Giriş Yap

Hay bin Yakzan

8.810 üzerinden
969 Puan · 246 İnceleme
168 syf.
·
15 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
alegorik öykü geleneğinin ilk eseri olarak kabul edilen hay bin yakzan, islâm felsefesinin yapı taşlarını oluşturmasının yanı sıra, avrupa'da da birçok düşünürü etkilemiştir (thomas more, spinoza, daniel defoe, bacon). peki, alegorik (sembolik) anlatım tekniğiyle yazanlar ne murad etmektedirler? dikkat çekici nokta şudur: bu anlatım türünü kullananların vermek istedikleri bir mesaj vardır. insanı bilgeliğe ulaştırabilecek bu kodların, ehli olmayanların eline geçmesinden endişe duydukları için de örtük anlatım yolunu seçmişlerdir. yani, bu tür eserler yüzeyde ders verici birer öykü, derinine inebilenler içinse metafizik evrene açılan kapılardır. ilk olarak ibn sina'nın başlattığı sembolik anlatım türünün taslağı, esasında yunancadan çevirilen 'salaman ve absal' öyküsüne dayanır. ibn-i sina, bu öyküde kullanılan anlatım tekniğiyle 'hay bin yakzan'ı yazmış, daha sonra ibn-i tufeyl de, bu eserden esinlenerek kendi 'hay bin yakzan'ını oluşturmuştur. her iki yapıtın da vermek istediği ortak mesaj, insanın hiçbir yönlendirici olmaksızın, sadece tefekkür yoluyla tanrı'ya ulaşıp; 'insan-ı kâmil' boyutuna erişebileceğidir. kitap iki bölümden oluşmakta. ilki, ibn-i sina'dan aktarılan bölüm. burada hay, yaşlı bir seyyah olarak karşımıza çıkıyor. ziyaretçilerine verdiği öğütlerin kozmolojik evreni simgelediğini görüyoruz. ibn-i sina burada sudûr kavramını işliyor. ibn-i tufeyl'in anlatımı olan ikinci bölümde ise hay'ı, yeryüzünde ortaya çıkışından, arayışla geçirdiği yıllar ve sonunda tanrı'yı bulmasına kadar süren bütün değişim-dönüşüm evreleriyle gözlemleyebiliyoruz. hay'ın düşünsel olgunluğa ulaştığı sırada adaya absal'ın gelmesiyle, hakikate farklı yollardan ulaşan iki ayrı insanın 'öz'de buluşmalarına tanık oluyoruz. son olarak, kitaba eklenen dipnotların da en az kitap kadar kıymetli olduğunu belirtmek istiyorum.
Reklam
168 syf.
·
Puan vermedi
Felsefe ve "robinsonad" tarzda yazılmış bu değerli anlatıyı okumaktan dolayı çok mutluyuz. Sizlere bu hafta içinde bu "iki eser" hakkındaki görüşlerimizi YouTube kanalımızdan paylaşacağız.
168 syf.
·
Puan vermedi
Hayatımın farklı dönemlerinde tekrar tekrar okuyacağım mükemmel bir anlatı. Yabancıların “sersemletici” diye ifade ettikleri duyguyu bu kitabı okurken bolca yaşadım. Böyle felsefik bir eseri geç fark etmenin utancını yaşıyorum.
216 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Hay bin Yakzan aslında çocukluğumuzdan çizgi filmini birçok kez hatmetmiş olarak tanıdığım,sadece hayali bir karakter sandığım ama aslında "İbni Tufeyl ve İbni Sinanın İslam dünyasının ilk romanı olarak bilinen kitabı" olduğunu üniversite yıllarımda arkadaşlarımın derste okunacak ödev kitabı olarak gördüğümde anladığım ve bundan yıllar sonra acaba öğrencilerime de faydalı olur mu önce ben bir okuyayım ona göre tavsiye ederim dediğim ve okuduğum kitap. (Tabi ki hâlâ öğrencilerimi ilk önce Hay'ın çizgi filmiyle tanıştırıyorum,izlememiş olanlara bir kere de burdan tavsiye etmiş olayım) Hay bin Yakzan bir adada tek başına hayatını geçiren,kendisine anne diye bir ceylanı bilen ve tamamen kendi deneyimleriyle ateşi bulan,tıp ilminde hayvanların organlarını inceleyerek ilerleyen, ordan astronomiye atlayıp gökyüzünü,yıldızları güneşi ayı gözlemleye gözlemleye öğrenen ve en sonunda felsefe ve bence asıl tasavvuf anlamında kendini geliştiren aynel yakin,hakkel yakin mertebelerine çıkan bir insancık.. Aslında meselenin özü de: "bir insan bir adada tek başına kalsa yine de Allah'ı bulabilir mi?" Cevap açık ve net. Özellikle bu konuda kitaptaki kendini insan mertebesinden koparıp Allah'a yaklaştırmak istediğinde kendine yıldızları örnek alması beni en çok etkileyen yer oldu. "Nasıl yaa yıldızlarda dümdüz durmalarından başka ne görebilirr ki?" dedim o bana 3 tane özellik saydı ve onları yapmaya koyuldu. " 1- Kendilerinin altında bulunan oluş ve bozuluş aleminiyle ilişkileri neticesinde ortaya çıkan eylemler. (Yani dünya için yapması gerekenler) ve Hay bunu kendince ihtiyaç sahibi,hasta veya yardıma muhtaçlara kişilere yardım etmek olarak yorumladı. Yaralı hayvanları iyileştirdi,suya yetişemeyen bitkileri suladı,bir derenin akışını engelleyen taşları kaldırdı. 2- Saydamlık,parlaklık,kir ve bulanıklıktan ırak olmak. Kendi ekseni etrafında veya başkası çevresinde dönmek. Bunun için temizliğine dikkat etti,bedenini pislikten kurtardı,suyla yıkanıp her zaman kendini temiz,pak ve güzel kokulu tuttu. Ve aynı zamanda adanın etrafında dönd,bazen kendi etrafını döndü -ki bana bu Mevlana ve semazenleri hatırlattı- 3- Gök cisimlerinin Vacibul Vücudla(Allah'la) bağlantılarının hiç kopmadığını,hep onu müşahede ettiklerini,hep onun istediğini yaptıklarını ancak onun dilemesiyle hareket ettiklerini gözledi. Bunu kendisinin nasıl yapacağını araştırdı ve dış dünyayla bağını koparıp sürekli onu tefekkür ederek,sürekli onunla olup onu düşünerek yaptı. " Ve son kısımda adaya gelen Absal'ın ona konuşmayı öğretmesi neticesinde insanlara sadece din olarak gelen "namaz,oruç, zekatı.." yapmayı az bulduğunda onlara gidip asıl aşkla bağlanmayı anlatmak istedi. Absalla birlikte insanların olduğu adaya dönüp anlattılar ama baktı ki bu insanlara anlattıkları şeyler çok geliyor Allah'ın hikmetini anladı,sadece bunları yapsınlar yeter demesini bildi ve eski adasına ger dönüp orda Allah'la beraber olmaya devam etti. Absal da yanında öğrencisi olarak kaldı. *Bu anlattıklarım hep İbni Tufeyl'in yazdığı kısım benim de nisbeten daha çok beğendiğim kısım. Peki kitap ortaokul seviyesine uygun mu? Bence değil onlara ağır kaçabilir onlar çizgi filmiyle yetinsinler ama lise düzeyi ve sonrası anlayabilir. Özellikle felsefeye ilgisi olanlar önce bizim doğu felsefemizi bilmek adına bunları okumalılar. Biraz sıkılabilirler ama kopmayıp devam ederlerse mutlaka meselenin özünü anlayacaklardır. Belki lisede okuyup sonra tekrar bakarak daha iyi de anlaşılabilir.
Reklam
2
26
252 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42