Adı:
Irazca'nın Dirliği
Baskı tarihi:
27 Mart 2018
Sayfa sayısı:
292
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750403965
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Literatür Yayıncılık Dağıtım
Baskılar:
Irazca
Irazca
Irazca şu dünyaya geldi geleli gün yüzü görmemiştir. Dertli mi dertli bir kadındır; üstelik genç yaşta dul kaldığından kadınlığını da bilememiştir. Geçimdi, çocuktu, sonra torundu derken sırtı doğru düzgün yumuşak bir yatağa değmemiştir. Yetmezmiş gibi, köyün muhtarı Cımbıldak Hüsnü ile Haceliyi ev yeri yüzünden düşman beller kendine. Ev işi halloldu, sular duruldu derken, anlar ki, su uyurmuş ama düşman uyumazmış. Bu sefer torunu Ahmete kötülük eder düşmanlar; oğlu Bayram ölümlerden döner. Yitirir bir bir dayanaklarını... ve zavallı Irazcanın ne dirliği kalır ne düzeni. Fakir Baykurt, Karataş köyü ve insanlarını anlattığı ve Yılanların Öcüyle başlayan üçlemesinin bu ikinci kitabında, Yoksulluğun gözü kör olsun dedirtiyor okura. Gücün parayla ölçüldüğü bir dünyada ve işlerin kayırmayla, rüşvetle görüldüğü bir ortamda köylü olmanın, yoksul olmanın ne anlama geldiğini dile getirirken, insanlığın bu acınası haline sanki bir ağıt yakıyor. Yılanların Öcünde başını gösteren yılanlar, Irazcanın Dirliğinde zehirlerini akıtıyor.
292 syf.
·Puan vermedi
Osmanlı imparatorluğu zamanında hep ihmal edilmiş sadece vergiden vergiye hatırlanan anadolu'nun kaderinin cumhuriyetle beraber değişmediğini işleyen fakir baykurt romanı. yani bir anlamda roman, anadolu insanının cumhuriyet ideolojisiyle hesaplaşmasının romanıdır. bu hesaplaşma ırazca ana karakteri üzerinden yapılır. bu durum romanın tekniği açısından bazı kusurlar yaratır. çünkü ırazca ana okuma yazma bilmeyen cahil bir köylüdür; fakat ırazca ana düzene dair kendisinden beklenmeyecek entellektüel birikim isteyen laflar eder bu da realist bir roman için bir kusurdur. (fakat Georg Lukacs avrupa gerçekçiliği'nde realist romanlarda bazı karakterlerin kendisinden beklenmeyecek laflar etmesini potansiyel kavramıyla açıklar ve bunun bir kusur kabul edelimeyeceğini söyler gerçi)
292 syf.
·Beğendi·7/10
1974 basımı bir kitaptı benim okuduğum. Diyaloglar anadolu şivesiyle yazılmıştı, belki hala öyle basılıyordur bilmiyorum...

Köy hayatı ve karakterler öyle iyi anlatılmış ki ilk sayfada, o dünyanın içine giriyorsunuz. İlk kez Fakir Baykurt romanı okudum, üslup akıcı, konu sürükleyiciydi. Yaşar Kemal'in Teneke'sini hatırlattı bana.

Parası olanın herşeye gücünün yettiği, düzenbazlığın, fakirliğin, cahilliğin dibine vurmuş bir köy... Garadaş.

Şerefi için yaşayan, köye analık eden, fakirlikle kavrulmuş bir anadolu kadını... Irazca.

Ağanın yerini muhtar almış bu kitapta. Öttürüyor bütün köyü. Klasik bir konu ama bağlıyor insanı, içine çekiyor. Ben çok beğendim, tavsiye ederim.
Teşekkürler Cevizkabuğu ;)
292 syf.
·10/10
Yılanların Öcü'nü bitirdiğimizde:

-Irazca "Gece olsun!..." dedi. "Düşün yollara! Yollara!..."

Irazca'yı dinledim: "Düştüm yollara! Yollara!..."

Irazca'nın Dirliği; "Yılanların Öcü" ve "Kara Ahmet Destanı" ile oluşan üçlemenin ikinci kitabı. Bir geçiş kitabı algısı olsa da anlattıkları ile de başlı başına bir kitap.

Kara Bayram'ın oğlu Ahmet tasviriyle başlayan Irazca'nın Dirliği'nde, Yılanların Öcü'nde tanık olduğumuz olayların bir yıl sonrasındayız. Bayram, Irazca'yı dinlememiş düşmanlarından davacı olmamıştır. Sözde, düşmanları ile aralarında anlaşmıştır. Sözde diyorum çünkü ev konusunda istediğine ulaşamayan Deli Haceli ve Cımbıldak Hüsnü (Muhtar) yerlerinde durmaya, Irazcaları rahat bırakmaya pek niyetli değiller.

Deli Haceli intikam derdindedir ve ailesini Irazcalara karşı doldurmaktadır. Bir gün Deli Haceli'nin kardeşi Boz Ömer ile muhtarın oğlu Cemal, Bayram'ın oğlu Ahmet'e rastlarlar. Sekiz yaşındaki Ahmet'i teyze oğlu, hala oğlu diye kandırarak yanlarına çekerler ve Değirmen Deresi denen yerde Ahmet'e bir oyun oynarlar. Yılanların Öcü'nde ev üzerinden yaşanan olaylara tanık olurken Irazca'nın Dirliği'nde oynanan bu oyun ekseninde olaylara tanık oluyoruz. Acaba bu defa Bayram davacı olacak mı?

Önceki kitaptaki kahramanlar arasında ölen ya da kaçan-göçen kimse yok. Hatta yeni kahramanlarla kadro biraz daha genişlemiş durumda.

Irazca'nın Dirliği'nde Ahmet'e, Yılanların Öcü'ne göre daha geniş yer ayrılmıştır. Bu da Ahmet'in bir sonraki kitap olan "Kara Ahmet Destanı"na hazırlanması manasına geliyor.

Muhtar daha partici bir hale gelmiştir. Baykurt, muhtarı parti ile sıkı sıkı birleştirmiştir. Parti muhtar, muhtar partidir. Dönemin siyasi otoritesinin eleştirisi sanırım muhtar üzerinden işleniyor:

"Şimdi nüfus defterini götürüp vermekten gayem, bütün aykırı dürzüleri liste dışı yapacaklar. Başta Kara Bayram! Sonra Irazca! Sonra gelini Haçça! Geldim geçiverdim, Ağali dürzüsü! Hem de hanesi halkı. Geldim geçiverdim, Kosa gâvuru! Hem de hanesi halkı!... Bunların oy hakkı elinden alınacak!... Hökümetin kolundan olmayan dürzülerin ne işi var seçimde sandıkta? Bizim Reis akıllı. Şimdiden yel gelecek delikleri tıkamak istiyor. Hem canım, bunların verdiği oydan ne anlaşılır? Cahil hepsi! Diyeceksin ki sen de cahilsin. Evet, cahilim ama aklım var. Hökümeti destekliyorum. Amerikanlardan yana demokratçılık ediyorum. Bunlar öyle mi? Aykırı pezevenkler hepsi de!" (s.62)

Eserde dönemin bujuvazi ve siyasi otoritesinin ortaklığı; liberalleşme, halka, fakire cephe de yergi noktalarındandır:

"Dünyanın tadı tuzu kalmadı. Köy bozuldu. Bildiğimiz dirlik düzenlik uçup gitti. İnsanlar kıcığa kardı. Yoksulun, düşkünün elinden tutan yok artık! Kadılat, kaymakamlar, bildiğim padişahlar, valiler, banka müdürleri, onbaşılar, büyük paşalar hep varsıllara arka çıkıyor. Malı, parası, gözel avradı olan yıkılmıyor. Hep varsılın dediği oluyor!... Sen istersen inleye inleye öl şurda; dönüp de, 'Ne oldun? Neyin var?' diyen bulunmuyor yoksul isen!..." (s.181)

Olaylara tanıklığımız bir önceki kitaptaki gibi gayet gerçekçi. Biçem açısından da aynı başarı söz konusu. Kısaca keyifli bir kitap daha sizi bekliyor.

Yılanların Öcü'nde Irazca bizi devam etmeye çağırmıştı; Irazca'nın Dirliği'nde ise Kara Bayram bizi devam etmeye çağırıyor:

"Cümlemizi, cümlemizi kurtar Kara Ahmet!..." dedi.
292 syf.
·Beğendi·10/10
Serinin ikinci kitabında da tempo düşmeden devam ediyor. İlkine göre daha heyecanlı ilkine göre daha bi gözel. İlkine göre daha sinir bozucu. Kitabın sinir bozucu sahneleri; haceli'nin kardeşi boz ömer ile muhtarın oğlu cemal'ın ahmet'e cinsel istismarda bulunması.. . Ahmet'in bunalıma girmesi. Boz ömer ile cemal'in yaptıklarını köye yaymaları bayramın da bunu öğrenip ahmet'i dövmesi. Kara bayram'ın boz ömer'den ve cemal'den şikayetçi olması. Haceli ile muhtarın onbaşıya rüşvet vermesi. Onbaşının kara bayram'ın cahilliğinden yararlanıp şikayetini geri çektirmesi. Boz ömer'in ve cemal'ın kara bayramı öldüresiye dövmesi. Muhtarın sırtını partiye dayayıp kendini köyün sahibi sanması. Irazcaya yardim eden kaymakamı sürdürmesi. Unutamayacağım sahneler: birinci kitaptan hatırlarsınız muhtarın evinde bayramı dövmüşlerdi. Bayramı dövdükleri gibi ağali ve kosa, hasan'ın muhtarı kırlıkta dövmeleri.🤣 Kaymakamın Irazcayla vedalaşmak için gelmesi. Irazcanın ve haccanın ağlaması. Kaymakamın kalemini ahmet'e vermesi.

Bayram'ın sonunda şehre göç etmeye karar vermesi ırazcanın delirmesi. Bu kitap daha çok kara ahmet'in ve ırazca'nın üzerine kurulu.
292 syf.
·7 günde·8/10
Üçlemenin, Yılanların Öcü nden sonraki kitabı olan Irazca'nın Dirliği kitabını da, kullanılan yöresel şiveyle anlatıma aşina olduğum için kısa zamanda okudum.
Bu kitapta da Irazca ve ailesinin Muhtar la çekişmeleri devam etmektedir. Yoksulluk ve yoksulluğun getirdiği problemler bütün açıklığıyla göz önüne serilmektedir.
Ben beğendim , tavsiye ederim..
292 syf.
·Beğendi·8/10
Fakir Baykurt uclemesinin ikinci kitabi. (Yilanlarin Ocu- Irazcanin Dirligi-Kara Ahmet Destani).
Ilk baskisi 1961 yilinda yapilmis olan kitabin sonraki baskilarinda yazar tarafindan degisiklikler yapilmistir. Ayni durum Yilanlarin Ocu kitabi icinde gecerlidir.
Baykurt birinci kitapta oldugu gibi cumhuriyetin geldigini ama agalik duzeninin henuz gitmedigini anlatiyor. Irazca'nin "Eteri gitti beteri geldi" ile bu durumu ozetliyor. Saf Anadolu koylusu imajinin ne kadar da uydurma oldugunu, paranin gucun her yerde gucsuzu ezdigini gozler onune bir kez daha seren guzel bir kitap
292 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Türk Edebiyatında Köy Romanı denilince akla gelen ilk yazarlardan biridir Fakir Baykurt. Hangi yörede geçerse geçsin hikayesi, sanki benim köyümü anlatıyor hissine kapılırsınız okurken. En azından ben öyle hissediyorum. Çünkü köylerin ortaktır sorunları... Yılanların Öcü ve Irazca'nın Dirliği'ni okurken çocukluğuma gittim ve zaman zaman çok duygulu anlar yaşadım...
292 syf.
·Beğendi·9/10
Fakir Baykurt Üçlemesi 2
Irazcanın Dirliği
Muhtarla Irazca’nın arasındaki kavganın üzerinden iki yıla yakın zaman geçmiştir. Kara Bayram’ın çocukları serpilip gelişmektedir. Ahmet Efe 8 yaşına gelmiştir, zekası ve yetenekleri ile ailenin neşesi umududur. Kara Bayram’ın aklından çocuklarını okutmak geçmektedir, ancak Karataş’ta okul yoktur.
Kaymakamın kararı ile Deli Haceli’nin evinin yapılmaması, gerek Muhtar gerekse Deli Haceli sülalesininin gururlarının incinmesine sebep olmuş, içten içe Irazca’ya ve Kara Bayram’a kinlenmektedirler.
Muhtar , Amerikadan gelen Marshall yardımlarından nasiplenmekte. Bu yüzden parti ile ilişkileri her zaman olduğu gibi sıkı fıkıdır.
Ahmet Efe inekleri otlatırken Kara Bayram’a kinlenen Deli Haceli’nin kardeşi ile Muhtarın oğlu Ahmet Efe’yi kirletmeye kalkarlar. Irazca’nın hanesinde bir süredir devam eden huzur, yerini öfkeye bırakmıştır. Kara Bayram, bel bağladıkları Kaymakama derdini anlatır. Kanunlar ilk önce uygulanır, Deli Haceli’nin kardeşi ile Muhtarın oğlu hapse girer ancak hak hukuk güçlüden yana olur. Tutuklular salıverilir. Kara Bayram öldüresiye dövülür. Irazca’nın isyanı göklere çıkar. Burdur’a hastaneye kaldırılan Kara Bayram’ın kaderi Hastanede değişir.
Biraz korkmuşluğun sinmişliği, biraz çocuklarını okutma isteği ile kısmetini şehirde aramaya karar verir.
Irazca bu zulüme karşı mücadele de yapayalnız kalmıştır.
Büyük İskender “Korkusunu yenen ölümü de yener.” demiş Irazca ölümden de korkmayan tamda bu karakterdedir.
Kara Bayram ise Sofokles’in tanımladığı "Korku içinde olana, her şey hışırdar." karakterine bürünmüştür.
Kitapta 1950’li yıllar anlatılırken günümüzden çokta farkı olmayan, “adalet” arayanların uğradıkları haksızlıklar anlatılmaya devam etmektedir.
“Kanunlar örümcek ağları gibidir, güçlüler deler geçer, zayıflar ağa takılır.” Sözünü hatırlatırcasına…
Irazca’nın dilinden yöresel deyimlerle okuyucuya ders olacak onca söz vardır kitapta.
“Çıranın özü var, baharın yazı var.”
“Evini temiz tut anam, konuk gelir, kendini temiz tut, ölüm gelir!”
“Gevşek tükrüğün sakala işte böyle zararı olur.”
“Güya şimdi beylik yok. Beylik gitti, parti geldi gelmez olsun!”
“Allah iş kaygısı versin, baş kaygısı vermesin.”
“Düşman kazanması kolay gütmesi zor!”
“Doğmak varsa ölmek de var. Herkes ölüyor, Elle gelen düğün bayram… En kötüsü zulüm!”
“Ölmeyeceğim göreceksin !doğrulup kalkacağım ! Yaralarımı da yalaya yalaya iyi edeceğim göreceksin !...”
287 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
İrazca'nın dirliği ''Yılanların Öcü''ve Kara Ahmet Destanı''ile oluşan üçlemenin ikinci kitabı.
Hayatı boyunca gün yüzü görmemiş İrazca ve ailesinin Karataş Köyünün ve idari gücü elinde bulunduran kişilere karşı ayakta durma mücadelesini anlatıyor.
292 syf.
·Beğendi·9/10
Kitap yılanların öcünün devamı. Fakir Baykurt un klasik romanlarından. Yine güçlüye, zalime, zengine karşı savaşan bir ailenin dramını anlatıyor. Arasıra bu aileye arka çıkanlar oluyor ama onlarda kötülükten nasibini alıyor. İrazca bize mücadeleyi, yılmamayı, hakkını savunmayı gösteriyor. Cahilliğin illa okumamakla olmadığını öğretiyor. Kara Ahmet Destanında görüşmek üzere...
"Şu dünyada garı milletinin çektiği..." dedi Bayram. "Şu dünyada garıların irezilliği!.. Üç buçuk seetlik gecelerde, nasıl yatarlar, nasıl dinlenirler? Nasıl uykularına ganarlar? Garıların dinlenmesi gıyamete galmıştır. Gıyamete, hemi de gara toprağın altına..."
Fakir Baykurt
Sayfa 47 - Remzi Kitabevi, 1993
Gözünün önüne süpürge süpüren bir Bayram getirip biraz utanıyordu. "(Garılar gibi...)" diyordu. Sonra kendi kendine çıkışıyordu: "(Ne garılar gibisi ulan?.. Garılar gibi mi olur?.. İş iştir!.. İşin erkeği dişisi var mı?)"
Fakir Baykurt
Sayfa 192 - Remzi Kitabevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Irazca'nın Dirliği
Baskı tarihi:
27 Mart 2018
Sayfa sayısı:
292
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750403965
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Literatür Yayıncılık Dağıtım
Baskılar:
Irazca
Irazca
Irazca şu dünyaya geldi geleli gün yüzü görmemiştir. Dertli mi dertli bir kadındır; üstelik genç yaşta dul kaldığından kadınlığını da bilememiştir. Geçimdi, çocuktu, sonra torundu derken sırtı doğru düzgün yumuşak bir yatağa değmemiştir. Yetmezmiş gibi, köyün muhtarı Cımbıldak Hüsnü ile Haceliyi ev yeri yüzünden düşman beller kendine. Ev işi halloldu, sular duruldu derken, anlar ki, su uyurmuş ama düşman uyumazmış. Bu sefer torunu Ahmete kötülük eder düşmanlar; oğlu Bayram ölümlerden döner. Yitirir bir bir dayanaklarını... ve zavallı Irazcanın ne dirliği kalır ne düzeni. Fakir Baykurt, Karataş köyü ve insanlarını anlattığı ve Yılanların Öcüyle başlayan üçlemesinin bu ikinci kitabında, Yoksulluğun gözü kör olsun dedirtiyor okura. Gücün parayla ölçüldüğü bir dünyada ve işlerin kayırmayla, rüşvetle görüldüğü bir ortamda köylü olmanın, yoksul olmanın ne anlama geldiğini dile getirirken, insanlığın bu acınası haline sanki bir ağıt yakıyor. Yılanların Öcünde başını gösteren yılanlar, Irazcanın Dirliğinde zehirlerini akıtıyor.

Kitabı okuyanlar 167 okur

  • Betül Dokmeci
  • Çağlar
  • Öznur Düzgün
  • Hilal Büyükpoyraz
  • Bahadır Özbütün
  • Hüseyin Atıcı
  • Elif Ada
  • Muberra Sekmen
  • Gökhan is
  • Mehmet

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.9
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%11.1
25-34 Yaş
%18.5
35-44 Yaş
%35.2
45-54 Yaş
%24.1
55-64 Yaş
%7.4
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55
Erkek
%45

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.5 (13)
9
%25 (11)
8
%22.7 (10)
7
%15.9 (7)
6
%2.3 (1)
5
%0
4
%4.5 (2)
3
%0
2
%0
1
%0