durduğunun bile farkında değilmiş gibi görünüyor. Öte yandan geçmişinde Müslüman olarak yaşamış olan bir toplumun bugünkü üyeleri, kendi Müslüman kimliğini unutmuş görünse bile, o, dışardan hâlâ bir Müslüman olarak telakki ediliyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Düşünsel Duruş
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
496
ISBN:
9789753555722
Yayınevi:
İz Yayıncılık
"Biz, bir şeye baktığımızda ona bir anlam yüklüyorsak, bu anlam, doğrudan bizim zihnimizin düşünsel duruşu ile ilgilidir. Düşünsel duruşumuz ise içinde yer aldığımız kültürel ortam tarafından oluşturulur. Bu kültürel ortamın bize talep ya da reddettirdiği hususlar düşünsel duruşumuzun ortamını hazırlar. Biz, bu kültürel ortamın tümüyle dışına çıkabilme imkânına malik değiliz. Buna rağmen, biz, içinde yer aldığımız kültürel ortamı da onun dışından gözlemlemeyi denemeye çalıştık."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 25 okur

  • Hasan
  • tuba
  • Emin K.
  • Sümeyye K.
  • zeyneps
  • Cemile Teke
  • Ömer NİŞANCI
  • Abdulkerim AYDIN
  • fehmi almaz
  • bekir k

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%80 (4)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%20 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0