İzdiham - Sayı 35 (Haziran-Temmuz 2018)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2773
Gösterim
Adı:
İzdiham - Sayı 35
Alt başlık:
Haziran-Temmuz 2018
Baskı tarihi:
Haziran 2018
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
3990000039762
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İzdiham
Başarıya giden yolda uykusu gelince yatanların dergisi İzdiham yine müthiş bir sayı ile okuyucuların karşısına çıkıyor. Birbirinden değerli yazılar, şiirler ve bölümler var 35. sayıda.
Ve dünyaca ünlü bir isimle röportaj. Dünya basınında uzun bir aradan sonra Çakal Carlos ilk kez İzdiham’a konuştu. Üstelik Paris’te yattığı hapishanede yapıldı bu röportaj.
64 syf.
Kargayı hep merak etmiştim. İlk tanışıp okuduğum İzdiham sayılarında, Karga kapakla yetinmez iç sayfalarda da "aktif" olarak gözükürdü. Son sayılarda Karga nedense iç sayfalardan "çekildi". Nedir bu karga olayı? Nihayet (kendimce) çözdüm; Karga ve "Hepimiz ölecek yaştayız" sloganı. Meğer ki karga en fazla 10-15 yıl yaşarmış. Düşündüm ki Karga yerine 10 yaşında çocuğun feryadı olsa, bize seslense: "Hepimiz ölecek yaştayız." Anladınız değil mi?! Ne yazmalıyız?.. İZDİHAM! Vallahi izdiham, billahi izdiham!..

Ebiddünya nakleder ya, hani bir gün Resulullah'a (a.s) bahsederler bir zatın değerinden. O (a.s) da 'Ölümden bahseder mi?' diye sorar. 'Ölümden hiç bahsettiğini duymadık.' dediklerinde, 'Ölümden bahsetmeyen değerli olamaz.' buyururlar.. (olduğu gibi değil, aklımda kalan haliyle alıntı). İzdiham'ın demiyeyim ki tebliğat yaptığım düşünülebilir, Karga'nın değeri diyeyim :)

Üstelik öyle güzel, anlamlı kapak çalışması yapıyorlar ki "kafatasında" başlayan izdiham, içeriğini de okuyunca göğüs boşluğuna iniyor. Yürek hizasında kalp uçuyor. 'Uçmak' üslubuma icat ettirdiğim sözcük. Normal ifadesiyle - kalp hüzünleniyor. Hüzün, melankolinin biz versiyonu, hatta şöyle diyelim 'mü'min versiyonu'. "Allah hüzünlü kalbi sever" (hadis-i şerifi).

Dergide bir çok ismi ezberledim ve her sayıda sayfaları çevirerek yine yazmışlar mı diye bakıyorum: Atakan Yavuz, İbrahim Varelci, Güray Süngü, Gökhan Özcan, Mustafa Toprak, Yasin Kara, Seda Nur Bilici, Emine Şimşek, Eda Tezcan, Yunus Meşe... vb. Mustafa Kutlu zaten malum; 'sadelikte büyüklük' ölçüsüyle naif, hazin bir giriş yapıyor. Kaan Murat Yanık da yazmaya devam ederse memnun oluruz. Bülent Parlak'ı unuttuğumu söyleyin :) ;)

35'te yine dolu. Ben "ilacımı" içtim. Siz de için. İzdihamlandım, biz'lendim, memnun oldum. Doyamadım. Hangisini anlatsam.

Biz çocukken film izlemeye başladığımız sırada ablamız gelirdi -bizden büyük ya izlemiş daha önce- başlardı filmi anlatmaya. "Anlatmaaa" der ve gitmesini isterdik ya da "otur bizimle sessizce izle" derdik. Oturun yalnızlığınızla sessizce İzdiham izleyin. Pardon, okuyun ;) İzdiham yalnızlığınızın kalabalığı olsun...
64 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
-İnsanlık Aranıyor Ölü ya da Diri-

Kelimelerin yaşadığı, hissettiği ve hissettirdiği bir dergi diyelim. Kalbimiz yine izdihamlandı:) Her bir sayfasını merakla karıştırıyorum, ilk önce okumadan göz atıyorum. Özellikle yazılarını merak ettiklerim var, ufaktan heyecanlanıyorum. :) Karşıma Izdiham Maarif Takvimi çıkıyor. 30 Temmuz 2016 için *Bende bir hâl olduğunu en son yakınımdakiler anladı.* diyor M.Kaynar

Mustafa Kutlu'nun masasına misafir oluyoruz. Bir çay içmeden bırakmam diye ısrar edince kıramıyoruz. Sohbetine de pek hevesliyiz zaten. :) Hayvan Sevgisi diyor. Çocukların makine içinde büyümesinden dert yanıyor. *Balkon çocukları horozu da tanımıyor. Tavuk diye marketlerde soyulmuş, ayıklanmış sarı-pembe gövdeleri biliyor. Kümesteki arkadaşın yumurtalar üzerinde bir uzun zaman kuluçkaya yatmasını, sonra bir gün, cıvıltılar saçarak arkasına bir sürü civciv katarak çayırda kurum satarak yürümesini görmediler ki. Bir anaç tavuğun civcivler üzerine yönelecek herhangi bir tehlike anında nasıl çırpındığını izlemediler ki. Civcivler makinalardan çıkıyor artık. Bir otomobilin yedek parçaları gibi tornadan veya presten pıtır pıtır dökülüyorlar. Bir yabani ot ile, bir çocukla, bir köpekle, tatlı tatlı eşinecek bir çöplükle, bir küçük solucan, bir mısır tanesi, avlanacak bir böcekle karşılaşmadan büyüyorlar.* Bir balkon çocuğu olarak katılıyorum Kutlu'ya. Yine de yaşam şartları böyle gerektirmiş deyip başka birinin sohbetine dahil oluyoruz. Iki ay sonra görüşmek üzere sevgili Kutlu diyoruz. :)

Gökhan Özcan'ın kapısını tıklatmadan misafir olmayı tercih ediyoruz. Zira onun kendi içindeki dünyası başka birini daha kabul etmez. Sessiz sessiz söylediklerini dinliyor, yazdıklarını okuyoruz. Bir Sözcük Anlamını Arıyor! diyor. Bunun yanında söylediği iki cümle çalıyor kalbimizi;
*Benim için hayat, kurmayı hep unuttuğum bir saat!* Acaba bu yüzden mi sözcüklerin anlamlarını kaçırıyoruz. Her yerdeki ana tema mantığı, geç kalınmış, arkada bırakılmış kişiler ve hayatlar. Hayat koşup gitsin, biz geride kalanlar ordusunu oluşturuyoruz.
*Kulağım çınladığında söyle düşünürüm bazen: Belki de eski bir hayat tam şu anda beni anıyor.*
Hazır hayatta bizi gerilerde bırakmışken, aklımızın geçmişe dönüşünü merakla izlemek gerekir. Geçmişten kopup geleceğe dönemeyişimiz bu yüzden midir peki, arafta kalışlar... Bizi düşündüren Gökhan Özcan'dan sonra sessizce gitmeye hazırlanıyoruz. Ardımızdan sesleniyor; *Bütün gücümüzle avuçlarımızı kapalı tutmaya çalışıyoruz.* Ne kadar sessiz sakin olursanız olun gönülden gönüle coşkun nehirler akar, gidişler dönüşler gürültülü olur. Sesimiz duyulmuş meğer deyip uzaklaşıyoruz. Sahi, Özcan ne demek istedi bize? Heybemize katıp ilerleyelim.

Ülke gündemindeki seçim muhabbetlerine, İzdiham da fikirlerini beyan etmiş. Bizim Cumhurbaşkanı Adayımız deyip noktalı virgül koymuş. Tebessümle okuduk. Bir kaç yerine değinelim, fikir birliği güçlensin.
*Şiir okusun ama yazmasın.
*Ülkeyi ideoloji ile değil merhametle yönetsin.
*En az bir kere aşık olmuş ve en az bir kere terk edilmiş olsun.
*Gülünce güzel gülsün.
*Şaka yapmasın.
*Cumhurbaşkanı olduktan sonra çocukluk arkadaşına "siz" diye hitap etmesin.
*Biz bu seçimde ve her seçimde Hz.Ömer'i destekliyoruz. Makam kötü bir şey çünkü.
Not: Anlaşırsak biz yokuz.
Gündemden yakışır şekilde uzak kalmayan İzdiham'a katılıyor ve ziyaretlerin kısası makbuldür deyip devam ediyoruz. (En çok bu kısmi beğendik desek yeridir.)

Bir Oğuz Atay röportajı ile karşılaşıyoruz, uğramadan geçmiyoruz. Yalnızlık, sevmek, korku hakkındaki düşünceleri sorulmuş kendisine. *Hassas insanlar sadece kalplerinden yara almaktan korkarlar. Bundan korkanlar en çok kalplerinden yara alırlar. Bunu bilenler ise en çok kalpleri yaralarlar. Işte kalbi olana zordur yaşamak.* demiş. Okumanın verdiği keyif bir yana da, röportajın yapıldığı zamana denk düşseydik, belki bir kaç soru da biz sorardık.

Yolumuz Emine Şimşek'in beklenen, gidilen, gidilmek istenilen yolları, kalışları iyi yansıttığı dünyalara düşüyor. O dünyanın sokakları, bilinen ama hep kaybolunan yollarına çıkıyor. Belki de bu yüzden iyi hissettirdiğini ve yansıttığını düşünüyoruzdur. *Anlatacak çok şeyi olduğunda susarak başlar konuşmaya insan.* diyor, bizi görür görmez. Evet, anlatılacak çok şeyimiz vardı ama bunu nasıl anladığını da anlamadık. Bu dergide herkes gönül gözü ile görmeyi öğrenmiş anlaşılan. Bizde okuyarak öğreneceğiz diye umut ediyoruz. Sohbet, bekleyişler üzerine... Bunu bir yaşam parçası haline getirmekten. Unutmanın aslında hafızaya kazıyıştan başka bir şey olmadığından... İçimizi bir hüzün kaplıyor, bu hüzünlenişte yaşamımızın bir parçası. Bildiğimizden ötürü yine de mutluyuz.

Birçok kişinin daha yanına uğradık lakin bu kadarını bahsetmeye yetti kelimelerimiz. Izdiham'a edecek kocaman bir teşekkürümüz var. Belki bizi hayattan uzaklaştırdığı için. Uzaklaştırırken bile hayatı öğretmeyi sevdiği için. Güldürürken üzdüğü, üzerken bizi kendimize getirdiği için. Biz Izdiham'ı seviyoruz. Izdiham da bizi seviyor olacak ki; çok şeye katlanıyor.
*Izdiham çıksın diye derginin iç mizanpajını siyah/beyaz yaptırdım. Yoksa yine sıkıntı olacaktı. Dolar ve Euro artışı yüzünden. Bu sayıyı da böyle hallettim. Dayanmak, bir şair mesleğidir.*

Teşekkürler İzdiham. Dayanmak kelimesini yüzlerce okurun gönlüne sığdırarak, şiirlerle ve yazılarla yine içimizi kıyım kıyım ettiğin için! Ve bana kazandırdığın güzel dostluklar için... ;)
64 syf.
·6 günde·10/10
Her defasında ne çok övdün yahu demeyin gerçekten yine üstüne biraz daha güzellik koymuşlar derginin, muhteşem bir sayıyla daha karşı karşıyayız yani :) İzdiham 35.sayıda favori bölümlerim, sayfa numaraları ve konularıyla şöyle:
19-Fanon, 37-Oğuz Atay, 40-Çakal Carlos, 55-Salih Mirzabeyoğlu oldu. Diğer her sayfada da elbette altını çizerek okuyup notlar aldığım yazılar vardı. Altı günde, iki ayda bir çıkan dergimi bitirmenin hüznü yok değilse de alınca farkedeceksiniz ki elden bir şey gelmiyor başka :)hızlıca bitirmek istiyorsunuz ;) edebiyat, din, ince siyasi göndermeler, çıktığı günden beri kendince oluşturduğu bir ironi ve muhteşem kapak tasarımıyla izdiham yine benden tam puan aldı :)
64 syf.
İZDİHAMLANANLAR DURAĞINDA İNECEK VAR.
İzdiham, okudukça beğendiğim ve giderek hayranlığımın arttığı bir dergi oldu benim için. Yakından takip etmesem de bir çok derginin varlığından haberdarım ama İzdiham'ı daha önce hiç duymamıştım ve neden bu dergiden bu kadar geç haberim olduğunu da sorguluyorum.
Çok dergi okuyorum ancak bir tek İzdiham için eski sayılarını da alıp hatmedip koleksiyonuma katmak istediğimi fark ettim. Sırf orjinal kapakları için bile bu dergi alınır.
Sadece kapakları mı? İçerik olarak da benden tam puan alan(ki bu durum çok nadirdir) bir dergi. Genelde dergileri okurken 'şu yazı daha uzun olsaymış', 'bu içerik olmasa da olurmuş' tarzı eleştiride bulunurum okurken. Ama İzdiham için böyle bir şey söz konusu değil. Ben de şaşkınım valla.
İçerik demişken...
Sayfa 10... Benim cumhurbaşkanı adayım topyekun İzdiham dergisi... Olabiliyor mu böyle bir şey?
Sayfa 18... Frantz Fanon araştırılacak ve okunacak. Not alınmıştır!
Sayfa 30 da Hüseyin Avni Dede ile ilgili yazıyı okuyunca şöyle bir Beyazıt'a akasım geldi ki anlatamam.
Sayfa 34... Türk sinemasında başrol ve yan rolden geriye itilmiş, 'üçüncü adam' tabirine cuk oturan, hepimizin simaen tanıdığı ancak ismini bilmediği nice sinema sanatçısı emekçisini bize hatırlattınız, çok teşekkürler. İsimlerden başta hiçbir şey çıkaramasamda google emmi sağolsun resimleri gösterince anında tanıdım. Bu cahilliğime rağmen ben bile figüran olarak adlandırmadım hiç, figüran diyenler ayıp etmişler. Cık cık cık...
Sayfa 36... İki kelime ile özetleyebilirim: Oğuzcuğum Atay.
Sayfa 40... Çakal Carlos un bir tek çakallığını bilirdim. Yine aydınlatıcı ve bilgilenderici bir yazı daha. Nasıl olup da araştımazsın bu adamı hiç Gamze? İştee bunlar Amerika'nın oyunları...
Sayfa 52... Zaten bu aralar 'kahrolsun çalışmak' modundayım, bir de bu yazı bana iyi gelmedi. Sevgili İbrahim Varelci 'Bütün Tembeller Birleşsin' diyor. Olur, bana uyar hacı. Yalnız kim birleştirecek bizi yaa, çok yorucu bir iş. Biri çıkıp meseleyi üstlensin.
Sayfa 54... Vurun cahilliğimi yüzüme vurun! Araştırılacak insanlar hanesine bir tık daha eklendi.
Sayfa 56 ve Sayfa 60... Önyargı yıkıcı, empati kurduran cinsten iki yazı...
Bu sayıyı okuduktan sonra net bir şekilde gördüm ki benim için İzdiham'ın tanımı: Unutulmuş, gözden kaçmış, önemsenmemiş her şeyi gözümüze sokan ve okurken bilgi dağarcığınıza aşırı yükleme yapan bir dergi. O yüzden dikkatli okunması gerekiyor.
64 syf.
·Beğendi·10/10
Kapak muhteşem. İçerik muhteşem. Kapağıyla içeriğiyle muhteşem İzdiham sayısı. Okurun kalbine, duygularına hitap etmek isteyen ve bunu başaran dergi. Diliyle, üslubuyla, sadeliği ile sıkmaz, hatta seçilir ve sevilir.
64 syf.
·1 günde
Dergiyi alma sebebim kapağına olan ilgimdendi. "İnsanlık aranıyor" çok anlamlı. Hepimizin arayıp da bulamadığı bu kaybolmaya yüz tutmuş "insanlık" kavramı, üstelik derginin kapağında nostaljiyi andıran saman kağıdı kullanılması ilgimi cezbetmişti. Bir sayfasında akımlardan bahsederken modernizm ve postmodernizm akımını eleştirmiş olması bana geleneğe bağlı kalmayı yeğleyen bir dergi olduğunu düşündürürken başka bir sayfa da günümüzde Oğuz Atay (postmodernizmin kurucusu olarak biliniyor.) olsaydı sorduğumuz sorulara nasıl cevap verirdi adlı röportajı görünce de aslında yanılgıya düştüğümü düşündüm. İlk sayfalarında okuduğum "tecrübesizdim, hiç annem ölmemişti ve toprağa gömüldüğünü hiç bilmiyordum." adlı yazı da farkındalığımı artırdı. Aslında dergi çok hoşuma gitti çünkü hepimiz aslında bir şeylerin farkında olsakta bunu dile döken bir yazıyla karşılaşınca çok mutlu oluruz. Bu yüzden bende derginin bazı yazılarında kendimi buldum. Bazı yerler çok alaycı geldi fakat bu alaycılık benim sinirlerimi bozmadı aksine gerçekleri bu şekilde ele almış olması hoşuma gitti. Yeni sayıyı merakla bekliyorum. Kapitalizme ve kapitalizmin kölesi olan biz insanlara karşı ele alınmış yazılarda oldukça farkındalık yaratıyor.
64 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
'' kıyamet kopma ihtimaline karşı abonelik faaliyetleri yoktur'' bu yazıyı okuyunca istemsizce gülümseyip dergiye başlamak istemiştim. insana kaçmak istediği o anlarda iyi gelen dergi (:
64 syf.
·10 günde·6/10
İzdiham dergisinin uzun zaman sonra yayınladığı en iyi sayılardan biriydi. İnsanlık aranıyor, bir yakarışken, ölü ya da diri tabiri mecburiyeti dile getiriyor. Düşünsel anlamda zihnimizi fazlasıyla zorlayan bu sayı yer verdiği öykü ve şiirlerle de edebiyat keyfini katlayarak arttırıyor.
Evet, kitap bir kaçıştır. Zaten hayat da bir kaçış değil midir? Ama kitap bunların içinde en değerli olanıdır. Önyargıların, ezberlerin, kolay hayatların zindanından kaçıştır kitap; özgürlüğe doğru kaçıştır.
Kolektif
Sayfa 23 - Atakan Yavuz
"Ben size yeni ve daha güzel şeyler söylemek için kendi yalnızlığımda birikmeye gidiyorum"...
Kolektif
Sayfa 24 - Atakan Yavuz - "Beni Rahatsız Etmeyin".
Bundan böyle susanlara, az konuşanlara, bezgince ufka bakanlara karşı saygımız vardır. Çünkü onların da muhakkak ağrıyan gizli bir yerleri olmalıdır.

Yoksa niye böyle güzel sussunlar ki?
...
İnsan günün birinde hatırlamak için dile başvurmuş.
Dil, söylemiş, akıl hatırlamış.
Akıl hatırlayınca gönül kanatlanmış.
Gönül kanatlanınca bakmış insan, bu nedir diye.
Nedir diye baktığına isim vermiş, ona şiir demiş.
Uçmak şiir olmuş.
...
Kolektif
Sayfa 20 - Güray Süngü (Bir İbrahim Tenekeci şiirinden)
Bir gizli yaramız vardır bizi kitaplara götüren. Bir kırgınlığımız, kalp ağrımız. Ama kitapların rahlesinden bakınca bu gizli yaranın tam da bizi insan yapan şey olduğunu anlarız. Kurtulmak istediğimiz yara, üzerine titrediğimiz yaradır artık. İnsanlığımızın garantisidir. Bizden zarar gelmeyeceğinin.

Bundan böyle susanlara, az konuşanlara, bezgince ufka bakanlara karşı saygımız vardır. Çünkü onların da muhakkak içlerinde ağrıyan bir yerleri olmalıdır.

Yoksa niye böyle güzel sussunlar ki? Elbet bir hikayeleri vardır.
Kolektif
Sayfa 25 - Atakan Yavuz ( Beni Rahatsız Etmeyin başlıklı yazı)
Benim için İslam, devrimdir. Tekrar ediyorum: İslam devrimdir. Gelmiş geçmiş en büyük devrimci de Allah'ın Resulü Hz. Muhammed'dir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İzdiham - Sayı 35
Alt başlık:
Haziran-Temmuz 2018
Baskı tarihi:
Haziran 2018
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
3990000039762
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İzdiham
Başarıya giden yolda uykusu gelince yatanların dergisi İzdiham yine müthiş bir sayı ile okuyucuların karşısına çıkıyor. Birbirinden değerli yazılar, şiirler ve bölümler var 35. sayıda.
Ve dünyaca ünlü bir isimle röportaj. Dünya basınında uzun bir aradan sonra Çakal Carlos ilk kez İzdiham’a konuştu. Üstelik Paris’te yattığı hapishanede yapıldı bu röportaj.

Kitabı okuyanlar 188 okur

  • İlker Telli
  • kaptan mağara adamı
  • İzdiham Dergisi
  • Gizem
  • n u r
  • F.
  • Sezai Türkoğlu
  • seda
  • Harun YILMAZ
  • Şikest

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%54.4 (37)
9
%22.1 (15)
8
%11.8 (8)
7
%7.4 (5)
6
%1.5 (1)
5
%1.5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.5 (1)