İrazcanın DirliğiFakir Baykurt

·
Okunma
·
Beğeni
·
928
Gösterim
Adı:
İrazcanın Dirliği
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
292
ISBN:
9789750403965
Kitabın türü:
Yayınevi:
Literatür Yayıncılık Dağıtım
Irazca şu dünyaya geldi geleli gün yüzü görmemiştir. Dertli mi dertli bir kadındır; üstelik genç yaşta dul kaldığından kadınlığını da bilememiştir. Geçimdi, çocuktu, sonra torundu derken sırtı doğru düzgün yumuşak bir yatağa değmemiştir. Yetmezmiş gibi, köyün muhtarı Cımbıldak Hüsnü ile Haceliyi ev yeri yüzünden düşman beller kendine. Ev işi halloldu, sular duruldu derken, anlar ki, su uyurmuş ama düşman uyumazmış. Bu sefer torunu Ahmete kötülük eder düşmanlar; oğlu Bayram ölümlerden döner. Yitirir bir bir dayanaklarını... ve zavallı Irazcanın ne dirliği kalır ne düzeni. Fakir Baykurt, Karataş köyü ve insanlarını anlattığı ve Yılanların Öcüyle başlayan üçlemesinin bu ikinci kitabında, Yoksulluğun gözü kör olsun dedirtiyor okura. Gücün parayla ölçüldüğü bir dünyada ve işlerin kayırmayla, rüşvetle görüldüğü bir ortamda köylü olmanın, yoksul olmanın ne anlama geldiğini dile getirirken, insanlığın bu acınası haline sanki bir ağıt yakıyor. Yılanların Öcünde başını gösteren yılanlar, Irazcanın Dirliğinde zehirlerini akıtıyor.
1974 basımı bir kitaptı benim okuduğum. Diyaloglar anadolu şivesiyle yazılmıştı, belki hala öyle basılıyordur bilmiyorum...

Köy hayatı ve karakterler öyle iyi anlatılmış ki ilk sayfada, o dünyanın içine giriyorsunuz. İlk kez Fakir Baykurt romanı okudum, üslup akıcı, konu sürükleyiciydi. Yaşar Kemal'in Teneke'sini hatırlattı bana.

Parası olanın herşeye gücünün yettiği, düzenbazlığın, fakirliğin, cahilliğin dibine vurmuş bir köy... Garadaş.

Şerefi için yaşayan, köye analık eden, fakirlikle kavrulmuş bir anadolu kadını... Irazca.

Ağanın yerini muhtar almış bu kitapta. Öttürüyor bütün köyü. Klasik bir konu ama bağlıyor insanı, içine çekiyor. Ben çok beğendim, tavsiye ederim.
Teşekkürler Cevizkabuğu ;)
Yılanların Öcü'nü bitirdiğimizde:

-Irazca "Gece olsun!..." dedi. "Düşün yollara! Yollara!..."

Irazca'yı dinledim: "Düştüm yollara! Yollara!..."

Irazca'nın Dirliği; "Yılanların Öcü" ve "Kara Ahmet Destanı" ile oluşan üçlemenin ikinci kitabı. Bir geçiş kitabı algısı olsa da anlattıkları ile de başlı başına bir kitap.

Kara Bayram'ın oğlu Ahmet tasviriyle başlayan Irazca'nın Dirliği'nde, Yılanların Öcü'nde tanık olduğumuz olayların bir yıl sonrasındayız. Bayram, Irazca'yı dinlememiş düşmanlarından davacı olmamıştır. Sözde, düşmanları ile aralarında anlaşmıştır. Sözde diyorum çünkü ev konusunda istediğine ulaşamayan Deli Haceli ve Cımbıldak Hüsnü (Muhtar) yerlerinde durmaya, Irazcaları rahat bırakmaya pek niyetli değiller.

Deli Haceli intikam derdindedir ve ailesini Irazcalara karşı doldurmaktadır. Bir gün Deli Haceli'nin kardeşi Boz Ömer ile muhtarın oğlu Cemal, Bayram'ın oğlu Ahmet'e rastlarlar. Sekiz yaşındaki Ahmet'i teyze oğlu, hala oğlu diye kandırarak yanlarına çekerler ve Değirmen Deresi denen yerde Ahmet'e bir oyun oynarlar. Yılanların Öcü'nde ev üzerinden yaşanan olaylara tanık olurken Irazca'nın Dirliği'nde oynanan bu oyun ekseninde olaylara tanık oluyoruz. Acaba bu defa Bayram davacı olacak mı?

Önceki kitaptaki kahramanlar arasında ölen ya da kaçan-göçen kimse yok. Hatta yeni kahramanlarla kadro biraz daha genişlemiş durumda.

Irazca'nın Dirliği'nde Ahmet'e, Yılanların Öcü'ne göre daha geniş yer ayrılmıştır. Bu da Ahmet'in bir sonraki kitap olan "Kara Ahmet Destanı"na hazırlanması manasına geliyor.

Muhtar daha partici bir hale gelmiştir. Baykurt, muhtarı parti ile sıkı sıkı birleştirmiştir. Parti muhtar, muhtar partidir. Dönemin siyasi otoritesinin eleştirisi sanırım muhtar üzerinden işleniyor:

"Şimdi nüfus defterini götürüp vermekten gayem, bütün aykırı dürzüleri liste dışı yapacaklar. Başta Kara Bayram! Sonra Irazca! Sonra gelini Haçça! Geldim geçiverdim, Ağali dürzüsü! Hem de hanesi halkı. Geldim geçiverdim, Kosa gâvuru! Hem de hanesi halkı!... Bunların oy hakkı elinden alınacak!... Hökümetin kolundan olmayan dürzülerin ne işi var seçimde sandıkta? Bizim Reis akıllı. Şimdiden yel gelecek delikleri tıkamak istiyor. Hem canım, bunların verdiği oydan ne anlaşılır? Cahil hepsi! Diyeceksin ki sen de cahilsin. Evet, cahilim ama aklım var. Hökümeti destekliyorum. Amerikanlardan yana demokratçılık ediyorum. Bunlar öyle mi? Aykırı pezevenkler hepsi de!" (s.62)

Eserde dönemin bujuvazi ve siyasi otoritesinin ortaklığı; liberalleşme, halka, fakire cephe de yergi noktalarındandır:

"Dünyanın tadı tuzu kalmadı. Köy bozuldu. Bildiğimiz dirlik düzenlik uçup gitti. İnsanlar kıcığa kardı. Yoksulun, düşkünün elinden tutan yok artık! Kadılat, kaymakamlar, bildiğim padişahlar, valiler, banka müdürleri, onbaşılar, büyük paşalar hep varsıllara arka çıkıyor. Malı, parası, gözel avradı olan yıkılmıyor. Hep varsılın dediği oluyor!... Sen istersen inleye inleye öl şurda; dönüp de, 'Ne oldun? Neyin var?' diyen bulunmuyor yoksul isen!..." (s.181)

Olaylara tanıklığımız bir önceki kitaptaki gibi gayet gerçekçi. Biçem açısından da aynı başarı söz konusu. Kısaca keyifli bir kitap daha sizi bekliyor.

Yılanların Öcü'nde Irazca bizi devam etmeye çağırmıştı; Irazca'nın Dirliği'nde ise Kara Bayram bizi devam etmeye çağırıyor:

"Cümlemizi, cümlemizi kurtar Kara Ahmet!..." dedi.

Benzer kitaplar

Serinin ikinci kitabında da tempo düşmeden devam ediyor. İlkine göre daha heyecanlı ilkine göre daha bi gözel. İlkine göre daha sinir bozucu. Kitabın sinir bozucu sahneleri; haceli'nin kardeşi boz ömer ile muhtarın oğlu cemal'ın ahmet'e cinsel istismarda bulunması.. . Ahmet'in bunalıma girmesi. Boz ömer ile cemal'in yaptıklarını köye yaymaları bayramın da bunu öğrenip ahmet'i dövmesi. Kara bayram'ın boz ömer'den ve cemal'den şikayetçi olması. Haceli ile muhtarın onbaşıya rüşvet vermesi. Onbaşının kara bayram'ın cahilliğinden yararlanıp şikayetini geri çektirmesi. Boz ömer'in ve cemal'ın kara bayramı öldüresiye dövmesi. Muhtarın sırtını partiye dayayıp kendini köyün sahibi sanması. Irazcaya yardim eden kaymakamı sürdürmesi. Unutamayacağım sahneler: birinci kitaptan hatırlarsınız muhtarın evinde bayramı dövmüşlerdi. Bayramı dövdükleri gibi ağali ve kosa, hasan'ın muhtarı kırlıkta dövmeleri.🤣 Kaymakamın Irazcayla vedalaşmak için gelmesi. Irazcanın ve haccanın ağlaması. Kaymakamın kalemini ahmet'e vermesi.

Bayram'ın sonunda şehre göç etmeye karar vermesi ırazcanın delirmesi. Bu kitap daha çok kara ahmet'in ve ırazca'nın üzerine kurulu.
Fakir Baykurt ile beni tanıştıran bir eser, Irazca'nın Dirliği. Türk Edebiyatı okumaya pek yatkın biri değilim. Rus Edebiyatı her zaman daha fazla ilgimi çekmiştir. Eğer sizde benim gibi Türk Edebiyatı'na karşı önyargılı iseniz, okumaya pek fazla hevesiniz yoksa, erteliyorsanız, bunu yapmayın. Bunu milliyetçi duygulardan falan söylediğimi sanmanızı istemem, edebi açıdan baktığınız zaman, bu gerçeği göreceksiniz.


Irazca Ana; mücadeleci, inat, yaşlı, yoksul, köylü, ve bütün köylüler gibi çalışkan bir ana. Çok güçlü bir kadın Irazca Ana, azimli, yırtıcı. O Karataş köyünde doğdu ve orada ölecek. Gitmez oradan bir yere Körolası Kara Bayram! Boşa götürmeye çalışma ananı şehirlere! Her ne kadar evladına, gelinine, torunlarına takındığı tavırlara -kitabın son kısımlarına doğru- rağmen sevilmesi gereken bir kadındır Irazcan Ana. Yufka yüreklidir çünkü. Bahsediyor ya zaten kitapta " gelini bir gün, torunları yarım gün, oğlumu da üç günde affederim gitmezlerse" diye. Irazca'nın toprağına olan bağlılığı her şeyden üstünmüş bunu görmüş olduk. Eski toprak olduğu için ve hala günümüzde topluluğun çoğunda görüldüğü gibi "elalem ne der?" hapishanesinde yaşıyor. Bu iğrenç bir şey olsa gerek.

Açıkçası, yeryüzünde ne kadar aşağılık, alçak insan varsa ben bunu kitaplardan öğreniyorum, görüyorum. Düşünmeden edemiyorum, neden insanlar bütün hayatını bencillik içerisinde geçirir, neden sürekli çıkar hesaplamaları yapmak zorundadır, neden sürekli yalan söylemek zorundadır?

Türk Edebiyatı okumak isteyenlerin, köy yaşamı görmek isteyenlerin okuması gereken bir eser...
Üçlemenin, Yılanların Öcü nden sonraki kitabı olan Irazca'nın Dirliği kitabını da, kullanılan yöresel şiveyle anlatıma aşina olduğum için kısa zamanda okudum.
Bu kitapta da Irazca ve ailesinin Muhtar la çekişmeleri devam etmektedir. Yoksulluk ve yoksulluğun getirdiği problemler bütün açıklığıyla göz önüne serilmektedir.
Ben beğendim , tavsiye ederim..
Fakir Baykurt uclemesinin ikinci kitabi. (Yilanlarin Ocu- Irazcanin Dirligi-Kara Ahmet Destani).
Ilk baskisi 1961 yilinda yapilmis olan kitabin sonraki baskilarinda yazar tarafindan degisiklikler yapilmistir. Ayni durum Yilanlarin Ocu kitabi icinde gecerlidir.
Baykurt birinci kitapta oldugu gibi cumhuriyetin geldigini ama agalik duzeninin henuz gitmedigini anlatiyor. Irazca'nin "Eteri gitti beteri geldi" ile bu durumu ozetliyor. Saf Anadolu koylusu imajinin ne kadar da uydurma oldugunu, paranin gucun her yerde gucsuzu ezdigini gozler onune bir kez daha seren guzel bir kitap
Türk Edebiyatında Köy Romanı denilince akla gelen ilk yazarlardan biridir Fakir Baykurt. Hangi yörede geçerse geçsin hikayesi, sanki benim köyümü anlatıyor hissine kapılırsınız okurken. En azından ben öyle hissediyorum. Çünkü köylerin ortaktır sorunları... Yılanların Öcü ve Irazca'nın Dirliği'ni okurken çocukluğuma gittim ve zaman zaman çok duygulu anlar yaşadım...
"Her dağın kendine göre bir dumanı,
her insanın da kendine göre gamı gümanı olur Kara Bayram!"
Bak sana anlatayım kadın Kaymakam’ım. Ben dünyada üç nesneyi istemem: Bir cahillik, bir yoksulluk, bir zulüm! Türkü var ya, ‘Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm..’ Tabi benim kocakarı aklım… Yoksulluk olmazsa ayrılık da olmaz. Keyfi olarak gurbete çıkıp da ne yapacak millet? Ayrılık, yoksulluktan… İnsanlar üç kuruş idare için çıkıyor gurbete…
En kötüsü zulüm! Ne hakkı var, Muhtar bana zulmediyor? Ne hakkı var, günümü gecemi zindan ediyor? Zulüm insan kısmına en büyük kötülük! İnsanın insana zulmü haram!
“Hey gidi! Hey gidi hey! Kulakların bunları duymalı, bunları görmeliydi Müsteşar Bey! Köylü romantizmi diyordun. Bak bakalım, öyle mi?... Ben sevgi diyorum, siz sevgiye de romantizm diyorsunuz! Hey gidi! Hey gidi benim çilesi uzun, insanları mahzun, mahzun, mahzun yurdum! Sevenlerinin futbol topu gibi ordan oraya tekmelendiği memleketim!”
"Kızları okula verdim. Şimdi bir deli oğlan büyüyor, onu da vereceğim. Kurtulsunlar köylülükten Bayram Arkadaş! Nasırsız ellerle adam sınıfına dahil olsunlar. Birer birer büyüyüp memur olurlarsa, bilumum köylü milletine arka verirler. Biz de babalarıyız diye övünç duyarız... Kızları lisenin yukarısına kadar okutacağım. Ikisi de kafalı! Okulda bir bu birinci oluyor, bir öteki! Oğlanda zekalı! Valla, sen dağın başındaki Navrum köyünden kalk gel, Burdur şehrinde amir, memur çocuklarını yen birinci ol; bravo doğrusu! Çok, çok bravo! Kendi kendimin çocuklarını çok takdir ediyorum Bayram Arkadaş!
Şayet param yetmezse tarlaları elden çıkaracağım! Üç tane filinta çocuk!"
Fakir Baykurt
Sayfa 234 - Literatür

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İrazcanın Dirliği
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
292
ISBN:
9789750403965
Kitabın türü:
Yayınevi:
Literatür Yayıncılık Dağıtım
Irazca şu dünyaya geldi geleli gün yüzü görmemiştir. Dertli mi dertli bir kadındır; üstelik genç yaşta dul kaldığından kadınlığını da bilememiştir. Geçimdi, çocuktu, sonra torundu derken sırtı doğru düzgün yumuşak bir yatağa değmemiştir. Yetmezmiş gibi, köyün muhtarı Cımbıldak Hüsnü ile Haceliyi ev yeri yüzünden düşman beller kendine. Ev işi halloldu, sular duruldu derken, anlar ki, su uyurmuş ama düşman uyumazmış. Bu sefer torunu Ahmete kötülük eder düşmanlar; oğlu Bayram ölümlerden döner. Yitirir bir bir dayanaklarını... ve zavallı Irazcanın ne dirliği kalır ne düzeni. Fakir Baykurt, Karataş köyü ve insanlarını anlattığı ve Yılanların Öcüyle başlayan üçlemesinin bu ikinci kitabında, Yoksulluğun gözü kör olsun dedirtiyor okura. Gücün parayla ölçüldüğü bir dünyada ve işlerin kayırmayla, rüşvetle görüldüğü bir ortamda köylü olmanın, yoksul olmanın ne anlama geldiğini dile getirirken, insanlığın bu acınası haline sanki bir ağıt yakıyor. Yılanların Öcünde başını gösteren yılanlar, Irazcanın Dirliğinde zehirlerini akıtıyor.

Kitabı okuyanlar 86 okur

  • Elif F.
  • BilgeSevgi
  • Çağrı Hatipoğlu
  • REYHAN KAPU
  • Mavi 1919
  • Leyla Solak Özkan
  • Seretse
  • Almost Honest
  • Gülhan Aşanboğa
  • Ayfer Kliok

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.9
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%11.1
25-34 Yaş
%18.5
35-44 Yaş
%35.2
45-54 Yaş
%24.1
55-64 Yaş
%7.4
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55
Erkek
%45

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.4 (7)
9
%4.3 (1)
8
%39.1 (9)
7
%13 (3)
6
%4.3 (1)
5
%0
4
%8.7 (2)
3
%0
2
%0
1
%0