Adı:
Kotlovan
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952269710
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Котлован
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
Baskılar:
Çukur
Çukur
Kotlovan
Rus yazıçısı Andrey Platonovun 1930-cu ildə yazdığı «Kotlovan» romanı müəllifin ən parlaq əsərlərindən biridir. Bu əsər o zamanlar yazılıb ki, bütün sovet nasirləri kollektivləşmədən, sosializm quruculuğundan, əmək romantikasından, sinfi mübarizədən böyük epopeyalar yaradırdılar. Ancaq Platonov dövrün gerçəkliklərinə başqa prizmadan yanaşıb, hər şeyi olduğu kimi verməyə çalışıb. Müəllif «Kotlovan»da ölkənin düşdüyü çuxuru, insanların bu çuxurdan çıxmaq üçün çabalamalarını, ümidsizliklərini, çətinliklərin öhdəsindən gəlmək üçün yetərli gücləri olmadığını aydın şəkildə göstərib.
160 syf.
·Beğendi·9/10
İnsan günlük yaşantısını tamamen  alışkanlıklar ile tamamlıyor. Bunun dışında hayatı ve anlamı kavramadan sürdürüp ölüp gidiyor. Platonov  hikayesi Sovyet Rusya’da geçse de bize sadece bir ideoloji altında yaşayan insanların bu eğilimde olduğunu göstermiyor aynı zamanda bizim şu an yaşadığımız dünyaya da ışık tutması bakımından önemli. Kapitalizmin görünmez ideolojisi altında biz de aynı şekilde yaşıyoruz. Farklı olarak hayatın anlamını isteyen insanlar totaliter rejimlerde olduğu gibi fiziki cezalandırmalara maruz kalmayıp toplumdan dışlanıyor. Bizler anlamını bilmeden çalışmaya, şükür etmeye, iyi bir vatandaş olmaya, ortak duyguları taşımaya zorlanıyoruz, hatta eğlenmeye bile. Çukur biz hayatı kavramak dışında yaptığımız diğer dünyevi eylemlerin toplamı aslında, ancak biz hayatın anlamını kavramak yerine çukura odaklanmış durumdayız. Bir anlamda çukura düşmüşüz. Hepimiz bu çukurdayız. Kimimiz kenarında, kimimiz tam ortasında. Çukur bizim için güvenli çünkü düşüncenin lanetinden koruyor. Zamansa hepimiz için işliyor.

1930 yılında tamamlanan bu kitap kendi ülkesinde ancak 1987 de yayımlanabiliyor.
168 syf.
·4 günde·8/10
Varlığını bulmaya çalışan ve bunun için mücadele eden insanları Voşov karakteriyle; sosyal sınıfa olan inancı ve o sınıfın gücünü Çiklin ile, ne yaşanılırsa yaşanılsın toplumun bozulmaması gerektiğine inanan iyiden ve iyimserlikten yana olan Natsya ile bir toplumun ana hatlarından, kılcal damarlarına tüm ayrıntılarını gördüğümüz Çukur dönemin Rusya’sını gösteren bir ayna niteliğinde.
Çukur’da absürt diyaloglar ve karakterlerin kendilerini bulma süreçlerinde yaptıkları absürt hareketler tuhaf bir dili ve anlatım tarzını da beraberinde getirmiş. Fakat varoluşsal sorgulamayla beraber sosyalizmin idealleri söz konusu olunca bu absürtlük hiç de göze batan bir unsur değil. Hatta Çukur’u dil ve anlatım düzeyinde etkili kılan yegane etken.
Platonov’un 1930 yılında tamamlamış olmasına rağmen 1987 yılında yayımlanabilen Çukur yakın dönem Rus edebiyatının başı çeken kitaplarından diyebiliriz. Günay Çetao Kızılırmak çevirisiyle yayımlanan Çukur’un kapak tasarımı da romanın çok güzel bir özeti gibi. Kendini arama sürecindeki bireyin büyüdüğünde neye benzeyeceğinin ta kendisi. Çukur büyüdükçe oluşan kendimiz miyiz acaba?
160 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Güzel bir kitap okumanızı tavsiye ederim "bi bakmışsın tüm umutlar yıkılmış seninde üzerine" yere düşersen kalkarsın çukur görde düşeme" güzel bir kitap okumanızı tavsiye ederim
168 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Andrey Platonov, 1917 Ekim Devrimi sonrasında ülke içinde yaşanan kaosu, insanlar üzerindeki etkisini kendine özgü bir üslup ile anlatması nedeniyle döneminin sakıncalı yazarlarından biri olmuş.
Andrey Platonov'dan okuduğum üçüncü kitap olan Çukur, 1930 yılında tamamlandığı halde Rusya'da ancak 1987 yılında yayımlanır.Kitap yazar tarafından bölümlere ayrılmamış ama iki bölüm olarak düşünülebilir.İlk bölümde yeni proleter Rus toplumunun bir arada kapitalizme karşı güven içinde yaşayabilecekleri bir binanın inşası için işçilerin çukur kazması anlatır.
İkinci bölümde ise kollektivizasyon çalışmaları, rejim düşmanı olan kulakların ( (Rejim için tehlikeli olduğu düşünülen herkes kulaktır.) sınıf olarak ortadan kaldırılması süreci anlatılır.
Köylüler ileride kullanmak için kendileri için tabut hazırlar ve saklarlar.Tabutları almak için gelen köylü " Bizde herkes kendine ait bir tabut var diye yaşıyor, tabut bizim varımız yoğumuz şimdi!" der. Görürüz ki köylüler kendilerine ait tek mülkleri olan tabutlar içinde uyur ve ölümü beklerler.Çok ciddi bir sistem eleştirisidir bu.Küçük kız Nastya yeni rejimin sembolü iken bu tabutlar da yok edilmek istenen kulakların sembolü olur.
Döneminin tüm karmaşasını, çelişkilerini kullandığı dile de yansıtan Platonov müthiş bir edebiyat zevki sunuyor okuyucusuna.Mutlaka okuyun derim.
168 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Çukur, Rusya’nın Ekim devrimi sonrasında emekçi-işçi sınıfı ve kulak tabir edilen zengin Rus köylüleri arasında geçen, gelecek nesiller için ev yapma niyetiyle bir çukur kazma olayı etrafında şekillenen bir roman.
Komünizm anlayışını, ya da halkın anlayabildiği versiyonunu, çukur-ev-çocuk metaforları ile okuyoruz.
168 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Acının ürpertisidir deşilen Çukur. Masum bir umudun gözyaşları aynasında pırıldayan emeğidir kazılan Çukur. Yarım aşkların, hakikatın ızdırap verici çilesidir Çukur..

Andrey Platonov yine kasvetli ve ürpertici bir roman yazmış. Yazarın okuduğum iki kitabı da kasvetin ve samimiyetin dilleridir. Yer yer aklınızın zor labirentlerinde var-oluşla boğarken yazar sizi, bir de bakmışsınız ki geçmişte kalmış bir aşkla boğuşuyorsunuz.

Sovyet Rusya'da kazılan bir Çukur ve bu Çukur'un etrafında şekillenen karakterler. Her karakterin ayrı bir derdi ve umudu var. Ki o Çukur bir umuttur zaten.

Yalnız kitabı okurken Sovyet Rusya'da uygulanan sosyalizmin geldiği facia ve toplum zemininde mânâ bulan ironik teması ile birlikte genel bir çerçevede okumanızı tavsiye ederim. Yani kazılan Çukur'u İran'da hayal edip uçurumu İslamcılık safsatası, Türkiye'de biraz Kemalizm biraz Osmanlıcık, Amerika'da Kapitalizm... vb halkına ve insanlığa utanılası zulmü yaşatan geniş bir ideolojik çerçevede okuyabilirsiniz.

Nitekim son sayfada Çukur'un yanında hiçbir şey yapmayıp kahır dolu gözlerle izleyen sakat Jaçov'un "Yapamam, Nikit, ben artık hiçbirşeye inanmıyorum" acı itirafı ise örgütsel ve ideolojik emeklerin getirdiği son samimi itiraf olarak okunduğunda acı tablo gerçekten de kahredici bir betimlemedir.

Ve çocuk Nastya.. Ama ne yazık ki başta oldukça doğal gelen annesinin ölümünü sonraları ise annesini özleyerek kemikleri dâhi olsa yanına koysalar uyuyacağını söyler. Ama Nastya ölmüştür artık. Ve Voşov'un onun için bulduğu oyuncakları gece yanına getirdiğinde yine Nastya ölmüştür artık. Ve Voşov insanlığın geleceğine cehennem doğurtan tüm ideolojilere de çok sert haykırır şu cümlesini:

"Bu susmuş çocuğun başında şaşkınlık içinde duruyordu; öncelikle bir çocuğun duygusunda ve inançlı tecrübesinde de mevcut değilse, komünizmin şimdi dünyanın neresinde bulunabileceğini bilmiyordu."

Sâhi komünizm ruhunda tüm ideolojik paçavralar düşündüler mi hiçbir çocuğun umudunda ve geleceğinde yer edinmeyip onları denizlerde boğan bir medeniyetin cinnetindeki konumlanışlarını? Lanet olsun hepsine.

Son parağraf ise bu çocuğun yerin oldukça derinine gömülüşüdür. Semâ'nın derûn'undan gelenin, Yer'in derinliğindeki acı gömülüşüdür son satırlar..
160 syf.
·5 günde·5/10
Kitabın konusu kasvetli, yazarın anlatımı yorucu ve karakterler mutsuz, umutsuz olunca insanın ruhu sıkılıyor okurken. Yazar okuru sovyet rusya döneminin atmosferine sürüklemeyi iyi başarmış diyebilirim. Eylem ve söylem arasındaki çelişki ve vaad edilenle gerçekleşen arasındaki uçurum da güzel aktarılmış. Bunun yanında bir daha benzer bir kitabı okur musun deseler, cevabım hayır olurdu. Ruha eziyet etmeye ne gerek var? :)
168 syf.
·7/10
Başlangıcıyla sorular sormaya başlayan ve varoluşla ilgili geniş yorumlamalar yaptığım, akışına kendimi bıraktığımda bir süre sonra sistem eleştisi yapmaya başlayan ve bunu da yaptıkça anlatılan hiç bir şeyi yadırgamadığımın farkına vardığım, mükemmelliğin kıyısından dönmüş bir sanat eseri.
"Burada kendilerini dertlerinin unutulmasına teslim etmiş, tutunamayan insanlar vardı; Voşçov onların arasında kendini yalnız olsa da, daha rahat hissetti..."
Andrey Platonov
Sayfa 9 - Turkuvaz Kitap 1. Basım Kasım 2008 Çeviren Kayhan Yükseler
"...onca yıl köyden uzaklara ve geleceğe bakmıştı da, ovanın sonunda sadece yerle göğün birleştiği yeri görmüştü, tepesinde de güneşin ve yıldızların bol ışığı vardı."
Andrey Platonov
Sayfa 68 - Turkuvaz Kitap 1. Basım Kasım 2008 Çeviren Kayhan Yükseler
"İşte şimdi, dendiği gibi, iş güvenliği için dilekçe vereceğim, sıçanlar işçinin kalbini kemiriyor."
Andrey Platonov
Sayfa 149 - Turkuvaz Kitap 1. Basım Kasım 2008 Çeviren Kayhan Yükseler
"İnşaatlar çoğalırken, yaşamlarının idraki içinde olan in­sanlar azalmaz mı?"
Andrey Platonov
Turkuvaz Kitap 1. Basım Kasım 2008 Çeviren Kayhan Yükseler
"...madde her zaman kesinliğe ve sabra teslim oluyordu, öyleyse cansız ve boştu. Ama adam hayattaydı ve sıkıntı veren maddenin ortasında onurluydu..."
Andrey Platonov
Sayfa 25 - Turkuvaz Kitap 1. Basım Kasım 2008 Çeviren Kayhan Yükseler

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kotlovan
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952269710
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Котлован
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
Baskılar:
Çukur
Çukur
Kotlovan
Rus yazıçısı Andrey Platonovun 1930-cu ildə yazdığı «Kotlovan» romanı müəllifin ən parlaq əsərlərindən biridir. Bu əsər o zamanlar yazılıb ki, bütün sovet nasirləri kollektivləşmədən, sosializm quruculuğundan, əmək romantikasından, sinfi mübarizədən böyük epopeyalar yaradırdılar. Ancaq Platonov dövrün gerçəkliklərinə başqa prizmadan yanaşıb, hər şeyi olduğu kimi verməyə çalışıb. Müəllif «Kotlovan»da ölkənin düşdüyü çuxuru, insanların bu çuxurdan çıxmaq üçün çabalamalarını, ümidsizliklərini, çətinliklərin öhdəsindən gəlmək üçün yetərli gücləri olmadığını aydın şəkildə göstərib.

Kitabı okuyanlar 127 okur

  • Röya Abraham

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0