·
Okunma
·
Beğeni
·
367,1bin
Gösterim
Adı:
Fareler ve İnsanlar
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
158
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Evren Yayınları
128 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
YouTube kitap kanalımda Fareler ve İnsanlar kitabını çizimlerimle birlikte yorumladım : https://youtu.be/HHo8Z-JgYzU

Hepimiz hayalleri olan varlıklarız. Bazen gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz halde yorulmadan hayaller kurmaya devam ederiz. Fakat zaten hayalin kelime anlamına baktığımızda da: "Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey." olarak bir açıklama görürüz. Biz canlı varlıklar, gerçekleşmesini özlediğimiz şeylerin hayalini kurarız.

1759 tarihinde doğmuş olan Robert Burns adlı İskoç şair "İnsanlarla fareler hiçbir zaman hayallerini gerçekleştiremezler." temasıyla "To a Mouse" adında bir şiir kaleme almış. Şimdi bu cümleden yola çıkarak ilk olarak 1937 tarihinde yayınlanan Fareler ve İnsanlar kitabına yaklaşık olarak 150 yıllık bir köprü kurmayı amaçladım.

Farelerin hayali peynirdir, insanların hayali ise paradır. Kadınların hayali ise -en azından Amerikalı olanların- Hollywood'da bulunup sahne alabilmektir. Bu hayal edilen şeyler ise her zaman bir hayal döngüsünde kalır aslında. Fare peyniri bulunca daha çok peynir ister, insan da parayı bulunca daha çok para ister. Hatta bu duruma Amerikalıların bulduğu bir kelime bile var... Amerikan rüyası adında. Bu kitap da aslında tam olarak gayet yerinde bir Amerikan rüyası eleştirisidir. Ne fareler peynire ulaşabiliyor, ne de insanlar arzuladıkları paraya ulaşabiliyor...

Kitapta fiziksel ve zihinsel özellikleriyle birbirine tam olarak zıt olan iki başrol kişi söz konusu. Bunlardan George adında olan mantığı, zekayı, zihinsel gücü, parayı, totaliterliği ve salt maddiyatı temsil ediyorken Lennie adında olan karakter ise duygusallığı, fiziksel gücü, sevgiyi, boyun eğmeyi ve salt maneviyatı temsil etmekte. Fiziksel olarak da George zayıf olan taraf, Lennie ise şişman olan taraf. Şimdi bu sıkıcı içerik detaylarıyla ulaşmaya çalıştığım bazı önemli noktalar var.

1763 yılında James Watt tarafından bulunan buharlı makinenin icadı Sanayi Devrimi'nin başlangıcı kabul edilir. Aslında bu devrim sayesinde bizden 200 yıl önce yaşayan insanların hayallerini şu an gerçekleşmiş olarak yaşıyoruz diyebilirim size. John Steinbeck'in de Fareler ve İnsanlar kitabıyla bize George ve Lennie karakterleri üzerinden bir metaforla tam da bu konuyla ilgili bir mesaj vermeye çalıştığını düşünüyorum. Sanayi Devrimi'nden önce Lennie'nin karakter özellikleri olan fiziksel güç dünyayı yöneten güçtü. Fakat Sanayi Devrimi'nin başlamasıyla birlikte artık fiziksel güç yerini George'un özelliği olan zekaya ve zihinsel güce bıraktı. Para her şeyin yerini aldı ve aşırı hızlı bir üretim süreci başladı. Kısaca zekanın fiziksel güçten daha etkili olduğu ve onun yerini hemen alması gerektiği geç de olsa anlaşılmış oldu. Aynı Fareler ve İnsanlar kitabının sonunda olan o olayın seslerini kitabın daha ilk sayfalarından duyabildiğimiz gibi.

Bu kitapla birlikte sorgulamasını yaptığım bir başka nokta ise; geniş ve büyük halk topluluklarının sayıca ve hacimce küçük ama etkili devlet sistemleriyle olan etkileşimleriydi. Yani, aslında aynı Lennie ve George gibi tamamen birbirine zıt iki karakterin arasında geçen o atışmalar ve George'un her daim Lennie üzerinde totaliter bir hakimiyet sahibi olmasından bahsediyorum. 1902 tarihinde doğmuş olan Steinbeck'in, Sanayi Devrimi'nin sonuçlarıyla beraber büyüdüğü bir çağda, güncel siyasi ve ekonomik olayları bu iki karakter üzerinden kısacık ve oldukça yalın bir dille yazdığı bu kitapla çok başarılı bir şekilde anlatabildiğini düşünüyorum.

Son olarak ise aklıma gelen bir başka şeyden daha bahsedeceğim. 1886 yılında Amerika'da yapılmış olan Özgürlük Heykeli'yle birlikte evrensel özgürlüğün temsili amaçlanmıştı. Hatta Özgürlük Heykeli'nin tacında bulunan 7 köşe, 7 kıtayı veya 7 okyanusu simgeleyen köşelerdir. Böylece evrensel özgürlük, hakların kısıtlanmaması gibi amaçlar hayal edilerek bu heykel inşa edilmiştir. İşte bu sebeple Özgürlük Heykeli'nin bulunduğu bir ülke olan Amerika'da kaleme alınan Fareler ve İnsanlar romanındaki karakterler de zencisinden kibirli beyazına, zeka olarak gerisinden fiziksel olarak ilerisine çeşit çeşit kişiyle doludur. Aynı dünyadaki bütün insanları temsil eder gibi sanki. Fakat Özgürlük Heykeli'nin amacının işlemediği bu çiftlikte insanlar bu heykeli bildiğiniz pompalı tüfeklerle ve Luger marka tabancalarıyla kovalıyorlardı!

Eğer buraya kadar okuduysan bil ki seviliyorsun, keyifli okumalar dilerim.
128 syf.
Kitabı henüz bitirdim ve bıraktığı etkiyle kaleme, kağıda sarıldım. Bazı kitaplar vardır tam yüreğinize dokunur ve etkisinden kurtulup, gözünüzden kopup bağımsızlığını ilan eden gözyaşlarınıza engel olamazsınız. Bunun gibi kurgu olduğunu unutturup, böyle hisler yaşatan kitapları seviyorum.

George ve Lennie hayatlarını idame ettirmek için, ırgatlık yapan iki zavallı, evsiz, gezgindir. Çok nadir görülen ve çıkarsız bir dostlukları vardır. George ufak tefek, zeki bir adam. Lennie ise koca cüsseli, hayvani ve orantısız bir güce sahip, zeka geriliği olan bir karakter. George sürekli olarak yeni işler bulur. Ama Lennie bir şekilde başlarını belaya sokup, işten atılmalarına sebep olur. Arada ondan kurtulmak istediğini söyleyip isyan eder George. Ama anında pişman olur, yumuşar. Tıpkı bir anne şefkatiyle üzerine titrer, arkasını kollar, sahiplenir Lennie ' yi. Fareler ve İnsanlar, birbirine tamamen zıt iki insanın tuhaf dostluğu.

Yahya Kemal Beyatlı ' nın bir sözü vardır ; " İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar. " Evet, bu söze kitapta fazlasıyla şahit oluyorsunuz. George ve Lennie ' nin hayata tutunmalarına sebep olan hayalleri vardır. Kendilerine ait, dışlanıp horlanmadan yaşayacakları bir ev ve arazi sahibi olmak. Tabi birkaç tavşan da olmalı. Çünkü Lennie ' nin tuhaf bir hastalığı, takıntısı vardır. Yumuşak şeylere dokunmayı, okşamayı çok sever. Ama gücünü kontrol edecek bir zekaya sahip olmadığı için, severken, okşarken öldürür fareleri ve diğer canlıları. İnsan en büyük zararı en çok sevdiklerine verir, sözü tam bu duruma uygun.

Çok ince bir kitap olmasına rağmen dolu dolu bir hikaye. Yoksulluk, ırkçılık, dostluk, vefa, hırs, masumiyet, saflık... gibi konulara değinmiş, zengin içerikli bir kitap. 1930' lu yılların Kaliforniyasında yaşanan insanlık ayıbı ırkçılığa özellikle yer verilmiş. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi yazar, işçileri farelere benzetiyor. Çünkü tıpkı onlar gibi bir hedefleri, amaçları olmadan, karın tokluğuna kan ter içinde çalışıyor, insan olduklarının bilincinde dahi değilmişcesine iğrenç yataklarda uyuyor, berbat yemekler yiyorlar. İşin kötü tarafı bunu kabul ediyor, değiştirmek için bir çaba sarfetmiyorlar. George ve Lennie onların aksine hayallere sahip. George her ne kadar bu hayallerin gerçekleşmeyeceğini bilsede sırf umudunu yitirmemek ve Lennie ' yi mutlu etmek için sürekli anlatıp durur. İnsanların emeklerinin karşılığını alamamasına yani işçi hakları sorununa da değinmiş John Steinbeck.

Ah zavallı Lennie koca cüsseli, çocuk akıllı, saf ve yüreği kocaman, masum adam. Senin gibi ne çok insanlar var bu hayatta. Sırf zeka geriliği yaşıyor diye toplumdan izole edilen, aşağılanan, hırpalanan... Belki de hikayenin içimize en çok dokunan, bizi bu kadar etkileyen sebebi bunun etrafımızda da varolduğunu bilmek. Bu kitabı okurken aklıma sürekli olarak Yeşil Yol kitabı geldi. Lennie ve John Coffy arasındaki benzerlik çok fazla. İki koca cüsseli ve çocuk akıllı, yüreği tertemiz, saf ve masum adam. Küçük hayalleri ve imkansızlıklar.

Uzun süredir okuduğum kitaplar içinde beni en çok etkileyen hikayelerden biri diyebilirim. Bu kitaba Ahmed Yasir Orman ' ın ortak kitap sayımızı artırma teklifi üzerine başladım ve bu sayede okumama sebep olduğu için kendisine teşekkürü borç bilirim. :) Kesinlikle tavsiye ederim....
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (36,8bin Oy)37,5bin beğeni132bin okunma45,9bin alıntı5,2milyon gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.1/10 (36bin Oy)40,3bin beğeni132,4bin okunma96,8bin alıntı648bin gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (32,8bin Oy)34,3bin beğeni124,4bin okunma113,3bin alıntı395,4bin gösterim
  • Dönüşüm
    8.1/10 (32,3bin Oy)30,7bin beğeni132,2bin okunma27,2bin alıntı2,4milyon gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (36,6bin Oy)41,2bin beğeni143,2bin okunma87bin alıntı2milyon gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (24,6bin Oy)25,9bin beğeni101,5bin okunma67,3bin alıntı516,7bin gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.4/10 (32bin Oy)30,8bin beğeni122,1bin okunma74,3bin alıntı555bin gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.2/10 (25,4bin Oy)30,2bin beğeni91,8bin okunma140,3bin alıntı967,3bin gösterim
  • 1984
    8.9/10 (26,6bin Oy)27,9bin beğeni90bin okunma106,7bin alıntı382,8bin gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (29,3bin Oy)33,1bin beğeni105,6bin okunma56,8bin alıntı363,7bin gösterim
126 syf.
·1 günde·10/10 puan
Fareler ve İnsanlar John Steinbeck tarafından yazılmış bir novelladır (kısa roman). Yazar Califonianin Salinas kentinde dünyaya gelir. Zaten eserlerinin çoğuda buradan esinlenmiştir. Universite de okurken yazarlığına katkısı olacağını düşündüğü derslere girmiştir. Sonra bırakıp tezgahtarlkk marangozluk vs halkla iletişimi yüksek olan işler yapmıştır. Eserleri edebi olduğu kadar hayatın içinden olduğu için her dönem okunmaktadir.

Kitaba gelince yazarın Pulitzer ödüllü Gazap üzümleri kitabından sonra okuduğum ikinci kitabıdır. İnsan ilişkileri üzerine yazılmıştır. İçeriğini dostluk, yalnızlık ve sevgi konuları oluşturmaktadır. Amerika'da orta öğretimde okunması zorunlu kitaplardan biridir.

George Milton, Lennie Small, Curley, Seyis Crooks, Slim, Clara Teyze, Carlson ve ismini hiç bilmediğimiz Curleyin karısı bu romandaki karakterler.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
126 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Gerçek olması zor olan bir umutla başlayan dostlu ve yol arkadaşlığının çok güzel işlendiği ve insanların iyilikle ile ilgili bakışı iki ayıra bilecek bir kitap. Kitabı okumadan önce bir soru İyi düşünerek yapılan bir hata kaç kere kabul görür ?
126 syf.
·Puan vermedi
Kitabı ağlayarak kapadım. İnanılmaz bir olay. İnanılmaz bir anlatım. Gerçekten böyle özgün eserlere hasret kaldık. Son sayfaları kalbim ağzımda okudum.
128 syf.
·Beğendi·8/10 puan
İnsanlar ikiye ayrılır: Güçlüler, EZİLENLER. İnsanlar ikiye ayrılır: Zenginler, FAKİRLER. İnsanlar ikiye ayrılır: Erkekler, KADINLAR. Ve insanlar yine ikiye ayrılır: Beyazlar, ZENCİLER. Bunu uzatabiliriz, daha elbette. Ve tüm bunları yazarken ciddiye almadınız beni değil mi? Almayın çünkü benim bildiğim yani inanmak istediğim insanlar ikiye falan ayrılmaz. Bir çeşit insan vardır. Etiyle, kemiğiyle ve yüreğiyle tek bir tür "İNSAN"... Sahi ciddiye aldıysanız niye aldınız ki söylediklerimi? Siz de insanları belli sınıflara bölerek algılayanlardan mısınız yoksa?

Oysa ne diyordu Sevgili Yaşar Kemal: "İnsan, evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar." Ne güzel demiş değil mi? Keşke bu sözü okuyup geçmesek de zihnimize ve kalbimize harfi harfine işleyebilsek. Fareler ve insanlardan kasıt bence büyük insanlar ve KÜÇÜK insanlar. Ama ne saçma böyle bir ayrım yapmak. Ben kalbine bakarım karşımdakinin. İşte o an karar veririm. Küçük mü büyük mü, diye bakmam, mesleğine, ten rengine, zekasına ya da güzelliğine ve yahut cinsiyetine. Davranışlarına, dünyayı algılayış biçimine, bakarım; at gözlükleriyle bakıp tüm dünyayı gördüğünü ve anladığını sanan bir ahmak mı yoksa çıplak gözlerle bakıp insana sadece ve sadece insan olduğu için değer veren insan gibi insan mı? (Not: Adam gibi adam demiyorum, kadın gibi kadın da demiyorum evet yanlış duymadınız İNSAN gibi İNSAN) İşte bu yüzden insanları ikiye ayırmıyorum. Basit ve tek bir soru bu kişi insan mı değil mi?

Bu arada bazı kelimeleri özellikle büyük harfle yazdım sevgili dostlarım. Genelde insanların ilk okuduklarında küçük sınıf olarak göreceklerini düşündüğüm kelimelerdi bunlar. Onları büyük yazarak aradaki farkı kapatıp eşitlemeye çalışmadım elbette. Çünkü arada zaten bir fark yok, deminden beri anlatmaya çalıştığım gibi. Kelime büyük de küçük de yazılsa kelime olarak görüleceği gibi, insan da daima insan olarak görülmeli, bunu anlatmak istedim. Bunun için en başta beynimizdeki zincirleri kırmalıyız. Bu kadar zor mu bir insana insan olduğu için değer verebilmek, sınıfından, dilinden, dininden, fizikinden ötürü aşağılamadan insanca görebilmek?

Kitaba tekrar dönecek olursak birbirine çok zıt iki dost olan Saf Lennie ve kurnaz George'u anlatan bu hikâye kahramanlarımızın işten kovulmaları sonucunda başka bir çiftlikte işçi olarak çalışmaya gitmeleriyle başlamaktadır. Lennie, çok saftır istemeden de olsa başına belalar açmakta, George ise onu hep kurtarmakta aynı zamanda da bu durumdan şikayet etmektedir. Kitapta dikkatimi çeken birkaç husustan bahsedip incelememe öyle son vermek istiyorum. Bu kitapta dostluk ilişkisinin ele alınmasının yanı sıra hayvanlar ve insanlar arasındaki ilişki de ele alınmıştır. Bu iki kahramanımızın birlikte kurduğu hayaller vardır, daha sonra bu hayale üçüncü bir kişi daha eklenir.

Bir nokta dikkatimi çekti ki inanın çok üzüldüm bir insanın kurduğu hayal bile küçük olabilir mi? Sonra düşündüm de olabilir. Neden mi? O insan hep küçük görülmüşse ezilen sınıftaysa artık içinde bulunduğu durumu kabullenmiş ve tüm benliğine sindirmişse, hayalinde bile bundan kurtulamaz daha iyi olmayı düşünmez yine kendisinin öyle olduğu bir hayal kurar. Çünkü bilir ki daha iyisi onun için imkansızdır, bu öyle bir imkansızlık ki hayalinde düşlemek bile mümkün değildir sanki. Yine de küçük de olsa bir hayaldir ve bir umuttur onun için. Bense o hayalde çaresizce bir kabulleniş gördüğüm için umudun içindeki umutsuzluğu sezdim, bu çok acıydı bence...
Ama benim canımı en çok acıtan durum ne biliyor musunuz? Kendini diğerinden üstün gören kişinin onu aşağılaması değil. Aşağılanan kişinin onun haklı olduğunu düşünüp kendini bir aşağılık olarak görmesi. Ne yazık ki beni en çok üzen durum bu. Diğerine kendini bir başkasından üstün görmeye hakkı olmadığını anlatabilecekken oysa, çaresizliğinin esiri olmuş ve kendini diğerinden daha aşağıda gören bir insana ne diyebiliriz ki? O bile bu haksızlığı hak olarak iddia ettiğine göre kelimelerin gücü yeter mi artık savaşmaya? İşte tam da bu nokta insanı insanlığından soğutan, her şeyin bittiği ve kelimelerimin lâl olduğu nokta... Buraya kadar sabırla okuyan güzel yüreğinize sağlık. Sevgiyle kalın...
126 syf.
·11 günde
Ahh Lennie sen öyle bitecek biri miydin be

Hayatın acımasız yönlerini, hayatta kalmanın şartlarını anlatan bir kitap okunmaya değer bir kitap
HAYIRLI OKUMALAR
126 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitap, birbirine zıt iki karakterin birlikte verdiği yaşam mücadelesini anlatıyor. Geçimlerini çiftliklerde işçilik yaparak sağlayan bu insanların hayallerinden başka zenginlikleri yoktur aslında.

George ve Lennie birlikte bir arsa alıp, kendi ürünlerini yetiştirmenin, tavuklara, tavşanlara sahip olmanın hayalini kurarlar. Bunun için çalışıp para biriktirmeye başlarlar. George son gittikleri çiftlikte parayı biriktirene kadar duracaklarını düşünür fakat işler planladığı gibi gitmez.

Lennie; bir çocuk aklından farksız olan aklıyla hareket eder, saftır fakat iri cüssesiyle etrafına zarar vermeden duramaz. Daha sonra bunun farkına varır ama iş işten çoktan geçmiştir. Minik bir fare, yavru bir köpek, savunmasız bir insan.. Lennie’nin kurbanlarıdır.

Dostluğun, sınıf farkının, maddi açlığın ne olduğunu samimiyetle anlatan bu kitaptan sonuç olarak anlaşılan şu ki; bilinçsiz gösterilen fazla sevgi sonunuz olabilir.
128 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Seni bu kadar geç okuduğuma mı üzüleyim?
Aynı gün başlayıp bitirdiğim için çok kısa sürmüş olmana mı?
Yoksa hiç beklemediğim şekilde sonlanıp tüm dengemi alt üst etmene mi ?
Normal şartlar da bir kitap bitince kafandaki tüm soru işaretlerini de cevaplamış oluyorken,
asıl soru işaretleri kitap bitince başlıyor.
Ters giden planlar üzerine…
Küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşamanın hayalini kuran iki zıt karakter Lennie ve George...

*Toprak satın alma hayalleri, İnsan Ne İle Yaşar kitabındaki Pahom’u hatırlattı bana. Hani şu çok daha fazla toprak uğruna ölümüne girdiği ve tek şartı bir noktadan almak istediği toprağı küçük çukurlar kazarak işaretlemesi ve akşama kadar istediği genişlikte araziyi kazarak başladığı noktaya gelmek zorunda olduğu yarış. İlerledikçe daha güzel meraları görüp her seferinde işareti genişlettiği için akşam başladığı noktaya vardığında ayakları kan içinde bitmiş durumda yığılıp kalır ve orada ölmesi...
Yani aslında insanın ihtiyacı olduğu üç arşın kadar bir toprak…

Gelelim kitaba
Konusunu ilham aldığı Robert Burns’un 'Tae a Moose' isimli şiirinden bir kaç dize

Merak etme minik Fare
Bir sen değilsin hayalleri suya düşen.
Fareler ve insanların en sıkı tasarıları dahi
Sıklıkla ters gider,
ve vadedilen mutluluktan geriye
Acı ve keder kalır.

Yine de şanslı sayılırsın bana göre!
Hep burada, şimdiki zamandasın:
Ama, of! Gözlerim geçmişe bakar benim,
Kaçan fırsatları arar,
Ve geleceğe bakarım, göremesem de daha,
Tahminler yapar, korkarım !

Mevsimlik tarım işçileri George ve Lennie'nin küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşama hayali için para biriktirmelerinin öyküsünü anlatır. İkilinin arasındaki dostluk ve dayanışmaları öykü boyunca önemli bir yer tutar.
İnsanın insan ile ilişkisinin yanında insanın doğa ile ve toplum ile de kurduğu ilişkiyi anlatır.
Lennie'nin başlarına iş açmaları sonucu tekrar para kazanmak ve çalışmak için en son geldiği yerdeki iş arkadaşları, patronun psikopat oğlu ve fingirdek karısı ile olan olaylar, aralarında geçen diyalogların hepsi koca bir ders niteliğinde. Tek amaçları hayalini gerçekleştirmek olduklarından dolayı her ne kadar beladan uzak durmaya çalışsalar da hayatın bazen tüm planlarını alt üst ettiğini ve bütün planlarınızın yarım kaldığı anlatılmış.

Kitaba o kadar kaptırmışım ki kendimi beğendiğim yerlerin altını çizmek için elime aldığım kalemi bile çok fazla kullanmadığımı fark ettim.

Zeki George ve onun güçlü, kuvvetli ama akli dengesi bozuk yoldaşı Lennie’nin kısacık öyküsü o kadar derinden etkiliyor ki sizi, kitap bittiği zaman hissettiğim duyguyu tarif etmem mümkün değil sanırım.

Hatta dünden beri kafamda dolaşan bir dünya düşünce içinde bunları yazıyorken bir yandan da içimden saçmalamamış olmayı diliyorum. Çünkü hala ne kafamdakileri toparlayabilmiş ne de kendime gelebilmiş değilim.

Kitabın başından beri çok farklı bir duyguyla okudum zaten. Lennie de benim için kitabın ana karakteriydi. Engelli bir insanın dünyasını, düşünce yapısını anlamak için dışarı da 3-5 dakika şahit olmak yetmiyor inanın. Sadece içindeyseniz bu durumun çok net anlayabiliyor ve hissedebiliyorsunuz. Ve öyle zor bir imtihan ki bundan dolayı kimsenin bu durumu anlamamasını da dileyebilirim sırf yaşamış olmasınlar diye. O yüzden Lennie ile ilgili olan satırları birden fazla okudum her seferinde de farklı bir duygu yaşadım sanırım.

Kitabın konusuna çok kısa değindim zaten. Öykü sonuna kadar bu iki arkadaşın yaşadıklarına bazen hayranlıkla, bazen öfkeyle, bazen de üzülerek şahit oluyorsunuz. Spoiler vermemek için çok detaya inmek istemiyorum. Ama sadece şunu belirteyim bittiği zaman inanın tüm duygu ve düşünceleriniz, fikirleriniz alt üst olacak.

Çünkü kitap bitince değil tüm soru işaretlerinizin çözülmüş olması aksine asıl soru işaretleri o zaman hatta daha da artarak başlıyor.

En son hangi kitabın etkisinde bu kadar kaldım hatırlamıyorum. Belkide kendimi fazla kaptırıyor bazı karakterleri de içimde yaşıyorum. O yüzden ilk defa bir incelemeyi normal bir ruh hali ile yazmadığımı söyleyebilirim. Hata ve yanlışlık varsa da şimdiden affola.

Son olarak kitap ile ilgili yapmak istediğim tek şey elime kooccaa bir megafon alıp “OKUYUUUUNNNNN VE OKUTUUUNNN“ Diye bağırmak.

Ve tabiki okumama vesile olan Gökçen B./Duvar/‘e kocaman bir teşekkürr <3

Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
126 syf.
·10/10 puan·Ne Okusam'dan
İnsanın iyi olmak için akla ihtiyacı yoktur.Hatta bana zaman zaman bunun tam tersi olmalı gibi gelir.Çok zeki birini ele al, hemen hiçbir zaman iyi biri olmadığını görürsün.
126 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10 puan
Bibirine zıt karakterlerde olan iki arkadaşın hayatını anlatan bu kitap yaşamın zorluğundan ve acımasızlığından bahsediyor. Her yaştan insanın okuyabileceğini düşündüğüm Fareler ve İnsanlar beni en çok etkileyen ve unutamayacağım kitaplar arasında. Okumayı düşünenlere tavsiye edebileceğim bir roman.
126 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Steinbeck'in İnci isimli romanı gibi, Fareler ve İnsanlar da insan olmanın doğasını ve bireyin evrende kendini konumlandırma çabasını açıklamaya çalışır. Steinbeck bu yolla, birçok temaya değinir: hayaller, yalnızlık, zenginliğin zulmü getirmesi, güçsüzlük ve geleceğe güvenle bakamama ya da kadercilik.

Steinbeck kitap boyunca hayallere vurgu yapar. George bağımsızlığı, kendi kendinin patronu olmayı, bir çiftliğe sahip olup "birisi" olabilmeyi hayal eder. Lennie'nin hayali ise George ile birlikte kendi çiftliklerine taşınmak ve orada yumuşak şeylere dokunma saplantısını karşılayacak şeyler yapabilmektir. Candy, ölen köpeği ile kaybettiği sorumluluğa yeniden kavuşmak ve George'un yanında kendine yaşlılık günlerinde kalacak bir yer bulabilmek ister.

Crooks özsaygısını tekrar kazanabileceği, kabul edilip güvende olabileceği bir yerde yaşamayı düşler. Curley'nin karısı ise, Curley ile evlenerek kaybettiği ünlü olma şansını tekrar yakalamak ve bir aktris olmak ister.

Yalnızlık bir çok karakterin hayatında öne çıkan bir faktördür. Candy, köpeği öldürülünce yalnız kalır. Curley'nin karısı yalnızdır çünkü kocası umduğu gibi kendisine arkadaş olacak biri değildir. Yalnızlığını çiftlikteki diğer erkeklerle flört ederek gidermeye çalıştıkça Curley'nin kıskançlığı ve hırçınlığı artar. George ile Lennie'nin birlikteliği de yalnızlığın bir sonucudur. Crooks bu temayı eserde şu sözlerle vurgular: "Kimsesi yoksa adam delirir. Kim olduğu hiç fark etmez, yeter ki yanında olsun." Yazar bu temaya yapılan vurguyu, öyküyü "Soledad" şehrine yakın bir yerde kurgulayarak artırmıştır, çünkü şehrin adı İspanyolca'da "yalnızlık, tek başınalık" anlamına gelir.

Yalnızlığı yok edecek bir arkadaşlık ihtiyacının yanı sıra Steinbeck, insanların çeşitli davranışları sebebiyle yalnızlığın nasıl çoğaldığını da vurgular. Örneğin Curley'nin kıskanç davranışları karısının daha da yalnız kalmasına sebep olur, çünkü çiftlikteki diğer erkekler ondan uzak durmayı tercih eder. Sürekli alay edilen Crooks, yatakhane yerine ahırda kalmaya zorlanınca yalnızlığı artar.

Steinbeck'in karakterleri, zihinsel, ekonomik ya da sosyal sebeplerden dolayı genelde güçsüzdür. Tüm karakterlere göre en yüksek fiziksel güce sahip olan Lennie'nin, çiftlik işçileri arasında etrafındaki kişilerden saygı görmesi beklenir. Ancak zihinsel yetersizliği, fiziksel gücünün önüne geçerek Lennie'yi de güçsüz kılar. Büyük Bunalım'dan etkilenmiş bir toplumun fertleri olan diğer karakterler ise ekonomik sebeplerle güçsüzdür. George, Lennie ve Candy bir çiftlik satın almak isterler ancak, yeterli paraları olmadığı için bunu başaracak güçte değildirler.
“Artık birlikte seyahat eden, can yoldaşlığı eden pek kimse kalmadı” dedi. Nedendir bilmem.Belki de herkes birbirinden korkuyor bu dünyada.
Beni barakada nasıl istemiyorlarsa, ben de sizi burada istemiyorum.
"Niye istemiyorlar?" diye sordu Lennie.
"Siyahım da ondan. Oturup kağıt oyanarlar, siyahım ya, beni oynatmazlar... Kokuyorsun diyorlar. Bana sorarsan, asıl siz leş gibi kokuyorsunuz."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fareler ve İnsanlar
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
158
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Evren Yayınları

Kitabı okuyanlar 93,9bin okur

  • elif reyyan
  • Lavinya
  • thetis
  • Naz
  • Sude Sarca
  • Emine
  • Betül
  • Gregor
  • Ahmed Uğur
  • Rümeysa KILIÇ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%28.6
13-17 Yaş
%14.3
18-24 Yaş
%28.6
25-34 Yaş
%14.3
35-44 Yaş
%14.3
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.8
Erkek
%26.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0 (3)
9
%0 (2)
8
%0 (5)
7
%0 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları