Kızılelma

Ziya Gökalp
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Kızılelma
Puan vermedi·184 syf.··
2020 118. kitabı
Bir çok eseriyle hemen hemen hepimizin hayatına bir noktada dahil olmuş, “Türkçülük” akımının en büyük temsilcilerinden biri olan Ziya Gökalp Milliyetçiliğinin babası olarak neşredilir. Meşrutiyet döneminde Türk düşünce ve siyaset hayatını kuvvetle etkilemiş, Milli Edebiyat akımı içinde verdiği eserlerle Türk edebiyatının biçim ve dil yönünden yenileşmesini sağlamıştır. Sosyolojinin kurucusu ve pozitif bilimlerin Türk toplumuna uyarlanmasında öncü olan Gökalp, Atatürk’ ün düşünce hayatını etkileyen isimlerden biri olmuştur. Atatürk bu durumu şöyle ifade eder: “Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin Namık Kemal, fikirlerimin Ziya Gökalp’tır.” Ziya Gökalp ise kendi milliyetçiliğini şu sözlerle ifade eder; “Sosyolojik çalışmalarımdan öğrendim ki milliyet, eğitime dayalıdır.” Ziya Gökalp “Kızılelma” adlı bu eserinde “Genç Kalemler”, “Türk Yurdu”, “Halka Doğru”, “Türk Sözü” gibi dergilerde yayımladığı şiirlerini bir araya getirmiştir. Kitabın ismi kitabın içinde yer alan “Kızılelma” adlı şiirden gelir. Kitapta yer alan şiirler Kızılelma ülküsü doğrultusunda yazılmıştır. Kitap Ziya Gökalp’ in hayatı boyunca savunduğu ve dile getirdiği temel düşüncelerin yansımasıdır. “Turan” şiiri tüm Türklerin tek bir çatıda yaşama isteğini ele alırken, “Kızılelma” ise bu ülkede yaşayan insanların ülküsünü dile getirmektedir. Turan, Masallar, Koşmalar gibi bölümlere ayrılmış kitabı okurken en keyif aldığım bölüm “Masallar” oldu. Çocukluğumda küçük hikaye kitaplarında okumuş olduğum bu hikayelere Gökalp’ in kitabında rastlamak beni oldukça mutlu etti. Dil ve şiir yapısı olarak oldukça başarılı bulduğum bu kitabın incelemesine, Ziya Gökalp’ in bu sözleriyle son veriyorum: “Şair, kendi ruhunu bulandır. Ben bunları, senin ruhunu bulduktan sonra yazdım. Orada, yaratıcı bir şiiriyet
1000Kitap
KızılelmaZiya Gökalp · Ötüken Neşriyat · 20172,581 okunma
8/10
·184 syf.··
2026 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 08:52
Kızılelma, Ziya Gökalp’in Türk milliyetçiliğinin ve Turancılığın en önemli edebi manifestosudur. Çeşitli şiirlerinden oluşan kitap, özellikle “Turan” ve “Kızılelma” manzum hikâyesiyle öne çıkar. Kızılelma: Türk folklorundaki ulaşılması gereken ülkü sembolüdür. Gökalp bunu Turan ideali ile birleştirir: Türklerin manevi, kültürel ve medeni birliği. - Ünlü dize: “Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan / Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan.” Kitap Turan, Masallar, Koşmalar, Destanlar bölümlerinden oluşur. Sade, coşkulu ve halk şiiri formunda yazılmıştır. Amaç sanat yapmak değil, milli uyanış ve propaganda yapmaktır. Balkan Savaşları döneminde yazılan eser, romantik-milliyetçi bir çağrıdır. Edebi değeri tartışmalı olsa da Türk düşünce tarihinde çok etkili olmuş, milliyetçi ideolojiye duygusal ve mitolojik temel sağlayan klasik bir kitaptır. Atatürk'ün meşhur şu sözünü duyanlar vardır. “Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin babası Namık Kemal, fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp’tır.” Ziya Gökalp'in Diyarbakır'da bulunan müzesini birkaç defa ziyaret etmiştim. Yazdığı mektuplarda orda vardı. Herkese milliyetçiliği ön plana çıkaracak, milli şuurumuzu olması gerektiği önemi veren kitapların okunmasını tavsiye ederim. Bol kitaplı günler dilerim.
KızılelmaZiya Gökalp · Ötüken Neşriyat · 20172,581 okunma
10/10
·184 syf.·
2017 7. kitabı
Turan,masal,koşma ve destan olmak üzere 4 bölümden oluşan kitap,sizin titreyip özünüze dönmenizi sağlayacaktır.Kızılelma hakkında fikirleriniz netleşecek ve TURAN düşleriniz çoğalacaktır.Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün de dediği gibi fikirlerimizin babası Ziya GÖKALP'in eserlerini okumanızı tavsiye ederim...
Edebiyat
KızılelmaZiya Gökalp · Ötüken Neşriyat · 20172,581 okunma
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2024 67. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2024 10:19
Türk yazar, toplum bilimci, şair olan Ziya Gökalp’in Kızılelma adlı manzum eseri, 1914 yılında çıkan, Genç Kalemler”, “Türk Yurdu”, “Halka Doğru”, “Türk Sözü” gibi dergilerde ya­yımladığı şiirlerini “Kızılelma” adı altında bir araya getirmiş bir kitabıdır. Ziya Gökalp için Kızıl Elma mekana bağlı olmayan bir idealin adı idi ancak dönemin başka yazarları için Kızıl Elma Turan coğrafyası ile özdeşleşmiştir. Kızıl Elma imgesi, Türk devletleri için bir hedefi ve amacı simgeler. Ulaşılması gereken bir yeri, fethedilmesi gereken bir beldeyi ifade ettiği gibi kimi zaman bir devlet kurma idealini, kimi zaman cihan hakimiyeti idealini, kimi zaman da Türk birliği idealini ifade etmiştir. Kızıl Elma ülküsü özellikle yeniçeriler arasında yaygınlaştırılmış ve onların savaşma azmini yüksek tutmak için kullanılmış; Ziya Gökalp, bu imgeyi Turan Ülküsü ile birleştirerek ona yeni bir anlam kazandırmıştır.
Kızılelma
KızılelmaZiya Gökalp · Ötüken Neşriyat · 20172,581 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2023 7. kitabı
Ziya Gökalp gibi değerli bir şahsiyet, her ortaokul veyahut lise öğrencilerine okutulmalı. Benim için en önemli eserlerinden olabilir, su gibi akıp gitti. Türkçü olduğunu iddia eden herkes okumalı, öneriyorum.
KızılelmaZiya Gökalp · Ötüken Neşriyat · 20172,581 okunma
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2020 302. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2020 20:05
Kızıl Elma, Ziya Gökalp’in en iyi eserlerinden birisidir. Gerek şiirsel dili, gerek anlatılanlar ve şiirde geçenler çok etkileyici. Adeta şiir değil, masal gibi. Ne diyorduk, ‘Fabl’ mı? Ancak burada farklı bir tat var. Sanırım bu da Turan ve Kızılelma ülküsünü şiirsel olarak dile getirmesinin güzel tarafı. Fikirlerin şiir ile dile getirilmesi gerçekten çok etkileyici çünkü şiir, düz yazıya oranla daha akılda kalıcı ve daha yapıcı bir bütünlük arz eder ki sanırım burada en çok akılda kalan ve birçok insanın da dilinden düşürmediği “Vatan ne Türkiye’dir” diye başlayan o mükemmel söz ve benzerleri sanırım okuyan herkesin de aklında ve dilindedir. Bir sosyolog daha ne yapsın? İnsanlara düşüncelerini, fikirlerini, ortak bir payda da daha iyi sunamazdı. Ben beğeneceğinizi düşünüyorum. Kitap, Turan, Masallar ve Koşmalar adında 3 bölümden oluşuyor. Turan bölümünde Turan Şiiri bulunuyor. Masallar bölümü Kızılelma, Ülker ile Aydın, Küçük Şehzade, Polvan Veli, Alageyik ve Kurt ile Ayı başlıklarından oluşuyor. Koşmalar ise Tevhid, Türk’ün Tekbiri, İlahi, Asker Duası, Kendine Doğru, Ötüken Ülkesi, Hayat Yolunda, Yeni Attila, Osman Gazi Kurultayda, Durma Vur, Şehit Haremi ve Yeşil Boncuk bölümlerinden oluşuyor. Açıklamalar -ki gayet güzeldir- ve Sözlük bölümüyle de nihayetleniyor. İyi okumalar dilerim efendim..
KızılelmaZiya Gökalp · Ötüken Neşriyat · 20172,581 okunma
Puan vermedi·184 syf.·
2026 12. kitabı
Kitap; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün fikir babam dediği Ziya Gökalp'ın çeşitli dergi ve gazetelerde yazdığı şiirlerin bir araya toplanmış hali. Turan şiiri ile başlayan kitap çeşitli masal, koşma ve destanlardan oluşuyor. Ziya Gökalp, Masallar bölümünün ilk yazısı olan ve şiir şeklinde yazdığı Kızılelma'da Ay Hanım ve Turgut üzerinden Kızılelma nedir sorusunu cevaplıyor. Daha önceki yüzyıllarda Türk milletinin Kızılelma ülküsü için Çin'e Viyana kapılarına dayandığını söyleyen Gökalp, milletinin fethettiği topraklarda birlikte yaşadığı topluluklara özenip kendi dilini ve milli kültürünü unuttuğunu şu dizelerle ifade ediyor: Şair, hakim? gelmiş bizden de; çokça Kimi Farsi yazmış, kimi Arapça... Bu dizeleri yazan Gökalp Kızılelma'ya giden yolun Türk milletinin kendi milli benliğini bulmasından geçtiğini de yine aynı şiirinde ifade ediyor. Gökalp diğer kitaplarında Avrupa milletlerinin kalkınma sebebini ve bizim de izlememiz gereken yollardan birini, bir alanda uzmanlaşmak olarak açıklar. İşte Esnaf Destanı adlı şiirinde buna değinmiş. Gökalp bu kitaptaki masal, koşma ve destanlarında Turan ülküsü, kitaba adını da veren Kızılelma, Türklerin mevcut dağınık durumu, tarihe damga vurmuş Türk liderler, son dönemlerde yaşanan bozgunlar, vatan ve millet sevgisi gibi konuları işlemiş. Ancak yazıların neredeyse tamamında Turan ve Kızılelma ülkü ve emelinden bahsedilmiş.
KızılelmaZiya Gökalp · Ötüken Neşriyat · 20172,581 okunma
Ziya Gökalp
Puan vermedi·184 syf.··
2024 1. kitabı
Ziya Gökalp, Türkçülük düşüncelerinin temellerinin birini de halk şiirinde bulur. İslamiyet öncesi Türk kültürünü ve motiflerine dikkat çeker. Tırtılın kelebeğe dönüşü bir anlamda onun için Türklerin yeniden doğuşudur. (Bu konu hakkında Mehmet Kaplan makalesi de bulunuyor.)
Şiir
KızılelmaZiya Gökalp · Ötüken Neşriyat · 20172,581 okunma
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
"Vatan ne Türkiye'dir Türklere, ne Türkistan; Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan..." Kızılema bir şiir kitabıdır. Turan, Masallar, Koşmalar ve Destanlar olmak üzere 4'e ayrılır. Bilinmeyen çok fazla kelime yoktur -ki altta anlamları da verilmiştir. Turan bölümünde tek bir şiir vardır, Turancılık anlayışıyla ilgili. Masallar bölümünde çokça bilinen Türk masalları şiir şeklinde anlatılmaktadır -ki çok etkileyicidir. Koşmalarda Türklükle beraber biraz da tevhid inancını görüyoruz. Destanlarsa özellikle kahramanlık temalıdır. Okurken tüyleriniz diken diken olacaktır. Biraz eleştiriyle birlikte oldukça fütüristlik vardır -ki böylelerine bayılırım. "Ey beyler, hocalar, artık uyanın, Sızdınız, yarısı gitti vatanın, Buna sebep biziz deyin, utanın, Düşünün mahşerde divanımız var." Benim en sevdiğim şiir tabii ki Kızılema oldu. Oraya buraya sapıp kendi kültürümüzü kaybettiğimizden, hep biz kültürümüzü değiştirdiğimizden bahsediyor özetle. Maalesef ki çok da haklı. Kitabı herkese öneririm. "Çok yerleri biz fethedebilmişiz; Her birinde manen fethedilmişiz. Bir kişver almışız tabiiyete, Uymuşuz ordaki medeniyete. Bazen Hintli, bazen Çinli olmuşuz; Arap, Acem, Frenk dinli olmuşuz. Ne bir Türk hukuku, Türk felsefesi, Ne Türkçe inleyen bir şair sesi...
KızılelmaZiya Gökalp · Ötüken Neşriyat · 20172,581 okunma
10/10
·184 syf.··
2018 3. kitabı
Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları kitabındaki düşüncelerini bu kitapta şiirle ifade ediyor. Kitabın, adını veren Kızılelma şiiriyle başlaması, ardından da Turan şiiriyle devam etmesi aslında Gökalp'ın savunduğu Türkçülük düşüncesinin biz özeti gibi. Halk Edebiyatı kalıplarını kullanarak yazılan şiirler, destanlar ve masallar yazıldığı dönemde büyük ses getiren ve kitleleri peşinden sürükleyen yapıtlar olmuştur.
Edebiyat
KızılelmaZiya Gökalp · Ötüken Neşriyat · 20172,581 okunma

Yazar Hakkında

Ziya GökalpYazar · 47 kitap
Mehmet Ziya Gökalp, yapıtları ve görüşleriyle Türkçülüğü ve Türk milliyetçiliğini önemli ölçüde etkileyen Türk toplumbilimci, yazar, şair ve siyasetçidir. Meclis-i Mebusanda ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekilliği yapmıştır. "Türk millîyetçiliğinin babası" olarak da anılır.rnrnZiya Gökalp 23 Mart 1876da, yerel bir gazetede çalışan memur Çermikli Tevfik Beyin oğlu olarak Diyarbakır Çermikte dünyaya geldi. Annesi Zeliha Hanım’dır. 16. yüzyıla kadar Araplar ve Farslar egemenliğinde olan Diyabakır sonradan Türk, Kürt ve Ermeni toplulukların millî çekişmeleri ile şekillenmiştir. Bu kültürel ortamın onun millî benliğine etki ettiği öne sürülmüştür. Sonraları, siyasi düşmanları onun Kürt kökenli olduğunu öne sürdüğünde, Gökalp, babası tarafından Türk ırkına sahip olduğundan emin olduğunu ama aslında bunun önemsiz olduğunu belirtmiştir. "Sosyolojik çalışmalarımdan öğrendim ki milliyet, eğitime dayalıdır". Bazı tarihçiler buna rağmen onu Kürt asıllı olarak tanımlamışlardır.rnrnEğitimine doğduğu yer olan Diyarbarkır’da başladı. 1886’da Mektebi Rüştiye-i Askeriyye’ye (Askeri Lise) girdi; özgürlük düşüncesini ilk defa bu okuldaki hocası Kolağası (Önyüzbaşı) İsmail Hakkı Bey aşıladı. Askeri rüştiyenin son sınıfında iken babasını kaybetti.1890’da amcası Müderris Hacı Hasip Bey’den geleneksel İslam ilimleri ile ilgili ders almaya başladı. Öğrenimine İstanbul’da devam etmek istediyse de bu imkânı bulamayınca 1891’de Diyarbakır’da İdadi Mülkiye’nin(Sivil Lise) ikinci sınıfına kaydoldu. Son sınıfta öğrenci iken “Padişahım Çok Yaşa” yerine “Milletim Çok Yaşa” diye bağırması, hakkında soruşturma açılmasına yol açtı. O sırada okul süresinin beş yıldan yedi yıla çıkması üzerine 1894’te okuldan ayrıldı.rnrnLiseden ayrıldıktan sonra amcasından Arapça ve Farsça dersleri aldı. Tasavvufla ilgilendi. Fransızca öğrenmeye başladı. Diyarbakır’daki kolera salgını nedeniyle bu şehirde görevlendirilen Doktor Abdullah Cevdet Bey ile tanıştı, fikirlerinden etkilendi. Ekonomik sıkıntılar yüzünden öğrenimine devam etmek için İstanbul’a gidememesi, ailesinin evlenmesi için baskı yapması gibi nedenler 18 yaşındaki Mehmet Ziya’yı intihara sürükledi. İntihar girişiminin sebebi olarak idadideki hocası Dr. Yorgi Efendi’den aldığı felsefe eğitimi ve ailesinin verdiği dini eğitim arasında yaşadığı çatışma da gösterilmektedir. Kafasına sıktığı kurşun, güç koşullar altında yapılan morfinsiz bir ameliyatla çıkarıldı. Ameliyatı gerçekleştiren Dr. Abdullah Cevdet Bey ve Diyarbakır’da bulunan genç bir Rus operatördü. İntihar girişiminden sonra kendisini tekrar okumaya verdi. Özgürlüğe düşman olanlara çatan pek çok şiir yazdı.rnrn1896da , Erzincan Askeri Lisesi’nde öğrenci olan kardeşi Nihat sayesinde Harp Okulu öğrencileri ile birlikte İstanbula giden Gökalp, ücretsiz olduğu için Baytar Mektebine kaydını yaptırdı. Buradaki öğrenimi sırasında ülkedeki özgürlük hareketine katılmış insanlarla tanışmak için gayret gösterdi; İbrahim Temo ve İshak Sükûti ile görüştü. Jön Türkler’den etkilendi. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı. “Yasak yayınları okumak ve muhalif derneklere üye olmak” nedeniyle 1898’de tutuklandı. Bir yıl cezaevinde kaldı.rnrnSerbest bırakıldıktan sonra 1900de Diyarbakır’a sürgüne gönderildi. Yüksek öğrenimini tamamlayamayan Mehmet Ziya’nın Diyarbakır’daki amcası ölmüş ve kızı Vecihe ile evlenmesini vasiyet etmişti. Amcasının vasiyetini yerine getirmiş ve Vecihe Hanım ile evliliğinden bir oğlu (Sedat), 3 kızı (Seniha, Hürriyet, Türkan) olmuştur.rnrn1908e kadar Diyarbakırda küçük memuriyetler yaptı. Eşinin mal varlığıyla rahat bir yaşam sürdürürken el altından hürriyet çalışmalarını yürüttü. O dönemde bölgenin güvenliği için kurulan ve başında Kürt asıllı İbrahim Paşanın bulunduğu Hamidiye Alayları hırsızlık ve soygun olaylarına karışınca halkı örgütleyerek eyleme yöneltti. 3 gün boyunca Diyarbakır Telgrafhanesini işgal ederek buradan saraya İbrahim Paşa ve adamlarını cezalandırmaları için telgraflar çekmeye başladı.rnrnDoğu ile Batı arasında ki kilit bağlantı noktalarından olan Diyarbakır Telgrafhanesinin işgali işin içine Batılı devletlerinde karışmasına neden oldu. Onlarında saraya yaptığı baskı neticesinde bölgeye bir araştırma heyeti gönderildi. Fakat bir süre için sinen İbrahim Paşa ve adamları daha sonra aynı kanunsuzluklara yeniden başlayınca Ziya Gökalp ve arkadaşlarının önderliğindeki halk bu sefer 11 gün süre ile telgrafhaneyi yeniden işgal ettiler. Bu direnişin sonunda İbrahim Paşa ve adamları bölgeden uzaklaştırılmıştır.rnrn1904- 1908 arasında Diyarbakır Gazetesi’nde şiir ve yazılarını yayımladı. İbrahim Paşa’nın halka yaptığı zulümleri "Şaki İbrahim Destanı" adlı yapıtında anlattı.rnrnII. Meşrutiyetten sonrarnrnII. Meşrutiyet’ten sonra İttihat ve Terakkinin Diyarbakır şubesini kurdu ve temsilcisi oldu. "Peyman" gazetesini çıkardı.rnrnMehmet Ziya, 1909da Selanikte toplanan İttihat ve Terakki Kongresine Diyarbakır delegesi olarak katıldı ve örgütün Selanik’teki merkez yönetim kuruluna üye seçildi. Selanik’te kalmayı sürdürerek çevresinde bir kültür hareketi yaratmaya çalıştı. Lise programlarına sosyal bilimler dersi koydurtarak bu disiplinin okullarımıza girmesini sağladı. İttihat ve Terakki Selanik Şubesi’ni gençlik işleri ile uğraşan kolunun başına geçen Ziya Bey, çevresindeki gençlere toplumbilim ve felsefe dersleri verdi. Tevfik Sedat, Demirtaş, Gökalp gibi takma adlarla Selanik’te yayımlanan felsefe dergisinde yazılar yazdı. Dünyadaki Türkleri birleştiren, güçlü bir Türk devleti kurulmasını tasarlayan Ziya Bey, bu ülküyü dile getirdiği Altun Destanı’nı 1911’de Genç Kalemler Dergisi’nde yayımladı.rnrn1912de Derneğin merkezi İstanbul’a taşınınca, Ziya Gökalp de İstanbul’a geldi, Cerrahpaşa semtine yerleşti. Mart ayında Ergani/Maden (Diyar-ı Bekir) mebusu olarak Meclis-i Mebusana seçildi. Meclis dört ay sonra kapatılınca Edebiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi oldu. Kurumda onun eğitimle ilgili görüşleri kabul gördü; Darülfünun ve Eğitim Fakültesi’nde ders programları, okutulacak kitaplar onun önerileri doğrultusunda kararlaştırıldı. 1913 ve 1914 yıllarında kendisine önerilen Maarif Nazırlığı (Milli Eğitim Bakanlığı) görevini kabul etmedi, üniversitedeki görevini sürdürdü. 1915’te İstanbul Üniversitesi’nin Felsefe bölümünde İctiamiyyat müderrisi (Sosyoloji Hocası) olarak atandı. İstanbul Üniversitesi’ndeki ilk sosyoloji profesörü idi, üniversitelerimize toplumbilim onun sayesinde girdi.rnrnDüşüncelerini Türkçülük etrafında şekillendiren Mehmet Ziya Bey, İstanbul’a gelir gelmez Türk Ocağının kurucuları arasında yer almıştı. Derneğin yayın organı "Türk Yurdu" başta olmak üzere Halka Doğru, İslam Mecmuası, Milli Tetebbular Mecmuası, İktisadiyat Mecmuası, İçtimaiyat Mecmuası, Yeni Mecmuada yazılar yazdı. Balkan Savaşı öncesinden I. Dünya Savaşı başlarına kadar Türk Yurdu dergisinin yönetim kurulunda kaldı, derginin her sayısın bir şiir bir de yazı verdi. Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak başlıklı yazı dizisinde önemli konular yer verdi. Sonraki yıllarda Yeni Mecmua’yı çıkardı.rnrnZiya Gökalp, bir yandan da eser vermeyi sürdürüyordu. 1914’te "Kızıl Elma"; 1918’de ise Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" adlı eseri ile "Yeni Hayat" isimli şiir kitabını yayımladı.rnSon yıllarırnrnI. Dünya Savaşında Osmanlı Devletinin yenilmesinden sonra tüm görevlerinden alındı. 1919da üniversite içinde İngilizler tarafından tutuklandı; dört ay Bekirağa Bölüğü’nde tutuklu kaldıktan sonra Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili işgal mahkemesi tarafından yargılandı. Mahkeme sürecinde soykırım iddialarını kesinlikle reddetmiş ve Mukatele(karşılıklı öldürme) tezini savunmuştur. Yargılama sonucu diğer İttihatçılarla birlikte Malta’ya sürgüne gönderilen Ziya Gökalp, orada arkadaşlarına toplumbilim ve felsefe dersleri verdi. Malta sürgünlüğü dönemde ailesiyle yaptığı mektuplaşmalar daha sonra Limni ve Malta Mektupları adıyla kitaplaştırılmıştır; sözkonusu kitap Malta sürgünlerinin orada geçirdikleri hayat şartlarıyla ilgili elimizdeki tek eserdir.rnrnZiya Gökalp, 2 yıllık sürgün döneminden sonra İstanbul’a döndüğünde üniversitede ders vermeye devam etmek istediyse de bu isteği kabul edilmedi. Bir ay kadar Ankara’da yaşadıktan sonra ailesiyle Diyarbakıra gitti, Ahmet Ağaoğlu’nun desteğiyle Küçük Mecmuayı çıkardı, yazılarıyla Kurtuluş Savaşı’nı destekledi.rnrn1923te Maarif Vekaleti Telif ve Tercüme Heyeti Başkanlığına atandı, Ankaraya gitti. Aynı yıl Türkçülüğün Esasları isimli ünlü esrini yayımladı. Ağustos’ta İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisine Atatürk tarafından Diyarbakır mebusu olarak seçildi. Ankara’ya yerleşen Ziya Gökalp, kültürel ve düşünsel çalışmalarına hiç ara vermdi;e dünya klasiklerinin dilimize çevrilip yayımlanması ile uğraştı. 1924te kısa süren bir hastalığın ardından dinlenmek için gittiği İstanbulda 25 Eylül 1924 günü hayatını kaybetti. Sultanahmet’teki II. Mahmut Türbesi haziresine defnedildi.rnGörüşlerirnrnOsmanlı Devletinin parçalanma sürecinde yeni bir ulusal kimlik arayışına girdi. Düşüncesinin temelinde, Türk toplumunun kendine özgü ahlaki ve kültürel değerleriyle, Batıdan aldığı bazı değerleri kaynaştırarak bir senteze ulaşma çabası yatıyordu. "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" diye özetlediği bu yaklaşımın kültürel öğesi Türkçülük, ahlaki öğesi de İslamdı. Uluslararası kültürün yapıcı öğesinin ulusal kültürler olduğunu savundu. Saray edebiyatının karşısına halk edebiyatını koydu. Batının teknolojik ve bilimsel gelişmesini sağlayan pozitif bilim anlayışını benimsedi. Dini, toplumsal birliğin sağlanmasında yardımcı bir öğe olarak değerlendirdi.rnrnToplumsal modeli, Emile Durkheimin teorik temellerini kurduğu "dayanışmacılık" temel