Ebedi Gelin (Dağlar Yıkıldığı Zaman)
Karlı dağların zirvelerinde avlanan parslar.. İçlerinden biri dışlanmış Jaabars.. Başına geleceklerden habersiz, kırgınlıkla yaşam mücadelesine devam eder.
Arsen Samançın bir şarkıcıya gönlünü kaptırır. Tek dileği hayatına zuhur eden "Ebedi Gelin operasını sevdiği kadından dinlemektir.
Lakin işler hiçte beklediği gibi gitmez. Kadın, para ve şöhret uğruna Arsen'i hayatından dışlar..
Bunun üzerine Arsen kafasında öç alma planları yapar. Bir silaha ihtiyacı vardır. Acaba silahı nereden bulurum? Derken telefonu çalar. Arayan amcasıdır. Ondan Araplar ile yapacağı işte tercümede bulunmasını ister. İşte Arsen'in o zaman beklediği fırsat, ayaklarının tam dibine kadar bu telefonla gelmiştir.
Soluğu hemen Ebedi Gelin'in efsanenin yankılandığı karlı dağların zirvesinde alır. Burada kürkleri için parsları, avlayacak Arap tüccarlara, tercümede bulanacaktır. Acaba, gerçekten..
Arsen'in orada işi, sadece tercümeyle sınırlı kalacak mı?" dersiniz..
###
Okur Olarak Son Söz:
Yazarın daha önceleri mesleğinin veterinerlik olduğunu biliyordum. Bu yüzdendir belki de bilinmez.. Mesleğine yaraşır, parslar ile insanlık arasındaki kurduğu köprü, kuşkusuz muazzamdı.
" Dokunmayın parslarımıza.." diye ünleyen Arsen aslında insanlığın sesiydi. Parsların katledilmesine gönlü razı gelmedi. Boyun eğmedi. Dik durdu. Ve bu yüzden sergilediği duruşla okuyucunun kalplerini feth etti. Ne mutlu. :))
" İçinizde biraz insanlık kaldıysa para ve rant uğruna hayvanların katledilmesine göz yummayın," kitabın ana düşüncesiydi, bana kalırsa..
Okumanız dileğiyle.. Keyifli okumalar diliyorum..
๑ ◕‿◕ ๑ Gizemli okuryoutube.com/@gizemliokur
Ebedi GelinCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 20201,194 okunma
Bu son romanında Aytmatov’un kendine yakışanı yaptığını söyleyebiliriz. Eserin Aytmatov okurları için alışıldık bir tarzı var. Yine Kırgız gelenekleri ile modern dünya arasındaki gelgitlerden söz ediliyor. Aytmatov adeta bugüne kadarki bütün roman ve hikâyelerinde kullandığı figürleri bir geçit resmiyle önümüze sunuyor. Aşk, tabiat sevgisi, insanların ihtirasları, hayvan kahramanlar, kader, karamsar bir tablo ve kaybetme eğilimli kahraman, yerel motifler, efsane ve masallar, Kırgız folkloru, savaş, tren…
Yine Aytmatov’un sıklıkla ve başarıyla kullandığı bir metot olan geriye dönüş tekniği de romanda yer yer kendini göstermiş. Burada özellikle vurgulanan unsurlar ise globalleşme ile birlikte insanoğlunun para hırsı için bir zamanlar akla hayale bile gelmeyecek yöntemlere başvurması…
Hemen her hikâyesinde olduğu gibi harika bir film senaryosu çıkabilir yine. Neticede Aytmatov iyi bir edebiyatçı olduğu gibi sinema konusunda da hayli tecrübeli bir isim ve veterinerlik eğitimi de almış bir kişi. Öyle ki daha önce mükemmel tasvir ettiği Kurt ( Taşçaynar ve Akbar ) , Deve ( Karanar ) , At ( Gülsarı ) gibi hayvan kahramanları vardı. Bu sefer de bir Kar Leoparını (Caabars) öykünün merkezine oturtmuş.
Aytmatov’un diğer eserlerinin başlangıç cümleleri eserin gidişatı hakkında bilgi verir genelde. Örneğin Beyaz Gemi’nin başlangıcındaki ‘Onun iki masalı vardı’ cümlesi ile Toprak Ana’daki “Üzerinde yeni yıkanmış beyaz entarisi ve koyu renkli beşmenti, başında beyaz yazmasıyla, bir ana, biçilmiş tarlaların arasından geçen yolda ağır ağır ilerliyor.” cümlesi anlatılacaklar hakkında bir işaret veriyordu okura. Burada ise başlangıç cümlesi, ‘kader!’. Hatta bu romanın adı bile olabilirmiş, kader…
Kırgızistan'ın ve dahi Türk dünyasının en büyük romancısı, yerelden milliye ve oradan da
Cengiz Aytmatov'un okuduğum birçok kitabın yalnızca bir tanesi bu kitap. Aynı zamanda benim için özel bir yeri vardır bu kitabın. Hemen her kitabında hayvanları motif olarak kullanmıştır yazar.
Her kitabında sizi kolayca içine çeken bir anlatımı vardır. Bu kitabında da yine bize akıcı bir dil sunuyor.
Aynı zamanda milliyetçi olduğu bilinen yazarın. Eserlerinde de kültürel ve milli olgulara yer verdiğini görebilirsiniz.
Cengiz Aytmatov'un vefatından bir yıl önce yazdığı son kitabı. Çok ilginçtir kitabın sonunda baş karakterimiz Arsen Samançin'in yazdığı savaş karşıtı bir hikaye var. Bu hikayeyi yayınlayan sevdiği sonuna bir not ekliyor: (spoiler)
"Eserin yayınlandığını göremediği için çok üzgünüm. Okurlar ise her zaman var, yazar hayattayken de o öldükten sonra da.."
Şu işe bakar mısınız? Aytmatov'un son kitabının son sayfasında yazan cümle bu. Belki de 80 yaşında olduğundan son eseri olduğunu hissetti de böyle yazdı. Ama biz mesajı aldık üstad, sen bu dünyada bedenen olmasan da eserlerinle sonsuza kadar yaşamaya devam edeceksin ve biz de seni okumaya devam edeceğiz.
Kitaba gelirsek hiç 260 sayfa gibi değil o kadar yoğun ki, iç içe geçmiş bir sürü hikaye var, gerçi biz buna alıştık ama bu sefer baya fazla hikaye var biraz kopukluk olmuş. Bir taraftan ebedi gelin efsanesini, bir taraftan dişisi elinden alınarak sürüden kovulmuş bir kar parsının hikayesi, petrol zengini araplar, yaşadıkları yeri para için avcılığa açan köylüler, diğer taraftan da romanın ana karakteri Arsen Samançin takıntılı sevdiği şarkıcı ve daha sonra geç gelen aşkını anlatır. Kitabın sonunda da Arsen Samançin bir hikayesi. Daha neler neler. Ama Aytmatov bu hikayeleri yine bir yerde buluşturmayı başarıyor.
Çok çoook uzun zamandır Cengiz Aytmatov okumuyordum. Aslında okumak istiyor ama bir türlü fırsat bulamıyordum.
Bir Cengiz sever olarak böyle bi kitabı olduğundan habersizdim. Ve vefatından önce yazdığı son kitabın bu olduğunu daha yeni öğrendim.
Hani bana sorsalar...
"Gözü kapalı kaç yazarın tüm kitaplarını ezbere söyleyebilirsin " diye.
Yaşar Kemal ile Cengiz Aytmatov 'un tüm kitaplarını bir çırpıda söylerim söylemesine ama ne yalan bazı kitapların ismini söylemek hiç içimden gelmiyor.
Aslında bu eseri fena sayılmaz ama Cengiz Aytmatov klasından biraz farklı gibi. Yani tanıdığım Aytmatov' un çizgisinden birazcık başka Bi eser.
Hani bu kitabı yazarını bilmeden okusam,
Sonra bana 4 şık halinde bu kitabın yazarını sorsalar,
Ve o şıklar arasında Cengiz Aytmatov 'un ismi olsa,
Ne yalan düşünmeden Cengiz Aytmatov şıkkını es geçer diğer şıklara bakarım. Çünkü yazar bizi öyle bir alıştırdı ki kendine ve çizgisine,
Hep o çizgisiyle eşdeğer eserler bekliyoruz.
Bu kitabı güzel olmasına güzel ama beni pek sarmadı.
Kassandra Damgası adlı eserinde hayal kırıklığı yaşamıştım,
Bu okuduğum kitabında ise şaşırdım.
Hayal kırıklığı değil ama azcık incindim gibi.
Kitabın ismiyle içeriğini özdeşleştiremediğim için incindim.
Ne umuyordum ne buldum.
Ama size bir Cengiz Aytmatov seveni olarak nacizane tavsiyem,
Yazarın Kassandra Damgası ve Ebedi Gelin adlı eserini en Sona bırakın. Önce diğer kitaplarını okuyun en son ise bu ikisini.
İyi okumalar,
Güzel paylaşımlar
Ebedi GelinCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 20201,194 okunma
Ebedi Gelin...Üzengili Dağlarında bugün bile dolaşan kayıp nişanlısını arayan Ebedi Gelin' in kitapta bulacağınız yakarışları aslında zamandan ve mekandan farksız şuan bile bir fitneyle sonlanan aşıkların hala sesidir. Evrensel bir yakarış destanı.
Yarım kalmış bir yaşantı olduğu için mi yıllar yılı unutulmamış bir destan.
Psikolojide biz deriz. 'Yarım Kalan İş' Tamamlanmamış yaşantılar daha kolay hatırlanır. Eğer vedalaşamadıysanız, yarım kalan bazı şeyler sizi travmalara sürükleyebilir.
Ey Ebedi Gelin sen Üzengili Dağlarında hala dolaşıyorsun, bunu 'tamamlanmamış işleri' olanlar yürekten hissediyor tıpkı Arsen gibi.
Sen aşk ve sadakatin koruyucu olarak sonsuza kadar kalacaksın.
Cengiz Aytmatov en sevdiğim usta yazar. Sen insanı tanımışsın. İnsan olmayı anlamış. Ve kitaplarınla Ebedi Gelin gibi sonsuza kadar yaşayacaksın. Okuyun arkadaşlar. Doğaya ve insana yaklaşacaksınız.
Ebedi GelinCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 20201,194 okunma
Ebedi Gelin. Aytmatov'un son eseri, diğer kitaplarından biraz daha değişik bir eserdi ilk defa Aytmatov'u okurken sıkıldım. İlk 100 sayfası için geçerli daha sonra akıcılığı güzeldi. Kitap iki hikayeden oluşuyor. Ve anlam bütünlüğü yok kopuk anlatılmış bu yüzden bence biraz sıkıcı bir eser olmuş. Kitap Jaapars (leopar) dan bahsediyor ve hikayenin baş kahramanının aşk hikayesini ve ebebi gelinin nişanlısı aramasını anlatıyor. İlk sayfalardan sıkılırdanız sakın bırakmayın sonlara doğru çok güzel bir eser oluyor.
Ebedi GelinCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 20201,194 okunma
Ebedi Gelin Aytmatov 'un yazdığı son eser,kalbim biraz kırık ...Türkiye Türkçesine Dağlar Yıkıldığı Zaman adı ile de çevrilmiş ki bence iki isim de çok etkileyici ve romanın güzelliğine yakışıyor.İlk doksan - yüz sayfası biraz ağır ilerliyor ama sonra daha akıcı hale geldi.Küreselleşme,serbest piyasa ekonomisi,basının ve gazetecinin bağımsız ve tarafsız olmasının gerekliliği gibi pek çok konuda fikir barındıran eser Aytmatov'un adeti olduğu üzere Kırgız Türkleri'nin izlerini pek çok açıdan yansıtıyor.
Kader insanları nasıl ayırır ve nasıl birleştirir? Doğa insanın zulmünden ne zaman kurtulur veya kurtarılabilir mi? sorularını okuyucuya düşündüren eserde yer verilen 'Ebedi Gelin' efsanesi ayrı bir tat katmış romana.
Okunmalı.
Üzengili dağlarının kalbi kırık parsı Jaabars'a selam olsun ❥
Aytmatov külliyatında nispeten daha zayıf bulduğum eseri bu oldu. Külliyatı tamamlamak istiyorsanız yolunuz düşecektir. Onun dışında ustanın efsane eserlerinden uzak.
Ebedi GelinCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 20201,194 okunma
Aytmatov'un son romanı. Büyük Usta'nın sesini 2008'de yitirdik ne yazık ki. Yaşlı bir Pars ile sevgilisi tarafından terk edilmiş bir adamın hikayesini anlatıyor roman. Pek çok Aytmatov romanında olduğu gibi iki hikaye paralel gidiyor. Aytmatov'un Dişi Kurdun Rüyaları ve Kassandra Damgası'nda sonra tekrar eve döndüğü romandır demek de mümkün. Gerek mekan olarak tercih ettiği coğrafya gerekse de içerik ve kahramanlar olarak. Mutlaka okunmalı.
Ebedi GelinCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 20201,194 okunma
Cengiz Aytmatov, (Kırgızca: Чыңгыз Айтматов (Çıňğız Aytmatov), Rusça: Чингиз Торекулович Айтматов) (d. 12 Aralık 1928, Kırgızistan - ö. 10 Haziran 2008, Almanya).
Ünlü Kırgız Türkü edebiyatçı, gazeteci, çevirmen ve siyasetçi. 12 Aralık 1928 tarihinde Kuzeybatı Kırgızistan'daki Talas eyaletinin Şeker köyünde doğdu. Babası Torekul Aytmatov, Sovyet Kırgızistanı'nda seçkin devlet adamı idi, ancak 1937'de tutuklandı ve 1938'de kurşuna dizildi. Tatar kızı olan annesi Nagima Hamziyevna Abdulvaliyeva tiyatro aktrisiydi. Adı, Cengiz Han'dan esinlenerek konulmuştur.
Gençliği sıkıntılı bir döneme denk gelmişti. O dönemde zaten yeni yerleşmeye başlayan siyasî sistemle, bir de savaşla mücadele etmek zorundaydı. Çok genç yaşta çalışmaya başladı; çünkü II. Dünya Savaşının SSCB üzerindeki etkileri gençleri de etkiliyordu, yetişkinler savaşta olduklarından, gençlere büyük iş düşüyordu. On dört yaşında köyündeki sekreterliğe girdi. Burada tarım makinelerinin sayımı, vergi tahsildarlığı gibi işlerde çalıştı. Köyünden, Kazakistan'a giderek Cambul Veterinerlik Teknik Okulu'nda okudu. Daha sonra şimdiki Kırgızistan'ın başkenti olan Bişkek'e giderek burada Frunze Tarım Enstitüsü'nde öğrenimine devam etti. Ardından Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü'ne geçti ve 1956 ile 1958 yılları arasında Moskova'da okudu. Yazmaya bu yıllarda Pravda gazetesinde başladı. Yazdığı eserleriyle üne kavuştu ve 1957 yılında Sovyet Yazarlar Birliği'ne üye kabul edildi. 1963'te Lenin Ödülü'nü aldı. Eserleri yüz elliyi aşkın dile tercüme edildi. 1990-1994 yıllarında Sovyetler Birliği'ni ve Rusya Federasyonu'nu, sonra ise 2008 yılına kadar Kırgızistan Cumhuriyeti'ni büyükelçi olarak temsil etti.
Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel romanının film çekimleri için gittiği Rusya'nın Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan'da 16 Mayıs 2008'de rahatsızlandı ve böbrek yetmezliği teşhisiyle tedavi için Almanya'ya getirildi. Almanya'nın Nürnberg kentindeki Klinikum Nord'da tedavi gören Cengiz Aytmatov, komaya girdi.10 Haziran 2008 tarihinde Nürnberg'de hayatını yitirdi.