Kitap, Bay Walton'un kuzey kutbunu keşif için yaptığı gemi yolculuğu sırasında kardeşi Margaret'a yazdığı mektuplarla başlıyor.
Walton bu mektuplarda yaptığı yolculuğu, karşılaştıkları
• Mary shelley - Frankenstein
_ toplum dışına itilen, kendi savaşını veren ve bu savaşta yenilen farklı insanların acıklı öyküsü anlatılmaktadır aslında bakıldığında güzel kitap neden sonuç ilişkisi üzerinden ilerliyor anlatımı bakımından biraz beni sıksa da güzel bi kitap okumanızı tavsiye ederim
' Şeytanın bile onu sevip teşvik edecek arkadaşları diğer iblisler vardı. Bense yalnızdım, hiç bir yere ait değildim.
-6/10
Çok hüzünlü ve duygusal bir kitaptır. Sevdiğim gotik öncülerinden biridir. Okumaya geç fırsatım oldu ki bu yaşlarda okumak bana daha iyi geldi diyebilirim. İblis(!)e çok üzüldüm ki bazen ona istemeden kızarken buldum kendimi.
Terk edilmişliği, dışlanmışlığı, sevilme isteğini çok farklı şekilde anlatan bir eser. Okurken kendinizi okyanusun dibinde yalnız kalmış bir kayalık gibi hissediyorsunuz. Halbuki karakterimiz resmen sedyede doğduktan sonra yalnız bırakılmış bir bebek aslında. Üstüne üstlük insani sınırların çok ötesinde özelliklerle, haklarından yoksun, bedeni denek gibi kullanılmış, korkunç bir şekilde yalnızlaşmış şekilde devam etmek zorunda. Onunla beraber yolculuğa çıktım, onunla beraber okumayı öğrendim, onunla beraber sevilmek istedim.
Korkudan ziyade psikolojik olarak sizi etkileyecek ve gerim gerim gerileceğiniz, kesinlikle okunması gereken bir eser.
FrankensteinMary Shelley
Doktor Frankenstein'ın arzu ve tutkularının yanlışlara esir olmasıyla beraber çektiği acı ve kayıplarının çok güzel bir anlatımıydı.Beni en üzen kısımlarından bir tanesi ise kör amcanın evlatları tarafından daha konuyu açamadan İblisten götürülmesiydi. Onu gözleriyle görmemiş olsa bile İblisin henüz taze olan 'yalnızlık' yaralarını bana göre o amca sarabilirdi.Bir nevi gözünü kapatıp kalp gözüyle ince yaklaştığı için İblisi yaratıcısına geri dahi döndürebilirdi. %1lik umutla.
"Tanrının ve insanların bile sürgününde eşlik eden dostları vardı; ben bir başımayım."
Bence iblis haklıydı. Onu canileştiren de yaratan da bir insandı. Bir yaratıcı neden yarattığına kötü davranır ki? Kötü davranacaksa, neden yaratır ki? Eziyet çektirecek bir sürü kötü insan var iken, dünyayı yeni tanımaya başlayan yarattığına neden kötü davranarak ona kötülüğü aşılar ki?
FrankensteinMary Shelley · Ren Kitap · 201921,7bin okunma
Kötülüğü haklı görüp iblisin tarafında oldum bu kez. Bilmiyorum ama insanların lanet önyargılarından bir kez daha nefret ettim. Tabi bu benim bakış açım. Her kitap herkes tarafından farklı anlaşılır. Sonuç olarak olay örgüsü akıcı olan sıkılmadan, her an merak ederek okuyacağınız bir kitap. Tam bir kadının böyle bir kitap yazmasından mutlu olmuştum ki insanlarin önyargılarını bu kadar güzel anlatan bir yazarın Türklere ve müslümanlığa olan ön yargısı çarptı yüzüme. Kitapta sevmediğim tek şey kısacık bir süre de olsa da bunu görmekti. Buna rağmen bana birşeyler kattı. Oku işte da :) pişman olmayacaksın ;)
(Spoiler)
“Cennetten kovulan melek şeytana dönüştü işte. Tanrının ve insanların düşmanlarına bile sürgününde eşlik eden dostları vardı; ben bir başımayım.”
Frankenstein’ın ve yaratığının zamanla birbirine benzemesi ve ikisininde sonunun aynı olması…
kuzey kutbunu keşifte olan Walton'un yolculuk esnasında Victor Frankenstein gemiye alması ile , onun hayat hikayesini ve yaşadıklarını onun ağzından dinlemeye başlar.
Çocukluğunu, ailesini,
Roman olay örgüsünden ziyade neden sonuç ilişkisi üzerine kurulu. Bir kadının bunca yıl önce bu kitabı yazmış olması hayranlık uyandırıyor Tavsşiye ederim
FrankensteinMary Shelley · Ren Kitap · 201921,7bin okunma
Bazı hikâyeler tek bir yerden okunmaz. Frankenstein tam olarak böyle bir metin. Onu yalnızca bir korku hikâyesi olarak görmek mümkün. Bilimin sınırlarını zorlayan bir deney olarak okumak mümkün.
1797 yılında Londra'da doğdu. Babası William Godwin, radikal siyasal görüşleriyle tanınan bir yazar, annesi Mary Wollstonecraft ise dönemin etkili bir kadın hakları savunucusuydu. Annesi doğumu sırasında ölünce, babası tarafından büyütüldü ve doğal olarak ondan ve arkadaş çevresinden oldukça etkilendi. Bu şartlar altında edebiyat ve felsefe'nin başlıca ilgi alanları olması kaçınılmazdı. Çocukluğunun büyük bölümünü kitap okuyarak, hikayeler yazarak geçiren Mary 1814'de, dönemin en gözde romantik şairlerinden Percy Bysshe Shelley'e aşık oldu. Percy Shelley'in evli olması nedeniyle İsviçre'ye kaçmak zorunda kaldıklarında Mary henüz 17 yaşındaydı. Babası William Godwin bu ilişkiye karşı çıktı. İki sevgili, Percy'nin eşinin 1816'da ölümünden sonra Londra'ya dönüp evlenebildiler. Ardından İtalya'ya yerleştiler.
Frankenstein'in düşüncesi; Mary'de, 1816 yazında yarı uyanık olarak gördüğü bir kabus sebebiyle oluştu ve hikayeyi geliştirmesi için eşi tarafından desteklendi. Frankenstein ya da Modern Prometheus 1818 başlarında yayımlandı. Romanın doğuşunda, İngiltere'deki sanayi devriminin, Locke ve Hobbes gibi düşünürlerin etkisini de görmek mümkündür. 1822 yılında eşini bir tekne kazasında kaybeden Mary, Londra'ya döndü ve 1851 yılında ölünceye kadar profesyonel yazarlık yaptı. Frankenstein; kuşaktan kuşağa bir korku klasiği olarak aktarılsa da, öyküde doğrudan korkuya yapılan bir gönderme yoktur aslında. Katil, canavar denilen yaratık ve yaratıcısı Dr. Frankenstein kurbandır aslında. Modern çağa ve rasyonel aklın egemenliğine karşı romantik başkaldırının metaforudur onlar. Yani toplum dışına itilen, kendi savaşını veren ve bu savaşta yenilen farklı insanların acıklı öyküsüdür.
Daha çok Frankenstein ile anılan Mary Shelley ayrıca, Lodore, Falkner (1837), Perkin Warbeck ve insanlığın yavaş yavaş yok oluşunu inceleyen ve 1826'da yayımlanan apokaliptik bir roman olan The Last Man'in de yazarıdır.