Ferda-yı Garam

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.268
Gösterim
Adı:
Ferda-yı Garam
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
140
Format:
Karton kapak
ISBN:
6053540724
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo Siyah Yayınları
Ferdâ-yı Garâm (Aşkın Yarını), Mehmet Rauf’un Eylül’den sonra, en önemli romanıdır. Sermed’le Mâcid’in, çocukluk yıllarında düşmanlıkla başlayan, ilk gençlik çağlarında büyük bir tutkuya dönüşen aşklarının hüzünlerle, hep "ferdâ-yı garâm" kaygılarıyla gölgelenişini, Servet-i Fünûn anlayışıyla öykülemektedir. Bu içli aşkın kahramanları için aşk, yaşanmışlığıyla değil, hayâl edilişiyle vardır ve onlar, bu aşkı en içten duyabilecekleri çağlarında, vazgeçişin dayanılmaz çekiciliğine kapılırlar.

Ferdâ-yı Garâm: Hüzünlü bir aşkın ve ölüme yolculuğun öyküsü...
“Sen de öyle miydin Sermed? Bunu söyle tekrar et ki, hayat bulayım…O zamanlar seni ağlatırdım, seni sızlatırdım. Ah, şimdi o oyuncaklarını kırmak için ne hileler bulduğumu düşündükçe. Çünkü bunları, bu şeyleri kıskanırdım Sermed. Onların bana tercih olunmasını çekemezdim. Seni seviyordum. Deli gibi, zalimce seviyordum."
Ferda-yı Garam (Yarının Aşkı) iki kuzenin çocuklukta nefretle başlayıp, gençlik dönemlerinde büyük bir aşka dönüşen hikayesidir. Kitabın son bölümünde Halk Edebiyatından şiirlere de yer verilmişir.
Sermet yengemizin adını kitabın yarısına kadar Servet diye okuyup bu ne biçim bir kitap diye düşünerek okuduğum sonradan olayı kavradığım ve beni sabahlatan bir eser.
Hadi biraz tartışalım çeviri olayını. Ferdayı Garam mı yoksa Guram mı? Yarının Aşkı mı Aşkın Yarını mı? Her şey bir kenara sadece Mehmet Rauf diğer eserlerinde neler başarmış bunun için mi baktınız? Hadi bakalım o halde.
Köken olarak Farsçadan gelen ‘Ferda’ kelimesini gelecek zamanla ilgili kullanıyoruz. ‘Garam’ kelimesi ise Aşk ile ilgili tüm manaları kapsıyor diyebiliriz. (Arzu, heves, düşkünlük, kara sevda vb)
Çok da fazla uzatmadan bitirirsek; Sermet ile Macit aşkını okuyoruz. Çocuklukta başlayan düşmanlığın gençlikte aşka dönüşmesi bana neyi hatırlattı dersiniz? Nefretle başlayan arkadaşlıklar şeklinde devam eden olayı tabii ki.
Hadi size en can alıcı noktayı söyleyip sonra da kahvemi içeyim. Sabah kahvesi, yapan varsa getirsin içelim. :) Kitapta Aşk: Yaşananlar değil Hayal Edilenler üzerinden ilerliyor. Bir sevgili diğerine hayallerinin bile ona ulaşamayacağını aktarıyor. Güzel bir romantizm var. Hoşunuza gideceğine inanıyor, mutlu sabahlar diliyorum..
Okuduğum ilk aşk kitabı, beni etkileyeceğini hiç düşünmezdim ama etkiledi. Etkiledi derken yapılan aşk tasvirlerini hissettim. Aşık bir insanın doğaya bakışı vesaire çok iyi tasvir edilmiş. Zaten en iyi anlattığımız konu aşk (filmler, kitaplar vb.). Aşk kitabı istiyorsanız bunu okumalısınız.

Hiçbir kitap ıssız kalmamalı.
Servet-i Fünün döneminin en önemli eserlerinden biridir.
Her şey Macid'in ailesinin tayininin çıkması ve Macid i yanlarına almamalarıyla başlar. O zaman küçük olan Macid i babası avutmak için ''orada Sermed Var sıkılmazsın'' demesiyle başlar. Bunun üzerine kuzeni olan Sermed i üzmek için elinden geleni yapar. Kendi özleminden ağladığı her seferde Sermed i de ağlatarak avunurdu. Bir süre sonra eşi ölen Nevber (uzaktan akrabaları) Yeniköy'e taşınır. Gel geçelim zaman geçer ve Nevber, Macid e aşık olur. Ne demişler? seven sevilmez... Macid de gider Sermed i sever. Alın size aşk üçgeni :D Ancak bu bir yasak aşktır. Çünkü Macid ve Sermed kuzendir. Bu karamsar durum servet-i fünün döneminin etkisidir.
Ferda-yı garam ,Eylül romanının ayak sesleri diyebiliriz.Dilin sadeliği,çekiciliği ve ruhsal hallerin derinlemesine dışa vurumu Mehmet Rauf'un kabiliyetini ve edebi kişiliğini ortaya koyuyor.Okunmalı mı,elbette ,aşkın binbir türlü halini anlamak isterseniz.
"...ara sıra kalbimde öyle yaraların sızladığını duyuyorum ki, bunların iyileşmesi imkansızdır sanırım; çünkü bunların, benim bütün hayatıma öyle etkileri var ki, onlar olmazsa ben belki mutlu olabilirdim; ama bugün benim hayatım mahvolmuştur...İşte bunun için bende hala kanayan yaralar var..."
Aşk ve hayalin bir derecesi vardır ki, oraya kadar yükselme cinnetini gösterenler, kanatlarına kaderin sert bir darbesini yiyerek, hor bakışı unutmayan sefil tabakalara düşerler...
O kadar yükselmese idik, belki mutlu olacağımız bu tabakaya inmek öyle bir sıkıntıdır ki, insanı sizin durumunuza getirir.
Sizin durumunuza, benim durumuma...
Bütün çevrelendiğiniz şeyleri ruhunuza, emellerinize uygun bulamamaktan, ruhunuzun ancak tatmin olacağı şeylerin imkansız olduğunu bilmekten doğan emellere...
Siyah bir bulut, güneş ışıklarıyla gülümseyen gökyüzünün bir kısmını kaplamıştı. Çok geçmeden de gözyaşlarıyla bahar sabahını nemlendirmeye başladı. Damlalar bir yaprağa asılıyor, evrenin titreyen cevherinde asılı gibi duruyordu. Sonra bir kalpte ölen bir umut gibi düşkün ve zehirli bir halde toprağa yuvarlanan öteki damlalara karışıyordu.
Sizi bu duruma getiren nedir? Bunun okumak olduğu kesin...
Gecelerinizi, günlerinizi, nefret ettiğiniz yerlerden çok, kütüphanenizde geçirmek sizde öyle bir duygu inceliği yaratmış ki, deneyim kazanmadan hayattan usandırmış.
Mehmet Rauf
Sayfa 54 - undefined
"- Biliyor musunuz? Biliyor musunuz hayattan nefretimin en önemli nedeni yine aşktır. Sevdikten sonra aşkın kalbimizde söndüğünü görmenin, unutulmanin, dahası hafife alınmanın ölümün bile dindiremeyecegi acılar doğurduğunu düşünüyorum. Artık sevmediğimizi ya da sevilmedigimizi görmek."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ferda-yı Garam
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
140
Format:
Karton kapak
ISBN:
6053540724
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo Siyah Yayınları
Ferdâ-yı Garâm (Aşkın Yarını), Mehmet Rauf’un Eylül’den sonra, en önemli romanıdır. Sermed’le Mâcid’in, çocukluk yıllarında düşmanlıkla başlayan, ilk gençlik çağlarında büyük bir tutkuya dönüşen aşklarının hüzünlerle, hep "ferdâ-yı garâm" kaygılarıyla gölgelenişini, Servet-i Fünûn anlayışıyla öykülemektedir. Bu içli aşkın kahramanları için aşk, yaşanmışlığıyla değil, hayâl edilişiyle vardır ve onlar, bu aşkı en içten duyabilecekleri çağlarında, vazgeçişin dayanılmaz çekiciliğine kapılırlar.

Ferdâ-yı Garâm: Hüzünlü bir aşkın ve ölüme yolculuğun öyküsü...

Kitabı okuyanlar 45 okur

  • Aysun Yıldırım
  • Seray Kahyaoglu
  • İrfan ALTUN
  • Sadık Kocak
  • Pelin
  • Seher Akan
  • Fatih Serin
  • Elif Aydogdu
  • Ahmet Kaya
  • mahmut yiğiter

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%15
25-34 Yaş
%65
35-44 Yaş
%5
45-54 Yaş
%5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.8
Erkek
%38.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.4 (2)
9
%15.4 (2)
8
%30.8 (4)
7
%30.8 (4)
6
%7.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0