Allah'ı Arayan Çocuğun Hikayesi

Hay

İbn Tufeyl
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·96 syf.··
2025 3. kitabı
Hay bin Yakzan’ı, Batı dünyasında Philosophus Autodidactus adıyla yankı bulduğunda, insan aklının tek başına Tanrı’ya ve hakikate ulaşabileceğine dair devrimsel bir manifesto olarak görülmüştü. Batılı bir eleştirmen gözüyle bu eser, Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe’sunun öncülü olmaktan çok daha öte; insanın kozmostaki yerini bir laboratuvar titizliğiyle inceleyen ilk "felsefi antropoloji" denemesidir. Hay bin Yakzan, sadece mistik bir keşif yolculuğu değildir; o, gözlem ve deneyin rasyonel bir zirvesidir. Batılı rasyonalistler için bu eserin en çarpıcı yanı, Hay’in hiçbir dış müdahale olmadan, sadece çevresini gözlemleyerek ulaştığı tümevarımsal mantıktır. Hay’in, kendisini büyüten ceylan öldüğünde onun kalbini parçalayarak "yaşamın sırrını" aradığı o meşhur sahne, Orta Çağ karanlığında bir otopsi cesareti ve modern tıp düşüncesinin embriyosu gibi. Orada yatan şey sadece bir ölü hayvan değil, madde ve mana arasındaki o ince çizgidir. Eleştirmenlerin en çok üzerinde durduğu nokta şudur: İbn Tufeyl, "dil" ve "toplum" olmadan düşüncenin mümkün olup olmayacağını tartışmaya açar. Hay, kelimelere sahip değildir ama kavramların özüne vakıftır. Hay’in gökyüzünü izleyerek gezegenlerin dairesel hareketlerinden yola çıkıp "İlk Hareket Ettirici"ye (Muharrik-i Evvel) ulaşması, Aristotelesçi fiziğin doğulu bir dahi tarafından yeniden yorumlanmasıdır. Burada gökyüzü, okunması gereken devasa bir kitaptır. Romanın sonunda Hay'ın toplumla karşılaşması ve onların yüzeyselliği karşısında adasına geri dönmesi, Batı edebiyatındaki "soylu vahşi" (noble savage) mitinin çok daha derin ve bilgece bir versiyonu gibi.
Hayİbn Tufeyl · Kumran Yayınları · 20222,221 okunma
KİM BU TUFEYL??
10/10
·136 syf.··
2023 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2023 18:34
1150'li yıllarda İbn Tufeyl tarafından yazılan Hayy bin Yakzan gelişmiş tüm milleterin diline çevirilerek Avrupa'nın entelektüel hayatına ilham olmuş ve Spinoza , Leibnitz ve Rousseau felsefelerine etki etmiş. 1671 de Oxford getirilerek ciddi anlamda incelenmiş, 1708 de Cambridge Üniversitesi'nde profesör Simon Ockley tarafından çevirisi yapılıp bütün Avrupa' da yoğun ilgiyle okunmuş. Peki biz ne zaman tanışıyoruz bu eserle; İlk olarak Osmanlıca çevirisi 1923 yılında Türkçe çevirisi 1985 yılında yapılmış. Birileri okumuş, felsefesini yazmış, düşünce akımları oluşturmuş, dünyaya yepyeni demokratik yöntemler ve idare sistemleri öğretmiş ve uygulamış.... Biz ne yaptık peki.... Yani biz de boş durmadık evellallah... Birileri bişey yapmadıysa, bu tüm ümitlerin bağlandığı Z Kuşağı da bişey yapmayacak anlamına gelmez ki... " Hocam sakız orucu bozar mı?" İle düşünce ve felsefe alanına çok sert bir giriş yaptık ve tüm Avrupa şokta. Çok az al kaldı Mehdi de gelmek üzere zaten. Tüm dünyaya yeniden bir nizam verecez.... (Yani dünyanın en büyük beyinlerini etkisi altına almış bir kitabı tavsiye ediyorum okuyun dememi beklemiyorsunuz heralde.) Kitap punanı 10 üzerinden 10.
Hayy bin Yakzanİbn Tufeyl · Kapı Yayınları · 20242,221 okunma
10/10
·116 syf.·
2024 68. kitabı
Kitap biteli bı kaç gün oldu keşke biter bitmez vaktim olsaydı da sıcağı sıcağına yazabilseydim duygularımı. Yine müthiş bir eser okumanın hazzını yaşıyorum. Tekrar tekrar okunası eserlerden. Özellikle ilahiyat etiğimi almışlara yada Din kültürü öğretmenlerine yada Teolojiye ilgisi olan veya İslam felsefesine ilgisi olanlara ve hatta Allah (CC) 'ın varlığına deliller arayanlara tavsiyemdir. Dili son güruh için biraz ağır olsada gerçek okur olan sözlüğünü yanına alıp yine de okur :) emin olun değecek . Hay bin Yakzan , kendini bulma arayışı hikayesi, kendini bulan Rabbini bulur. Bana Hz İbrahim kıssasını hatırlattı ve tabi Robinson Crusoe’nun hikayesini, gerçi pek çok fark var, örneğin ; Hay bin Yakzan’ı “kâmil insana” götüren arayış, Robinson için söz konusu bile değil. O “ıssız” diyerek mülkiyetine geçirdiği adada “nefs-i emmaresi”nden öteye geçmemekte, nefs-i emmaresi dışında da herhangi bir arayışı aklının ucundan bile geçirmemektedir. Halbu ki Hayy öyle mi :) Bu arada İbn Sina’nın da aynı isimde bir eseri olduğunu biliyor muydunuz, onun eseri felsefi bir diyalogtan oluşuyor, konuları tamamen farklı yani. ( Bilge bir kişi olan Hay bin Yakzan bir filozofla konuşuyor , ona gezip gördüğü beldeleri anlatiyor. ) Hay bin Yakzan’ı daha pek çok defa okunmaya ve anlamlandırmaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum . Her yeniden okuma, anlamlandırma Hay bin Yakzan’ı aramızda dolaştırmaya ve derinleştirmeye devam edecek. Hay bin Yakzan. Keşfedilmeye değer. Keyifli okumalar...
Hayy Bin Yakzânİbn Tufeyl · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,221 okunma
10/10
·162 syf.··
Beğendi
·
2023 46. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2023 00:12
Babası tarafından "kimsenin ona layık olamayacağı" düşüncesiyle evlendirilmeyen bir kadın gizlice evlenip çocuk yapar. Çocuk sütten kesilince yaşaması için denize atılır ve yavrusu ölmüş bir ceylan çocuğu sahiplenir. Bu çocuk Hayy'dır. Burası kitabın başlangıcıydı. Gelelim kitabın sorgulayıcı kısımlarına. Aristoteles'in bir anlayışı vardır; biz her şeyi doğadan öğreniriz. Burada da insan olmadan hayvanlarla yaşayan, büyüyen Hayy doğadan öğrenir her şeyi. Hayvanların kürkleri, derileri olduğunu ve onların kendilerini koruduğunu görür, kendisi ise o sırada çıplaktır. Yaprakla örtünme çabası buradan çıkar. Daha sonrasında yaprak da yetmez başka gördüğü bir şeyi dener. Hayvanların tırnakları, pençeleri, boynuzları vardır kendilerini koruyacak ama Hayy'ın neyi vardır? Buradan da alet, edavat yapımını öğrenir. Hayvanların içini açıp bakar ve anatomiyi keşfeder bir şekilde. Karga görür öldürdüğü arkadaşını toprağa gömüyordur o da öldürdüğünü gömer sonra. İlk ateş şimşek tarafından oluşmuştur o ateşi ellemeye çalışır, ne işe yaradığını öğrenmeye çalışır, etleri kızartıp yemeye başlar. Hayvanlarla bu şekilde devam edemeyeceğini anlar evcilleştirmeyi öğrenir deneye yanıla. Hiç kimse olmadan bir sürü şeyi dener, öğrenir. Belki de hızlı öğrenmemiz için tek olmamız gerekmektedir. Daha sonrasında yeryüzünü anlamaya çalışır, dünyanın dönüşünü keşfeder. Sorgulamaya başlar sonra. Madde var ama başka bir şey de var. Ben varım, hayvanlar var, doğa var, yıldızlar var, ısı var ama bunları yaratan bir şey daha olmalı! Böyle böyle sorgular Hayy. Biz de bu sorgulamayı okuruz. Bence mükemmel ötesi bir kitaptı. Mutlaka okuyun. Bu arada kendisi ilk felsefi roman olma özelliğini taşıyor. Aynı zamanda İslam dünyasının da ilk romanıdır.
Hayy Bin Yakzânİbn Tufeyl · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,221 okunma
Gerçeği bulmak!
Puan vermedi
İnsanın kendi Erdemini yaratması, Yaratılış gayesi, doğası iyi şeyler yapmak/olmak ve başkalarından iyiliğini istenmektir. Hayatın anlamı: “Ahlak ve Erdem” ise durup bir kere daha düşünmek gerek.. Friedrich Nietzche’de dediği gibi: “Depremin imtihan olduğu doğrudur. Ama din imtihanı değil, mühendislik imtihanıdır.” Gelelim #haybinyakzan Varlığın gizemini arıyan genç kitabının yorumuna: #endülüs lü #islam düşünürü #ibntufeyl in günümüzden sekiz yüz elli yıl önce yazdığı hayy bin yekzan, döneminde bir çok Avrupa diline çevrilmiş Batı ve Doğuda birçok düşünür ve sanatçıyı etkisi altına almış bu eserden ilhamla değişik türde romanlar yazmıştır. Fakat ne hikmetse; biz bu İnsanın yaratılış ve kendi anlam manasını kavrama ki, Bana göre İnsanın kendi kendine hiçbir dayanak olmadan da sadece doğanın ve evrenin kanunlarını işaretler aracılığı ile takip ederek öz kimliğine ulaşabilirliğini ortaya koyan bir eser. Hemde önünde ne toplum ne dil nede gelenekler yokken sadece amacı salt kendini takip etmekte.. Ceylan tarafından büyütülmüş bir çocuğun tabiatı, tabiatta ki; yerini ve yaratıcısını bulma yolculuğuna çıkarıyor sizi bu eser.. her bir gelişme süreci yedi yılda yedi safha şeklinde ilerliyor. Bu kitapla (felsefesi) ile ilgili beni üzen, Batı ve Doğu felsefelerinde bu kadar büyük bir yankı uyandırırken, Türkçe’ye ancak 1923 yılında çevirisi yapılmış.. ve benim de ne yazık ki; 2023 yılında karşılamış olmam da kendime bir öz eleştiri olsun… Kitapla kalın hemdem. Hayy bin Yakzan İbn Tufeyl
Felsefe-Düşünce
Hayy bin Yakzanİbn Tufeyl · Genç Nesil Yayınları · 20132,221 okunma
Yaratıcıya Ulaşabilmek...
10/10
·136 syf.·
2025 278. kitabı
Kitap, düşünmek üzerine hem dini hem felsefi bir yolculuğa çıkaran İslam felsefesi romanı olarak kabul edilmektedir. Anne ve babası olmayan Hayy Bin Yakzan’ın nereden geldiğini açıklayan iki farklı görüşle başlayan eser, Hayy'ın ıssız bir adada bir antilop tarafından büyütülmesi ardından antilopun ölümü üzerine karakterin kainatı anlama çabası teması üzerine kurulmuş. Tamamen yalnız büyüyen Hayy doğa olayları, hayvan ve bitkilerin hareketleri, zamanın devinimlerini izleyerek akıl yürütme yoluyla kendisini ve hayatı anlamaya çalışmakta. Zamanla her hareketin bir sebebinin olduğunu ve bu sebebin bir fail ( yaratıcı) tarafından kaynaklandığını kavrayan Hayy tamamen bireysel çabasıyla ruhun varlığını keşfederek İnsan-ı Kâmil olma ve hakikat mertebesine ulaşır. Gerçek bilgiye ve yaratıcıya arada hiçbir aracı olmadan da ulaşılabilceğini aktaran bu eser konuya ilgisi olan her okur tarafından okunması gereken iyi bir yolculuğa gösterici. Son olarak naçizane eserin birden fazla kez tekrar tekrar okunması gerektiğini düşünüyorum. Hayy Bin Yakzan gibi kıymetli bir esere şimdilik veda ederken sürçü lisan ettiysem affola temennisinde bulunarak keyifli okumalar dilerim.
Hayy bin Yakzanİbn Tufeyl · Kapı Yayınları · 20242,221 okunma
kitap gibi kitap.
Puan vermedi·162 syf.··
2023 5. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2023 12:35
Çok araştırmadım kitabın üzerine. “Hay bin kunduz” gibi ismi hoşuma gittiği için aldım. Felsefe kitabı olduğunu biliyordum tabi. Ne acı bilmemem gerçekten. Bilmememiz. Eser alegorik, metaforik, felsefik bir kitap, bir hikaye, bir anlatı. Ama şunu net bir şekilde söylemeliyim ki herkesin okuması gereken bir kitap. Felsefesi günümüzü bile anlatır, aydınlatır nitelikte, gerçi insan da felsefe de her zaman aynıymış onu anlıyorum. Sadece biraz daha doluluk var yeryüzünde… Tek merak ettiğim bu adamın Endülüs’ten nasıl çıktığı. Onun dışında açıkça belirtmek gerekir ki felsefe içine dini(islam) felsefesini katmamış olsaydı eğer sanırım tüm batı bu adamı ders olarak işlerdi; ona rağmen etkisinde kalan bir Avrupa var. Okuduğunuzda anlarsınız; Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens kitabındaki uzunluğu kısaca anlatmış. Esin kaynağı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca gözümden kaçmadı; Friedrich Nietzsche Zerdüşt Böyle Diyordu José Saramago Körlük Ahmet Hamdi Tanpınar şiirleri ve eserlerinde işlediği meta unsurlar. Jean-Jacques Rousseau Thomas More Utopia Daniel Defoe Robinson Crusoe Bu kitabın izlerini taşıyor. Belki de çoğunu etkiledi, kim bilir! Kar topu gibi düşünmek lazım. İlginç bir bilgi olarak İngiltere'de “Kuakerler”denen Hristiyan mezhebi ahlak kitabı olarak kabul etmiş bu kitabı. Kitap Avrupa’da 14. yy.’da okunmaya başlansa da bize ne yazık ki 19. yy’da görülüyor. Bir söz var içinde, en önemli etkileme unsuru, alıp çerçeveletmelik; “Öyle ki fıtratlarındaki eksiklik yüzünden ne gerçeği doğru yolda takip ediyorlar ne onları doğrulayan delilleri kabul ediyorlar ne de onu doğru kapıda arayıp bulmaya çalışıyorlardı. Bilakis gerçeği onu bilen erbabının yolundan istemiyorlardı.” Avrupa’yı ciddi etkilemiş bir felsefe var ortada görüldüğü üzere. Sokratesten falan da bahsediyor ama ben ayrı bir vibe aldım kendisinden. Bence herkesin en az bir kez okuması gereken bir kitap. 12.
Hayy Bin Yakzânİbn Tufeyl · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20212,221 okunma
10/10
·116 syf.··
2025 85. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2025 21:20
İbn Tufeyl (1105–1185), tam adıyla Abu Bakr Muhammad ibn Tufayl, Endülüs’te doğmuş, felsefeci, hekim, âlim ve yazardir. Hem İslam felsefesi hem de tıp ve doğa bilimleri alanında önemli katkılarda bulunmuştur. Hayatı boyunca Endülüs ve Fas’ta hekimlik yapmış, yöneticiler ve filozoflarla ilişkiler kurmuş, hem bilim hem felsefe alanında saygın bir konuma ulaşmıştır. İbn Tufeyl’in düşüncesi, akıl ve tefekkür yoluyla hakikati arama üzerine kuruludur. İnsan doğasının sahip olduğu akıl ve tecrübenin gücünü vurgular; akıl ve inanç arasında köprü kurar. Özellikle İbn Sina’nın felsefesini geliştirip İslam düşüncesinde rasyonel bir bakış açısı oluşturmuştur. ⸻ “Hayy bin Yakzân”, İbn Tufeyl’in 12. yüzyılda kaleme aldığı dini-felsefi bir eserdir. Hikâye, insanlardan uzak bir adada doğan ve büyüyen Hayy üzerine kuruludur. Hayy, yalnızlık içinde akıl ve gözlem yoluyla evreni, doğayı ve Allah’ı keşfeder. Toplum ve öğretilere bağımlı olmadan hakikate ulaşması, insanın doğuştan gelen akıl yetisinin gücünü ve tefekkürün önemini gösterir. Eserde, hissedilir dünya ilâhî düzene tabidir ve değişim yok oluş değil dönüşüm olarak tasvir edilir. Kur’an’daki yaratılış ve kıyamet temalarıyla paralellik gösterir: Dağların yürütülmesi, insanların yayılması gibi kıyamet tasvirleri, fiziksel yok oluş değil dönüşümü anlatır. Alegorik anlatımı ve doğa betimlemeleriyle eser, felsefi ve dini düşünce açısından İslam mirasında önemli bir yer tutar. ⸻ İbn Tufeyl’in “Hayy bin Yakzân” eseri, insan aklının bağımsız araştırma gücüyle hakikati keşfetmesini, yalnızlık ve doğa aracılığıyla içsel tefekkürü ve ilâhî düzenle bağlantıyı anlatır. Hem dini hem felsefi boyutuyla, İslam düşüncesinin evrensel bir örneği olarak kabul edilir ve Batı edebiyatındaki bazı modern romanlara ilham kaynağı olmuştur.
Hayy Bin Yakzânİbn Tufeyl · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,221 okunma
YAKZAN’IN OĞLU HAYY
9/10
·116 syf.··
2025 110. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2025 22:20
Dikkat Spoiler Vardır!!!. Eserin konusu ise hiç bir insanla iletişim kurmadan bir adada tek başına yaşan bir insan( Hayy) nasıl hakikate ulaşabilir. Dip not !!! biraz araştırma yapınca Hay adında bir çizgi film gördüm. Orada annesi bebeği askerlerden kaçırıp bir sepete koyar ve sepet ırmak boyunca taşınır sonunda bir adaya gider ve orada bu bebeği bir ceylan büyütür. Kitap ve çizgi film biraz başbaşadır. Ama kitaptaki Hayy için iki teori vardır; birinci teorisi tek başına oluştuğu, ikinci teori ise ceylanın adada onu büyütüp beslediğidir. Hayy’a göre birinci teoride insan annesiz ve babasız bir toprakta büyüyebilir ve bunlar doğa olaylarının bir araya gelişiyle varolmuştur. Topraktan mayalanarak sıcak, soğuk, ıslaklık ve kuruluğun birbirine karışmasıyla. İnsan gelişmiştir. ( Çizgi filmde bu kısım yoktur ) İkinci teorisinde ise bir ceylanın onu sütü ile beslediği ve zamanla ona koşmayı sesler çıkartmayı öğretmesidir. Hayy’ın hem psikolojik hem zihinsel düşünceleri göz önüne alınmıştır. Hayy ilk başta evreni ve nesneleri incelemeye başlamıştır. Düşüncelerini bir sistematik şekilde şemalaştırır.Adadaki hayvanlar ile kendisi arasındaki farkları gözler ve şema kurar. Buradaki temel öge akıl… İnsan dışardan bir öğreti almadan aklını kullanarak tek başına doğruyu bulabilir düşüncesidir. İkinci olarak ise tabiat denge ve düzenidir. Hayy adada iken iki kargayı görür ve ceylana kendisine bakınca türker arası farkı öğrenir. Burada işte ‘ birey’ kavramı esastır. Üçüncü aşama ise metafiziktir. Bir varlığın üç aşamasında ele alan Hayy işin ucunu hakikate taşımak istemektedir. Peki insan hakikate vahiy olmadan ulaşabilir miydi ? Burada Hayy için bir düşünce ele alınıyor. Hayy’a göre gelişim sürecinin esas noktası vahiydir. Bu sırada hikayeye yeni bir karakter dahil olmaktadır.
Hayy Bin Yakzânİbn Tufeyl · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,221 okunma
10/10
·128 syf.··
2019 68. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2019 17:32
Felsefeyi ve hikayeciligi birleştirerek oluşturulmuş çok hoş ve anlaşılır bir kitap. Hay b. Yakzan'in bir adada tek başına yaptığı tefekkürü konu alıyor. Okuyunca seveceğinize eminim. Tavsiye ederim okuyunuz.
1000Kitap
Hay Bin Yakzanİbn Tufeyl · Palto Yayınevi · 20142,221 okunma

Yazar Hakkında

İbn TufeylYazar · 8 kitap
Tam adı Ebu Bekir Muhammed bin Abdal Malik bin Muhammed bin Tufail el Kaisi el-Endülüsi. Latin dünyasında Abentofail olarak da bilinir. Tanınmış İslam filozoflarındandır. İbn Tufeyl, 1106'da Gırnata yakınlarında Vadiü'l-Aş'ta doğdu, 1186'da Marakeş'te öldü. İşraki felsefesinin Endülüs'teki en önemli temsilcilerinden biridir. İbn-i Bacce tarafından eğitilmiştir. Uğraştığı ve önemli eserler verdiği başlıca konular tıp, felsefe ve gökbilimdi. Günümüze ulaşan ve bütün dünyada tanınmasını sağlayan eseri ise Hayy bin Yakzan ya da diğer adıyla Esrarü'l-Hikmeti'l-Meşrikiye'dir. Dünyada felsefi romanın ilk örneği ve ilk 'robinsonad' olan Hayy bin Yakzan, 14. yüzyıldan başlayarak dünyanın bütün belli başlı dillerine Çevrilmiş, başta Robinson Crusoe'nun yazarı Daniel Defoe olmak üzere birÇok Batılı sanatÇı ve düşünürü etkilemiştir. İbn Tufeyl'in yaşadığı dönemde (12. y.y.) özellikle Endülüs'te pozitif bilimlerin yanında beşeri bilimler oldukça ilerlemişti. Ortaçağ Hıristiyan batı dünyasının aksine İslam-Endülüs toplumunda bilimsel bilgilerin Kur'an la uyuşacağına dair bir inanç vardı. Bu nedenle Endülüs'te gayri müslimlerin bilime olan katkılarına sırt Çevrilmemekle birlikte Kur'an'da ki hakikatler Çerçevesinde bilime katkılar yapılıyordu. Özellikle tasavvuf alanında oldukça ilerlemiş olan Endülüs toplumu İbn Arabi gibi mutasavvıflar yetiştirmiş ve bunların görüşlerinin etkisinde kalmıştır. Filozofların temel kaynağı olan Kur'an-ı Kerim'e göre Allah'ın ilk yaratığı, yaratığın tohumu olan 'akl-ı evvel' veya tasavvufi ifadesiyle, "Nur-u Muhammedi"; son yaratığı ise bu tohumun sahibi olan 'Hazreti İnsan'dır. Yaratığın amacı insandır ve insan da kendisinde olan nefhay-ı İlahi, ilahi nefes, nedeniyle en şerefli mahluktur. İnsan, vücuduyla maddi dünyaya, ruhu ile de manevi dünyaya bağlıdır. İnsan, yeryüzünde Allah'ın temsilcisidir ve yaratılmış her şey insanın kullanımına tabii kılınmıştır. Bu temsilciliğin sorumluluğu da bütün insanlığa aittir. Bütün insanlık; her insanın kendisinde mevcut potansiyele ve olanakları harekete geçirmek ve onarlı gerçekleştirmek fırsatına sahip olduğunu göstermek gibi bir kolektif sorumluluk altındadır. İbn Tufeyl'in epistemolojisinde bilginin imkanı insan ve tabiat ilişkisinden hareketle temellendirilmiştir. Hayy bin Yakzan eserindeki Hay tipi, esasen fiziki varlığıyla tabiatın bir parçası olmakla birlikte algılama ve bilme İmkanlarıyla tabiatı müşahede eden, tabii varlık alanındaki temel düzen ve işleyiş hakkında düşünen, akıllı bir canlı olarak yeryüzündeki mevcudiyetini anlamlandıran, gözlem alanı ötesindeki metafizik varlık fikrine varan ve nihayet manevi tecrübeler sayesinde birtakım metafizik bilgilere ulaşan ideal özneyi temsil eder. Tabii varlık alanı ise kendisine şuurlu bir bilme etkinliğiyle yönelebilen bu özneye, dayandığı düzen ve sürdürdüğü işleyişin fizik ve metafizik yasaları hakkında bilgi sağlayan ontolojik imkandır. İnsanın bilgi imkanı ve yeteneklerine gelince ondaki idrakin ilkesi nefistir. İbn Tufeyl'in nefis ve onun bilgi yeteneklerine dair fikirleri İbn Sina'nın görüşleriyle büyük bir benzerlik taşımaktadır. Filozofun eserindeki kahraman daima kendi varlığı ile tabii Çevresi hakkında sorular soran, araştırmacı ruha sahip bir tiptir. Hay, tabiatla münasebetinden dolayı ortaya Çıkan teorik ve pratik her problemi tamamen şuurlu bir etkinlikle Çözmeye Çalışırken gelişme psikolojisi Çerçevesinde açıklanabilecek aşamalar kaydeder. Duyular, gözlem ve deneyle akıl, Hayy'in teorik gelişiminde vazgeçilmez rolleri olan bilgi vasıtalarıdır. Duyularla algılanan varlık ve olguların süreklilik arz eden özellikleri gözlem ve deney yoluyla adım adım keşfedilir. Bu arada pratik aklın icapları olan teknik bilgiye ve hatta -Hay'de utanma duygusunun gelişmesi olgusunda olduğu gibi ahlaki bilince ulaşılır. Tabiatın bağrında hayatını devam ettirebilmek için Çeşitli aletler yapma Çabasının yanında varlığı anlamlandırma gayreti içine giren Hay mantıki Çıkarım yoluyla tabiattaki işleyiş, bütünlük, düzen ve gayenin akledilir ve soyut gerçekliğine, bütün bu kozmolojik delillerle de yaratıcı Tanrı fikrine ulaşacaktır. İbn Tufeyl, sosyokültürel yönden herhangi bir şartlandırmaya maruz kalmadan tamamıyla el değmemiş tabii Çevrede her şeyi kendi kendine öğrenen bir kahramanı kurgulamak suretiyle düşünce sistemini fıtrat kavramına dayandırmak istemiştir. Ancak İbn Tufeyl, insanın bu ortam ve şartlardaki entelektüel gelişimini ele alırken kaçınılmaz olarak insanlığın katettiği antropolojik gelişim evrelerine de atıfta bulunmaktadır. Nitekim İslam kültüründe zaman zaman derece, aşama ve katmanları ifade etmek üzere kullanılan yedi rakamının sembolizmi İbn Tufeyl tarafından Hayy'in gelişim aşamalarını belirtmek için de kullanılmış, her aşamanın yedi ve katlarıyla ifade edilen yaşlarda kaydedildiği bir gelişim anlayışı ortaya konmuştur. Yedi yaşına kadar süren ilk aşama bedensel ve psikolojik gelişimin başlangıç safhasıdır. Yedi-yirmi bir yaş arası, pratik ihtiyaçların karşılanması için ameli aklın sayesinde araçların imal edildiği Çağdır. Merak döneminin başladığı yirmi bir yaşla birlikte insan ruhu varlık ve oluşun sırlarını keşfe yönelir. Fizikten metafiziğe geçiş bu aşamanın belirgin özelliğidir. Daha sonraki safhalarda tam bir aydınlanma ile bilgeliği yakalayabilen insan, en sonunda gerçek mutluluğun hakikatine ereceği manevi tecrübelere ulaşır. İnsanın tabii Çevresiyle girdiği etkileşim, fıtratındaki bilme ve yapma kapasitelerini aşama aşama geliştirir. Bu epistemolojide gözlem ve deney, fıtratta var olan akıl yürütme kapasitesini harekete geçirmekte, dolayısıyla bilginin oluşumu için akıl da devreye sokulmaktadır. Çünkü gözlem ve deney verilerini karşılaştırma ve böylece henüz gözlenmeyen hakkında bir teorik sonuca ulaşma, her şeyden önce tümevarım denilen akıl yürütme biçimine ihtiyaç hissettirecektir. Tüme varmak için sonsuz ölçüde deney ve gözlem yapılamayacağına göre olması gereken zihni sıçramada sezgi de kaçınılmaz olarak rol oynayacaktır. Nihayet bir defa tümel kavrama ulaşıldığında bu teorik bilginin tek tek olgulara uygulanması da tümdengelim yöntemini gerektirecektir.