Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 13 dk.
Sayfa Sayısı:
184
Basım Tarihi:
Kasım 2003
İlk Yayın Tarihi:
1998
Yayınevi:
İnsan Yayınları
ISBN:
9789757732440
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

...bil ki, sevgi varoluşun aslıdır
Puan vermedi
"Bil ki, sevgi makâmı çok şerefli bir makâmdır. Gene bil ki, sevgi varoluşun aslıdır" İbnü’l-Arabî’nin "İlahi Aşk" başlığı altında kitap şeklinde yayınlanan bu eseri Fütuhat-ı Mekkiye'nin 178. bölümünde bulunur. Şeyhü’l-Ekber, bu eserinde aşkı sadece kalbî bir coşku ya da bireysel bir ruh hali olarak ele almaktan ziyade, onu varoluşun merkezine yerleştirilmiş bir ontolojik ilke olarak tanımlar. Onun nazarında aşk, kainatın yaratılış sebebi, ayakta kalma sırrı ve nihai dönüş noktasıdır. Bu bakış açısına göre alem, "Ben gizli bir hazineydim, bilinmekliği sevdim" kudsî hadisinde ifadesini bulduğu üzere, ilahi sevginin bir taşması ve tecelli etmesiyle vücut bulmuştur. Dolayısıyla var olan her zerre, özünde bu ilahi sevgiden bir pay taşır ve her hareket aslında sevgilinin kendi güzelliğini görme arzusundan neşet eder. ​İbnü’l-Arabî, sevgi kavramını incelerken onu dört temel mertebeye ayırarak analiz eder. Bu mertebeler; kalbe düşen ilk kıvılcım olan hevâ, sevginin kalpte saf bir şekilde yerleşmesi olan hubb, seveni bütünüyle kuşatan ve kendi varlığından geçiren ışk ve Allah’ın "el-Vedûd" isminin tecellisi olan sabit sevgi vedd olarak sıralanır. Hazrete göre bu kavramlar arasındaki geçişler, sülukun yani manevi yolculuğun duraklarını belirler. O, sevgiyi sadece bir kavram olarak bırakmaz, onu fail ve meful dengesiyle açıklar. Arabî’ye göre seven aslında sevilenin aynasıdır; zira kul Allah’ı sevdiğinde, aslında kendi hakikatinde tecelli eden ilahi isimleri sevmektedir. Bu noktada "Vahdet-i Vücud" düşüncesiyle birleşen aşk, seven ile sevilenin hakikatte bir olduğu, ikiliğin ise sadece bir perde ve yanılsama olduğu sonucuna varır. ​Eserin en çarpıcı yönlerinden biri de beşerî aşk ile ilahi aşk arasında kurduğu köprüdür. İbnü’l-Arabî, madde alemindeki güzellikleri hor görmez;
İlahi AşkMuhyiddin İbn Arabi · İnsan Yayınları · 2003537 okunma
6/10
·184 syf.··
2025 2. kitabı
İbn Arabi’nin ilahi aşk anlayışı, tasavvuf düşüncesinin en derin ve etkileyici kavramlarından biridir. Ona göre ilahi aşk, insanın varoluşunun temel sebebi ve Allah’a ulaşmanın en yüce yoludur. Bu aşk, sadece duygusal veya mecazi bir bağlılık değil, hakikatin bizzat kendisini idrak etme sürecidir.
İlahi AşkMuhyiddin İbn Arabi · İnsan Yayınları · 2003537 okunma
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2017 487. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2017 17:15
Büyük Mutasavvıf İbn Arabi bu eserinde, adından da anlaşılacağı gibi ilahi aşk'dan bahsetmiştir. Eser, İbn Arabi'nin Futhuat-ı Mekkiye isimli 560 bölümlük kitabının 178. kısmıdır. Aşk, sevgi, tasavvuf kültüründe çokça değinilmiş, önem verilmiş bir konudur. Öyle ki bazı mutasavvuflar aşk yaşamamış insanları talebeliğe kabul etmemiştir. Aşk sözcüğü Farsça "ışk" kelimesinden türemiş olup, tasavvufi literatürde gündelik kullanımın dışındaki anlamın üzerinde farklı şeylere işaret etmiştir. İbn Arabi eserinde sevgiyi üç şekli ile tanımlamış ve açıklamıştır; ilahi sevgi, ruhani sevgi ve tabii sevgi. Beşeri sevgi olarak nitelenen insanların birbirlerine duydukları sevgi tanımlanırken, İbn Arabi'nin görüşleri çerçevesinde manevi bir yere koyulmuştur. Yani; İbn Arabi, beşeri aşkı da İlahi aşktan bir parça saymıştır! Kitap ayrıca bu sevgi çeşitlerinin halleri, sevenlerin fiilleri, sevginin alametleri gibi konularda işin özü mahiyetinde bilgiler vermektedir. Bazı meşhur aşıklara ait menakıblara da yer verilmiştir. Eser oldukça kıymetli bilgiler içeren, okunduktan sonra dahi okuyucuyla bağını koparmayan bir kitaptır. İşin inceleme boyutunu bir kenara bırakıp samimane konuşmak gerekirse; eser beni alt üst etmiş, günlerce düşünmeme sebep olmuştur. Allak bullak olmak tabirini tam manasıyla ruhuma yaşatmıştır. İdrak ederek, manayı kavrayarak okunduğunda insanın inceliklerine, derinliklerine, ruhuna tesir eden o manevi havayı solumak apayrı bir deneyimdir bana göre. Eseri okumayı değil, hatim etmeyi, kavramayı tavsiye ederim size. Üzerine düşünmeyi, tefekküre dalmayı öneririm. Eser zaten sizi götüreceği yeri gayet iyi bilmektedir. Akışa kapılarak ilerlemek gerek. Ve Ey İbn Arabi, sen muazzam bir insansın ! Keyifli okumalar dilerim.
Din
İlâhî AşkMuhyiddin İbn Arabi · İnsan Yayınları · 2024537 okunma
10/10
·184 syf.·
2016 13. kitabı
Üzerinde düşünülmesi gereken bir kitap, Anladım ki bizim bildiğimiz, hissettiğimiz sevgi -aşk gölgenin de gölgesiymiş..seven sevilmek kaygısına düşmeden seviyor olmanın huzurunu bilmeliymş.. Hem seven sevdiğine benzermiş,biz vefa göstermeden,merhamet etmeden sevmiş sayılmayız,bencillik'diye bir şehir yok, gerçek sevginin ülkesinde..
Din
İlâhî AşkMuhyiddin İbn Arabi · İnsan Yayınları · 2024537 okunma
Aşk
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2004 2. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2004 19:41
Muhyiddin İbn Arabi'nin Risaletu’l-Futuhati’l-mekkiyeti f i ma’rifeti’l-esrarı’l-malikiyyeti ve’l-mulkiyyeti (Malik ve mulk sırlarının bilinmesine dair Mekke’deki manevi fetihler kitabı) adlı 560 bolumluk eserin (Fütuhat-ı Mekkiye) 178. bolumunun cevirisidir. Bu bolumun adı, Fi ma'rifeti makamı'l-malıabbeti (Sevgi makamının bilinmesine dair)’dir. Aynı bölüm, Maurice Gloton tarafından Traite de I’amour (Albin Michel, Paris, 1986) adıyla Fransızca’ya da çevrilmiştir. İçindekilerden birkaç başlığı yazsak herşeyi açıklar sanırım: Sevginin Temelleri, Sevginin Belirtileri, İlâhi Sevgi, Ruhâni Sevgi Tabii Sevgi, Sevginin Adları, Sevginin Yanıltmaları, Âşıkların Bazı Sıfatları, Kur’an’da Âşıkların Vasıfları. Konuya ve Şeyhü-l Ekberin kitaplarına hâkim Mahmut Kanık hoca tarafından çevrilmiş, kitap sonunda bolca dipnot ile desteklemiştir. “Biz aşktan sudur ettik Aşk üzerine yaratıldık Aşka doğru yöneldik Aşka verdik gönlümüzü.” İbn Arabi Aşk ile kalın...
Din
İlâhî AşkMuhyiddin İbn Arabi · İnsan Yayınları · 2024537 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
Oysa insan olmanın özü budur, dönmekte olan bu gezegenin üzerinde var olmakta olduğumuz şu kısa anda, zamanın ve ölümün sonunda hepimizden hakkını alacağı gerçeğine karşın bazı insanları ve şeyleri sevebiliriz.
İlâhî AşkMuhyiddin İbn Arabi · İnsan Yayınları · 2024537 okunma
İlahi Aşk
Puan vermedi·196 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2024 00:25
İbn Arabi, hayran olduğum bir İslam düşünürü, mutasavvıf, yazar ve şairdir. Eserlerini sırayla okumaya çalışacağım. Bu eserde İbn Arabi'nin yaratıcıya olan aşkını okudum. Müthiş şiirlerle birlikte. Eser hakkında çok şey yazmak mümkün ancak paylaştığım şiirleri kafi bence.Birkaç kelam edecek olursak; "Sevgi, aşk, vecd, şevk, sevda, bunların hepsi sonuçta tek bir hakikattir, fakat aşka ilgi duyanların farklı farklı olmaları nedeniyle, ona farklı anlamlar verilmektedir. Bütün bunlar, birer sıfattır. Kim o sıfata bürünürse, o sıfatın etkisi altına girer. Sevgiliye tanı anlamıyla uygun düşen bir seven olmadıkça, o sıfatlardan hiçbiri sevgiliye rücu etmez, O’nunla ilgili olmaz; ayrıca o sıfatların sevgili için hiçbir etkisi de olmaz. O halde bunu iyi anla! İster Sevgili olsun, ister seven olsun, aşkla ilgilenenlerin sıfatları hakkında kısaca anlatılan bu bilgiler bu kadarıyla yeterlidir. Hakikati, ancak Allah söyler. Doğru Yolu, ancak O gösterir."
Aşk
İlâhî AşkMuhyiddin İbn Arabi · İnsan Yayınları · 2024537 okunma
Puan vermedi
Aşk uzun yolları kısa eyler Hani bazen olur ya bazıları bizim bir yılda vardığımız yere bir günde varırlar bunun sebebinin aşk olduğuna inanıyorum aşk Sadece bir insana değil bir hayvana bir vazifeye de duyulabilir hobilerimiz aşklarımızdır aslında .diyebiliriz yani
İlâhî AşkMuhyiddin İbn Arabi · İnsan Yayınları · 2024537 okunma
10/10
·197 syf.··
Beğendi
·
2024 29. kitabı
Ârifler duydukları her şiirde, her bilmecede, her methiyede ve her gazelde sadece O'nu görürler. Bütün bunların sebebi, Tanrı'nın Kendinden başkasının sevilmesini kabul etmediği, ilâhi kıskançlıktır. Sevgi ortaya çıktığı zaman derin derin iç çekmeler olur. Akıl ile idare edilen sevgide hayr yoktur. Âşık, akıldan yoksun bir hayvan gibi olmalıdır, ki açtığı yaralar, yaptığı hatalar kendini suçlu göstermesin. Seven Allah olunca; O'nun açtığı yara masumdur. Allah'ın varlığı bile sevgiyle bilinir. Bil ki, sevgi makamı çok şerefli bir makâmdır. Gene bil ki, sevgi varoluşun aslıdır. İbn Arabî
Aşk
İlâhî AşkMuhyiddin İbn Arabi · İnsan Yayınları · 2024537 okunma
AŞKIN MANASI
Puan vermedi·197 syf.··
2025 215. kitabı
·
325 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 16:59
Bütün sufilerde olduğu gibi Arabî’de de şiirin belirleyici unsuru aşktır. Yaratılışın kaynağı aşktır. Ömür aşkın güzergahlarına uğraya uğraya ilerlemektedir. Aşk varlığı kah çoğaltmakta, kah azaltmaktadır. Bazen onu varlık ile yokluk arasında bir yerde konumlandırmaktadır. Arabî bu durumu “Biz aşktan sudur ettik / Aşk üzerine yaratıldık / Aşka doğru yöneldik / Aşka verdik gönlümüzü ” mısralarıyla ifade eder.
Aşk
İlâhî AşkMuhyiddin İbn Arabi · İnsan Yayınları · 2024537 okunma

Yazar Hakkında

Muhyiddin İbn ArabiYazar · 166 kitap
Muhyiddin İbnü'l-Arabî (Arapça: مُحِي اَلدِّينْ اِبْنُ الْعَرَبِي; d. 28 Temmuz 1165 - 10 Kasım 1240) ya da tam adıyla Muhyiddîn Muhammed bin Ali bin Muhammed el-Arabî el-Hâtimî et-Tâî (Arapça: أَبُو عَبْدُ الله مُحَمَّدْ بِنْ عَلِي بِنْ مُحَمَّدْ بِنْ اَلْعَرَبِي اَلحَاتَمِي اَلطَّائِي), ünlü İslâm düşünürü, mutasavvıf, yazar ve şair. Şeyhü'l Ekber unvanı ile de bilinir. Muhyiddin İbn-i Arabi, Muvahhidun döneminde Mursiye (Murcia), İspanya’da doğdu. Bilinmeyen bir sebeple 8 yaşında ailesiyle birlikte İşbiliye’ye (bugünkü Sevilla) geldi (muhtemelen babasının memuriyeti nedeniyle). Ailesi Arap Tayy kabilesine mensuptu. Yakın cedleri hakkında fazla bir şey bilinmiyorsa da, anne ve baba tarafından nüfuz ve itibar sahibi kimseler olduğu anlaşılıyor. Akrabaları arasında tasavvufî bilgilere sahip kimseler vardı. İlk tahsilini bu şehirde yaptı, uzun bir süre burada kaldı. Çocuk yaşlarında 'Ahmed İbnu’l-Esirî' adında genç bir Sufi ile arkadaş oldu. Hakkındaki kayıtlara göre İbnu'l-Arabî, bu tahsil sırasında bir aralık Halvet'e çekilen İbnu'l-Arabi, halvetinden keşf yoluyla edindiği çeşitli bilgilerle çıkmıştır. Endülüs'de bir süre daha kaldıktan sonra, seyahate çıktı. Şam, Bağdad ve Mekke'ye giderek orada bulunan tanınmış alim ve şeyhlerle görüştü. 1182'de İbn-i Rüşd ile görüştü. Bu görüşmeyi eserinde anlatır. Bu İbnu Rüşd’ün bilgi'nin akıl yolu'yla elde edileceğini söylemesiyle meşhur olduğu yıllardır. 17 yaşındaki genç Muhyiddin gerçek bilgi'nin sadece aklımızdan gelmediğine, böyle bir bilginin daha çok ilham ve keşf yoluyla elde edilebileceğine inanmıştı. Bu senelerde 'Şekkaz' isminde bir şeyh'le tanıştı. Bu zat küçük yaşlardan itibaren ibadete başlayan, Allah korkusu taşıyan, hayatında bir kerecik olsun ‘ben’ dememiş olan ve uzun uzun secde eden bir kimsedir. Muhyiddin o ölene kadar onunla sohbete devam etti. 1182-1183'de İşbiliyye’ye bağlı Haniyye’de 'Lahmî' isimli bir şeyhden, bu zatın adını taşıyan bir mescidde Kur'an dersi aldı. 1184-1185'de 'Ureynî' isimli bir şeyh’le tanıştı. Eserlerinde Ondan ilk hocam diye bahseder, çok faydalandığını söyler. 'Ureynî', Ubudiyet [kulluk] meselesinde derin bir bilgiye sahipti. Bu yıllar'da 'Martili' adlı bir şeyhten de istifade etti. Ureynî O’na:’Sadece Allah’a bak’ derken Martilî‘Sadece Nefsine bak, nefsin hususunda dikkatli ol, ona uyma’ diye öğüt vermişti. Martilî’ye bu zıt önerilerin içyüzünü sordu. Bu zat, kendi nasihatinin doğruluğunda ısrar edecek yerde, ‘Oğlum, 'Ureynî'’nin gösterdiği yol, doğru yolun ta kendisidir. Ona uyman lazım. Biz ikimiz de, kendi halimizin gerekli kıldığı yolu sana göstermişizdir’ dedi. Bu yıllar'da İşbiliyye’de Kordovalı Fatma adında yaşlı bir kadına (tanıştıklarında 96 yaşındadır) 14 sene hizmet etti. Bu kadın, erkek ve kadınlar arasında müttaki ve mütevekkile olarak temayüz etmişti. Çok iyi bir kimseyle evliydi. Yüzünün İbn Arabi'nin bakmaktan utanacağı kadar güzel olduğu söylenir. 1189'da Ebu Abdullah Muhammed eş-Şerefî adında biriyle tanıştı. Kendisi doğu İşbiliyye’li olup, Hatve ehlindendi. Beş vakit namazını Addis Camii'nde kılan bu zatın ibadete aşırı düşkünlüğünden namaz kılmaktan ayaklarının şiştiği söylenir. Arabi, İşbiliyye’deyken (1190) hastalanıp okuma kabiliyyet'ini kaybetti. İki yıl bu halde kaldıktan sonra 589'da (Hicri) Sebte Şehri'ne giderek orada ahlak makamına erdiğini söylediği İbnu Cübeyr ile tanıştı. Bir süre sonra İşbiliyye’ye döndü. Aynı yıl Tlemsen’e geldi. Burada Ebu Medyen (ö.594)[1] hakkında gördüğü bir rüyayı anlatacaktır. 1196'da Fas’a gitti. Orada yaptığı Seyahatler sırasında büyük şöhret kazandı. 1198'de tekrar Endülüs’e geçti. Gırnata Şehri dolaylarındaki Bağa kasabasında Şekkaz isimli bir şeyhi ziyaret etti. Onun Tasavvuf yolu'nda karşılaştığı en yüce kimse olduğunu söyler. 1199-1200'de İlk defa Hac için Mekke’ye gitti. Orada [el-Kassar] (Yunus ibnu Ebi’l-Hüseyin el-Haşimi el-Abbasi el-Kassar) isimli bir şahıs'la sohbet etti. Hac’dan sonra Mağrib’de, oradan da Ebu Medyen’in şehri olan Becaye'de bulundu. Bir süre sonra tekrar Mekke’ye geldi ve "Ruhu’l-Quds", "Tacu'r-Rasul" adlı eserler'ini yazdı. 1204'de Medine, Musul, Bağdad'da bulundu. Musul'da, "et-Tenezzülatu'l-Musuliyye" yi yazdı. Musul’dan ayrıldıktan sonra Konya’ya geldi. Orada tanıştığı Sadreddin Konevî’nin dul annesi ile evlendi. Konya’da iken "Risaletü’l-Envar" ı yazdı. Selçuk Meliki tarafından hürmet ve ikram gördü. Sonra Mısır’a geçti. Orada Futuhat-ı Mekkiye'deki sözlerinden ötürü Mısır uleması tarafından hakkında verilen idam fetvasıyla yüzyüze gelince gizlice oradan kaçtı.Tekrar Mekke’ye geldi ve burada bir süre kaldı. Bağdad ve Halep’de bir süre dolaştıktan sonra 612/1215 de tekrar Konya’ya geldi. 617 de Şam’a yerleşti. Zaman zaman civar şehirlere seyahatler yaptı.Şam'da kendisinin Fütuhat'tan sonra en büyük eseri olarak kabul edilen Fusus'u kaleme aldı(627/1230). İbn Arabi bu eseri rüya'sında Peygamber'den ümmetine aktarmak üzere aldığını belirtir. 638 de 22 R.Evvel’de (1240) Şam'da öldü. Kabri Şam şehri dışında Kasiyun dağı eteğindedir. 1516 yılında I. Selim, Şam’ı Osmanlı toprağı yaptığında oraya türbe, camii ve imaret inşa ettirdi. Medfun bulunduğu türbenin kubbesinde -İbn Arabi'nin kendisine ait olduğu iddia edilen- 'bütün yüzyıllar yetişdirdikleri büyük insanlarla tanınır, benden sonraki yüzyıllar benimle anılacak' mealindeki bir beyit yazılıdır.