Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ahlak nedir?
10/10
·80 syf.··
2025 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2025 01:09
"Ahlak nedir?" hikayeyi bitirince bunu sorgulayacaksınız. Benim için bu eser mutlaka okunması gerekenler arasında. Bazı eserler vardır ne zaman yazılırsa yazılsın onu okuyan okuyucu mutlaka kendi devrinden parçalar bulur. Guy de MaupassantGuy de Maupassant bu kısa hikayeyi 19 cu yüzyılda yazmış ne yazık ki toplum 2 asırdır aynı şekilde devam ediyor. Hep derim bazen kalın kalın kitaplar size bir şey katmaz. Kısa ve insanı derinden etkiliyor ve yıllar geçse de bu hikaye aynı hüznü bende bırakacak Beni derinden etkileyen bu kısa hikayeden bahs etmek istiyorum: İnsanlar ülkelerinden savaş olduğu için kaçmaya çalışırlar və hepsi bi arabaya biner. Arabada saygın aileler ,rahibeler falan var. Ve Elizabeth(Gonbul) içeriye girer. Arabada herkes onu kınayan gözlerle bakar ve kimse ona yaklaşmaz. Ve aralarında onun "ahlaksız" bi kadın olduğunu konuşurlar. Yanlarına yemek almayan bu toplum "ahlaksız" diye yanında oturmak istemediği kadının yemeklerini yer ve konuşmaya başlar. Böylelikle, ne kadar kötü iş yaparsa yapsın özünde iyi biri olduğunu söyler. Bi yerde konaklarlar ve düşman askerleri onların gitmesine izin vermez. Elizabethle zaman geçirmek ister. Elizabethin düşünceleri bu konuda katıdır. Asla. Malesef arabadaki insanlar onu suçlar ve mecburen teklifi kabul eder. Tekrar yola düşme vakti gelince arabadaki herkes yanına yemek alır ama Elizabeth almaz, aç kalır ve bilin bakalım nolur? Kötü kadın olmakla suçlarlar onu. Elizabethe o kadar çok üzüldüm ki anlatamam. Onun duruşu, vatanını asla satmama isteyi... oysa o arabadaki "ahlaklı" kadınlar o kabul etmeyince kendilerine teklif edileceği takdirde kabul edeceklerini dile getirirler. Hislerimi anlatmam imkansız.
GonbulGuy de Maupassant · Qanun Nəşriyyatı · 2019682 okunma
Soysuz soylular, dinsiz ruhbanlar, iki yüzlü burjuvazi!
9/10
·60 syf.··
2024 68. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2024 14:26
1970 Fransız - Alman Savaşı ve Alman askerleri tarafından işgal edilmiş Rouen'den kaçan on yolcuyla yapılan bir araba yolculuğu... On yolcu mu dedim! Af diliyorum, dokuz yolcu bir "orospu": Yağ Tulumu. Orospu kime denir? Yalnızca bedenle ilgili bir kavram mıdır? Cinsiyeti olur mu orospuluğun? Türk Dil Kurumuna göre oluyor: "Kolay elde edilen, düşük ahlaklı kadın." Yalnızca millet olarak değil, dünya olarak da bayılıyoruz olumsuz durumları kadınlara yüklemeye. "Yüklü", "müsait"... Eserin sonuna kadar kadının isminden bahsedilmiyor, kilolarından dolayı "yağ tulumu" Haram yiyen tüccar göbekleri, mirasyediler de arabadayken ve hepsi güzel güzel tanıtılırken söz konusu kadın olunca ne kadar olumsuz unvan varsa... Toplumun önde gelen sınıflarından kim varsa bu arabada... Tüccarlar, cumhuriyetçiler, devrimciler, mirasyediler, rahibeler... Hepsi vatan sevdalısı, erdem timsali, bir tek Yağ Tulumu alt kesimden, hayat kadını. Herkes küçümseyerek bakıyor ona, acıyarak, tiksinerek... Ve savaş şartları, yolculuk uzuyor, herkesin karnı acıkıyor. Bir tek Yağ Tulumu yanında yiyecek getirmiş. Ne derler, "İsteyeceksen fakirden iste, nesi varsa paylaşır seninle." Ve ondan tiksinen kim varsa onunla oturuyor yemeğe. Bir Alman subayı alıkoyuyor onları, bırakmak için tek şartı Yağ Tulumu ile yatmak... Bir orospu için yatmak ne kadar zor olabilir ki? Ama şiddetle reddediyor Yağ Tulumu Alman subayı ile yatmayı. Zaten ayrıldığı yerden de onlara yem olmamak için ayrılmıştır. Ne dersiniz, yemeğini paylaştığı yol arkadaşları onu savunur mu Alman subayına karşı... O andan itibaren hepsi kurtulmak için Yağ Tulumunu Alman'la yatmaya ikna etmeye çalışıyorlar. Hepsi erdem timsali! Rahibeler ne diyorlar dersiniz! Kilise yatmanı uygun görürdü diyorlar! "Kendi başına ayıp olan bir eylem, ona ilham veren
Edebiyat
Yağ TulumuGuy de Maupassant · Mevzu Yayın · 2024682 okunma
Ben Öykü Kitaplarına Bayılıyormuşum
9/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2023 23:19
Aslına bakılırsa bu kitap bu sene okunacak listemin içinde olmayan bir kitaptı. Yer vermemiştim kısa olmasından ötürü. Fark ettim ki o listeyi ben ne kadar yaparsam yapayım bir türlü sadık kalamıyorum. Araya sürekli başka kitaplar giriyor veya o listeden birkaç kitap bir dahaki seneye kalıyor. Her neyse böyle bir öyküsü çıktı bu sefer kitabın. Baktım kitaplığıma o an içimden Toparlak’ı alıp dışarı çıkma hevesim geldi. Zaten kısacık, bir çırpıda okunuverir, attım küçük askılı çantama çıktım dışarı. Şimdi bu beyin savaşımızdan sonra kitaba gelebiliriz. Kitabı okuduktan sonraki ilk hisselerim üç bölümden oluşuyor olmasıydı. Burada tüm gözlemlerim bana ait böyle olduğu için değil hissettiklerim. İlk bölümde Fransa ve Prusya savaşının ne konumda olduğunu yazarın gözlemlediği şekilde okuyoruz. Karlı hava zorlu şartlar korkunun hakim olduğu eski dönem şartları hepsini çok rahat anlayabileceğiniz dilde yazılmış. İkinci bölümde ise o savaştan kaçan insanları tanıttığı ve kaynaştırdığı bölüm olmuş. İşte bir araba var bulundukları yerden savaş nedeniyle kaçmak zorunda kalan ve hiç birbiriyle alakası olmayan her sınıftan insanın dolduğu bir yer. Kitabın ismini alan Toparlak diye hitap edilen kişi ise bir fahişe. Kitapta son bölüm bunun üzerinde yoğunlaşıyor. Ve sonunda gerçekten sizi vicdanınızla baş başa bırakan bir takım olaylar zincirine tanık oluyorsunuz. Yurtseverliğini bas bas bağıranlarla aynı hızla geri vitese takıp kendi canını kurtarmak pahasına her şeyi yok sayabileceklerine şahit oluyoruz. Düşüncem şu yönde acaba bu olay gerçek değil tabi ki ama büyük ihtimalle Fransa halkının büyük çoğunluğu vatanlarından önce kendilerini düşünen bir millet olması mı? Dönemin şartlarına uygun yazıldığını varsayarsak böyle bir yorum kafamda oluşmadı değil. Gelelim kitabın betimleme
Edebiyat
ToparlakGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2022682 okunma
YAĞ TULUMU (YENİ ÇEVİRİ)
10/10
·60 syf.·
2024 9. kitabı
ÇEVİRİSİNİ, EDİSYONUNU VE TASARIMINI BİZZAT YAPTIĞIM "YAĞ TULUMU" KİTABI SİZLERLE... Yağ Tulumu, Guy de Maupassant’ın en ünlü kısa hikâyelerinden biridir. Prusya işgali altındaki Fransa’da geçen hikâye, bir grup Fransız’ın savaş nedeniyle Rouen’den kaçıp Le Havre’a bir posta arabasıyla gitmek istemesiyle başlar. Posta arabasının içerisinde Yağ Tulumu lakaplı ünlü bir fahişeyle birlikte devrimciler, tüccarlar, fabrikatörler, soylular ve din adamları da vardır. Böylelikle yazar, 19. yüzyılın sonlarında Fransız toplumunun farklı kesimlerini tek çatı altında toplayarak küçük parçalardan büyük çıkarımlar yapmamızı sağlar; dolayısıyla bu eser, tarihsel bağlamda büyük önem arz eder. Kurduğu ironileriyle yazar, ahlaki çelişkileri ve ikiyüzlülüğü gözler önüne sererken bu anlamda, toplumsal eleştiri de çok net görülebilir. “Onu ilk önce kurban eden, sonra da kirli ve işe yaramaz bir şeymiş gibi reddeden bu dürüst görünümlü alçakların aşağılamasında boğulduğunu hissediyordu.” “Savaş, barışçıl bir komşuya saldırıldığında bir barbarlıktır, fakat vatan savunulduğunda kutsal bir görev hâline gelir.”
Edebiyat
Yağ TulumuGuy de Maupassant · Mevzu Yayın · 2024682 okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2022 1. kitabı
İnsani değerler, sınıfsal ayrımcılık, önyargı, fedakarlık, arkadaşlık ve tercihler bu kitabı size özetleyen yegane unsurlar diyebilirim. Ya da bir at arabasının içinde yolculuğa çıkılan bir grup insanın mesleğinden dolayı alt tabaka diye adlandırdıkları fahişelik yapan kadının onlar için yaptığı fedakarlıkta denebilir. Ne karmaşık geldi kulağa değil mi? Dur biraz, esasen öyle kolay gibi gözüken ama sağlam bir ders veren bir kitap bu Toparlak. Üst mevki kişilerle ve alt tabaka insanının sohbetleriyle taçlanacak olan bu öykü sana zorda kalsan ilk kimden vazgeçersin sualini sogulatıyor. Fazla kelam etmeye lüzum yok. İyi bir metin okumak isteyenlere tavsiyem olsun. Yine beni mutlu etti, yine kulağa küpe tadımında! #toparlak #bouledesuif #guydemaupassant #canyayınları
Hikaye-Öykü
ToparlakGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2022682 okunma
Toparlak
8/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
Merhabalar, bugün Fransız yazar Guy de Maupassant'ın yazdığı "Toparlak" adlı kısa öykü kitabıyla geldim. Kitaba geçmeden önce biraz Maupassant'ı tanıyalım. Guy de Maupassant, 1850'de Fransa'da doğdu. Kır kasabası ve deniz kıyısında doğa ile iç içe bir çocukluk geçirdi.1869'da Paris'te hukuk eğitimine başladı ancak Fransız- Alman Savaşı'nın çıkması üzerine eğitimine ara verdi ve gönüllü olarak savaşa katıldı. Savaş dönüşü Paris'e yerleşti. Gustave Flaubert onun için gazateciliğe ve edebiyat dünyasına girişte akıl hocası olmuştur. Flaubert, Maupassant'ı Zola ve Turgenyev ile tanıştırdı. Ve bu süreçte Maupassant birçok oyun yazdı. 1880'de ilk başyapıtı Boule de Suif'i yani Toparlak'ı yayınladı. 1880-1891 yılları arasında en verimli dönemlerini yaşadı. Bazen yılda dört kitap yazdığı bile oluyordu. Her ne kadar roman ve şiir de yazsa, Maupassant en çok öykü sanatında yeni bir bakış açısı geliştirdi. Yazar, 1893'te Paris'te henüz 42 yaşındayken vefat etti. ************************** Gelelim kitabımıza :) Toparlak, Guy de Maupassant'ın 1880'de yayınladığı, aynı adlı kitabın içinde yer alan baş öyküsünün adıdır. Kitapta Prusya Savaşı'na gösterilen Fransız direnişi ve Fransızların işgalcilere karşı tutumları ele alınıyor. Toplumun her kesiminden insanların birlikte seyahat ettikleri karlı bir kış yolculuğu ile başlayan öyküde, direniş konusunda mangalda kül bırakmayan (güya) insanların, korkakça şehri terk etmesi anlatılıyor. Atlı arabada burjuva kesimden çiftlerin, iki rahibenin vb insanların içinde bir de Toparlak adı verilen hayat kadını da seyahat ediyor. Ve Toparlak arabadakiler tarafından hor görülüyor. Kitapta olaylar öyle bir noktaya geliyor ki, "meğer Toparlak bu insanlar içinde en vatansever olanıymış." diyorsunuz. Sonu çok buruk bir şekilde biten bu kitabı, tüm
Öykü
ToparlakGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2022682 okunma
Fedakarlığa karşı nankörlük
Puan vermedi·58 syf.··
Beğendi
·
2025 48. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 20:06
Fransa-Prusya Savaşı döneminde işgal altındaki Rouen’den kaçmak isteyen bir grup yolcu arasında soylular, rahibeler, tüccarlar ve toplum tarafından “ahlaksız” olarak görülen; oysa aslında iyi kalpli, vicdanlı, vatanını seven, açık sözlü bir aşüfte olan Tombalak (Elisabeth Rousset) de vardır. Yolculuk uzadıkça grup acıkır; çevrede hiçbir lokanta yoktur. O anda Tombalak sepetinden çeşit çeşit yiyecek çıkararak herkese ikram eder. Daha yolculuğun başında ona mikrop muamelesi yapanlar, açlık karşısında gururlarını unutup onun yiyeceklerine ortak olurlar. Uzun yolculuktan sonra ulaştıkları han, bir başka sınavın kapısı olur. Alman subayı grubun serbest bırakılması için Tombalak’la bir gece geçirme şartını koşar. Bu teklif ilk anda soyluların onuruna dokunur; ancak zaman geçtikçe kendi rahatlarını ve kurtuluşlarını düşünerek Tombalak’ın handa bırakılması karşılığında kendilerine gitme izni verilmesini bile önermeye başlarlar. İnsanları çok iyi tanıyan subay bu bencil teklifi dinlemeye bile tenezzül etmez. Böylece soylular ve rahibeler, gerçek ahlakın sözlerle ya da dualarla değil, davranışlarla ölçüldüğünü istemeden bir kez daha kanıtlar. Savaş, insanların özsaygılarını, vicdanlarını ve inançlarını yitirmelerine sebep olmuş; kadın bedeni hem savaşta hem barışta bir pazarlık aracına dönüşmüştür. Tombalak’ın fedakârlığı ve gururu, tüm bu kirli hesapların içinde ahlâkî üstünlüğün tek gerçek sembolüdür. Maupassant, Tombalak’ın trajedisi üzerinden toplumun ikiyüzlülüğünü acımasız bir gerçekçilikle ortaya koyar. En çok hor görülen kişinin aslında en onurlu, en insancıl ve en yüce karakter olduğunu gösterir. Tombalak’ın yalnız ama dik duran tavrı, savaşın karanlığında parlayan bir insanlık ışığıdır. Eseri mutlaka tavsiye ediyorum. Her zaman kitapla kalın.
İnsan ve Duygular
TombalakGuy de Maupassant · MEB Yayınları · 1946682 okunma
8/10
·56 syf.··
2021 53. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2021 00:29
Çok kısa bir kitap olsa da vermiş olduğu mesaj o kadar uzun ve o kadar net ki… Üzerinde düşünülmesi gereken çok detay barındırıyor. Fedakarlık, arkadaşlık, kendini kabul ettirmeye çalışma, pis ve çirkin ego, çıkarcılık, paylaşımcılık vs. liste uzayıp gidiyor. Bazı yerlerde olay örgüsünde kafam hafif karışsa da genel olarak anlatımı akıcıydı.
ToparlakGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2022682 okunma
Puan vermedi
Guy de Maupassant, bu incecik kitabına koca bir toplumun iğrençliğini sığdırmayı başarmış. Hikaye, savaşın ortasında aynı arabaya doluşmuş farklı sınıflardan insanları anlatıyor; ama asıl savaş, o arabanın içindeki vicdanlarda yaşanıyor. Kitabın en sarsıcı yanı, toplumun dışladığı bir kadının ("Toparlak"), kendisini ahlak bekçisi ilan eden soylulardan çok daha onurlu olması. Yolculuğun başında kadının yiyeceklerini iştahla paylaşan o güruh, yolun sonunda kadını açlığa ve sessizliğe mahkûm ediyor. Maupassant, "toplum" dediğimiz yapının aslında ne kadar nankör ve çıkarcı olduğunu, sınıfsal önyargıların insanlığı nasıl öldürdüğünü tokat gibi yüzümüze çarpıyor
1000Kitap
ToparlakGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2022682 okunma
8/10
·56 syf.··
2021 60. kitabı
Çok farklı meslek gruplarına mensup bir grup arkadaş birlikte bir yolculuğa çıkıyorlar. Bir kaçının ne iş yaptığını söyleyeyim, siz ne demek istediğimi anlayın.. Rahibe, Burjuva, Fahişe gibi.. İşte durum bu.. İçinde oldukları araç kara saplanıyor yolculuk esnasında. Tabii aç ve susuz uzun süre kalmaları gerekiyor. Bu sırada Fahişe olan kadının yanında çeşit çeşit yemekler ve içecekler var.. Kadın bunları diğer arkadaşlarıyla paylaşmak istiyor. Herkes bu fikri çok beğeniyor. Böyle bir durumda karşı tarafın bu kadına verdiği yiyecekler karşısında bedel ödemesi ya da bir karşılık vermesi beklenir normal şartlarda. Ama bu yolculukta işler düşündüğümüz gibi değil. Fahişe olan kadın tüm bunların üzerine birde bedel ödemek zorunda bırakılıyor.. • İlginç bir grup, bir o kadar ilginç yolculuk ve aralarında geçen yine ilginç olayların yer aldığı kısa bir klasik. Keyifli okumalar ‍️
İnsan ve Toplum
ToparlakGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2022682 okunma

Yazar Hakkında

Guy de MaupassantYazar · 56 kitap
Doğalcılık akımına bağlı Fransız öykü ve roman yazarıdır. Öykü alanında Fransa'nın en büyüklerindendir. Parisli bir borsa oyuncusunun oğlu olarak 5 ağustos 1850'de Dieppe kenti yakınlarındaki Miromesnil şatosunda dünyaya geldi. Guy de Maupassant, burada Normandiya bölgesini ve köylülerinin yaşamını yakından tanımak fırsatını buldu. İlk eğitimini Kilise'den aldı. 13 yaşında gönderildiği İlahiyat okulundaki yaşama ısınamadığı için kurallara aykırı davrandı. Böylece kendisini okuldan kovdurdu. Öğrenimini Rouen lisesinde tamamladı. 1869'da Paris'te hukuk okumaya başladı. Fransa ile Almanya arasında savaş çıkması üzerine öğrenimine ara verdi. Gönüllü olarak savaşa katıldı. 1870'de seyyar jandarma birliğinde asker oldu. Maupassant, o dönemde tanığı olduğu olayları, yaşadıklarını, gözlemlediklerini daha sonra kaleme aldığı birçok öyküsünde anlattı. 1871'de terhis olduktan sonra Paris'te hukuk öğrenimini sürdürdü.Babasını yardımıyla Donanma Bakanlığı'nda bir iş buldu. Atlet yapılıydı, iyi yüzer ve kürek çekerdi; yalnız aklı denizcilikte değildi; yazar olmak istiyordu. 1879'da da Eğitim Bakanlığı'na geçti. Canlı ve taşkın bir kişiliği olan Maupassant, hayatın zevklerine ve çalışmaya aynı coşkuyla sarılmıştı. Şair Louis Bouilhet, onun ilk şiir denemelerini teşvik etti. Yaşamını kazanmak için çalışmaya başladığı Bakanlıklarda bürokrasi dünyasını tanıdı. Böylece bürokratların bulunduğu ortamı gözlemlemek fırsatını buldu.  Maupassant'ın yazarlık hayatı, 1871'den sonra başladı. Şiirler yazdı (Le Mur, Au Bord de l'Eau). 1871 ile 1880 arasında, özellikle, annesinin çocukluk arkadaşı romancı Gustave Flaubert'in etkisinde kaldı. Flaubert, Maupassant'ı iyi bir yazar olarak yetiştirmek için çok çalıştı. Ona gerçeği değişik bir bakışla gözlemlemeyi, yalnız gördüklerini ve duyduklarını yazmayı öğretti. İlk yazdıklarını okuyup düzeltti. Flaubert, onu Emile Zola, Ivan Turgenyev, Edmond de Goncurt ve Henry James gibi ünlü yazarlarla tanıştırdı. Flaubert'in 1880'de beklenmedik ölümü, Maupassant'ı çok derinden etkiledi. 1880'de, Flaubert'in ölümünden bir ay önce, aralarında Emile Zola'nın da bulunduğu natüralist (doğalcı) bazı yazarların öykülerinin toplandığı "Les Soirées de Médan" (Médan Akşamları) adlı kitapta Maupassant'ın da bir öyküsü yer aldı (Boule de Suif - Kartopu - İs Yumağı). Bu öykü, Maupassant'a ilk büyük başarısını getirdi ve onun öykü yazarlığına olan eğilimini ortaya çıkardı. Maupassant, 1880'den 1891'e kadar, 18 kitapta toplanan yaklaşık 300 öykü ile 6 roman yayımladı. Romanları şunlardır: Bir kadının yaşamı boyunca uğradığı hayal kırıklıklarını anlatan ve ilk romanı olan "Une Vie" (Bir Hayat - 1883), "Bel Ami" (Güzel Dost - 1885), "Mont Oriol" (Oriol Dağı - 1887), "Pierre et Jean" (Pierre ile Jean - 1888), "Fort Comme la Mort" (Ölüm Gibi Kuvvetli - 1889) ve "Notre Coeur" (Kalbimiz - 1890). Maupassant, en güzel öykülerini, 1881 ile 1886 arasında yazdı. Elde ettiği başarılar, ona yüksek sosyetenin kapılarını açtı. Son romanlarında, yüksek sosyeteye ilişkin yaşantılarını anlattı. Bu romanlar, doğrudan doğruya, Maupassant'ın karşı cinsle olan ilişkilerinin verdiği sıkıntılardan esinlendi. Öykü kitaplarından elde ettiği gelirle "Bel Ami" adlı bir yata sahip oldu. Maupassant, bu yatla Akdeniz'de geziler yaptı ve yolculuk izlenimlerini 1884'te yayımlanan "Au Soleil" (Güneşte), "Sur l'Eau" (Denizde - 1888) ve "La Vie Errante" (Serseri Hayat - 1890) adlı öykülerinde anlattı. Maupassant, genç yaşında baş ağrılarından şikayet etmeye başladı. Hastalığı, 1884'ten itibaren, zihin yorgunluğunun ve gördüğü hallüsinasyonların etkisiyle gittikçe artıyordu. Sağlık durumu günden güne bozuluyordu. Ne olduğunu bilmediği ve kendisine düşman bellediği bir varlığı hep yanı başında hissediyor ve ölüm düşüncesi sürekli olarak aklını kurcalayıp duruyordu. Guy de Maupassant, 1887 yılında yayımlanan "Le Horla" adlı öyküsünde, delilik belirtilerinin nasıl başladığını ve insan üzerinde ne gibi değişiklikler meydana getirdiğini anlattı. Bu kitap yayımlandıktan sonra, iyileşmek ümidiyle, uzunca bir deniz yolculuğuna çıktı. Yolculuktan döndükten sonra "Pierre et Jean" adlı romanını tamamladı. Daha sonra "Notre Coeur" adlı romanı kaleme aldı. 1890'da yayımlanan "La Vie Errante" adındaki yapıtından sonra da pek bir şey yazamadı. Sağlık durumu da adamakıllı bozulmuştu. Fazla ilâç almak yüzünden o iriyarı bedeni ve zihni yıpranmıştı. 1892'nin Ocak ayında kendini öldürmeye kalkıştı. Ağır hasta olarak Paris'e getirildi ve bir sağlık yurduna yatırıldı. Maupassant, 1893 yılında iyileşemeden öldü. Paris'teki Montparnasse mezarlığına gömüldü.