Hic bir tarih kitabini bu kadar cabuk bitirecegimi dusunmemistim resmen kitabin icinde yasadim. hayatta her sey olabilir, kimsenin imaninin kesin garantisi yok bunu gordum . Ah be hala El Zagal'in yaptigini sindiremiyorum..
Endülüs'e VedaYavuz Bahadıroğlu · Nesil Yayınları · 20161,045 okunma
Okuduğum en güzel kitaplardan diyebilirim. İnanılmaz etkilendim. Endülüs hakkında hiç bir şey bilmeyişime içerliyorum. Yavuz Bahadıroğlu için neden Tarihi Sevdiren Adam dendiğini şimdi çok iyi anlıyorum.
"Gemileri yakmak."Biz bu deyimi, geri dönüşü olmayan bir karar alıp, uygulamak olarak kullanırız genelde. Ama bu deyimin bir de hikayesi vardır.
Ünlu Emevi komutanı Tarık bin Ziyad, kumandaksındaki binlerece kişilik orduyla birlikte Cebeli Tarık boğazından gemilerle İspanya'ya geçmiş. O sırada İspaya kralının yüz bin kişilik devasa ordusuyla üzerlerine doğru geldiğine dair bir dedikodu yayılmış askerler arasında. Tarık bin Ziyad, akserlerinin korku duymaya başladığını fark edince hepini yüksekçe bir tepeye çıkarmış, arkalarında kalan birkaç askere de geldikleri gemleri yakmalarını emretmiş. Askerler bu emre şaşırıp kalmışlar. Ama emir büyük yerden olunca gemileri ateşe vermişler. Tarık bin Ziyad şaşkınlık içindeki askerleri ile birlikte gemilerin yanışını izlemiş. Sonra da gür sesiyle "Askerlerim! Karşımızda deniz gibi ordu, arkamızda ordu gibi deniz var. Artık geriye dönüşümüz kalmadı. Düşmana saldırıp bu toprakları almaktan başka çaremiz yoktur. " demiş. O gün iki ordu savaşa tutuşmuş. Tarık bin ziyad ve ordusu canla başla savaşarak büyük bir zafere imza atmış ve böylece Endülüs Emevi Devleti'nin temelleri atılmıştır. (Bazı tarihçiler Tarık bin Ziyad, gemileri yakmadı, gemileri geri gönderdi diyor. En nihayetinde ikisininde geri dönüşü yok ve aynı anlamlara geliyorlar her ikiside kabulümüzdür. )
Bu devlet, 711-1492 yıllar arasında hüküm sürmüş ve ilim, kültür ve medeniyette dünyanın bir numarası haline gelmiştir. Ayrıca üç semavi dinin, sevgi ve saygı içinde yaşanmasını başarmış bir devlettir Endülüs devleti.
Devletin merkezi olan Kurtuba, Avrupa'nınen kalabalık ve en geniş şehri haline gelmiştir. vezir ve memurların ikamet ettikleri yerler dışında yüz on üç bin ev , altı yüz cami üç yüz hamam (evdeki banyolar hariç), elli hastahane , seksen resmi okul, orta
Yıllar önce ele geçirilen granada 500 yıl sonra #corona yüzünden ilk defa ezan okunması.....
Tam üstüne de benim bu kitabı okuyor olmam.
Günümüz le olan kısmına girmiyorum bile.. Tarih tekerrür ediyor ...
Endülüs'e VedaYavuz Bahadıroğlu · Nesil Yayınları · 20161,045 okunma
Endülüs dönemini anlatan tek romandır. Endülüs"ün son devleti Gırnata"da yaşanan olaylar, taht kavgası, ihtişamlı köşkler ve saraylar inşa edilirken, savaşçılık ruhundan uzaklaşılması, ispanyol kraliçesine özenen Ayşe Emir...
Kitabın arka kapağında yazan yazı bu şekilde. İşte koskoca bir çöküş böyle başlıyor...
Yavuz Bahadıroğlu gerçekten tüm kitaplarında muhteşem bir kurgu üzerine olayları oturtarak bizlere sunuyor. Tarih alanında bilgi almak isteyip aynı zamanda da düz metinlerden sıkılanlar için kesinlikle tavsiye ettiğim bir yazar.
Sonunu bildiğim bir kitabı okumak hiç bu kadar zor gelmemişti. "Evet, Endülüs yıkılacak biliyorum. Fakat yine de, ufak da olsa bir ümit yok mu?" dedim durdum.
Yavuz Bahadıroğlu'nun okuduğum ilk kitabıydı. En başta özgeçmiş de dahil olmak üzere, sonuna kadar insanı sürükleyip götüren muhteşem bir kitaptı...
Tarih boyunca devletlerin yükselişini ve zirveyi gördükten sonra yıkılışını okuduk. Yükselirken ki olayları ne kadar gurur ile okuduysak da yıkılışını okurken o derece hüzünlendik.
Tarih sayfalarının genel özeti Emîr Malik'in izlediği fıskiye gibiydi. Yükseliş ve yıkılış.
Bu kitapta Endülüs Devleti'nin yükselme döneminden sonra parçalara ayrıldığını ve her bir parçayı Haçlı ordusunun kendi toprağına kattığını anlatıyor.
Kendi nefsimize yenik düşünce parçalanıp, düşmanın birliğiyle yok oluyoruz.
Tarih; her şey çok farklı olabilirdi ile dolu benim için. Nefis, aklın önüne geçince neler kaybettik, saymaya kalksan bitmez.
Ve kitabı okurken fark ettiğim bir şey var.
Gırnata sultanı Ebu'l Hasan Ali yıllar önce bir zafer kazanmış. Ve her yıl onu kutlayıp, o zaferle övünür ve sarayından hiç çıkmazmış. Dünyanın eğlencesine dalmış. Halkından bi habermiş. Önceden sultanlar zafer meydanında sevinirken şimdiki sultanlar sarayda eğlenirlermiş. Bu onların yıkılışına zemin hazırlamış.
Bu beni fazlasıyla etkilemişti :(
8 asır süren emevilerin İspanya hâkimiyetini hep merak etmişimdir. Yine aynı seneryolarla emevi devletinin yıkımı gerçekleşmiş..taht kavgaları , ali cengiz oyunları yok yok yani.
Endülüs'ün son devleti Gırnata'da yaşanan olaylar, taht kavgası, ihtişamlı köşkler ve saraylar inşa edilirken, savaşçılık ruhundan uzaklaşılması, İspanyol kraliçesine özenen Ayşe Emir, İspanyolların yaşam biçimini benimseyen Endülüslüler, tahtı ele geçirmek için düşmanla işbirliği yapan sultanlar ve nihayet Gırnata'nın da elden gidişi can alıcı biçimde romanlaştırılıyor.
Benim çok beğendim, kendimi o anın içinde yaşattığım bir roman oldu. Yazarla bu kitapla tanıştım ve anlatım tarzına hayran kaldım. O kadar akıcı, sade bir şekilde anlatmış ki okumaktan kendinizi alamıyorsunuz ve olayların o kadar içinde yaşıyorsunuz ki hüzünlenmemek elde değil. Mutlaka okuyun, okutun derim.
Endülüs'e VedaYavuz Bahadıroğlu · Nesil Yayınları · 20161,045 okunma
Aslında lise zamanlarından beri tarihle aram hiç iyi olmamıştı. Yakın tarihi anlatan Haluk Özdil ilgimi çok çekmeye başlamıştı, neredeyse bütün kitaplarını okudum ve tarihe ilgi duymaya başladım.
Rastlantı üzeri tanıştığım Yavuz Bahadıroğlu nun ilk kitabı Endülüs'e Veda beni ilk girişiyle kendine hayran bıraktı. Muhteşem bir akıcılık, sürükleyiş ve Endülüs Tarihini en güzel anlatan kitap. Sıkılmadan bitirecebileceğim aklımın ucuna bile gelmezdi. Kusursuz bir tarih romanıyla daha tanıştım
Yavuz Bahadıroğlu; yazar, tarihçi, gazeteci, radyo programcısıdır. Gerçek adı Niyazi Birinci'dir. Veysel Akpınar, Şeref Baysal, Bahadır Alp, Nurcan Sevinç müstear isimleri altında da yazıları, Hayreddin Sağbaş adı ile kitapları vardır. Evli ve üç çocuk babasıdır.
1971′de İstanbul'da gazeteciliğe başladı. Muhabirlik, araştırma-inceleme, röportaj ve fıkra yazarlığı yaptı. Gazete, dergi ve şirket yöneticisi olarak çalıştı. Gazeteciliğini muhabir ve röportajcı olarak sürdürürken, çocuklara yönelik eserler üretti. Yüzlerce çocuk romanı, hikaye yayınlandı. Aynı dönemde bir gazetede Şeref Baysal ve Veysel Akpınar isimleriyle iki köşe yazısı yazdı.
Asıl çıkışını Yavuz Bahadıroğlu ismiyle yazdığı romanlarla yaptı. İlk romanı "Sunguroğlu" ve ardından yazdığı "Buhara Yanıyor" romanı ülkenin en çok satan romanlarından oldu. Genelde Osmanlı'nın çeşitli dönemlerini ele alan otuzu aşkın romanı vardır, bunlardan biri "Biz Osmanlıyız".
Yavuz Bahadıroğlu; roman, çocuk kitapları, hikaye, araştırma, oyunlar, film yapılmış senaryolar ve fikri eserler olmak üzere yüzlerce çalışmaya imza attı. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konularda binlerce konferans verdi, çeşitli kurum ve kuruluşlardan ödüller aldı, iki kitabı Kültür Bakanlığı tarafından yayınlandı.
Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden yazarın cenazesi Eyüp Sultan Camisi'ndeki hazireye defnedildi.