·
Okunma
·
Beğeni
·
33,2bin
Gösterim
Adı:
Kaşağı
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059964210
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hasbahçe Kitaplığı
sevdiğimiz şey atlardı. Dadaruh'la beraber onları suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek ne doyulmaz bir zevkti! Hasan korkar, yalnız binemezdi. Dadaruh onu kendi önüne alırdı. Torbalara arpa koymak, yemliklere ot doldurmak, ahırı süpürmek, gübreleri kaldırmak... En eğlenceli bir oyundan ziyade bizim hoşumuza gidiyordu. Hele tımar... Bu en zevkli şeydi. Dadaruh eline kaşağıyı alıp işe başladı mı, tıkı tık tıkı tık... 

Destan ruhu taşıyan milli hikâyeleriyle meşhur Ömer Seyfettin, ustaca kullandığı dili ve ifade gücüyle Türk Edebiyatı'na mühür vuran eserler ortaya koymuştur. Ömer Seyfettin'in dokuz seçme hikâyesinden meydana gelen bu eseri zevkle okuyacaksınız.
112 syf.
·6 günde·6/10 puan
Ömer Seyfettin Milli Edebiyat dönemi yazarlarının içinde önemli bir yerdedir. Türkçülüğü ile ön plana çıkan yazar Yeni Lisan görüşünün sahibidir. Özellikle hikayelerindeki sade anlaşılır dil sayesinde o dönemde ve şimdi de dilimize katkıları inkar edilemez.

Kitabın bendeki yeri ayri. İlkokulda para vererek aldığım ilk kitap. İçerisinde birden fazla hikayecik mevcut. Her birinde farklı bir konu ağır basıyor dürüstlük, vatanseverlik vs. Okumaya yeni başlayanlara ve çocuklara şiddetle tavsiye edilir. Gayet akıcı bir solukta bitecek türden.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
112 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
ilk olarak neden bu kitapi onceler okumadim diye pişmanlık içindeyim diye bilirim.Çok guzel hikayelerden oluşan bir kitap.Hemen bir solukta okuyup bitireceğiniz bir kitap olmuş.Kitapta olan hikayeleri okuyunca bi sürü duyguyu bir anda nasıl yaşanılır onu göreceksiniz.Primo-Oguz simasinda vatanseverlik duygusunu muhteşem bir şekilde göreceksiniz.
Okumadiysaniz okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
Teşekkürler🧡
112 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Kaşağı; Ömer Seyfettin'in en bilinen hikayelerinin yer aldığı eseridir. Ömer Seyfettin bu hikayelerde Maupassant tarzı hikâyeciliğinin örneklerini başarılı bir şekilde okurlarına hediye etmektedir. Hikayeleri, hem konu hem teknik hem de yapı olarak oldukça başarılı bir etkiye sahiptir. Konu olarak hem destanlardan hem de gündelik konulardan yararlanan Ömer Seyfettin; hikâyeyi kısa bir şekilde okuyucuya oldukça etkili bir şekilde de anlatmayı başarmış sayılı hikâyecilerimizin başında gelmektedir.
Ömer Seyfettin'in hikâyelerinin bir başka en önemli özelliği de Türkçe dilinin sade, anlaşılır ve kısa anlatımıyla kendinden sonra gelenlere örnek yol göstericiliğidir. Bu bilgiler ışığında Ömer Seyfettin hikâyeleri doğal Türkçe dilinin en iyi örnekleri olarak da okunmaya değer eserlerdir.
96 syf.
·Puan vermedi
ders alınması gereken bir ömer seyfettin klasiği. öğretmenimiz kitap dağıttığında arkadaşlarım sinderellaya pamuk prensese ben ise ömer seyfettinin kitaplarına koşardım.içinde çok güzel hikayeler var okumadıysanız ne duruyorsunuz okuyun derim.
70 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10 puan
Çocukluk yıllarımda okuduğum bu kitabın öğretisi nedir diye düşündüğümde hemen bir cevap veremiyorum ancak bugün bile bu kitabı gördüğümde içimde bir burukluk hissederim. Haksızlığa uğramış çaresiz çocuğun hüznü..
96 syf.
Kitapta verilen mesaj yalanın ne kadar kötü birşey olduğunu, iftira atılmayacağını, vicdan azabının ne kadar kötü bir his olduğunu çok iyi anlatıyor.. her çocuğun bu kitabı okuması gerekiyor.


Alıntı
Dayanılmaz bir acı duydu."Keşke fikrimi mektupla yazsaydim" diye düşündü
96 syf.
·Beğendi·8/10 puan
İki kardeş, Hasan ve kahraman anlatıcı, bir çiftlik (olasılıkla Gönen yakın­larındaki Karalar Çiftliği'nde) evinde ailesiyle birlikte yaşar.Baba son derece otoriter bir adam,anne ise aralıklarla İstanbul'a(özellikle yaz aylarında) giden biridir...Çiftlikte seyislik görevini sürdüren Dadaruh aynı zamanda çocukların dostu ve gün boyunca çocuklarla bir arada olan bir adamdır.Bir de evde hizmetçilik görevini gören Pervin adında bir kız vardır.Öyküde çocuk­ların günlük yaşamları ayrıntılı olarak çizilmez,ancak buna karşın atların Dadaruh tarafından tımar edilmeleri çocukların en çok keyif aldıkları şey olarak defalarca anlatılır.Kahraman anlatıcı bir gün kimsenin olmadığı bir vakitte o çok keyif aldığı tımar işini yapmak için ahıra girer.Kaşağıyı arar bulamaz,bulamadığı kaşağıyı Dadaruh’un odasında arar orada da bulamaz.Odadaki sandık gözüne çarpar, onu açar ve annesinin İstanbul’dan gönderdiği “fakfon kaşağıyı” bulur.Kaşağı ile atların tımarını gerçekleştirmeye çalışır, ne var ki kaşağının dişleri çok sivri olduğu için atlar rahat durmaz.Kaşağının dişlerini duvara sürterek dişlerini köreltmeye çalışır ; ancak sonuç yine olumsuzdur.Tam bu noktada çocuk, büyük bir öfkeyle kaşağıyı taşla kırıp yalağa atar.Babası yalakta kırılmış kaşağıyı görünce çok sinirlenir ve suçluyu arar, kahraman anlatıcı kardeşi Hasan’a iftira atarak kaşağıyı onun kırdığını söyler.Hasan babası tarafından ahıra girmemeyle cezalandırılır.Hasan eve hapsedilir Annesi geldikten sonra da bağışlanmaz.Onun iftira atabileceğine hiç ihtimal vermez.Ertesi yıl anne, yazın gene İstanbul'a gider.Hasan'a ahır hâlâ yasaktır.Bir gün birdenbire hastalanır Hasan. Doktor "Kuşpalazı" der.Babası yatağın başucundan hiç ayrılmaz.Hizmetçi ,anlatıcıya kardeşinin öleceğini söyler ve çocuk ağlamaya başlar. Gece uyuyamaz, uykuya dalar dalmaz Hasan'ın hayali gözünün önüne gelir "İftiracı! İftiracı!" diye karşısında ağlar.Pervin'i uyandırır.Hasan'ın yanına gitmek istediğini ve babasına bir şey söylemek istediğini söyler.Yarın söylersin, der.Sabaha kadar gene gözlerini kapayamaz.Hava henüz ağarırken Pervin'i uyandırır.Ama zavallı suçsuz kardeşi, o gece ölmüştür...
96 syf.
1000k ne okusam da bana kaşağı ve küçük prens kitaplarını okumamı önermiş doğrusu buna çok güldüm :))) burdaya sadece son zamanlarda okuduklarımı giriyorum. Kaşağıyı ben ilkokulda okumuştum herkesin okudum olarak girdiği bir hikayeyi bana öneri olarak göstermesine gülmemek lazım bende ekleyeyim bari yalan değil nasılsa okudum:)) ve tüm ilkokul, ortaokul öğrencilere tavsiye ederim.
70 syf.
·1 günde·10/10 puan
Ömer Seyfettin, tanışmışlığımız henüz yeni olmasına rağmen öylesine yakından tanıdığımız bir yazar ki reankarnasyona inanabilseydik önceki hayatımızın tamamı o idi diyebilirdik.

Zannediyoruz bunu diyebilmekten men eden din “O, bizim kültür kodlarımızda, arke tiplerimizde, kültürel ve genetiksel bilinç altımızda konuşandır” dememize karışmayacaktır.

Öyle yakîn bir benlikten bahsetiyoruz ki “acaba benliğimizin tamamı ondan mı ibaret?” diye gayri selim bir soruyu, şuraya sıkıştırmadan edemiyoruz.

Malum eserin değerlendirmesine başlamadan önce, Usta’nın eserleriyle ilgili genel bir tevil gerekseydi; bu, elbette “onda; modern yazarların tasavvur gücü, klasik yazarların hissettirme gücü ve kadim yazarların temsil gücü var” olurdu. Mübalağaya kaçmaksızın “üstelik hikayelerini öyle eğitici oluşturmuş ki, onlarda bir nebze kutsal kitapların tınısını dahi görebiliyoruz” diyebiliriz.

Malum eser ise bütün eserlerinin bir istisnası değil. Usta’nın bütün eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de okuyucuyu yalın bir üslup, yüksek betimleme kabiliyetiyle oluşmuş hikayeler, edebi yönü kuvvetli ve tamamıyla bizi anlatan hikayeler bekliyor. Lakin her birinde farklı bir meziyet ön planda. Mesela ilk hikayede, insanın hayatında kazanabileceği en büyük tecrübeler, eğitici bir dille vücuda getirilmiş ve okuyucuya kazandırılmış. “İnsan, bizzat yaşamadan, nasıl bir tecrübeyi kazanabilir?” diyebilirsiniz. Hakkınızdır. Lakin bu soruya cevabı da ancak hikayenin kendisi verebilir.

İkinci hikaye ise eskilerin taşlama, hicviye dediği; modern edebiyatta ise satirik olarak bilinen eleştiri şiirinin hikayeleşmiş halidir. Aynı tını, aynı dolaylı kinaye ve manalar hikayede ziyadesiyle mevcut olduğu için bu kavramla tanımlamak bizce gerekliydi.

Ve usta bu taşlamayı öylesine ustaca yapıyor ki -biz, naçizane bu üslubun gücününde burda yattığına inanmaktayız- bir taşlama olduğunu ancak hikayenin sonunda anlayabiliyoruz.

Üstelik, hikayeden sonra gelen tefekkür süreci de “Seyfettin, hikaye yazıcılığının piridir” sözüyle nihayetlenmek zorunda kalıyor. Dolayısıyla her eserinin fevkaledeliğini anlatmak zorunda kalıyorsunuz.
(Şekilde görüldüğü üzere.)

Velhasıl, ustanın o kadar çok meziyeti var ki; satırlarca anlatsak, peşi sıra satırlarca övgü de sıralamamız gerekecek...

Son söz olarak demeliyiz ki:
“Daha önce yolunu bu diyara düşürmemiş olan, okumanın tadına varamamış olandır!”

Muhabbetle.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
En bilinenlerinden... Bir Ömer Seyfettin efsanesi ... Kitap muhteşem bir kitap zaten kısacık kesinlikle okumalısınız vereceği ders gerekli ve büyük +Her okuduğumda sıkılmadan bıkmadan usanmadan bitiriyorum kitabı , muhteşem benim fikrimce okuyun bence :)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kaşağı
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059964210
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hasbahçe Kitaplığı
sevdiğimiz şey atlardı. Dadaruh'la beraber onları suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek ne doyulmaz bir zevkti! Hasan korkar, yalnız binemezdi. Dadaruh onu kendi önüne alırdı. Torbalara arpa koymak, yemliklere ot doldurmak, ahırı süpürmek, gübreleri kaldırmak... En eğlenceli bir oyundan ziyade bizim hoşumuza gidiyordu. Hele tımar... Bu en zevkli şeydi. Dadaruh eline kaşağıyı alıp işe başladı mı, tıkı tık tıkı tık... 

Destan ruhu taşıyan milli hikâyeleriyle meşhur Ömer Seyfettin, ustaca kullandığı dili ve ifade gücüyle Türk Edebiyatı'na mühür vuran eserler ortaya koymuştur. Ömer Seyfettin'in dokuz seçme hikâyesinden meydana gelen bu eseri zevkle okuyacaksınız.

Kitabı okuyanlar 12,5bin okur

  • Gnl Acar
  • e
  • Osman kocabey
  • AYŞE NUR KARATAŞ
  • Cemil Civelek
  • Kübra Sancak
  • Püsküllü
  • Yahya Akdemir
  • MUHAMMET ALİ
  • BEYZANUR YILDIRIM

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.6 (10)
9
%0.2 (3)
8
%0.2 (3)
7
%0.1 (2)
6
%0
5
%0.1 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları