“İlk Namaz”, insanın kalbine yumuşak bir dokunuş gibi gelen, sade ama içten bir hikâye…
Okurken sanki bir çocuğun iç dünyasına giriyor, onun gözünden hem merakı hem de saf bir heyecanı hissediyorum.
Namazın nasıl öğrenildiğini değil; aslında bir çocuğun kalbinde nasıl yeşerdiğini anlatan sıcak bir metin bu.
Her şeyin büyük bir vecd ile değil, küçük ama anlamlı adımlarla başlaması çok güzel .
Bir çocuğun ilk defa namaza dururken hissettiği o hafif ürperti, ayaklarının altındaki halıyı fark edişi, kalbinin hızlı hızlı çarpması…
Hepsi bana kendi içimde unutmaya yüz tuttuğum masum bir duyguyu hatırlattı: bir şeye ilk kez inanarak yaklaşmanın güzelliğini.
Anlatımda bir yumuşaklık var; öğreten bir parmak sallamıyor, baskı kurmuyor. Daha çok “Gel, birlikte yürüyelim” diyen bir dil…
O yüzden okurken huzurla ilerledim. İnsanı sıkmadan, yormadan, küçük bir ışık gibi akıp gidiyor.