Harry aynada kaybettiği ailesini görür. Başkası başarıyı, sevgiyi ya da hiç sahip olamadığı bir hayatı görebilir. Ve Dumbledore şu cümleyi söyler: “Dünyanın en mutlu insanı, Kelid Aynasını sıradan bir ayna gibi kullanabilen kişidir.”
Peki neden? Psikodinamik açıdan baktığımızda Kelid Aynası aslında insanın eksiklik duygusuna temas eder. Lacan’ın söylediği gibi, arzu çoğu zaman sahip olduklarımızdan değil; eksikliğini hissettiğimiz şeylerden doğar. Bu yüzden insan aynaya baktığında çoğu zaman olduğu kişiyi değil, “olması gereken” kişiyi görür. Daha başarılı biri. Daha sevilen biri. Daha yeterli biri. Ya da geçmişte kaybettiği birini.
Sorun şu ki; insan zihni bazen bu ideal imgeye o kadar bağlanır ki, şimdiki benliğiyle temasını kaybetmeye başlar. Dinamik açıdan bu durum, kişinin kendi gerçekliği yerine idealize edilmiş bir benliğe yatırım yapmasıdır. Ve bu yatırım arttıkça, kişi olduğu haliyle kendine bakmakta zorlanabilir.
Oysa psikolojik iyileşme çoğu zaman “eksiksiz” olmakla değil; eksik, kusurlu ve insan olan benlikle temas kurabilmekle ilgilidir. Belki de Dumbledore’un anlatmak istediği şey buydu: Aynadaki hayale saplanıp kalırsan yaşamayı unutursun. Çünkü gerçek hayat, ideal benliğin içinde değil; şu anki kırılgan, eksik ama gerçek benliğin içindedir. Ve belki de mutluluk, bir gün aynaya baktığında sadece şunu diyebilmektir: “Olduğum halimle de var olabilirim.”
Siz Kelid Aynası’nda ne görürdünüz?
Daha fazlası için beni Instagram’dan takip edebilirsiniz: @psk.talha.onemli