Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç

·
Okunma
·
Beğeni
·
9.615
Gösterim
Adı:
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051771151
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayıncılık
Hüseyin Rahmi Gürpınar ; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünuncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19.yüzyıl sonu İstanbul'unun canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun ustaca konuşturur ve olayları gülünç ve acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle 'toplum için sanat' yapar.
160 syf.
·Puan vermedi
Kitap biraz sıkıcıydı biraz değil fazla sıkıcı. Mahalle kadınlarının car car dedikodularıyla kafam kazan oldu. Bu kadınlar nasıl bu kadar çok konuşabiliyor anlayamıyorum. Ve Hüseyin Rahmi Gürpınar ın kadın diyaloglarını böyle gerçekçi bir şekilde sentezleyebilmesine hayran kaldım. Ustalık bunu gerektirir zaten.

Kitabımızın konusu (spoiler) aşk, evlilik gibi gözükse de konu farklıdır. Kadınlardan intikam almak isteyen İrfan adında bilgili kültürlü bir adam, Halley kuyrukluyıldızının dünyaya çarpacağını ve her şeyin yok olacağını iddia ederek bir sürü kadını korkutarak kandırır. Mahalle birbirine girer. Ama her durumda olduğu gibi kadının fendi daima erkeği yener.
151 syf.
·3 günde
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Türk Edebiyatı Klasikleri (Serisi)
Yazardan başlamak istiyorum. Hüseyin Rahmi edebiyatımızın ilk romancılarından, ki bu romanı mesela 1910 senesinde yazmış, 108 yıl önce, Osmanlı Devleti zamanında, yani şu anki devletimizden daha eski bir kitap. Dönem olarak Tanzimattan hemen sonrasına denk geliyor. Fakat çok itibar görmeyen, unutulmuş bir yazar(idi), ta ki 2014 senesinde ölümünün üzerinden 70 yıl geçtiği için eserlerindeki telif kalkana kadar. Telif olmadığı için son yıllarda bir çok yayınevi kitaplarını basmaya başladı buda çok rastlanması ve rekabetten dolayı kitaplarının fiyatının düşmesine neden oldu. Bununla birlikte popülerlik, satış artışı nihayetinde okuyucuyla buluşma geliyor. Bu yayınevlerinde Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları önemli ona yeni bir paragraf açmak gerek.
Malum İş Bankası Yayınları Türkiye'nin en fazla satan, bilinen yayınevi, Hasan Ali Dünya Klasiklerinin ardından çıkardığı Modern Klasikler serisi (ki şuan 130 kitaba ulaştı) çok ilgi gördü, özellikle Zweig ismini parlatan, şuan Türkiye'de en fazla satan ve okunan yazar konumuna getiren bu seridir. Malum bankamız şimdide Türk Edebiyatı Klasikleri serisi çıkarmaya başladı. Şimdiden 6 kitaba ulaşan serinin ilk 3 kitabı Hüseyin Rahmi Gürpınar'a ait. Serinin önemi günümüz Türkçesine çevirip yayınlaması. Aslında daha önce de Türk Klasiklerini günümüz Türkçesiyle yayınlayan yayınevleri vardı ama ekseriyeti orjinal haliyle yayınlıyor ve malesef Osmanlı Türkçesinden çok uzaklaştığımız için eserdeki kelimelerin yüzde 20-30'unu anlayamıyorduk. Ben aslen orjinalini okumayı tercih etsem de İş Bankasının kitaplarını incelediğimde çok fazla değişiklik ve deformasyona maruz kalmadığı (şimdilik) ve böyle güzel bir serinin koleksiyonumu kitaplığımda görmek istediğim için kitapları 1. baskılarından (Bu çok önemli 1. Baskı takıntısı var bende, inşallah kaçırmadan serinin bütün kitaplarını 1. Baskısını alıcam) itibaren almaya ve okumaya niyet ettim. Serinin ilk kitanı da işte bu kitap. Bu seriyle beraber parlayan yazar da bence Hüseyin Rahmi Gürpınar olacak. Seri çıktığında en fazla okunan yazarlarda 250. iken şimdiden 215. sıraya yükseldi ileride daha yukarılarda görücez kendisini.
Ve kitaba gelirsek, önce Halley Kuyruklu yıldızından bahsedicem. eskiden teleskoplar olmadığı için gökyüzünde gördüğümüz herşeye yıldız demişiz göktaşlarının hareket etmeside yıldız kayması olarak adlandırılmış. Halley'de aslında bir göktaşı, yıldız değil. İsmini 1700'lü yıllarda bu göktaşını keşfeden ve her 76 yılda bir dünyanın yanından geçtiğini, bir sonraki geçişinde 1758 yılında olacağını ileri süren Edmund Halley'den almış ve harbiden de 1758'de bu göktaşı dünyamızın yanından geçmiş. Romanımızda da Halley'in bu sefer dünyamızın yanından geçerken dünyamıza çarpacağı dedikodusu var ve konu burdan başlıyor. Dedikodu daha çok mahalledeki kadınlar arasında abartılarak yayılıyor. Kitabın başı olan bu kadın diyaloglarına incelemelerde gördüğüm üzere çok sıkıcı bulunmuş ve kitap bunun üzerinden eleştirilmiş. Evet kitabın başı biraz sıkıcı ama kitap hep böyle gitmiyor. Kötü de değil bence. Esas oğlanımız İrfan ise bilgili, okumuş bir eleman. Ama kadınlardan nefret ediyor ve gazetelerde kadınlar aleyhine yazılar yazıyor. Ve bu Halley olayı en çok onu mutlu ediyor zira kadınları toplayıp konferanslar vererek Halleyden abartarak bahsediyor ve dünyamıza çarpacağını söylüyor. Böylece kadınları korkutup onlardan intikamını alıyor, kendince, mal. Neyse sonra esas kızımız çıkıyor ortaya, şey aslında çıkmıyor, mektup yazıyor İrfan'a onu kendine aşık edip oyunlar oynuyor, o da kendince. İrfan'ın platonik aşkı, kızımızın oyunları, kuyrukluyıldızın çarpma senaryosu falan derken kitap gidiyor işte. Daha fazla ayrıntıya girmeyelim, spoiler olmasın.
Kitabın ana temasına gelirsek, sonda bir sayfada yazarın yazdığı yazıda anlatmaya çalıştığı gibi, hurafelerin, dedikoduların saçmalık olduğu, insanları korkutup, yalan bilgi yaymaktan başka bir işe yaramadıkları anlatılıyor. Roman bizi 1910'lı yıllara götürüyor, mekansal olarak değil malesef, mekansal pek tasvir yok ama o dönemin toplumunu özellikle bu hurafe ve dedikodu, konuşmalar vs. iyi anlatıyor. Hurafe meselesine gelirsek bunun tek sebebi CE-HA-LET. Bakın size bir olay anlatayım bırakın 1910'u, yıl 2002 bilemedin 2003, ortaokulu okuduğum kasabada imamın işi çıkmış din hocamıza rica etmiş cumayı sen kıldırır mısın diye. Bizim hoca cumayı kıldırıp hutbeyi verdikten sonra cemaate, "Ey cemaati müslümin duydum ki ağacın birine çaput falan bağlayıp, dile diliyormuşsunuz bunlar hurafe inanmayın, yapmayın günahtır." dedi, demez olaydı adamı ilçe müftülüğüne şikayet etmişler. Ama bugün bakıyorum o kasabadaki ağaçta artık bir tane çaput yok, evet hala olan yerler olabilir ama o cahil insanlar ölüyor, ya da iletişim ve araçları arttıkça bilinçleniyor. Artık eskisi kadar yok bunlar şükür.
Neyse çok uzattık, şimdi bu halley 2060 yılında tekrar dünyamıza yakın geçecek o zaman yaşıyor olursak (ki pek zannetmiiyorum ben 69 yaşında olucam) o zaman bu incelememi tekrar paylaşıcam, 42 yıl sonra görüşmek üzere.
160 syf.
·3 günde·7/10
Kuyruklu yıldızın çarpacağı haberi mahalle kadınlarının dedikodularına dolanır ve heyecanlar, batıl inançlar, gıybetler, yalanlar gırla patlar.Yazar bunlara göndermeler yaparak okuyucuya ders verir.

Gürpınar'ın okuduğum ilk romanı dili çok sade akıp gidiyor ama konusunu biraz sıkıcı buldum hikayenin içine hemen giremiyorsunuz, tiyatro sahnesini izlemek daha zevkli.kitaba başlar başlamaz teyzeler hepsi bir ağızdan bıdı bıdı konuşuyor kim kim di, o nerede oturuyordu , o hangisine laf attı bunlar hep birbirine karıştı yer yer güldürdü.Yazar batıl inançlara,dedikoduya, pireyi deve yapmalara inceden göndermeler yapmış ama asıl teması;
" insanların yalan söylemekteki korkusuzlukları!"
160 syf.
·19 günde·6/10
İş Bankası Türk Klasikleri'ni günümüz Türkçesi ile yeniden basmaya başladı. Ben de hazır fazla kitap yokken seriyi kütüphaneme eklemek istediğim için ilk 6 kitabı almıştım. (Şuan 7 de geldi sanırım.)

Halley kuyruklu yıldızının Dünya'ya çarpacağı söylentisi üzerine bu işlere gönül vermiş amma kıymeti anlaşılamamış İrfan Bey'in kadınlarla arası pek iyi değildir ve intikam fırsatı kolladığından, kuyruklu yıldız için ben sizi iyice bir korkutayım da görün düşüncesi ile her akşam mahalleli kadınları evine toplayıp felaket tellallığı yapması ile başlıyor hikaye.

Çoğu kişi kitabın başındaki mahalleli kadınların diyaloglarını sıkıcı bulmuş fakat ben bu kısımda çok eğlendim. Aksine kitap ilerledikçe fizik ve uzay üzerine verdiği uzuuun uzuuunn anlatımlar beni çok sıktı. ( Sayısalcılar eqlesin.)

Kitabı çok beğenemedim sonu kuyruklu yıldızdan Yeşilçam'a döndü ama sorun bu da değildi. Ne aşk doğru düzgün iletilmiş okura, ne kuyruklu yıldız korkusu, ne de kurgu. Basit geldi biraz açıkcası havada kalan, oldu bittiye gelen anlatımları sevmiyorum.

Kadının Türk toplumundaki yeri ve kadına yaklaşım üzerine fikirleri ve söylemleri güzeldi. Sorgulamaya sebep olan yazarlara selam olsun.

Gürpınar dede biraz "Kuyruklu Yıldız çarpiyeeah, dünya yok oliyeahh, birileri sürekli felaket tellallığı yapıyeahh... Çarpacak çarpacak dediniz dediniz hani dünya dönüyor." hicvi yapmak için bu kitabı yazmış, kitabın ön sözünde ve son notta da bunu belirtmiş zaten. İnanmayın bunlara, bunlar yalancı, bunlar kaostan besleniyor, bunlar her fırsatta moral bozuyorlar demiş. :)

Klasikleri okumaya devam edeceğim tabii. Bu kitap da edebiyatımızın önemli eserlerinden birisi olarak ele alınarak okunabilir, fakat beklentinizi yüksek tutmazsanız daha iyi olur.
160 syf.
·Puan vermedi
Servet-i Fünun çağdaşı olduğu halde o topluluğa girmemiş olan Hüseyin Rahmi'nin eserlerinde natüralizm, realizm ve romantizmi bolca hissederiz.. Bu eserinde; dünyaya çarpacağı konuşulan Halley kuyruklu yıldız çevresinde gelişen olaylar anlatılıyor. Cehalet içerisindeki halk kulaktan dolma bilgilerle ve bir de bu bilgileri değiştirerek yaymakta.. Eski İstanbul'un günlük hayatından çok çok canlı sahneler canlandırıyor zihnimizde. Biraz ön yargıyla okumaya başladığım bir eser olmasına karşın keyifli geçti. Tasvirlerde ve olayları anlatırken zaman zaman dili ağır olsa da konuşma dili akıcı ve sade... Halk arasındaki diyaloglar en içten şekilde aktarılmış.... Her ne kadar bu incelemede her şeyden bahsetmek adına biraz dağınık yazmış olsam da siz anlamışsınızdır :) keyifli zaman geçirebileceğiniz bir kitap diye düşünüyorum.. :)
150 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
İlk Hüseyin Rahmi Gürpınar kitabımı bitirmiş bulunmaktayım ve yazarla tanışmak için iyi bir seçim olduğu kanısındayım. Esere büyük bir beklenti ile başladım ve beklentimi kesinlikle karşıladı.

Efendim gelelim eserin içeriğine;
1910 yılı, mayıs ayında Halley Kuyruklu Yıldızı'nın Dünya'ya çarpacağına dair bir söylenti yayılır. Eserin ilk sayfalarında, İstanbul'da bir mahalledeyiz. Böyle bir söylenti olur da mahallenin kadınları pencereden pencereye dedikodusunu yapmaz mı? Öyle bir dedikodu ki, "Nereden geldik buraya?" dedim bir ara... İtiraf etmeliyim, çok eğlendim bu sayfaları okurken!

Ve gelelim İrfan Galip'e. Büyük bir şöhrete kavuşmak ister İrfan fakat gazetelere, dergilere yazdığı yazılar gereken değeri görmemektedir. Reddedilmiş bir erkek olarak, kadınlar hakkında eleştirel yazılar da yazmaktadır. Ee tabii mahalledeki kadınların kuyruklu yıldız korkusunu duyan İrfan, kadınlardan bir şekilde intikam almak için bir konferans vermek ister. Kuyruklu yıldız hakkında bilgilendirmek adına konferans vereceğini duyurur ama asıl amaç ölümden korkan kadınları daha çok korkutmaktır. Kadınlar büyük oranda katılım sağlar, konferans başlar, burada da dedikodulara devam eder tabii kadınlarımız...

Ve bir gün gizemli bir kadından mektup alır İrfan Galip. Devam eden konferanslar boyunca bir mektuplaşma yaşanır gizemli kadın ve İrfan arasında. Birinin sesini duymadan, yüzünü görmeden aşık olunabileceğine inanır mısınız? Peki sadece bir mektubuyla birine aşık olmaya? Ben inanmasam da etkilendim doğrusu. Benim için bir mektup belki ama İrfan için öyle olmadı... Belli bir süre sonra bu mektuplar öyle bir hâl aldı ki, mektuplaşmanın değerli olduğu dönemlerde yaşamak istedim... Bu isteğimde yazarın etkisi büyük tabii. Çünkü bu mektupların sonu nereye varacak diye kitap sonuna kadar merak içerisinde bırakıyor yazar.

Eser, İş Bankası Kültür Yayınları tarafından sadeleştirilmiş, gayet rahat okunabilir. Hiç sıkılmadan okudum. Fakat araştırmalarım neticesinde, kitabı çok beğenen de var, beğenmeyen de... Bu sebeple bu eseri tavsiye etmeye korkuyorum ve tercihi size bırakıyorum. Öğrendiğim birkaç kelime ile kitap ile ilgili düşüncelerime son vermek istiyorum.

Utarid: Merkür
Zühre: Venüs
Maatteessüf: Ne yazık ki.

Keyifli Okumalar...
160 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Serveti Fünun Dönemi bağımsız sanatçılarından, roman, öykü, oyun türlerinde eserler vermiş Hüseyin Rahmi Gürpınar verimli bir yazın hayatı yaşamış. Sokağı edebiyata getiren sanatçı olarak da bilinen Gürpınar'ın eserlerinde görülen en önemli özellik İstanbul'un mahallelerindeki yaşam tarzını dile getirmesidir. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ı tanımam Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç kitabı ile oldu.

'Halley kuyrukluyıldızı dünyaya çarpacak ve neler olacak' gündemli ilginç ve gülünç konuşmalarla başlıyor kitap ve bir anda kendimi bir ordan bir burdan konuşan mahalle kadınlarının içinde buldum, neler oluyor dedim. Yer yer gülümsetti beni bu muhabbetler ama biraz da endişelendim kitap hep bu şekilde mi devam edecek diye. Ancak yirmili sayfalarda tamamen farklı bir havaya büründü desem abartmış olmam. Bir anda romanın yapısı, dili değişti ve çok beğendiğim güçlü bir anlatım halini aldı. Kültürlü, bilgili, okumayı, araştırmayı seven gencimiz İrfan Galip ve deli dolu, garip, meraklı, zeki kızımız Feriha. Feriha'nın kuyrukluyıldız olayıyla alakalı bilgi almak amacıyla İrfan'a yazdığı mektup vesilesiyle tanışırlar ve sonu evliliğe giden bir hikaye başlar. İrfan ve Feriha'nın karşılıklı mektuplaşmaları çok hoşuma gitti. Mektuplar gerçekten dolu dolu özellikle kadınların toplumdaki yerine, haklarına güzel ithaflarda bulunan noktalar barındırıyor.

Kitap geneline bakacak olursak bazen astronomi konusunda detaya girip sıksa da kesinlikle bize toplumsal gerçeklikleri yansıtan güzel bir roman olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında romanın genel havasında eski yeni çatışması mevcuttu. Kadınların sürekli şimdiki gençler... diye başlayan cümleleri ve romandaki iki genç karakterin bilime, araştırmaya ilgisi güzel anlatılar ortaya çıkardı. Son olarak da bahsettiğim konuya dair şu güzel alıntıyı paylaşmadan edemeyeceğim:

"Biz Zola'ların, Maupassant'ların, Goncourt'ların mükemmelliklerini incelemekle uğraşıp annelerimiz 'Billur Köşk' hikayesinin felsefesiyle harekette bulundukça, biz Beethoven'lerin, Chopin'lerin, Gounod'ların sanatının nağmeleriyle sarhoş olup onlar 'Arabi Fellahi' kantosuyla neşelendikçe bu duygu ve anlayış karşıtlığı aramızdan hiçbir vakit yok olmaz."

Keyifli okumalar.
224 syf.
·2 günde·4/10
Kuyruklu yıldızın dünyamıza çarpacağı söylentisiyle yurdum insanının tepkisini anlatan hafif gülümseten satırlarla başlıyor kitap.Sonrasında yer çekimi kanunları galaksi sistemi konferansıyla biraz sıkarken uzadıkça uzayan ve arkası kesilmeyen oku oku bitmeyen mektuplarla iyice sıksada sonunu merak edip bitiriverdiğim bir kitap.
160 syf.
·4 günde·5/10
Gürpınar'dan okuduğum ilk kitap. Acaba bununla başlamam yanlış mıydı diye düşünüyorum. Kitabın konusu çok ilgimi çekmişti biraz hayal kırıklığına uğradım. Tam anlamıyla beğenmedim diyemem ama 150 sayfa olmasına rağmen konunun çok ağır ilerlediğini düşünüyorum. Sanırım beklentimi çok yüksek tutmuştum.
Kuyruklu yıldız hakkında verilen konferansın yer aldığı sayfalarda aşırı sıkıldım. Ayrıca İrfan karakterini hiçbir şekilde sevemedim.
Felaketin yaklaştığı anda herkesin helalleşmesi sanırım en sevdiğim kısım oldu gerçekten güldürürken düşündüren kısımlardı.
Genelinin sıkıcı olmasına rağmen kitabın sonunun çok yerinde bittiğini düşünüyorum.
Önerip önermeme konusunda kararsızım çünkü kitabı çok beğenenler de mevcut, belki siz de beğenirsiniz.
160 syf.
·2 günde
Bunca yıl öncesinde yazılmış şeylerin bunca haklı olması? Yazarın akıllılığı?
Kadınların erkeklerin ilişkileri ve yaşam tarzlarına kadar değinilmiş gerçek bir klasik..
200 syf.
1910 yılında istanbulda geçen bir hikayedir. Halley kuyrukluyıldızının dünyaya çarpacağı söylentileri üzerinden yola çıkarak bir aşk hikâyesinin anlatıldığı, bir İzdivaç romanıdır. İrfan Galip bır kadın tarafından reddedılınde bunun hıncını bütün kadınları korkutmaya çalışmakla çıkarır ve bunuda başarır ama başka bir kadına tekrar aşık olur onunla evlenir ve insanları kandırmaktan Ferihanın sınavlarından başarıyla çıkmak için vazgeçer hayat yalan ölüm gerçek sözüyle romanı bitirir.
" Duyduğunuz her yeni fikre kızmayınız . Onları güzelce kabul için anlama kabileyeti edinmeye uğraşınız . "
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Sayfa 21 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İnsanlar saçma inançlardan uzaklaşıp ne kadar az aldanırlarsa, insanlık şereflerine o kadar yaklaşmış olurlar.
Duyduğunuz her yeni fikre kızmayınız. Onları iyi niyetle karşılamak için akıl fikir sahibi olmaya çalışınız.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051771151
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayıncılık
Hüseyin Rahmi Gürpınar ; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünuncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19.yüzyıl sonu İstanbul'unun canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun ustaca konuşturur ve olayları gülünç ve acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle 'toplum için sanat' yapar.

Kitabı okuyanlar 1.924 okur

  • Ayşe Topbaş
  • Mert kilic
  • Hatice Tütüncü
  • Hatice Ataş
  • Aslı Yaman

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları