Ebedi Gelin (Dağlar Yıkıldığı Zaman)

·
Okunma
·
Beğeni
·
5,5bin
Gösterim
Adı:
Ebedi Gelin
Alt başlık:
Dağlar Yıkıldığı Zaman
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752473126
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Когда падают горы (Вечная невеста)
Çeviri:
Mehmet Özgül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elips Kitapları
Baskılar:
Ebedi Gelin
Dağlar Devrildiğinde
Ebedi Gelin
Ebedi Gelin
Eski bir efsaneye göre, Ebedi Gelin, Üzengili Dağları’nda kayıplara karışan sevgilisini yüzyıllardır arayıp durmaktadır; sınır tanımayan insan kötülüğü onu elinden almıştır. Ebedi Gelin’in ağıdı, yüzyıllar sonra bile, kaderin bir araya getirdiği insanların karanlık trajedisine karışır. Sarp dağların yorgun yırtıcısı Jaabars, piyasa ekonomisinin ağırlığı altında ezilen dışlanmış Arsen Samançin, paraya önem vermeyen zengin avcılar, güzel bakışlı Eles, hırslarına yenik düşen yoksul köylüler… Hepsinin kaderi bir dağ başında birleşecektir.
“İşte onlar yan yana, üzengi üzengiye gidiyor ve gözleri önünde daha önce hiç görmedikleri bir dünya açılıyormuş. Bu tür anların sonsuza dek sürmemesi ne kötü… Damat hızla giderken onu kucaklamış ve kız da ona sokulmuş. Onu öpmüş ve onlar yine, yine öpüşmüşler. Atlar koşmuş, onlar da sonsuza kadar birleştiklerini bilmiş, hissetmişler. ‘Seni seviyorum! Sen benimsin,’ diye bağırmış damat. ‘Ben her zaman seninim,’ diye cevap vermiş gelin.”
264 syf.
Bu son romanında Aytmatov’un kendine yakışanı yaptığını söyleyebiliriz. Eserin Aytmatov okurları için alışıldık bir tarzı var. Yine Kırgız gelenekleri ile modern dünya arasındaki gelgitlerden söz ediliyor. Aytmatov adeta bugüne kadarki bütün roman ve hikâyelerinde kullandığı figürleri bir geçit resmiyle önümüze sunuyor. Aşk, tabiat sevgisi, insanların ihtirasları, hayvan kahramanlar, kader, karamsar bir tablo ve kaybetme eğilimli kahraman, yerel motifler, efsane ve masallar, Kırgız folkloru, savaş, tren…

Yine Aytmatov’un sıklıkla ve başarıyla kullandığı bir metot olan geriye dönüş tekniği de romanda yer yer kendini göstermiş. Burada özellikle vurgulanan unsurlar ise globalleşme ile birlikte insanoğlunun para hırsı için bir zamanlar akla hayale bile gelmeyecek yöntemlere başvurması…

Hemen her hikâyesinde olduğu gibi harika bir film senaryosu çıkabilir yine. Neticede Aytmatov iyi bir edebiyatçı olduğu gibi sinema konusunda da hayli tecrübeli bir isim ve veterinerlik eğitimi de almış bir kişi. Öyle ki daha önce mükemmel tasvir ettiği Kurt ( Taşçaynar ve Akbar ) , Deve ( Karanar ) , At ( Gülsarı ) gibi hayvan kahramanları vardı. Bu sefer de bir Kar Leoparını (Caabars) öykünün merkezine oturtmuş.

Aytmatov’un diğer eserlerinin başlangıç cümleleri eserin gidişatı hakkında bilgi verir genelde. Örneğin Beyaz Gemi’nin başlangıcındaki ‘Onun iki masalı vardı’ cümlesi ile Toprak Ana’daki “Üzerinde yeni yıkanmış beyaz entarisi ve koyu renkli beşmenti, başında beyaz yazmasıyla, bir ana, biçilmiş tarlaların arasından geçen yolda ağır ağır ilerliyor.” cümlesi anlatılacaklar hakkında bir işaret veriyordu okura. Burada ise başlangıç cümlesi, ‘kader!’. Hatta bu romanın adı bile olabilirmiş, kader…

Kırgızistan'ın ve dahi Türk dünyasının en büyük romancısı, yerelden milliye ve oradan da evrensele uzanıyor yine. Bize ise onu defalarca okumak ve her seferinde ‘iyi ki yazmışsın üstat’ demek düşüyor.

Bu vesileyle 10 Haziran 2008 günü kaybettiğimiz büyük romancı, Cengiz Aytmatov’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

İpucu içerebilir mi emin değilim lakin romanın özeti namına şunları söyleyebiliriz. Romanın kahramanı, orta yaşlı, bağımsız bir gazeteci olan Arsen Samançin. Arsen, Aydana adlı bir opera sanatçısına âşık olmuştur ve Aydana’nın bir halk efsanesine dayanan ve kendi uyarladığı Ebedi Nişanlı adlı operayı sahneye koyacağı günün hayalini kurmaktadır. Ancak Aydana, hem aşkına karşılık vermeyi bırakmış hem de Ertaş Kurçalov adlı sonradan zengin olma bir pop müzik yapımcısının cazip teklifi sonucu operadan tamamen vazgeçip bir pop yıldızı olmuştur. Acı ile nefreti içinde yaşatan Arsen, amcası Bektur Ağa’nın yardım isteğiyle köyüne gidecektir. Bektur Ağa, yaban hayvanlarının avlanmasını sağlayan ve çok zengin turistlere hizmet sunan bir şirket kurmuştur. İki Arap turist yalnızca Kırgız Dağlarında bulunan Kar Leoparlarından avlamak için gelecektir. Arsen ise amcası ve onun adamlarına tercümanlık yapacaktır. Köyde Taştanbek, Eles gibi yeni kahramanlar girecektir hikâyeye. Sonrası ise hem bir macera hem de bir kaderdir…
264 syf.
·5 günde·8/10 puan
Cengiz Aytmatov'un okuduğum birçok kitabın yalnızca bir tanesi bu kitap. Aynı zamanda benim için özel bir yeri vardır bu kitabın. Hemen her kitabında hayvanları motif olarak kullanmıştır yazar.

Her kitabında sizi kolayca içine çeken bir anlatımı vardır. Bu kitabında da yine bize akıcı bir dil sunuyor.

Aynı zamanda milliyetçi olduğu bilinen yazarın. Eserlerinde de kültürel ve milli olgulara yer verdiğini görebilirsiniz.
264 syf.
Ebedi Gelin...Üzengili Dağlarında bugün bile dolaşan kayıp nişanlısını arayan Ebedi Gelin' in kitapta bulacağınız yakarışları aslında zamandan ve mekandan farksız şuan bile bir fitneyle sonlanan aşıkların hala sesidir. Evrensel bir yakarış destanı.
Yarım kalmış bir yaşantı olduğu için mi yıllar yılı unutulmamış bir destan.
Psikolojide biz deriz. 'Yarım Kalan İş' Tamamlanmamış yaşantılar daha kolay hatırlanır. Eğer vedalaşamadıysanız, yarım kalan bazı şeyler sizi travmalara sürükleyebilir.
Ey Ebedi Gelin sen Üzengili Dağlarında hala dolaşıyorsun, bunu 'tamamlanmamış işleri' olanlar yürekten hissediyor tıpkı Arsen gibi.
Sen aşk ve sadakatin koruyucu olarak sonsuza kadar kalacaksın.
Cengiz Aytmatov en sevdiğim usta yazar. Sen insanı tanımışsın. İnsan olmayı anlamış. Ve kitaplarınla Ebedi Gelin gibi sonsuza kadar yaşayacaksın. Okuyun arkadaşlar. Doğaya ve insana yaklaşacaksınız.
240 syf.
·2 günde
Cengiz Aytmatov'un vefatından bir yıl önce yazdığı son kitabı. Çok ilginçtir kitabın sonunda baş karakterimiz Arsen Samançin'in yazdığı savaş karşıtı bir hikaye var. Bu hikayeyi yayınlayan sevdiği sonuna bir not ekliyor: (spoiler)
"Eserin yayınlandığını göremediği için çok üzgünüm. Okurlar ise her zaman var, yazar hayattayken de o öldükten sonra da.."
Şu işe bakar mısınız? Aytmatov'un son kitabının son sayfasında yazan cümle bu. Belki de 80 yaşında olduğundan son eseri olduğunu hissetti de böyle yazdı. Ama biz mesajı aldık üstad, sen bu dünyada bedenen olmasan da eserlerinle sonsuza kadar yaşamaya devam edeceksin ve biz de seni okumaya devam edeceğiz.
Kitaba gelirsek hiç 260 sayfa gibi değil o kadar yoğun ki, iç içe geçmiş bir sürü hikaye var, gerçi biz buna alıştık ama bu sefer baya fazla hikaye var biraz kopukluk olmuş. Bir taraftan ebedi gelin efsanesini, bir taraftan dişisi elinden alınarak sürüden kovulmuş bir kar parsının hikayesi, petrol zengini araplar, yaşadıkları yeri para için avcılığa açan köylüler, diğer taraftan da romanın ana karakteri Arsen Samançin takıntılı sevdiği şarkıcı ve daha sonra geç gelen aşkını anlatır. Kitabın sonunda da Arsen Samançin bir hikayesi. Daha neler neler. Ama Aytmatov bu hikayeleri yine bir yerde buluşturmayı başarıyor.
264 syf.
Çok çoook uzun zamandır Cengiz Aytmatov okumuyordum. Aslında okumak istiyor ama bir türlü fırsat bulamıyordum.
Bir Cengiz sever olarak böyle bi kitabı olduğundan habersizdim. Ve vefatından önce yazdığı son kitabın bu olduğunu daha yeni öğrendim.
Hani bana sorsalar...
"Gözü kapalı kaç yazarın tüm kitaplarını ezbere söyleyebilirsin " diye.
Yaşar Kemal ile Cengiz Aytmatov 'un tüm kitaplarını bir çırpıda söylerim söylemesine ama ne yalan bazı kitapların ismini söylemek hiç içimden gelmiyor.
Aslında bu eseri fena sayılmaz ama Cengiz Aytmatov klasından biraz farklı gibi. Yani tanıdığım Aytmatov' un çizgisinden birazcık başka Bi eser.
Hani bu kitabı yazarını bilmeden okusam,
Sonra bana 4 şık halinde bu kitabın yazarını sorsalar,
Ve o şıklar arasında Cengiz Aytmatov 'un ismi olsa,
Ne yalan düşünmeden Cengiz Aytmatov şıkkını es geçer diğer şıklara bakarım. Çünkü yazar bizi öyle bir alıştırdı ki kendine ve çizgisine,
Hep o çizgisiyle eşdeğer eserler bekliyoruz.
Bu kitabı güzel olmasına güzel ama beni pek sarmadı.
Kassandra Damgası adlı eserinde hayal kırıklığı yaşamıştım,
Bu okuduğum kitabında ise şaşırdım.
Hayal kırıklığı değil ama azcık incindim gibi.
Kitabın ismiyle içeriğini özdeşleştiremediğim için incindim.
Ne umuyordum ne buldum.
Ama size bir Cengiz Aytmatov seveni olarak nacizane tavsiyem,
Yazarın Kassandra Damgası ve Ebedi Gelin adlı eserini en Sona bırakın. Önce diğer kitaplarını okuyun en son ise bu ikisini.
İyi okumalar,
Güzel paylaşımlar
264 syf.
·Beğendi
Aytmatov'un son romanı. Büyük Usta'nın sesini 2008'de yitirdik ne yazık ki. Yaşlı bir Pars ile sevgilisi tarafından terk edilmiş bir adamın hikayesini anlatıyor roman. Pek çok Aytmatov romanında olduğu gibi iki hikaye paralel gidiyor. Aytmatov'un Dişi Kurdun Rüyaları ve Kassandra Damgası'nda sonra tekrar eve döndüğü romandır demek de mümkün. Gerek mekan olarak tercih ettiği coğrafya gerekse de içerik ve kahramanlar olarak. Mutlaka okunmalı.
264 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Cengiz Aytmatov’un ölmeden önceki son eseri olan Ebedi Gelin romanıdır. Aymatov'un anlatım tarzını beğenen okurlar bir kere okuduktan sonra bir daha asla bırakamazlar. Yazarın diğer kitapları ile aynı anlatım tarzı doğanın ve zamanın özelliklerini insanlara aktarmıştır. Bunu olayların insanı içine çekmesi ve kendine olayları düşündürerek okuyucuyu yorumlamasından biliyoruz. Mitolojik özellikle hayvanların hayatlarını konu alan yazar Dişi Kurdun Rüyalarını romanını okuyanlar bilirler, anlatım tarzı ve yaklaşımı aynıdır; sadece hayvanlar farkıdır ve burada bir Kar Parsının hayatını mücadelesini anlatıyor giriş kısmı bu şekilde başlayan kitabın sonra ki sayfalarında Pars’ın yaşamını bir insanla karşılaşması ve kaderlerinin kesişme noktasına gelir. Gazeteci Arsen’in hikayesini en baştan yazmaya başlamış ve Ebedi geline benzettiği önce bitiremediği Aydana çok sonra hayatınının aşkı köylüsü Eles’ine kavuşur aşkı, ümidi onda bulmuştur. Amcası Bektur’un düzenlediği av organizasyonunun başına geçen Arsen dağlarda arkadaşlarının kurbanı olur. Kötülüğe dur diyebilmek için kendi canından vazgeçen Arsen Ebedi gelin hikayesinde ki kaybolan Avcı olur. Sevgilisi Eles onu mağarada bulur ve acıdan kahrolacak şekilde kendimi manastıra kapatmayı bile düşünmüştür. Tüm köylüler Arsenden nefret etse dahi kimsenin bilemeyeceği bir iyilik yapmıştır ölmeden önce Arsen onlar için evini tarihini ve hayvanları korumuştur. Maneviyat maddiyattan daha önemlidir.
Tanrı Dağlarında yaşanan bu olayda Arsenin ve Kar parsının sonu birlikte sonlanmıştır.


Okunulan her kitap yazarların ölümsüzlüğüne denktir. Asıl ölüm unutulmaktır ve insanlar anıldıkça yaşarlar. Böylesine değerli bir hikayeyi bizlere ulaştıran Cengiz Aytmatov’un Aziz ruhu şad olsun.
Ebedi Gelin Cengiz Aytmatov
272 syf.
Bu son romanında Aytmatov’un kendine yakışanı yaptığını söyleyebiliriz. Eserin Aytmatov okurları için alışıldık bir tarzı var. Yine Kırgız gelenekleri ile modern dünya arasındaki gelgitlerden söz ediliyor. Aytmatov adeta bugüne kadarki bütün roman ve hikâyelerinde kullandığı figürleri bir geçit resmiyle önümüze sunuyor. Aşk, tabiat sevgisi, insanların ihtirasları, hayvan kahramanlar, kader, karamsar bir tablo ve kaybetme eğilimli kahraman, yerel motifler, efsane ve masallar, Kırgız folkloru, savaş, tren…

Yine Aytmatov’un sıklıkla ve başarıyla kullandığı bir metot olan geriye dönüş tekniği de romanda yer yer kendini göstermiş. Burada özellikle vurgulanan unsurlar ise globalleşme ile birlikte insanoğlunun para hırsı için bir zamanlar akla hayale bile gelmeyecek yöntemlere başvurması…

Hemen her hikâyesinde olduğu gibi harika bir film senaryosu çıkabilir yine. Neticede Aytmatov iyi bir edebiyatçı olduğu gibi sinema konusunda da hayli tecrübeli bir isim ve veterinerlik eğitimi de almış bir kişi. Öyle ki daha önce mükemmel tasvir ettiği Kurt ( Taşçaynar ve Akbar ) , Deve ( Karanar ) , At ( Gülsarı ) gibi hayvan kahramanları vardı. Bu sefer de bir Kar Leoparını (Caabars) öykünün merkezine oturtmuş.

Aytmatov’un diğer eserlerinin başlangıç cümleleri eserin gidişatı hakkında bilgi verir genelde. Örneğin Beyaz Gemi’nin başlangıcındaki ‘Onun iki masalı vardı’ cümlesi ile Toprak Ana’daki “Üzerinde yeni yıkanmış beyaz entarisi ve koyu renkli beşmenti, başında beyaz yazmasıyla, bir ana, biçilmiş tarlaların arasından geçen yolda ağır ağır ilerliyor.” cümlesi anlatılacaklar hakkında bir işaret veriyordu okura. Burada ise başlangıç cümlesi, ‘kader!’. Hatta bu romanın adı bile olabilirmiş, kader…

Kırgızistan'ın ve dahi Türk dünyasının en büyük romancısı, yerelden milliye ve oradan da evrensele uzanıyor yine. Bize ise onu defalarca okumak ve her seferinde ‘iyi ki yazmışsın üstat’ demek düşüyor.

Bu vesileyle 10 Haziran 2008 günü kaybettiğimiz büyük romancı, Cengiz Aytmatov’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

İpucu içerebilir mi emin değilim lakin romanın özeti namına şunları söyleyebiliriz.

Romanın kahramanı, orta yaşlı, bağımsız bir gazeteci olan Arsen Samançin. Arsen, Aydana adlı bir opera sanatçısına âşık olmuştur ve Aydana’nın bir halk efsanesine dayanan ve kendi uyarladığı Ebedi Nişanlı adlı operayı sahneye koyacağı günün hayalini kurmaktadır. Ancak Aydana, hem aşkına karşılık vermeyi bırakmış hem de Ertaş Kurçalov adlı sonradan zengin olma bir pop müzik yapımcısının cazip teklifi sonucu operadan tamamen vazgeçip bir pop yıldızı olmuştur. Acı ile nefreti içinde yaşatan Arsen, amcası Bektur Ağa’nın yardım isteğiyle köyüne gidecektir. Bektur Ağa, yaban hayvanlarının avlanmasını sağlayan ve çok zengin turistlere hizmet sunan bir şirket kurmuştur. İki Arap turist yalnızca Kırgız Dağlarında bulunan Kar Leoparlarından avlamak için gelecektir. Arsen ise amcası ve onun adamlarına tercümanlık yapacaktır. Köyde Taştanbek, Eles gibi yeni kahramanlar girecektir hikâyeye. Sonrası ise hem bir macera hem de bir kaderdir…
264 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10 puan
Doğaya karşı sevgisi olan yazarları ayrı bir seviyorum. Doğaya karşı çok nankör davranan bizler yani insanoğlu kendi kuyumuzu kazmaktan asla vazgeçmiyoruz.

Bu gözü dönmüşlük sebebi neyden merak ediyorum. Doğa bize o kadar nimet ve güzellikler sunarken bizim onu yok etme arzumun neden var? Uzun binalar dikmek için yok edilen ormanlar sonra kişisel zevk ve aksesuarlar için katledilen hayvanlar bu kadar vicdansızlık yapılıyorsa bizi insan yapan nedir o zaman? Biz kendimize dünya üzerindeki en akıllı canlı olarak tanımlayıp da bu kadar aptallığı nasıl yapabiliyoruz?

Aytmatov gerçekten doğa sevgisini çok iyi işleyen bir yazar. Kendi kültürünü doğa ile sentezleyerek harika bir iş çıkarmış. Kırgız kültürünü yine çok güzel şekilde işlemiş. Aslında onu bu kadar sevdiren kültürünü çok iyi işleyip okuyucuya aktarması.

Kültürel Efsaneleri ve tabiat sevgisini kullanarak doğanın en büyük düşmanı olan insanı eleştiren yazarımız her zaman kullandığı geriye dönüş taktiği kullanmış.Yani geçmişi anlatarak geleceğe eleştirmiş.

Yazarın asıl mesleği Veterinerlik olduğu için galiba hayvan kahramanları neredeyse çoğu kitabında kullanıyor ve bunu çok güzel başarıyor.Bu sefer Bir Kar Parsını kullanmış. Cengiz Aytmatov Ebedi gelin efsanesi ile Parsı harmanlayıp insani duygulara değinmek istemiş.

İçerikteki karakterlerin, iç dünyalarındaki unsurların dış dünyadaki unsurlarla çatışmasından dolayı verdikleri reaksiyonlar kitabın asıl vurucu tarafıydı.
İki Arap zengininin Pars avı için bölgeye gelmesiyle bölgede dünyadaki ekonomik ve sosyolojik dengeye karşı nefret besleyen insanların daha fazla kızışmasıyla gelişen olaylar sizi dünyadan koparacak bir etkide.
Ana karakterimiz ise bambaşka bir muammada. Çünkü kendi ruhsal ve fiziksel dengesini daha sağlayamamış ve bu olayların ortasında dengeyi bulmaya çalışıyor.

Cengiz Aytmatov genellikle kitaplarında aynı temaları kullanıyor ama sanki temalar bir ışık hüzmesinden çıkan farklı ışık demetleri gibi birbirine benziyor ama aynı zamanda benzemiyor. Benzeyen tarafları aynı tatları vermeleridir.
Bir Kış günü sıcak yatağınızda yorganın altında mutlu olmak istiyorsanız eğer Cengiz Aytmatov okuyun...
264 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10 puan
Bozkırın eşsiz kalemi Aytmatov bu defa bozkırın sarp dağlarına bir yolculuğa çıkardı bizi.
Tükettiğimiz ömür sermayesini ve ölüm gerçeğini bir kez daha anımsattı bize. Kitabın içeriği biraz yoğun ve karmaşık olsa da yine Aytmatov farkını hissettirdi.
264 syf.
·Beğendi·Ne Okusam'dan
Aytmatov'un son kitabı, dolaysıyla tat bakımından diğer kitaplarından bir farkı yok. Seriye bağlandı mı tüm eserleri, işte o zaman insan gerçekten okumaktan zevk alıyor.
Bu hikayeyi yayınlayan sevdiği sonuna bir not ekliyor: (spoiler)

"Eserin yayınlandığını göremediği için çok üzgünüm. Okurlar ise her zaman var, yazar hayattayken de o öldükten sonra da.."

Şu işe bakar mısınız? Aytmatov'un son kitabının son sayfasında yazan cümle bu. Belki de 80 yaşında olduğundan son eseri olduğunu hissetti de böyle yazdı. Ama biz mesajı aldık üstad, sen bu dünyada bedenen olmasan da eserlerinle sonsuza kadar yaşamaya devam edeceksin ve biz de seni okumaya devam edeceğiz.

Ebedi Geline gelirsek,
Romanın kahramanı, orta yaşlı, bağımsız bir gazeteci olan Arsen Samançin. Arsen, Aydana adlı bir opera sanatçısına âşık olmuştur ve Aydana’nın bir halk efsanesine dayanan ve kendi uyarladığı Ebedi Nişanlı adlı operayı sahneye koyacağı günün hayalini kurmaktadır. Ancak Aydana, hem aşkına karşılık vermeyi bırakmış hem de Ertaş Kurçalov adlı sonradan zengin olma bir pop müzik yapımcısının cazip teklifi sonucu operadan tamamen vazgeçip bir pop yıldızı olmuştur. Acı ile nefreti içinde yaşatan Arsen, amcası Bektur Ağa’nın yardım isteğiyle köyüne gidecektir. Bektur Ağa, yaban hayvanlarının avlanmasını sağlayan ve çok zengin turistlere hizmet sunan bir şirket kurmuştur. İki Arap turist yalnızca Kırgız Dağlarında bulunan Kar Leoparlarından avlamak için gelecektir. Arsen ise amcası ve onun adamlarına tercümanlık yapacaktır. Köyde Taştanbek, Eles gibi yeni kahramanlar girecektir hikâyeye. Sonrası ise hem bir macera hem de bir kaderdir…

Mutlaka okuyun!!!
Keyifli okumalar...
"Her zaman ve herkes için değişmez olan bir gerçek var:
Hiç kimse önceden kaderini, başına gelecekleri bilemez; sadece hayat bunu gösterir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ebedi Gelin
Alt başlık:
Dağlar Yıkıldığı Zaman
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752473126
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Когда падают горы (Вечная невеста)
Çeviri:
Mehmet Özgül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elips Kitapları
Baskılar:
Ebedi Gelin
Dağlar Devrildiğinde
Ebedi Gelin
Ebedi Gelin
Eski bir efsaneye göre, Ebedi Gelin, Üzengili Dağları’nda kayıplara karışan sevgilisini yüzyıllardır arayıp durmaktadır; sınır tanımayan insan kötülüğü onu elinden almıştır. Ebedi Gelin’in ağıdı, yüzyıllar sonra bile, kaderin bir araya getirdiği insanların karanlık trajedisine karışır. Sarp dağların yorgun yırtıcısı Jaabars, piyasa ekonomisinin ağırlığı altında ezilen dışlanmış Arsen Samançin, paraya önem vermeyen zengin avcılar, güzel bakışlı Eles, hırslarına yenik düşen yoksul köylüler… Hepsinin kaderi bir dağ başında birleşecektir.
“İşte onlar yan yana, üzengi üzengiye gidiyor ve gözleri önünde daha önce hiç görmedikleri bir dünya açılıyormuş. Bu tür anların sonsuza dek sürmemesi ne kötü… Damat hızla giderken onu kucaklamış ve kız da ona sokulmuş. Onu öpmüş ve onlar yine, yine öpüşmüşler. Atlar koşmuş, onlar da sonsuza kadar birleştiklerini bilmiş, hissetmişler. ‘Seni seviyorum! Sen benimsin,’ diye bağırmış damat. ‘Ben her zaman seninim,’ diye cevap vermiş gelin.”

Kitabı okuyanlar 493 okur

  • Ezgi
  • Fatma özkaya
  • MEHMET ALİ AŞKAR
  • Volkan Karasu
  • hdytklnc
  • Mehmet Ünal
  • Betül Şengök
  • selma
  • Nurcihan Ertürk
  • Kübra Günel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%3.6
13-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%13.1
25-34 Yaş
%42.9
35-44 Yaş
%23.8
45-54 Yaş
%6
55-64 Yaş
%4.8
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.7
Erkek
%52.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.6 (18)
9
%7.7 (11)
8
%16.1 (23)
7
%15.4 (22)
6
%3.5 (5)
5
%3.5 (5)
4
%0.7 (1)
3
%0.7 (1)
2
%0.7 (1)
1
%0.7 (1)