Adı:
Gecede
Baskı tarihi:
1983
Sayfa sayısı:
87
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Gecede
Gecede
"Ben çok az kitabı iki kez okumuşumdur... Gecede kitabımı öyle sanıyorum ki bir kez daha okuyacağım." (1969)
- Hasan İzzettin Dinamo

"Leyla Erbil'in, son dönem Türk yazınının, kalıcılığı tartışılmaz önemli yazarlarından, Gece'nin de öykücülüğümüzün başyapıtlarından biri olduğu teslim edilmelidir." (1979)
- Füsun Akatlı
97 syf.
Öncelikle #34011871 etkinlik kapsamında okuduğum bir kitap ve bunun için Erhan Bey'e Teşekkürler :)

Leyla Erbil'in okuduğum ikinci kitabı oluyor "Gecede" kitap kısa olmasına kısa ama bir o kadar da zor. Çok keyif veren bir okuma olmadı. Kısa hikayeler den oluşan kitap anlatım karmaşası sunuyor resmen. Ne okudum ne olmuştu diye bilirsiniz. En sevdiğim hikayesi Çekmece, Tanrı, Geceden, oldu.


Çekmece;
"Gelince seninle bir gün şöyle bir Kanlıca’ya uzanarak, batmasıyla birlikte güneşin, körfeze karşı olarak birer kâse yoğurt yeriz.”

Geceden;
"Elime sarıldı; kırgın, bezgin, umutsuz, sayrı bir eldi, korkuyordu. Sımsıkı tuttum onu, yürüdük…”

Etkinlik için bir kaç alıntı bırakıyorum.

#35252240

#35251747
#35250653
#35234454
Keyifli okumalar :)
97 syf.
·2 günde·2/10
Sakin kafa ile okunması gereken , anlaşılması çok zor öyküleri bünyesinde barındıran kitap.. Kullanılan sembollerin dili çok ağır. Çekmece hikayesi dışında, kitaptan zevk almadığım gibi, aşırı yoruldum.
97 syf.
·2 günde
leyla erbil'in ikinci öykü kitabı. düşsellik ve gerçeklik arasına sıkıştırılmış ve anlaşılmazsa kaybolacak bir kitap.
ahmed arif'in neden bu denli sevdiğine kanıttır.
97 syf.
·7/10
Benim için farklı bir deneyim oldu. Çünkü okurken gerçekten çok zorlandım.Anlam bütünlüğü, noktalama işaretleri, yer yer bilinç akışı tekniği...Fakat biraz sabır gösterince öyküler güzellikleriyle parıldamaya başlıyor ve otoritenin her türlüsüne ciddi anlamda bir saldırı ile insanı cezbediyor. Anne baskısı, toplum baskısı, aile baskısı, sevgili baskısı, cinsel baskı....
97 syf.
·Puan vermedi
Bir öykü kitabı olmasına ve kısa bir kitap rağmen zorlanarak okuyup bitirdim.Bazen kafam karışıyordu kim kimdi ,az önce anlatılan şey nereye kayboldu,...Yazar kişinin kendi içerisinde yaşadığı ve sevgisizlikten ,güvensizlikten kaynaklanan sorunlarını öyküler halinde anlatılmış
97 syf.
·1462 günde·9/10
Sait Faik Hikaye Armağınına değer görülmüş müthiş bir öykü kitabı. Leyla Erbil ne kadar iyiy ve entellektüel bir yazar olduğunu gösteriyor. Kitaptaki en etkileyici öykü "Ayna". Yalnızca onun için bile kitabı okumaya değer
97 syf.
·5/10
Leyla Erbil'in acaba nasıl bir üslubu var diye düşündüm önceleri. En çok bilinen kitaplarindan biri olan bu kitap benim için hayal kırıklığıydı. İyi ki 96 sayfaydi dedim kendi kendime. Daha fazlasina tahammül edemezdim galiba. Karar verdim ki ben postmodern tarzda ne başlangıcı belli ne sonu belli hikayeleri okumaktan keyif almıyorum. Kitabi kotuleyecek değilim ortada bir emek ve farklı bir üslup var. Sadece ben bu tarzdan hoşlanmadım. Kısa hikayeler şeklindeki eserde en hoşuma giden-biraz da gerçek olaya dayandığından galiba - Çekmece adli hikayeydi. Kısa ama anlaması zor bir kitap sizi bekliyor.İyi okumalar

Dipçe:Anlayan bana da anlatsin.
97 syf.
·Beğendi·6/10
Leyla Erbil ile tanışma kitabım "Gecede" oldu. Keşke diline ve üslubuna hakim olabileceğim başka bir eseriyle daha önceden tanışmış olsaydım. Öykülere hakim olmam da bu yüzden bi hayli zor oldu. Alışılması ve sindirilerek okunması gereken öykülerle veya gerçek yaşamdan alıntılarla dolu bir kitaptı.
.
.
.

Güneyin şirin bir beldesinde doğdum, türlü yağlarla ovuldum, çocukluğumun üşütücü çürükleri yüzünden şiir yazarım, alırım kalemi elime kara, kara oturaklara da otururum, dayarım şakağıma kara tabancayı -yazamazsam kendimi öldüreceğim diye korkudan yazarım-bir elimde Dostoyevski, bir elimde Kafka, bir elimde Kutsal Betki, bir elimde Rilke, gene de Dostoyevski'den çıkmışımdır ben, o olmasa bu numaraları bilemeyecektim, karışığımdır ben çapraz ve bükülür aman Zeynel ne diye koyuyorsun Beethoven'i, kıskanç!..
97 syf.
·1 günde
Herkese iyi tatiller ,mutlu pazarlar diliyorum.

Çok çok zaman önceler bir Leyla Erbil kitabı okumuştum ama kitaba dair herhangi bir şey hatırlamadığım için bu kitabı Leyla Erbil ile tanışma kitabım varsayıyorum.

97 sayfalık kısacık bir eser olmasına rağmen,okurken geçirdiğim süreç oldukça zorlu ve keyifsizdi.
Gerçek ile hayali harmanlayarak "Vapur- Ayna- Çekmece- Hokkabazın Çağrısı- Ölü- Tanrı -Göçebe" isimli 7 kısa öykü sunmuş bize yazar.Bilhassa anne karakteri üzerinden aile baskısı,çevre baskısı,erkek hegemonyası,duygusuzluk,sevgisizlik,güvensizlik gibi kavramları ele almış.Yani sanırım böyle olmuş,çünkü gerçekten ne okuduğumu bile anlamadım,zevk almadım.Nevi şahsına münhasır bir yazar olduğu çok açık zira kendince Türk diline yeni noktalama işaretleri bile dahil etmiş.Okuyucuyu zorlayayım da öykülerimin içeriğini anlamasın,böylece ben edebi dünyasına anlaşılması zor,kurgusu sağlam bir isim olarak adımı altın harflerle yazdırayım,okuyucum da cehaletiyle yerin dibine girsin demek istemiş zannımca..Tamam benim lugatım,benim birikimim belki seni anlamaya kafi gelmedi ama bunca kasmaya ne gerek var be Sevgili Leyla Erbil,insene misler gibi halk seviyesine,herkes akedemisyen değil nihayetinde....
97 syf.
·2 günde·8/10
Kaleminin cevheri derinlerde saklı bazı yazarlar vardır. Öyle ki o cevheri ilk bakışta, yüzeyde göremezsiniz. Anlaşılması güçtür. Görünenin ardında saklı olanı, alabildiğine uzanan o uçsuz bucaksız coğrafyanın her bir karışını keşfetmek için derinlere inmek, "Neden?" perdesini aralamak gerekir bazen.
İşte, sevgili Leylâ Erbil böylesi bir yazar. O, ilk bakışta anlaşılması güç fakat, "Neden?" perdesini araladığınızda karşınızda uzanan coğrafyanın her bir karışına hayran olunası, kalemi karakterli türden bir yazardır. Eserlerini kaleme alırken kullandığı üslubundan ele aldığı konuları aktarışında kullandığı tekniğe kadar çarpıcı, özgün ve sıradışı!
Toplumsal düzene, ataerkil bir toplumda kadının konumuna bir başkaldırıdır onunkisi, ama öyle böyle bir başkaldırı değildir. Alışılmışın dışında bir çıplaklıkla döker kalemindeki taşları Leylâ Erbil; toplumsal tabuların kadınların ve kız çocuklarının omuzlarına yüklediği ağırlıkla, hem bireylerin kendi iç hesaplaşmalarını, hem de toplumla hesaplaşmalarını, toplumun değişen dinamiklerinin beraberinde cinsiyet ayrımı çerçevesinde varoluşçu, psikanalitik ve sosyalist yaklaşımlarla okurlarının gözleri önüne serer. Leylâ Erbil bu yaklaşımlarla kaleme aldığı eserlerinde görüşleri, okura sosyal bir mesaj verme kaygısıyla sunmaktan ziyade yarattığı kurmaca metindeki karakterler vasıtasıyla eleştirel bir dille yapar (Kandemir 2013: 119). Onun kalemini özel ve özgün kılan bir diğer nokta ise eserlerini bu şekilde kaleme alırken kullandığı teknikler, kendine has "Leylâ işaretleri"(bilinen yazım işaretlerinin yetmediği yerde yazarın kendi uydurduğu virgüllü ünlem, yan yana üç virgül vb. işaretler) ve bunları yaparken derinde okura tüm çıplaklığıyla sunmak istedikleridir. Zira Leylâ Erbil'in başkaldırısı sadece ele aldığı konularla değil, aynı zamanda dilde de kendini açıkça gösterir. Eserlerinde imla kurallarını ihlâl etmesi,"Leylâ işaretleri" olarak adlandırdığı ve tamamen kendi uydurduğu işaretleri kullanması, söz diziminin bozulması, hatta kimi zaman noktalama işaretlerini kullanmaması onun oyunbozan dilinin çarpıcı göstergesidir (Aydın 2015: 275). Öte yandan bu dil kullanımının beraberinde eserlerinde kullandığı bazı teknikler, her ne kadar eser bazında kusursuz bir bütünleştiricilik taşısa da okur için yazarı anlaşılması güç bir duruma getirir. Zira Leylâ Erbil eserlerini kaleme alırken bilinç akışı, iç monolog ve iç çözümleme gibi çeşitli teknikler kullanır. ve onun kullandığı bu teknikler akıl ve akıl dışı olanın iç içe geçmesiyle birlikte kuralsız, düzensiz ve parçalı bir anlatıyı ortaya koyar (Akbulak 2019: 42). Yazarın böyle tekniklerle kaleme aldığı eserleri zenginleştirmesinin 'nedenini' anlamak, onun derine sakladığı cevheri ortaya çıkarmak ve görünenin ardında alabildiğine uzanan coğrafyayı keşfetmek için "Neden?" perdesinin aralanmasını sağlar. Leylâ Erbil'in eserlerindeki karakterlerin hepsi yaralı, ruhsal yönden sakat, delilik halindeki insanlardır ve bu insanları en öz ve çıplak halleriyle aktarmak için bu teknikler biçilmiş birer kaftandır. Bu nedenledir ki Leylâ Erbil'in kalemi kendine has karakteri olan bir kalemdir, es geçilmemeli, derinlerine inilmelidir diye düşünüyorum.

Gecede, yukarıda değindiğim tüm noktaları içinde barındıran, incecik hacminin aksine içine her bir karışı keşfedilesi kocaman ve derin bir dünyayı sığdıran altı öykülük bir eser. Leylâ Erbil, kaleme aldığı bu eserde her bir öykünün temeline yine kadını oturtmuş. Bu kadınların her biri toplumun dayattığı kalıplara sıkışmış, ikinci planda kalmış, varoluş sancısı çeken kadınlardır. Kitabın içinde yer alan Vapur ve Tanrı öykülerinin temelinde baba figürünün yokluğu ya da diğer bir değişle evin direği olarak tabir edilen, geçimi sağlayan baba figürünün yokluğu dikkat çeken ortak paydadır. Her iki öyküde tüm yük annenin omuzlarına yüklenmiştir. Oysa kadın bugüne kadar ikinci plana atılmış olan değil midir? Evin geçimini erkek sağlar denilip her anlamda ikinci plana atılan bu kadınların hikâyesi kâh küçük bir çocuğun gözünden, kâh kocası Almanya'ya gidince deliren bir kadının gözünden okurlara sunulur. Ölü ve Gece eserlerinin ortak paydası ise varoluş sancısıdır. Cinsellik konu ekseninde kaleme alınan öykülerde, kadının toplumun dayattığı kalıplar içinde sıkışmasına karşı verdiği varoluş sancısı ve hesaplaşmalar karakterler üzerinden eleştirel bir dille okura aktarılır. Bilhassa Ayna öyküsü ise salt bilinç akışı tekniğiyle yazılmış, içinde noktalama işaretleri olmayan ve tüm bunların bir sonucu olarak bağlantısız, düzensiz bir öykü olmasına karşın, derinde aslında çok şeyi barındıran bir öyküdür. Toplumsal sınıf farklarını, otoriter anne figürünü, Freud etkisini bu öyküde çarpıcı bir biçimde hissetmek mümkündür. Kitabın içerisinde yer alan Çekmece ve Hokkabazın Çağrısı öyküleri ise doğrudan kadın karakterler üzerinden ele alınmasa da ataerkil toplumda kadının konumuna değinmesiyle ortak paydada buluşur. Velhasılı kelam, her bir sayfa topluma, düzene, cinsiyet ayrımına baş kaldırarak karşımızda tüm canlılığıyla durur.

Her bir satırında bambaşka lezzetler alacağınız,derinlere indikçe kim bilir daha neler neler bulacağınız, yazarın kalemini keşfettikçe hayran olacağınız bu güzel esere şans vermenizi fakat, şans vermeden evvel yazara dair araştırma yaparak zihninizi doyurmanızı tavsiye ederim. Aksi takdirde anlaşılması oldukça güç gelecek bir kalem olduğunu yeniden dile getirmeliyim. Elimden geldiğince, bir okur gözüyle ve merakıyla araştırdığım ve toparlayıp aktarmaya çalıştığım bu minik yorumun yazara dair bilgi bakımından faydalı olmasını umut ediyor ve bu yorumu kaleme alırken yararlandığım kaynakları da yorumun sonuna iliştiriyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun

Yorumu Kaleme Alırken Yararlandığım Kaynaklar:

Akbulak, Esra Nur (2019). Leylâ Erbil Edebiyatında Felaket, Tanıklık ve Anti Edebî Direnç. Monograf , (11), 40-55.

Aydın, Hilâl. (2015). Türk Edebiyatındaki "Direnme Noktası": Leylâ Erbil. Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Kültürel Çalışmalar Dergisi, 2(2), 272-288.

Kandemir, Gülşah. (2013). Leylâ Erbil’in Öykülerinde Kadınlar ve Çocuklar. Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırma Dergisi, 2458-9071 (34), 117-132.
97 syf.
·6/10
azarın anlaşılmamak için kastığını düşünüyorum. ne yazık ki başarıya kavuşamamış zira anlaşılıyor ve anlaşıldığında da aslında çok matah bir şey ortaya koymadığı anlaşılıyor. bazı yerlerde isteksizce "sebebi neydi ki?" dedim pranga reyize. harbiden sebebi neydi pranga reyiz?

yine de edebi bir değeri var. 6 puanı onun hatrına veriyorum.
Çok, ayığım gene, olmaz, ne konuşmalı, kimi dinlemeli, söz bulantı verir oldu, yıllardır, sözcükler, sözcükler.
Leyla Erbil
Sayfa 4 - Adam Yayınları
Ne ekersen onu biçersin. Göze, göz, dişe diş.
Leyla Erbil
Sayfa 42 - İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gecede
Baskı tarihi:
1983
Sayfa sayısı:
87
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Gecede
Gecede
"Ben çok az kitabı iki kez okumuşumdur... Gecede kitabımı öyle sanıyorum ki bir kez daha okuyacağım." (1969)
- Hasan İzzettin Dinamo

"Leyla Erbil'in, son dönem Türk yazınının, kalıcılığı tartışılmaz önemli yazarlarından, Gece'nin de öykücülüğümüzün başyapıtlarından biri olduğu teslim edilmelidir." (1979)
- Füsun Akatlı

Kitabı okuyanlar 103 okur

  • reezzra°·
  • Ozge seyhan
  • Evlaa
  • Suna Çapar
  • Ümran Çakır
  • Dervişmisali
  • oluyoröylebazen
  • Suena
  • Çöl Erguvanı

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%2.8 (1)
6
%2.8 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0