Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·292 syf.·
2024 88. kitabı
...EYLÜL... Kimine göre ayrılık, kimine göre hazan, kimine göre çıplak bir ay.. Eylül.. belkide o sıcak güneşli günlerin ardından artık yavaş yavaş dalını terk etmesi gereken yaprağın buruk kopuşu gibiydii... Saatlerce öve övebilirim seni Eylül.. o kadar güzeldin, o kadar mahzundun ki bitirmeye kıyamadım. Gerçekten ama gerçekten okunması gereken bir kitap. Kitaplığımda durduğu için o kadar şanslıyım ki iyi ki böyle bir eserle buluşup tanışmışım, içerik her ne kadar hüzünlü olsa da tatmışım. Bu zamana kadar asla Türk bir yazardan etkileneceğimi düşünmüyordum ta ki bu kitabı okuyana kadar.. ..MEHMET RAUF.. Sen nesin be azizim.. muhteşemsin.. Her ne kadar imkansızlıklar, hüzünler, kalp kırıkları, kör kütük aldanışlar olsa bile. Bu övgülerden sonra esere gelecek olursak, olay Necib, Süreyya, Suad, az da olsa Hacer dörtlüsünün arasında geçiyor. Necib, Süreyya' nın en yakın dostu, fakat hiç yakışık olmayan bir şey vardır ki o da Necib'in en yakın arkadaşının karısına âşık olması. Evet Suad' a kör kütük aşık bir Necib. Ahh Necib!! Sonrasında ise bir türlü içinden çıkılmaz bir hal alan girdabın getirdiği olaylar silsilesi ile devam etmekteydi. Ve başta Necib' in olmak üzere Suad' ın kalp kırıklıkları, safiyâne aldanışları, içsel daralmaları, hesaplaşmalarını görüyoruz. Derken her sayfasında sanki Necib ile birlikte bu acı davayı hissettiğimiz yetmezmiş gibi eserin sonunda da aynı tatta bir veda bizi beklemekteydi. AHH BE EYLÜL.. HAZİN BİR ÖYKÜNÜN TA KENDİSİSİN.. Herkese keyifli okumalar diliyorum.
EylülMehmet Rauf · The Kitap · 202149,9bin okunma
8/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2024 16:30
Psikolojik roman olma özelliği ön plana çıkan kitapta uzun uzadıya olaylar örgüsü yer almıyor. Karakterlerin durumlar karşısındaki psikolojilerinden bahsediliyor ki yazar bunda gayet başarılı olmuş diyebilirim. Süreyya karısı Suad ile birlikte babası, annesi, kız kardeşi ve eniştesi ile bir çiftlikte yaşamaktadır. Ancak gerek sosyal hayatın renksizliği gerekse babasının otoriter tutumu kendisini fazlasıyla bunaltmaktadır. Konağa gelen arkadaşı Necip kendisine bir nebze ferahlık vermektedir. Yazı geçirecekleri bir yalı tutup konaktan ayrılırlar. Bu süreçte Suad ve Necip'in arasında gizli bir aşk doğmaya başlar. Kitabın sonu tüm bu olaylardan bağımsız bir şekilde Suad'ın ölümüyle biter.
Roman
EylülMehmet Rauf · The Kitap · 202149,9bin okunma
Puan vermedi·296 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2025 10:26
Edebiyat tarihimizin önemli eserlerinden birini daha bitirdim. İmkansız bir aşk hikayesi bu. Evli bir kadın ve aile dostu bir erkek arasında. Bol bol iç sesler arasında yürüyor kitap. Kahramanların kendileri ile konuşmaları, psikolojik çözümlemeler... Bu tür kitaplara meraklı iseniz mutlaka okuyun. Keyifli okumalar dilerim.
EylülMehmet Rauf · The Kitap · 202149,9bin okunma
İlerlemeyen kitap
Puan vermedi·296 syf.··
2023 1. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2023 21:10
Bugüne kadar okuduğum kitaplar içinde sanki ilerlemeyen beni sıkan bir kitap okudum. Anlatım şekli olayların ilerleyişi beni sarmadı. Yarım bırakmayı sevmediğim için zor da olsa okuyup bitirdim. Belki yanlış zamanda okudum bu kitabı bilmiyorum ama sevemedim.
EylülMehmet Rauf · The Kitap · 202149,9bin okunma
Puan vermedi·296 syf.··
2024 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2024 11:14
Ahh böyle bilmezdim Eylül'ün bu kadar can yakıcı hüzün ayı olduğunu. ... Böylece kendine seslenemedikçe o ismi kendi kendini söylemeye, ona yalnızlıklarda seslenmeye başladı. Bu yasak bir şeyin gizlice yapılması, saadetiyle başını döndürüyordu. Dudakları daima titriyor, daima o isimle titriyordu. Odasına kaçıp binlerce kere "Suad... Suad," diye ah ettiği oldu. ...Ve onun gözlerinin bir saniye, sözlerini sorar gibi kendini baktığını hissetti. Ah bu gözlerdeki acı soru, bu yorgun ve zavallı ağlamış gözlerdeki af, nur... Necib dünyaları hevesine oyuncak edecek çoşkun bir neşe ile dışarı hücum etti. Kapıdan çıktığı zaman sendeliyordu. "Ah beni seviyor, seviyor!" diye tekrar ederek çamurları daldı. Bilmezdim bu kitabın bu kadar hissiyatını duygusunu akıcı bir dille anlatıldığını severek bir solukta okunuyor. Kişi tahlilleri çok psikolilerini yazarımız çok iyi anlatmış. İyi okumalar...
EylülMehmet Rauf · The Kitap · 202149,9bin okunma
Başyapıt... Peki kime göre, neye göre?
2/10
·268 syf.··
2025 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2025 17:51
Bugün incelemesini yapacak olduğum kitap ömrümden ömür yiyen ve uzun bir süre Türk klasiklerinden uzak durmama neden olacak bir kitap. Türk edebiyatının ilk başarılı psikolojik eseri sayılan Eylül... Binlerce kişi tarafından okunulan, önerilen, hakkında incelemeler yapılan, okullarda okutulan bu kitabı dilerseniz bir de benden dinleyin. Arkanıza yaslanın, uzun bir inceleme olacak. Eylül gerçekten kült bir eser olmayı hak ediyor mu? Kitap Süreyya, Suat ve Necip isimli üç karakterimiz arasında dönüyor. Süreyya (erkek) ve Suat (kadın) evli bir çift ve Necip de aile dostları. Süreyya bulunduğu ortamdan son derece bunalmış bir haldeyken bir nevi tatil niyetine karısı Suat'la bir yalıya taşınıyorlar ve sonra dostları Necip de onlara misafir olarak geliyor. Süreyya ve Suat mutlu ve hallerinden mesut bir çift. Necip ise kadınlara güven olmayacağını düşünen biri ve dolayısıyla evlenmeye hayatı boyunca hiç yanaşmamış. Ancak yalıda bulunduğu süre zarfınca Süreyya ve Suat'ın ne kadar mutlu olduğunu görüyor ve acaba, diyor, acaba gerçekten böyle mutlu evlilikler mümkün mü? Cidden Suat gibi melek kadınlar da var mı? Ve bu şekilde başta çiftin mutluluğuna, ardından Suat gibi birinin hayaline ve en sonunda ise Suat'a aşık oluyor. Yorumuma geçmeden önce çok içtenlikle söylemek istediğim bir şey var. Allah belanı versin Necip, sevgiler <3 Bu kitabı okuma nedenim edebiyat okuma sınavımı bu kitaptan olacak olmamdı. Bana bu kitabın denk düştüğünü duyan arkadaşlarımdan biri öyle bir kitap ki kaldığın yeri kapatıp başka bir yerden devam etsen de değişen hiçbir şey olmuyor demişti. O kadar haklı ki... Kitabın doğru düzgün bir olay örgüsü yok. İki yüz küsür sayfa boyunca boğucu betimlemeler, asla umurumda olmayan ve nefret kustuğum karakterlerin ruhsal tasvirleri ve Necip ve Suat'ın o
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
uzun ve detaylı bir inceleme isteyen varsa.. buyurunuz
Puan vermedi·256 syf.··
2021 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 08:29
Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı kabul edilen, Mehmet Rauf’un ''İlk eserim son üstadıma'' ifadesiyle Halit Ziya Uşaklıgil’e ithaf ettiği romanı, Eylül. Eylül, benim Mehmet Rauf’tan okuduğum ikinci eser oldu. Öncesinde Genç Kız Kalbi’ni büyük bir hayranlıkla okumuş ve çok sevmiştim. Yazarın, özellikle bir erkek yazarın, içinde yaşadığı dönemde böylesi bir kitap yazması, toplumsal eleştirilerini sakınmadan dile getirmesi, savunduğu fikirleri bende büyük bir hayret ve sevgi oluşturmuştu. İyi ki de Mehmet Rauf’u okumaya o eserle başlamışım. Çünkü direkt Eylül’ü okusaydım yazara dair düşüncelerim şimdikinden bir hayli farklı olurdu. Zira Genç Kız Kalbi, benim gözümde ve gönlümde Eylül’den öndedir. Eylül edebiyatımız içinde bir baş yapıttır gerçi, orası ayrı. Mehmet Rauf, Eylül’ü yazma hikâyesini şu şekilde anlatmıştır: ''Fikret gazeteye yeni bir tefrika arıyordu. Bir gün konuşurken tefrika için bana teklif etti… O esnada bir gün Halit Ziya’nın yanındaydım. Biz konuşurken kendisinin ziyaretine bir genç geldi. Lakırdı arasında bunun o hafta evleneceğini öğrendim. Düğünden ve düğünden sonraki tasavvurlarından bahsederken, bu adam balayını Büyükada’da geçirmek istediğini, orada tuttuğu köşkü döşettiğini anlatıyordu. Ben Halit Ziya’nın gözlerinde acı bir esef bulutunun karardığını fark ettim. Ve bana öyle geldi ki ruhu artık böyle bir saadetin kendisi için imkânsız olduğunu anlamaktan kaynaklanan bir acıyla burkulmuştu. İşte Eylül’ün esasını teşkil eden fikri, yani gençliğin akar bir su, esen bir rüzgâr gibi, engellenmesi ve geciktirilmesi mümkün olmayan bir surette uçup gittiğini takdir etmek, eylülde baharın geri gelmesi nasıl imkânsızsa şimdi her şeyin faydasız olduğunu anlamak, ziyan olarak geçen günlerin hasretiyle harap olmak fikrini buradan kaptım. Bu fikir bana
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
“Bana Göre Aşk Bu Dünyadaki En Tehlikeli İnançtır!”
Puan vermedi·365 syf.··
2025 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 14:13
OKUNABİLİRLİK: “Dil zarif ve akıcı, ancak yoğun psikolojik tahliller ve uzun betimlemeler okuru yer yer yorabiliyor. Cümleler büyüleyici olsa da, olay örgüsünün zayıflığı hikâyeyi geri planda bırakıyor.” FİKRİN DERİNLİĞİ: “Aşkı ahlaki yargılardan uzak, psikolojik bir düzlemde ele alıyor. Suat ve Necip’in evlilik, vicdan ve tutku arasındaki ruhsal çatışmaları, dönemin baskılarını aşan bir gerçeklikle aktarılmış.” KURGU: “Basit bir olay örgüsü var; derin duygularla dengelenmiş, ancak olayların azlığı dramatik ilerleyişi zayıflatıyor. Final, yangın sahnesiyle metaforik olarak güçlü, ancak aceleye gelmiş hissettiriyor.” KARAKTER: “Suat ve Necip’in iç dünyaları son derece iyi işlenmiş; Süreyya'nın pasifliği ise trajediyi güçlendiriyor. Karakter tahlilleri, romanın en güçlü yönü.” GENEL ETKİ: “Yavaş ama derin bir roman. Hızlı kurgu bekleyenler için sabır isteyen, karakter derinliği ve duygusal yoğunluk arayanlar içinse doyurucu bir deneyim.” Aşk insana her şeyi yaptırır. Yapmam dersin, etmem dersin, hatta sevmem dersin; ama bir bakmışsın, onu sadece bir saniye görmek için yarını beklersin. Öyle şey mi olur diye ayıplarsın, ama başına gelince anlarsın. Aklın tavsiyede bulunur: “Böyle şeylerden uzak dur!” dersin; ama bir bakmışsın, cehennemin alevlerini göze almışsın. En akıllısını, en mantıklısını öyle bir hale getirir ki, inanamazsın. Mehmet Rauf’un Eylül’ü, Türk edebiyatında psikolojik çözümlemenin en güçlü örneklerinden biri olarak anılır ve ben romanı okuduktan sonra şunu düşündüm; bu unvanı fazlasıyla hak ediyor. Çünkü yazar, karakterleri yalnızca betimlemiyor, adeta içlerinde yaşıyor. Suat, Süreyya ve Necip arasındaki üçgen, klasik bir “yasak aşk” hikâyesi gibi görünse de aslında iki ruhun çarpışması. Fiziksel değil, sessiz ama yakıcı bir aşkın hikayesi. Gözlerle
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma
8/10
·365 syf.··
2025 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2025 23:41
Eylül – Mehmet Rauf “Eylül”, ilk bakışta bir yasak aşk hikâyesi gibi görünse de aslında ruhun daraldığı, kalbin konuşamadığı bir iç dünya romanı. Mehmet Rauf’un dili öyle incelikli ki, satırların arasında kelimelerden çok sessizlik yankılanıyor. Süreyya, Suat ve Necip arasındaki bu üçlü ilişkide asıl anlatılan şey aşk değil — toplumun bastırdığı duygularla boğulan insan ruhu. Suat, duygularını saklayan, içindeki fırtınayı susturmaya çalışan bir kadın. Onun çekingenliği, vicdanı, tutkusu… her biri dönemin kadınına biçilen rolleri sorgulatıyor. Necip ise duygularını bastırdıkça daha derine gömülen, kendi suskunluğunda kaybolan bir erkek figürü. Bu yönüyle o da aslında Suat kadar çaresiz. Romanın en büyük gücü, psikolojik derinliğinde. Mehmet Rauf karakterlerinin iç konuşmalarını, vicdan çatışmalarını öyle sade ama etkili bir dille yansıtıyor ki, bazı sayfalarda hikâyeden çok bir insanın zihnini okuyormuşsun gibi hissediyorsun. Ayrıca “Eylül”ün atmosferi başlı başına bir karakter gibi — melankolik, durgun, bastırılmış… tıpkı kahramanlarının iç dünyası gibi. Ama elbette eksikleri de var. Roman, özellikle ikinci yarısında fazla ağır ilerliyor. Sürekli iç çözümlemeler, benzer duyguların tekrar edilmesi bazen okuru yavaşlatıyor. O dönemin süslü Osmanlıca üslubu, bugünün okuru için yer yer yorucu olabilir. Ayrıca hikâyede “aşkın trajedisi” çok güzel işlenmiş olsa da, toplumsal yönü biraz geri planda kalıyor — yazar, karakterlerinin iç dünyasına o kadar yoğunlaşıyor ki, dış dünyanın sesi neredeyse hiç duyulmuyor. Yine de Eylül, Türk edebiyatında duyguların derinliğini ilk kez bu kadar cesurca gösteren bir dönüm noktası. Suat’ın sessizliği, Necip’in içsel çöküşü, Süreyya’nın fark edemediği uzaklık… Hepsi, insanın hem kalbine hem vicdanına dokunan bir iç hesaplaşma
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma
Eylül: Ezberlenen Değil, Sorgulanan Bir Roman
6/10
·272 syf.··
2026 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 22:04
Lisede sayısal okuyanların en çok zorlandığı konulardan biri ezberdir. Eylül denince de çoğu zaman “ilk psikolojik roman, Mehmet Rauf” diye ezberlediğim günlerin hatrına bu kitabı okumaya karar verdim :) Bir yasak aşk hikayesi okudum.Roman diye bu yasak aşkı normalleştirmeyeceğim. Kadın evli, Necip ise kuzeninin eşi olan bu kadına aşık oluyor. İç çatısmalar müthiş anlatılmış FAKATTTT Karakter deyip geçemeyiz roman diye de alkışlayamayız. Süreyya evliliğin verdiği rahatlıkla eşini ihmal ederken Necip de kuzeninin eşine karşı duygular besliyor. Bu durum ahlaki olarak sorgulanması gereken bir durum. Üstelik bu sadece romanda kalan bir şey de değil. Günümüzde de benzer örnekleri görmek için etrafa bakmak yeterli. insanın nefsine yenildiğinde nasıl yanlışlara sürüklenebileceğini de gösteren bir romandır. Her insan yanlış yapabilecek güce sahiptir ama önemli olan bu güce rağmen kendini tutabilmektir. Romanı okurken bunu da düşünmek gerekir.
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma

Yazar Hakkında

Mehmet RaufYazar · 40 kitap
Mehmed Rauf Servetifünun romancılarından, 1875 yılında doğdu, 1931 yılında İstanbul'da öldü. Bahriye Mektebi'ni bitirdi (1893), deniz subayı oldu, staj için Girit'e (1894), Kiel kanalının açılış töreninde bulunmak üzere Almanya'ya (1895) gönderildi, dönüşte İstanbul'da Tarabya'da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. 1908'den sonra bahriye'den ayrıldı, hayatını yazarlıkla kazanmaya başladı. Cumhuriyet devrinde kadın dergileri çıkardı, ticaretli uğraştı. On altı yaşındayken yazdığı Düşmüş adlı hikayesini İzmir'e, Halit Ziya'ya göndermiş, Halit Ziya da Hizmet gazetesinde basmıştı, daha sonra İstanbul'da Mektep dergisinde yazıları çıktı. Halit Ziya, Cenap Şehabettin, Hüseyin Cahit'le böylece önceden tanışan Mehmed Rauf, sanatının en başarılı eserini Eylül romanıyla verdi; psikolojik roman örneği olan Eylül'de olduğu gibi öteki eserlerinde de özellikle aşk maceralarını konu yaptı. Romanları: Eylül (1901), Genç Kız Kalbi (1925), Böğütlen (1926), Define (1927), Son Yıldız (1927), Kan Damlası (1928), Halâs (1929) Hikâye Kitapları: İhtizar (Cançekişme, 1909), Âşıknâme (1909), Son Emel (1913), Hanımlar Arasında (1914), Bir Aşkın Tarihi (1915), Üç Hikâye (1919), İlk Temas İlk Zevk (1923), Aşk Kadını (1923), Eski Aşk Geceeri (1924) Mensur Şiir: Siyah İnciler (1901, 1925) Oyunlar: Ferdi ve Şürekâsı (1909, filme de alındı: 1917), Cidal (Kavga, 1911), Sansar (1920), Ceriha (Yara, 1927)