Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 26 dk.
Sayfa Sayısı:
333
Basım Tarihi:
2000
İlk Yayın Tarihi:
1975
Yayınevi:
Adam Yayınları
ISBN:
9789754185212
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Çocukların Mutluluklarını Ellerinden Almayın!..
10/10
·333 syf.··
2022 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2022 18:10
Köy Enstitüleri mezunu bir öğretmen olan, Fakir BaykurtFakir Baykurt bir röportajında der ki; "Ben Köy Romanı yazmıyorum; ben köyün gerçeklerinin romanını yazıyorum..." O kadar anlamlı ki bu sözler, bu bilinçle yazıp da zaten kötü yazabilmek imkansız... KeklikKeklik romanı da bize bir keklik üzerinden, dönemin sosyal, ekonomik, siyasi, gerçeklerinin yansımalarını çok cesur bir şekilde anlatıyor... Bunun yanında köydeki yaşamın zorlukları, şehirde iş bulabilme uğraşları, bunlar uğruna verilen ödünler ibret dolu olaylarla sarmallanarak dile getiriliyor... Romanın içinde bir Elvan Çavuş (dede) karakteri var ki, haksızlık karşısında dim dik duran, yılmayan, sonuna kadar hakkını arayan çok etkilyeci... Toplumcu-Gerçekçi akımın bütün özelliklerini taşıyan, çokça duygu yaşatan, dolu dolu bir roman, okunmalı, üzerinde düşünülmeli... KeklikKeklik Fakir BaykurtFakir Baykurt
Edebiyat
KeklikFakir Baykurt · Adam Yayınları · 2000571 okunma
9/10
·346 syf.·
2020 58. kitabı
Tarih 20 Mart 2020 Koronavirüsün dünyada en son ulaştığı ülkelerden biri olan Türkiye'de yaşıyoruz. Aslında bunun bir dezavantaj olduğunu ve önlemleri çok daha üst seviyelere taşımamız gerektiğini
KeklikFakir Baykurt · Adam Yayınları · 2000571 okunma
“Keklik sadece bir kuş değil, bir dönemin vicdanıdır.”
10/10
·377 syf.··
2025 2. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2025 03:50
Fakir Baykurt’un Keklik romanı, 1970’ler Türkiye’sinin derin sosyal ve siyasi çatlaklarını, bibirine çok yakında olmasına rağmen yaşanan ekonomik uçurumu köy hayatı üzerinden görünür kılıyor. Tırpan ve Yılanların Öcü’nde olduğu gibi burada da suskun halk, yozlaşmış düzen ve doğaya indirilen darbe iç içe geçiyor. Kitapta beni en çok şaşırtan durum bazı kısımlarında bu site için bile alıntı yapılmaya çok uygun olmayacak derecede cinsel içerik detaylarına yer verilmesi oldu. Keklik kuşunun kaderiyle bir halkın susturulmuşluğu arasında çarpıcı bir benzerlik var. Baykurt, yine en sade yerden en gür sesi yükseltiyor.
KeklikFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 1980571 okunma
Elcik Kekliğim...
10/10
·346 syf.··
Beğendi
·
2020 154. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2020 20:21
Merhaba Dostlar, sizlere elimden geldiğince, dilimin döndüğünce anlatmak istediğim yine muhteşem bir kitap var. Sadece kitap mı? Tabi ki hayır! Kitabın yazarı Fakir Baykurt'u anlatmadan geçmek
KeklikFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2008571 okunma
10/10
·346 syf.··
Beğendi
·
2022 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2022 18:33
Yaşar ailesiyle birlikte Ankara‘nın Dökülcek köyünde yaşıyor. En çok dedesini seviyor bu dünyada. Dedesi Elvan Çavuş da yaman bir ihtiyardır hani. Dayanamaz haksızlığa. Sözünü sakınmaz hiç kimseden, ipe götüreceklerini bilse de. Yaşar'ın kırda bulup "elcik" ettiği bir kekliği vardır. Kafesini açıp salsa da, birkaç gün sonra bulur evin yolunu, yalnız koymaz Yaşar‘ı. Gerek Dökülcek gerek civar köyler Amerikalıların av alanıdır o dönemde. Yabandomuzu avlar bir kısmı, bir kısmı da keklik diye tutturur. Günlerden bir gün, Yaşar‘ın babası Seyit bir Amerikalı avcıyla tanışır. Daha ilk görüşte vurulur Yaşar‘ın kekliğine bu Amerikalı. Seyit de, kâh çevrenin baskısıyla kâh kendisine iş bulur umuduyla, gizlice aldığı kekliği gidip Amerikalı‘ya hediye eder. Yaşar ve dedesi Elvan Çavuş üzülürler buna. Kekliğin peşinden, her şeyi göze alıp, Ankara‘nın yolunu tutarlar. İşte asıl bundan sonra, dede torun insanın insana yaptığı zulüm neymiş bizzat yaşayarak görürler. Fakir Baykurt bu romanında bize, kayırmacılığın, haksızlığın, ahlaksızlığın, hukuksuzluğun alıp başını gittiği bir memlekette, biri genç biri yaşlı iki yüreğin her şeye rağmen nasıl doğrudan, güzelden ve adaletten yana atabildiğini anlatıyor. Görünürde olay örgüsü keklik üzerinden ilerlese de daha derinde ABD emperyalizminin ve onun yerel işbirlikçilerinin yurdumuzu nasıl sömürdüklerini, dönemin siyasilerini ve sağ iktidara olan eleştirisini de çok net gözler önüne serilmiş.
Edebiyat
KeklikFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2008571 okunma
10/10
·346 syf.··
Beğendi
·
2020 66. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2020 22:39
Öncelikle Fakir Baykurt'un okuduğum 3. kitabı. Hâlâ favorim: KaplumbağalarKaplumbağalar Elcik(evcilleştirilmiş) bir kekliğin peşinde hak arama mücadelesine düşen dede-torun öyküsü üzerinden halkın içinde bulunduğu yoksulluğu, geçim sıkıntısını, göç olgusunu, dönemin bürokrasisini, siyasi atmosferini, ABD'ye bakış açısını(yaranma sevdasını) yansıtıyor. Ve en önemlisi yaşı kaç olursa olsun bir çocuğun onuruna duyulması gereken saygının önemi gayet güzel anlatılmış. Bu kitapta da Kaplumbağalar'daki gibi köy hayatı anlatılmakta ancak yöresel ağız daha yoğun bir şekilde kullanılmış. Bu yüzden ilk başlarda okurken biraz zorlandım. Yer yer bazı sözcüklerin anlamlarını araştırmak zorunda kaldım. Kitabın sonunda bu kelimelere ilişkin mini bir sözlük olsaydı fena olmazdı. Kitap dönemin sosyolojik analizini yapmakla kalmıyor tarihi figürlere de değiniyor. Süleyman-Nazmiye Demirel çiftini okumak, öğrencilerin keklik için yaptığı örgütsel eylem planı ise ayrı bir güzellikteydi. Son olarak kadının fendi erkeği yendiği için sanırım kadın okurlar kitabı daha fazla sevebilirler. Keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
KeklikFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2008571 okunma
9/10
·346 syf.··
2019 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2019 12:01
Kitap, kitap dersem sana arlanma kitap! Bağrımın eziği kitap! Yoksulluğun resmi a kitap! Çok güzel bir kitap okudumm... Tadı dimağımda kaldı. Fakir Baykurt ile tanışma kitabım oldu. Yine içimde bir geç kalmışlık hissi... Tür olarak sosyal ve siyasal roman denebilir. Olay örgüsü başarılı bir şekilde kurulmuş, karakterler epey zengin. Döneminin başbakanından (S.Demirel), başbakanın eşine(N. Demirel), mit görevlisinden yargıtay üyesine, kapıcısından, hancısına, öğrencisinden, köylüsüne toplumun her kesiminden kişiler boy gösteriyor kitapta. Ama olaya karıştıkları ölçüde, gerçeklik zorlanmadan muhteşem bir anlatımla. Olaylar romandaki kişilerin ağzından kısa hikayeler biçiminde ve anlatıcıların kendine has özellikleri ile (şive,uslüp,kişilik) gerçeklik duygusunu zirveye çıkararak anlatılıyor. Varsıllık, yoksulluk, emperyalizm, köylülük, mücadele, varoluş kavgası konuları üzerinde durmuş Fakir Baykurt. Dede ile torunun sevgi dolu muhabbeti, ikili diyalogları beni benden aldı. Elvan Çavuş'un torunu Yaşar'a en duygusal anlarda "dedeşim" deyişi... Sanki onlar anlattı dertlerini, oturdum ben dinledim, dinledikçe dertlendim. Nedense en çok yoksulluğa dertlendim. Bir keklik uğruna yaşananları okuyun. Ben okumaya doyamadım bu kitabı.
KeklikFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2008571 okunma
Elvan Çavuş
10/10
·377 syf.··
Beğendi
·
2020 42. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2020 02:29
Fakir Baykurt 'un 1974 yılında yazdığı Ankara' ya bağlı bir köyde yaşayan bilge yaşlı Elvan Çavuş, torunu Yaşar ile Yaşarın evcilleştirdiği kekliğin merkezinde gelişen olayların anlatıldığı, amerikancılık ve dönemin siyasi havasının hicvedildiği tarihi gerçekliğin egemen olduğu romanıdır. Çalkantılı öğrenci olaylarını, günün siyasi ekonomik ve sosyal olarak bölünmüşlüğünün, yönetici tayfanın baskıcı rejimi içinde ezilen tüm bir ülkenin görmezden gelinmesini anlatır. Dış borçlar nedeniyle amerikancılığı ve hakim devletlerin ülke üzerine kurduğu baskıyı her zaman yermiş, kalkınmanın eğitimle sosyal adaletin tesisiyle ve hukukun üstünlüğü ile gelişeceğini savunan vatansever yurt aşığı bir yazarımızdır. Fakir Baykurt’un eserlerine baktığınız zaman gerçek Anadolu halkını görürsünüz. Mücadele eden, ekmeğine haram katmayan, bilinçlenmeye açık bir halkı görürsünüz. Onun eserlerinden midir bilmem, bu Anadolu bilincinin tekrar yerleşmesini umut ederim hep. Köyü ve köydeki yaşamı en gerçekçi anlatan, hikaye ve romanları sizi olayın içlerine götürüp bazen üzen bazen sevindiren çokça da hak yerini bulduran sonlarıyla içinize umut serpen eserlerdir.
Edebiyat
KeklikFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 1980571 okunma
10/10
·346 syf.··
Beğendi
·
2015 64. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2015 22:32
Kitabı okumaya başladığım andan itibaren, her sayfasında neden Fakir Baykurt okumaya bu kadar geç kaldım sorusunu soruyorum kendime.Kurgusu ve anlatımı bakımından okuduğum en ilginç kitaptı.Olaylar; yaşam tarzları, inanışları ve değerleri farklı 11 kişi tarafından kendi üslup ve ruh hallerine göre anlatılıyor. Köy halkının o yörenin şivesi ile konuşturulması,İngilizce kelimelerin Türkçe okunuşları ile yazılması romanı eğlenceli kılmış. Ankara'nın Dökülcek Köyünde 13 yaşındaki Yaşar'in kekliğinden yola çıkarak ;ABD Emperyalizmi, insanların para uğruna değerlerinden vazgeçisleri,Köylü -köylü ve Köylü -Kentli çatışması,adam kayirmacilik, adaletsizlik çok çarpıcı şekilde dile getirilmiş. Ayrıca dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Başbakanı Süleyman Demirel'in isim verilerek eleştirilmesi romanın gerçekliğini artırmış. Yazar ;tüm kitapları okunacak yazar olarak listemde yerini aldı.Edebiyatta şive olmaz ,argo kelime hiç kullanılmaz diyenler hariç herkesin okumasını tavsiye ederim. İyi okumalar
Siyaset
KeklikFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2008571 okunma
10/10
·346 syf.··
2022 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2022 16:41
Haksızlığın, hukuksuzluğun, acımasızlığın olduğu, sağ sol kavgalarının yaşandığı, gücün zenginde olduğu dönemler.. Yetiştirdiği kekliğin peşine düşen 13 yaşındaki Yaşar ve 70lerinde Elvan Dede.. Dönemin çocuk yaşlı demeden yaşattığı eziklik, haksızlık, adaletsizlik…Bu düzen ne zaman değişecek, imkan ve fırsat eşitliği ne zaman anlamını bulacak? Dert sahibi oldum desem yeridir
KeklikFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2008571 okunma

Yazar Hakkında

Fakir BaykurtYazar · 55 kitap
Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Türk yazar, sendikacıdır. Çocukluğu Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Burdur'un Yeşilova ilçesine bağlı Akçaköy'de doğdu, Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber şu sözleri ile 1929 yılında haziran ortası olduğu varsayılmaktadır; "1929 doğumlu olduğum doğru. Ay, gün bilinmiyordu. Anamla konuştuk. Köyde orak mevsimi. Tarlada sancılanıp eve gelmiş. Haziran ortasıdır..." Tahir Baykurt'un annesinin adı Elif ve babasının adı Veli'dir. Doğduğunda ona savaşlarda vurulup geri dönmeyen Amcasının adı olan Tahir adı verilir. Tahir 1936 yılında Akçaköy İlkokulu'na başlar ve iki yıl sonra babasını kaybeder. Babasının ölümünden sonra dayısı Osman Erdoğuş tarafından Balıkesir iline bağlı Burhaniye köyüne götürülür ve orada dayısının yanında dokumacılık yapmaya başlar. II. Dünya Savaşı'nın başlaması ile dayısı askere alınır ve Tahir Akçaköy'e dönerek okula devam etme imkânı bulur. 1942 yılında ağır bir sıtma geçirir bu dönem aynı zamanda şiir yazmaya başladığı dönemdir. Köy Enstitüsü yılları İlkokulu bitirdikten sonra Isparta Gönen Köy Enstitüsü'ne yazılır. Köy enstitüsü yıllarında özellikle şiire olan ilgisi artar, kendini okumaya verir. Bu dönemde özellikle Türkçe'ye çevrilen klasikleri okur. Fakir Baykurt Köy enstitüsündeki yıllarını ve kendisine kazandırdıklarını şu şekilde anlatmıştır; "...Köy enstitüsü benim için olağanüstü bir fırsat oldu. İlkokulu bitirdikten sonra gidebileceğim başka hiçbir okul yoktu. Ailemin gücü yetmezdi. Ben okumak istiyordum enstitü benim gibi köy çocuklarını çağırıyordu..." "...Klasiklerin en iyi okuru enstitülü gençlerdi. Ceplerimizi ona göre yaptırırdık, kitap sığsın. Kız arkadaşlarımız koyun kuzu gütmeye giderken, torbaya azıkla birlikte kitap da katardı..." Bu yıllarda Bursa Cezaevi'nde olan Nazım Hikmet'in şiirleri ise gizli gizli yayılmaktadır. Tahir Baykurt da bu dönem Nazım Hikmet'in şiirlerini bulur ve gizli gizli okumaya başlar. "...Kitaplıkta Nazım Hikmet'in kitapları yoktu. Yasaklandığını öğrenince Çivril'in bir köyüne gidip onları buldum. Nazım'ın yedi kitabını kendi yaptığım defterlere kitap harfleri ile yazıp defalarca okudum." Köy enstitüsü yıllarında ilk şiiri Fesleğen Kolum Eskişehir'de çıkan Türke Doğru dergisinde çıkar. Edebiyata olan ilgisinden dolayı enstitüde de kitaplığın yönetimine seçilir ve daha fazla okuma fırsatı bulur. 1947 yılında Köy Enstitüleri ve Kaynak Dergisi'nde şiirleri çıkar ve bu yıllarda önce şiirlerinde daha sonra tüm yazılarında Fakir Baykurt adını kullanmaya başlar. Köy enstitüleri üzerindeki baskıların artması ile birlikte tüm enstitülere daha baskıcı yönetimler atanmaya başlar. Bu dönemde enstitüler daha önceki bir çok özelliğini yitirmeye başlarken eski öğrencilerin yaşam alışkanlıkları da bu yeni yönetimlerce sorun olmaya başlar. Fakir Baykurt da yeni atanan müdürle sorunlar yaşar ve defalarca kovuşturmaya maruz kalır. Ancak 1947 yılında Köy enstitüsünü başarı ile bitirir ve Yeşilova'nın Kavacık Köyü'ne öğretmen olarak atanır. Öğretmenlik ve yazarlık yılları 1951 yılında ölene kadar birlikte olacağı Muzaffer Hanım'la evlenir. Bu yıl ayrıca körbağırsağı patlar ve iki kez amelliyat olur. Öğretmenliği Dereköy'e aktarılır. Üzerindeki baskılar devam eder, savcılıkça evine baskın yapılır ve koğuşturma geçirir. 1953 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’ne girer ve bir sene sonra bu sefer Gayret Dergisi'nde çıkan bir yazısı nedeni ile yargılanır. 1955 yılında Gazi Enstitüsü'nü de başarı ile bitirirerek Hafik'de açılan ortaokula atanır. Aynı yıl ilk kitabı olan Çilli yayınlanır. 1957 yılında askere alınır ve Ankara Piyade Yedek Subay Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır. İlk kızı Işık da bu yıl dünyaya gelir. 1958 yılında ilk romanı Yılanların Öcü Cumhuriyet Gazetesi'nin açtığı Yunus Nadi Roman Ödülleri'nde birinci olur. Ancak roman nedeni ile hem Baykurt hem Cumhuriyet koğuşturma geçirir. Baykurt bu dönemden sonra Cumhuriyet Gazetesi'nde yazmaya başlar. Askerlikten sonra Şavşat Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır ve ikinci kızı Sönmez dünyaya gelir. Yılanların Öcü adlı romanı da Remzi Kitapevi tarafından basılır. Ardından Köy ve Eğitim Yayınları tarafından Efendilik Savaşı adlı kitabı yayımlanır. Cumhuriyet'teki bazı yazıları yüzünden öğretmenlikten alınıp Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Yapı İşleri Bölümü'nde görevlendirilir. Sürüp giden yazıları ve Yılanların Öcü romanı yüzünden Bakanlık buyruğuna alınarak cezalandırılır. Altı ay açıkta kaldıktan sonra 27 Mayıs 1960'da Ankara İlköğretim müfettişliğine atanır ve aynı yıl Efkar Tepesi adlı kitabı basılır. 1961 yılında yazarın Yılanların Öcü adlı romanı tiyatroya ve filme uyarlanır. Tiyatro gösterimi yasaklanır, film ise ancak Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in konuya el koyması ile gösterime girer ancak filmin gösterimi sırasında olaylar çıkar. Bu yıl ayrıca yazarın Onuncu Köy, Karın Ağrısı, Irazca'nın Dirliği kitapları yayımlanır. Bir sene sonra yazarın oğlu Tonguç dünyaya gelir. Baykurt Amerika'ya giderek, Bloomington'daki Indiana Üniversitesi'nde göze kulağa hitap eden ders araçları ve yetişkinler için yazma öğrenimi görür. 1963 yılında yurda dönerek Ankara İlköğretim müfettişliği görevini sürdürür. Onuncu Köy Bulgarca'ya çevrilir ve kitapları Bulgaristan'da Türkçe olarak da basılır. Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği de Almanya'da, "Die Racheder Schlangen" adıyla basılır. Yılanların Öcü Rusça'ya çevrilir. Türkiye Öğretmenler Sendikası 1965 yılında TÖS'ün kuruluşuna katılır ve genel başkan seçilir. 1966 yılında İlköğretim müfettişliğinden uzaklaştırılarak yeni kurulan Milli Folklor Enstitüsü'nde uzman olarak atanır. Kaplumbağalar ve Amerikan Sargısı romanları yayımlanır. 1967 yılında Onuncu Köy adlı eseri de Rusça'ya çevrilir. Yazıları ve TÖS'teki çalışmaları yüzünden sık sık kovuşturma geçiren Baykurt Gaziantep'in Fevzipaşa bucağına sürülür. TÖS "Devrimci Eğitim Şurası"nı düzenler. Bir yıl sonra da TÖS "Büyük Eğitim Yürüyüşü"nü bir sene sonra da "Genel Öğretmen Boykotu"nu düzenler. Bu faaliyetlerinden sonra tekrar görevden alınarak bakanlık emrine alınır ancak Danıştay kararı ile görevine geri döner. 1970 yılında Fevzipaşa'dan Ankara'ya Ortadoğu Teknik Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Yayın Müdürlüğü görevine getirilir. Anadolu Garajı ve Tırpan kitapları yayımlanır. Tırpan ve Sınırdaki Ölü ile TRT Ödülleri'ni kazanır. Ardından Onbinlerce Kağnı adlı kitabı yayımlanır. Sıkıyönetim yılları 1971'de ordunun yönetime el koyması ile başlayan sıkıyönetim döneminde Baykurt iki kere gözaltına alınır. Aynı yıl Tırpan ile Türk Dil Kurumu Ödülü'nü kazanır. Kitaplarının yeni basımları yapılırken yazar askeri tutukevinden Ankara Merkez Cezaevi'ne aktarılır. 1973 yılında Can Parası ve Köygöçüren basılır. Baykurt'un yurt dışına çıkışı da yasaklanmıştır. 1974 yılında İçerdeki Oğul basılır. Keklik romanını yazar. Can Parası ile Sait Faik Ödülü'nü kazanır. Askeri Yargıtay'da TÖS Davası'ndan beraat eter. Sınırdaki Ölü ve Keklik kitap olarak basılır. 1976 yılında Sakarca basılır. Emeklilik Yılları Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan emekli olan Baykurt Madaralı Roman Ödülü'nün kuruluşuna yardımcı olur. 1977 yılında İsveç'te öğretmen yetiştirme çalışmalarına katılır ve Yayla romanı basılır. Frankfurt Uluslar arası Kitap Fuarı'na katılır ve Almanya, Hollanda ve İsviçre'ye geziler yapar, göçmen işçilerle iletişim kurar. 1978 Yılında Sakarca sahneye uyarlanarak İstanbul Şehir Tiyatroları'nca oynanır. Kara Ahmet Destanı ile Orhan Kemal Ödülü'nü kazanır ve Kültür Bakanlığı'na danışman olur. 1979 yılında Tırpan adlı eseri de tiyatroya uyarlanır. Devlet Tiyatrosu tarafından İzmir, Ankara ve Antalya'da oynanır. Baykurt, göçmen işçi konusunu incelemek üzere tekrar Almanya'ya gider. Duisburg şehrinde yaşamaya başlar. Yandım Ali kitap olarak basılır. Bu dönemde ODTÜ'de öğrenci olan oğlu Tonguç da tutuklanır. 1980 yılında Tırpan İstanbul Şehir Tiyatroları'nca da sahneye konulur ve iki mevsim oynanır. Tırpan'dan ötürü Baykurt ve Taner Barlas, "Avni Dilligil En Başarılı Yazar" ödülü kazanırlar. Suna Pekuysal da "En Başarılı Oyuncu" seçilir. Rur Havzası'nda Türk işçi çocukları için başlatılan RAA programında görev alır ve bir İngiltere gezisi yapar. Kızı Işık da bu yıl tutuklanır. Baykurt, Taner Barlas ve oyunda rol alan sanatçılar "İsmet Küntay Ödülü" kazanırlar. Tırpan'daki oyunu nedeniyle Suna Pekuysal "Ulvi Uraz Ödülü"nü kazanır. 1981'de "Sakarca" İsveç'te çizgi film yapılır ve Macarca'ya da çevrilir. DDR'de bir inceleme gezisi yapar. Öyküleri Gürcistan'da da kitap olarak basılır. "Kaplumbağalar" filminin senaryo çalışmalarına katılmak üzere İsviçre'nin Neuchatel şehrine gider. Almanya'daki göçmen işçilerin yaşamını konu alan öyküleri "Gece Vardiyası" adıyla basılır. İşçi çocuklarının yaşamını dile getiren öyküleri de "Barış Çöreği" adıyla basılır. Kitaptan yapılan seçmeler Almanya ve Hollanda'da iki dilli olarak yayımlanır. 1983 yılında "Yüksek Fırınlar" kitap olarak basılır. Oğlu Tonguç'la birlikte Sovyetler Birliği gezisi yapar. Moskova, Bakü, Batum ve Leningrad şehirlerine ve Yasnaya Poliana'ya giderek Tolstoy'un Yurtluğu'nu ziyaret eder. 1984 yılında Berlin Senatosu Çocuk Yazını Ödülü'nü kazanır. Gece Vardiyası ve Kara Ahmet Destanı Almanca, Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği Bulgarca basılır. Türkiye'de "Barış Derneği İkinci Davası"nda sanık olarak aranır. 1985 yılında Gece Vardiyası ile Alman Endüstri Birliği BDI'nin Yazın Ödülü'nü alır. Dünya Güzeli ve Saka Kuşları adlı Kitapları Türkçe ve Almanca olarak basılır. 1986 yılında Duisburg'ta öğretmenliğe başlar ve yurt dışında oluşan Türkiye Aydınlarıyla Dayanıma Girişimi'nin yönetiminde görev alır. "Duisburg Treni" adlı eseri basılır. Kopenhag'ta Dünya Barış Kongresi'ne katılır aynı yıl Koca Ren basılır. 1987 yılında Keklik romanı 20 öyküsüyle birlikte Rusça’ya çevrilip basılır. Londra’ya bir gezi yaparak Highgate’te Karl Marx’ın gömütünü ziyaret eder. Aynı yıl aralarında birçok yabancı dile çevrilen kitabının da bulunduğu 19 kitabı Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Halikarnas Balıkçısı, Mihail Şolohov, Ernest Hemingway, İvan Gonçarov, Tolstoy, Gogol, Panait Istrati gibi yazarlarla beraber gerekçe göstermeden yasaklanır. Aynı yıl Sakarca adlı eseri de Hollandaca ve Almanca olarak basılır. Türkiye – Yunanistan Dostluk Gelişimi’nin Avrupa’da kuruluşunda görev alır. Tiflis’te İlaya Cavcavadze’nin 150’nci doğum yıldönümü konferansına katılır. 1988 yılında İçerdeki Oğul’u oyun olarak tekrar yazar. A. Çetinkaya ile birlikte Fridan Halvaşi’nin şiirlerini Türkçe’ye çevirir; Kitap Eninde Sonunda adıyla Almanya’da basılır. 1989 yılında Kuru Ekmek romanını yazar. İçerdeki Oğul, Amersfoort Halk Tiyatrosu’nda oynanır. Şiirleri de Bir uzun yol adıyla basılır. Moskova’ya yeni bir gezi yaparak Nâzım Hikmet’in evinde ve arşivinde çalışır. Baykurt ders vermeyi Pestalozzi Okulu’nda sürdürür. Şiirleri Hollanda’da “Vuurdoorns – Ateşdikenleri” adıyla basılır. 1991 yılında Ortaokul öğrencileri için, “KALEM – Schreiber” dergisini çıkarmaya başlar aynı yıl boynundan bir ameliyat geçirir. 1992 yılında, bugün Literaturcafé Fakir Baykurt adıyla varlığını sürdüren Duisburg Edebiyat Kahvesi'ni kurar. Bir Uzun Yol’un Almanca’sı “Ein langer Weg” adıyla çıkar. Yazar bu yıl bir de Çin gezisi ertesi yıl da Avustralya gezisi yapar. 1995 yılında Almanya’da öğretmenlik yaptığı çalıştığı Pestalozzi Okulu’ndan emekliye ayrılır. Öykü Kitabı bizim İnce Kızlar basılır ve 7 kitaptan oluşan Özyaşam öyküsünü bititir. 10 Mart'ta Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Yardımlaşma Vakfı tarafından “Fakir Baykurt’a Saygı Gecesi” düzenlenir. Bu yıl Yarım Ekmek romanı da yayımlanır. 1998 yılında Telli Yol öykü kitabı ile birlikte, “Özyaşam” dizisinin ilk cildi “Özüm Çocuktur” yayımlanır. Gezi yazılarının bir bölümünü Dünyanın Öte Ucu (Avustralya Gezi İzlenimleri) adıyla yayımlanır. Benli Yazılar deneme kitabıyla birlikte “Özyaşam” dizisinin ikinci ve üçüncü ciltleri (Köy Enstitülü Delikanlı; Kavacık Köyünün Öğretmeni) çıkar. 1999 Nisan genel seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi İzmir milletvekili Adayı olur. 11 Ekim 1999 Pazartesi günü tedavi gördüğü Almanya’da Essen Üniversitesi Kliniği’nde pankreas kanserine yenik düşerek ölmüştür.