İrazcanın Dirliği

8,2/10  (16 Oy) · 
56 okunma  · 
11 beğeni  · 
640 gösterim
Irazca şu dünyaya geldi geleli gün yüzü görmemiştir. Dertli mi dertli bir kadındır; üstelik genç yaşta dul kaldığından kadınlığını da bilememiştir. Geçimdi, çocuktu, sonra torundu derken sırtı doğru düzgün yumuşak bir yatağa değmemiştir. Yetmezmiş gibi, köyün muhtarı Cımbıldak Hüsnü ile Haceliyi ev yeri yüzünden düşman beller kendine. Ev işi halloldu, sular duruldu derken, anlar ki, su uyurmuş ama düşman uyumazmış. Bu sefer torunu Ahmete kötülük eder düşmanlar; oğlu Bayram ölümlerden döner. Yitirir bir bir dayanaklarını... ve zavallı Irazcanın ne dirliği kalır ne düzeni. Fakir Baykurt, Karataş köyü ve insanlarını anlattığı ve Yılanların Öcüyle başlayan üçlemesinin bu ikinci kitabında, Yoksulluğun gözü kör olsun dedirtiyor okura. Gücün parayla ölçüldüğü bir dünyada ve işlerin kayırmayla, rüşvetle görüldüğü bir ortamda köylü olmanın, yoksul olmanın ne anlama geldiğini dile getirirken, insanlığın bu acınası haline sanki bir ağıt yakıyor. Yılanların Öcünde başını gösteren yılanlar, Irazcanın Dirliğinde zehirlerini akıtıyor.
  • Baskı Tarihi:
    2010
  • Sayfa Sayısı:
    292
  • ISBN:
    9789750403965
  • Yayınevi:
    Literatür Yayıncılık Dağıtım
  • Kitabın Türü:
Cihan Yıldız 
22 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

1974 basımı bir kitaptı benim okuduğum. Diyaloglar anadolu şivesiyle yazılmıştı, belki hala öyle basılıyordur bilmiyorum...

Köy hayatı ve karakterler öyle iyi anlatılmış ki ilk sayfada, o dünyanın içine giriyorsunuz. İlk kez Fakir Baykurt romanı okudum, üslup akıcı, konu sürükleyiciydi. Yaşar Kemal'in Teneke'sini hatırlattı bana.

Parası olanın herşeye gücünün yettiği, düzenbazlığın, fakirliğin, cahilliğin dibine vurmuş bir köy... Garadaş.

Şerefi için yaşayan, köye analık eden, fakirlikle kavrulmuş bir anadolu kadını... Irazca.

Ağanın yerini muhtar almış bu kitapta. Öttürüyor bütün köyü. Klasik bir konu ama bağlıyor insanı, içine çekiyor. Ben çok beğendim, tavsiye ederim.
Teşekkürler Cevizkabuğu ;)

Altuğ Öztürk 
08 Haz 14:49 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Yılanların Öcü'nü bitirdiğimizde:

-Irazca "Gece olsun!..." dedi. "Düşün yollara! Yollara!..."

Irazca'yı dinledim: "Düştüm yollara! Yollara!..."

Irazca'nın Dirliği; "Yılanların Öcü" ve "Kara Ahmet Destanı" ile oluşan üçlemenin ikinci kitabı. Bir geçiş kitabı algısı olsa da anlattıkları ile de başlı başına bir kitap.

Kara Bayram'ın oğlu Ahmet tasviriyle başlayan Irazca'nın Dirliği'nde, Yılanların Öcü'nde tanık olduğumuz olayların bir yıl sonrasındayız. Bayram, Irazca'yı dinlememiş düşmanlarından davacı olmamıştır. Sözde, düşmanları ile aralarında anlaşmıştır. Sözde diyorum çünkü ev konusunda istediğine ulaşamayan Deli Haceli ve Cımbıldak Hüsnü (Muhtar) yerlerinde durmaya, Irazcaları rahat bırakmaya pek niyetli değiller.

Deli Haceli intikam derdindedir ve ailesini Irazcalara karşı doldurmaktadır. Bir gün Deli Haceli'nin kardeşi Boz Ömer ile muhtarın oğlu Cemal, Bayram'ın oğlu Ahmet'e rastlarlar. Sekiz yaşındaki Ahmet'i teyze oğlu, hala oğlu diye kandırarak yanlarına çekerler ve Değirmen Deresi denen yerde Ahmet'e bir oyun oynarlar. Yılanların Öcü'nde ev üzerinden yaşanan olaylara tanık olurken Irazca'nın Dirliği'nde oynanan bu oyun ekseninde olaylara tanık oluyoruz. Acaba bu defa Bayram davacı olacak mı?

Önceki kitaptaki kahramanlar arasında ölen ya da kaçan-göçen kimse yok. Hatta yeni kahramanlarla kadro biraz daha genişlemiş durumda.

Irazca'nın Dirliği'nde Ahmet'e, Yılanların Öcü'ne göre daha geniş yer ayrılmıştır. Bu da Ahmet'in bir sonraki kitap olan "Kara Ahmet Destanı"na hazırlanması manasına geliyor.

Muhtar daha partici bir hale gelmiştir. Baykurt, muhtarı parti ile sıkı sıkı birleştirmiştir. Parti muhtar, muhtar partidir. Dönemin siyasi otoritesinin eleştirisi sanırım muhtar üzerinden işleniyor:

"Şimdi nüfus defterini götürüp vermekten gayem, bütün aykırı dürzüleri liste dışı yapacaklar. Başta Kara Bayram! Sonra Irazca! Sonra gelini Haçça! Geldim geçiverdim, Ağali dürzüsü! Hem de hanesi halkı. Geldim geçiverdim, Kosa gâvuru! Hem de hanesi halkı!... Bunların oy hakkı elinden alınacak!... Hökümetin kolundan olmayan dürzülerin ne işi var seçimde sandıkta? Bizim Reis akıllı. Şimdiden yel gelecek delikleri tıkamak istiyor. Hem canım, bunların verdiği oydan ne anlaşılır? Cahil hepsi! Diyeceksin ki sen de cahilsin. Evet, cahilim ama aklım var. Hökümeti destekliyorum. Amerikanlardan yana demokratçılık ediyorum. Bunlar öyle mi? Aykırı pezevenkler hepsi de!" (s.62)

Eserde dönemin bujuvazi ve siyasi otoritesinin ortaklığı; liberalleşme, halka, fakire cephe de yergi noktalarındandır:

"Dünyanın tadı tuzu kalmadı. Köy bozuldu. Bildiğimiz dirlik düzenlik uçup gitti. İnsanlar kıcığa kardı. Yoksulun, düşkünün elinden tutan yok artık! Kadılat, kaymakamlar, bildiğim padişahlar, valiler, banka müdürleri, onbaşılar, büyük paşalar hep varsıllara arka çıkıyor. Malı, parası, gözel avradı olan yıkılmıyor. Hep varsılın dediği oluyor!... Sen istersen inleye inleye öl şurda; dönüp de, 'Ne oldun? Neyin var?' diyen bulunmuyor yoksul isen!..." (s.181)

Olaylara tanıklığımız bir önceki kitaptaki gibi gayet gerçekçi. Biçem açısından da aynı başarı söz konusu. Kısaca keyifli bir kitap daha sizi bekliyor.

Yılanların Öcü'nde Irazca bizi devam etmeye çağırmıştı; Irazca'nın Dirliği'nde ise Kara Bayram bizi devam etmeye çağırıyor:

"Cümlemizi, cümlemizi kurtar Kara Ahmet!..." dedi.

Semiha 
02 Nis 10:07 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Fakir Baykurt uclemesinin ikinci kitabi. (Yilanlarin Ocu- Irazcanin Dirligi-Kara Ahmet Destani).
Ilk baskisi 1961 yilinda yapilmis olan kitabin sonraki baskilarinda yazar tarafindan degisiklikler yapilmistir. Ayni durum Yilanlarin Ocu kitabi icinde gecerlidir.
Baykurt birinci kitapta oldugu gibi cumhuriyetin geldigini ama agalik duzeninin henuz gitmedigini anlatiyor. Irazca'nin "Eteri gitti beteri geldi" ile bu durumu ozetliyor. Saf Anadolu koylusu imajinin ne kadar da uydurma oldugunu, paranin gucun her yerde gucsuzu ezdigini gozler onune bir kez daha seren guzel bir kitap

fisun 
03 Mar 12:40 · Kitabı okudu · 7 günde · 8/10 puan

Üçlemenin, Yılanların Öcü nden sonraki kitabı olan Irazca'nın Dirliği kitabını da, kullanılan yöresel şiveyle anlatıma aşina olduğum için kısa zamanda okudum.
Bu kitapta da Irazca ve ailesinin Muhtar la çekişmeleri devam etmektedir. Yoksulluk ve yoksulluğun getirdiği problemler bütün açıklığıyla göz önüne serilmektedir.
Ben beğendim , tavsiye ederim..

Kitaptan 4 Alıntı

Şinka 
19 Tem 12:20 · Kitabı okudu · 7/10 puan

"Her dağın kendine göre bir dumanı,
her insanın da kendine göre gamı gümanı olur Kara Bayram!"

İrazcanın Dirliği, Fakir Baykurt (Sayfa 66)İrazcanın Dirliği, Fakir Baykurt (Sayfa 66)

"Karıların dinlenmesi kıyamete kalmıştır bence! Kıyamete, hem de kara toprağın altında... Ölünce dinlenir bizim köyde, köylerde karılar..."

İrazcanın Dirliği, Fakir Baykurt (Sayfa 72 - Literatür Yayınları)İrazcanın Dirliği, Fakir Baykurt (Sayfa 72 - Literatür Yayınları)