Adı:
Mesnevi
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
206
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051130781
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karatay Akademi
XIII. asırda yaşamış bir İslam alimi olan Mevlana Celaleddin Rumi; hoşgörüsü, yaklaşımı ve sevgisi ile tüm insanlığa örnek teşkil etmiş, yazdıkları ve söyledikleriyle yüzyıllar ötesine ulaşabilmiş mümtaz şahsiyetlerden biridir. O her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklamasını bilmiş, insanlığın hoşgörüsü ve sevgi sembolü olmuş yüce bir değerdir. Bugün hala, kaynağını "ilahi aşk"tan alan sevgi hoşgörü ve akıl üçgeninde neşvünema bulmuş düşünceleri ile dilden dile dolaşmakta, insanlığa rehberlik etmektedir. Zamanın bütün bilginlerini bilen, birkaç dile sahip olmakla birlikte kıvrak bir zeka, çok ince bir ruh, eşsiz bir vecd, emsalsiz bir aşk, seziş ve buluş kabiliyetinin, neşenin, coşkunluğun, hayranlığın temsilcisi olan Mevlana’nın tamamı Farsça kaleme alınmış ikisi manzum, üçü mensur olmak üzere beş eseri günümüze kadar gelebilmiştir.
Hamdım, piştim, yandım

Bu üç cümleden ibarettir Hayat. İnsan hamdır, nefis ile mücadelesi ile başlar pişmesi, taki Allah'dan gayri herşeye Lâ diyerek başlar sanırım yanması.
Bizim haddimiz değildir ki, Derya' yı incelemek naçizane elimizden gelenleri paylaşmak istedim...

~ DİLHUN ~ ,* EFLATUN* , lazcuk , inci , https://1000kitap.com/minalper_koc , Mir'ât-ı Cünûn , Metin Pir ( Von Kleist ) , özlem , https://1000kitap.com/suedareyyan , Eylül Türk , Büşra A. ve nice dostlarıma abilerime ablalarıma etkinliğe, paylaşımlarıyla, iletileriyle okudukları kitaplarla, katkıda bulunan herkese yardımların dan dolayı çok ama çok teşekkür ederim. Sayelerinde, hayalim olan Şebi Ârus etkinliğini Allah'ın izniyle yaptık ve o kadar keyif aldım ki, gerçekten hepsine ne desem az..

Alıntılarla size Hazreti Pir'in Mesnevî Şerif'i nasıl yazmaya başladığını, içeriğini ve günümüze kadar olan etkilerini aktarmaya çalışacağım haddim olmayarak. İçeriğini, sırlarını Anlatmaya bizim kelamımız yetmez Vesselam...


Mesnevî Nasıl Yazıldı?       

Mevlâna"nın ölümünden 45 yıl sonra onun ve ailesinin menkıbelerini yazmaya başlayan Ahmed Eflâkî(ö.1360), Mesnevî"nin yazılmaya başlanmasını Dergâhın Mesnevîhânı Sirâceddin"in dilinden şöyle anlatır:

“Hüsâmeddin Çelebi, bir gece Mevlâna"ya gelerek onunla baş başa kaldığı sırada baş koyup dedi ki “Gazel divanı çoğaldı, bunların sırlarının nurları deniz ve karaların, Doğu ve Batı"nın her tarafını kapladı. Allah"a hamdolsun bütün söz söyleyenler, bu sözlerin yüceliği karşısında şaşakaldılar. Eğer Senâî"nin İlâhînâme (Hadîka) tarzında ve Mantıku"t-tayr"ın vezninde bir kitap yazılsa bu, bütün insanlar arasında bir hatıra olarak kalır; âşıkların ve dertlilerin can yoldaşı olur. Bu son derece büyük bir merhamet ve inayet olacaktır. Bu kulunuz da ister ki değerli dostların yüzlerini sizin kutlu yüzünüze çevirip başka bir şey ile meşgul olmasınlar. Artık bundan sonrası Hüdâvendigâr (Mevlâna) ın lûtuf ve inayetine kalmıştır.

Bunun üzerine Mevlâna, hemen mübarek sarığının içinden küllî ve cüz"î bütün sırları açıklayan bir cüz çıkartıp, Çelebi Hüsâmeddin"in eline verdi. Bunda Mesnevî"nin başında bulunan on sekiz beyit yazılı idi
~Alıntı~

Tüm Mesnevi İlk 18 beyittin içindedir aslında, o sırrı anlayan Mesnevi yi anlar der büyükler...


Ne Zaman ve Kaç Yılda Yazıldı?                     

Mevlâna nın diğer eserleri gibi Farsça söylenip yazılan VI ciltlik Mesnevî"nin I.Cildine 1259 yılında başlanıp 1263 yılında tamamlandı. II. cilde başlanmak üzere iken Hüsâmeddin Çelebi"nin eşi vefat etti ve Mesnevî"nin yazılması iki yıl kadar beklemede kaldı. Çünkü; Mesnevî, Mevlâna tarafından sabah, akşam, semâ-sohbet, otururken, ayakta demeden söyleniyor ve Hüsâmeddin Çelebi tarafından da yazılıyordu.

Hüsâmeddin Çelebi, eşinin ölümünden iki yıl sonra tekrar Mevlâna"nın huzuruna gelerek vazifesine devam etmek istediğini belirtti. Böylece 14 Mayıs 1264 günü tekrar başlanan Mesnevî"nin kalan V cildi , hiç ara vermeden 1268 tarihinde  tamamlandı.

~Alıntı~

Konuları, Kaynakları ve Amacı

Mesnevî"nin konuları hakkında birkaç cümleyle fikir beyan etmek oldukça zordur. Çünkü Mesnevî"de hemen hemen akla gelebilecek her konuda bilgi verilmiş; Âyet, Hadis ve hikayeler yoluyla da bu bilgiler daha iyi aktarılmaya çalışılmıştır

“Kur"ân"ın tefsiri” ve “Allah âşıklarının kitabı” olarak da nitelendirilen Mesnevî, Mevlâna"ya göre hakîkate ulaşma ve yakîn sırlarını açma hususunda din temellerinin, temellerinin temelidir.
Bu kitap, masal diyene masaldır; fakat bu kitapta halini gören, bu kitap vasıtasıyla kendini tanıyan, anlayan da er kişidir.

Mesnevî, Nil ırmağının suyudur; Kıptiye kan görünür, ama Musa kavmine sudur.

Bu sözün (Mesnevî"nin) düşmanı, gözüme cehennemde tepe taklak olmuş bir halde görünüyor .

Mevlâna Mesnevî"sini aydın gönüllü, görüş sahibi ve ciğeri yanmış âşıklar için süslenmiş bir bahçe ve lezzetli bir rızk olarak nitelendirilir...

Mesnevî"nin nurlarla dolu sırlarını ve inceliklerini anlamak, Âyetlerin, Hadislerin ve hikayelerin tertibinden aralarındaki ilgiyi kavrayabilmek için büyük bir itikat, daimî bir aşk, tam bir doğruluk, selîm bir kalp, kıvrak bir zekâ ve anlama gücü ve bazı ilimleri bilmek gerekir ki insan onun  (Mesnevî) sırrının sırrına ulaşabilsin. Eğer doğru bir âşıksa bu özellikler olmadan da Mesnevî"yi anlama hususunda aşkı ona kılavuz olabilir ve bir menzile erişebilir.

Mevlâna"ya göre; sûfîlerin söyledikleri, yazdıkları ve sözünü ettikleri konu ne rüya, ne de fal; Allah tarafından gönüllerine doğan vahiy (gönül vahyi, ilhamı)dir. Hal böyle olunca da Allah istemedikçe dil söze gelmez; geldiğinde de "O"nun ilham ettiklerinden başka bir şey söylemez. Bazen de kalbe doğan bu ilhamların söylenmesi yasaklanır; ya da halkın anlayabileceği, akılların alabileceği ölçü ve seviyede söylenir...


Fakat “Söyle, bu söz ayıp olmaz. Senin sözün, gayb âlemindeki kaza ve kaderin zuhurundan başka bir şey değildir” demekte.

Ya beni bırak, hiç söylemeyeyim; ya da izin ver, tamamıyla açıklayayım.

Yine de ne bunu, nede onu istiyorsan ferman senin...”

Ey doğacak çocuğun oynaması gibi bu mânâları içimde oynatıp duran Allah"ım! Madem ki bunun (Mesnevî) tamamlanmasını diliyorsun;

Kolaylaştır, yol göster, başarı ver; ya da bu isteği, bu arzuyu gider, bizi suçlama.

Sen olmadıkça, senin inayetin lûtfetmedikçe gece-gündüz nazım ve kafiyenin ne değeri olabilir; (Sen olmadıkça) meydana getirilen şiire kim bakar ki?

Yukarıdaki beyitlerden de anlaşılacağı gibi Mesnevî"nin sadece kendi fikirlerinden oluşmadığını vurgulayan Mevlâna VI. cildin sonlarına doğru «Bu bahisler ancak buraya kadar söylenip, açıklanabilir; bundan sonrakilerin gizlenmesi gerekir.» (b.4620) der ve aşağıdaki beyitle eserini tamamlar:

Gönlümden kopup gelen o söz, o taraftan gelmededir. Çünkü gönülden gönle pencere  vardır....


Tercüme ve Şerhleri       

Şu ana kadarki tespitlere göre Mesnevî"nin Türkçe ilk tam tercüme ve şerhleri Şem"î"nin (ö.1600"den sonra) ve Sûdî"nin (ö.1596) eserleridir.

İlk yapılan bu tercüme ve şerhlerden sonra “Fâtihü"l-Ebyât” adlı eseriyle Hz.Şârih unvanı alan İsmail Rüsûhî Dede (Ankaravî) (ö.1631) bu konuda haklı bir şöhrete kavuşmuş; eseri günümüzde dahi Mesnevî"yi anlama hususunda en önemli kaynak olarak kabul edilmiştir. Bu değerli eser önce Mısır"da (1836) ikinci defa da İstanbul"da (1872) basılmıştır.

16 yy"dan günümüze kadar hâlâ devam eden Türkçe tercüme ve şerhlerin en önemlileri ise aşağıda sunulmuştur :

1-Sarı Abdullah (ö.1660), Cevâhir-i Bevâhir-i Mesnevî, I-V c. (Mesnevî"nin sadece I. cildini kapsar), İstanbul, Matbaa-yi Âmire, 1287-1288/1870-1871

2-Bursalı İsmail Hakkı (ö.1725), Rûhu"l- Mesnevî, I-II c. (Mesnevî"nin bir bölümü), İstanbul, Matbaa-yi Âmire, 1287/1870

3-Âbidin Paşa (ö.1908), Tercüme ve Şerh-i Mesnevi-yi Şerîf, I-VI c. (Mesnevî"nin sadece I. cildini kapsar), İstanbul, 1324/1906

4-Ahmed Avni Konuk (ö.1938), Mesnevî Şerhi, 1937 yılında tamamlanan bu tam şerh henüz basılmamış, Mevlâna Müzesi"nde bulunmaktadır.

5-Tâhirü"l-Mevlevî (Tahir Olgun, ö.1951), Mesnevî"nin Tercümesi ve Şerhi, Mesnevî"nin ilk IV cildini ve V. cildin bir kısmını kapsayan bu eser, F. Sezai Türkmen"in teşebbüsüyle 1963-1975 yılları arasında XIV cilt halinde neşredilmiş; daha sonra bu neşir, Şamil Yayınları tarafından tekrar yayınlanmıştır (2000). Bu eksik tercüme ve şerhin kalanı Tâhirü"l-Mevlevî"nin öğrencisi Şefik Can (d.1910) tarafından yapılarak yayınlanmıştır.

6-Abdülbâki Gölpınarlı (ö.1982), Mesnevî ve Şerhi, I-VI c., Mesnevî"nin tamamının tercüme ve şerhini kapsayan bu eser de birkaç kez değişik yayınevleri tarafından basılmış, son olarak da Kültür Bakanlığı tarafından üç defa yayınlanmıştır. (I-VI c., Ankara, 2000, 3.Baskı)
~Alıntı~

Etkileri

Şüphesiz Mesnevî"nin ilk tesiri Mevlâna"nın oğlu Sultan Veled"e (ö.1312) olmuş ve onun ilk mesnevîsi olan İbtidânâme (Velednâme) (1291, 8760 beyit) meydana gelmiştir. Sultan Veled bu konuda, babasına her hususta çok benzediğini mesnevî usulünde de onun yolunu takip etmek istediği için bu eserini meydana getirdiğini söyler ve “Gücüm yettiğince o Hazrete benzemeye çalıştım, ama buna imkan yoktu” der.

Mesnevî"yi ilham kaynağı alarak Türkçe mesnevîler oluşturan bazı önemli şairler ve eserlerinin te"lif tarihi de şu şekildedir:

1-     Gülşehrî (ö.XVI yy.), Mantıku"t-tayr (Gülşen-nâme, 1317)

2-     Âşık Paşa (ö.1333), Garîb-nâme, 1330

3-     Şeyh Gâlib (ö.1799) Hüsn ü Aşk, 1782

Bu eserler defalarca basılmış, günümüz diline aktarılmış ve haklarında gerek tez ve gerekse kitap olarak birçok araştırmalar yapılıp, yayınlanmıştır.
~Alıntı~

Bu kadar bilgi yeterli sanırım bilgilendirmek amaçlıdır inceleme kesinlikle benim haddim değildir...
Tasavvuf olmadan,Mevlana,Şems olmadan,Yunus Emre,Tapduk Emre,Ahmet Yesevi,Hacı Bektaş-ı Veli olmadan bir yaşamın sürdürülebileceğini mantığım asla kabul etmiyor.Hatta boş ve/veya eksik bir yaşamdır..Başucumda duran bir kitap..Okumakla bitmez,anlayıp,idrak edip hayata geçirmek gerek..Bu kitap bize şunu öğretiyor,"Allah bizimle olay diliyle konuşuyor"..Öğrendiğim her satırda kalbime inceden inen bir sızı oluyor nedense..Hatta çoğu zaman şuan içinde yaşadığım çağa ait olmadığımı hissederim.Bu his çoğu zaman beni yoklar ..Bu nedenle her şeyi okuyun mutlaka ama Mesnevi'siz olmaz!Yaradanı tanımadan,kendimizi,başımıza gelenleri bilmeden,hayatın nasıl'larını neden'lerini sorgulamadan,idrak etmeden,idrake varıp ta tefekkür etmeden,tefekküre dalıp ta tekamüle ermeden bu diyardan göçüp gitmek olmaz!..Baki bir idrakle yaşamayı salık veren büyük kitap,hayat rehberi...
%49 (298/616)
·Beğendi
Mevlânâ'nın en büyük eseri Mesnevi'sidir. Eser, aruz ölçüsünün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün kalıbıyla Farsça yazılmış olup 6 cilt, 25618 beyittir. Varlıkta birlik (Vahdet-i Vücûd) anlayışını birtakım kurmaca/hayali veya gerçek olaylardan hareketle anlatmaya çalışan didaktik (öğretici) bir eserdir. Mevlânâ'da hakiki müslümanlık şuuru en yüksek derecesi ile ifade edilmiştir ve
bu müslümanlık şeklin değil,
mânanın müslümanlığıdır.

Mesnevi'deki en önemli özellik çok derin konuları bile rahat ve anlaşılır bir şekilde anlatmasıdır. Mevlana birçok konuyu içine doğduğu gibi söylemiş ve büyüleyici bir eda yakalamıştır. Bu arada Mevlânâ, basit; fakat düşündürücü ve bilhassa buluş kabiliyetini gösteren deliller getirir, örnekler verir, anlatmak istediği şeyi apaçık bir hâle koyar, hatta gülünç hikâyeler bile söylemekten çekinmez. Zaten Divan'ındaki bir gazelinde; "Benim gülünç şeyler söylemem, gülünç şeyler söylemiş olmak, eğlenmek, eğlendirmek için değil; öğretmek, halkı neşelendirip anlatmak istediğimi anlatmak içindir." der.
~Alıntı~
---------------------------------------------
Türkçeye çok sayıda çevirisi yapılan ve şerhler yazılan Mesnevî'yi ezberleyip icazet aldıktan sonra dinleyicilere okuyup açıklayan kişilere Mesnevîhân (Mesnevi okuyan) unvanı verilmiştir.
Mesnevi, Mevlânâ'nın sırdaşı Hüsâmeddin Çelebinin ısrarları üzerine yazılmıştır. Hüsâmeddin Çelebi'nin bir eser yazma isteği üzerine Mevlânâ eserin ilk 18 beytini kendisi yazmış, daha sonra o söylemiş ve Hüsâmeddin Çelebi yazmıştır.

~ Neden Mesnevi Okunmalı~

Mesnevi'nin Birinci Cildinin Önsüzünü Okuyup Anlamaya Çalışırsak Neden Okumamız Gerektiği İfade Edilmiş Açık vE Net;

“Bu kitap, Mesnevî kitabıdır. Mesnevî, hakîkate ulaşmak ve ALLAH‘ın sırlarına âgâh olmak, akıl erdirmek isteyenler için bir yoldur. Mesnevî, din asıllarının asıllarının asıllarıdır. ALLAH‘ın en büyük şaşmaz şerîati, hakîkate giden nûrlu yo­ludur. Mesnevî, içinde kandil bulunan kandilliğe benzer. Sa­bahlardan daha nûrlu bir sûrette parlar. Hakîkati arayan gö­nüller için bir cennettir. Mesnevî’nin pınarları var, dalları var, budakları var, bu pınarlardan bir tanesine “Selsebîl” der­ler. Burası makâm sahiplerince, kalpleri uyanık insanlarca en hayırlı duraktır. En güzel dinlenme yeridir. Hayırlı insanlar, iyi kimseler, orada yerler, içerler, neşelenirler, ferahlanırlar. Mesnevî imanlılara şifâ, imansızlara hasrettir. Nitekim, HAKK: “Kur’ân-ı Kerîm ile çoğunun yolunu azıtır, çoğunun yolunu doğrultur. Hidâyete eriştirir.” demişlerdir. Şüphe yok ki Mesnevî, temizlenmiş kişiler için gönüllere şifâdır. Hüzünleri giderir. Kur’ân’ı açıkça anlamaya yardım eder. Huyları güzelleştirir. Gönülleri temiz insanlardan, hakîkati sevenlerden başkalarının Mesnevî’ye dokunmalarına müsâ­ade yoktur…”

*Yaşamayı ve ölmeyi öğrenmek için okunmalı; zira yaşamak sandığımız şeyin yaşamak, ölmek sandığımız şeyinde ölmek olmadığını okumaya başlayınca anlıyor insan.! Eserin bütününde bir anlatma ve hissettirme gayreti var. Yani 'naklen' iman edilmiş pek çok şeyin, aklen ve kalben tasdik edilmesi var. Mesnevi'yi düzenli olarak okumak bir nevi insanın ruhuna, bedenine bahar temizliği yapması gibi düşünülebilir.Hayata bakışınız , olaylara daha sakin, bulutsuz rüzgarsız bir kalple bakmamızı sağlıyor. Yani kısacası hayata bakışınız değişiyor, yaşantınıza çeki düzen vermenizi vesile oluyor... ( İnşallah)

“…Sen iki parmağının ucunu götür de iki gözüne koy. Dünyadan bir şey görebilir misin? İnsaf et de söyle.İşte sen, gözünü kapadığın için bu dünyayı görmesen de, bu dünya yok değildir. Dünyayı görmemek ayıbı, hakîkati göstermemek kabahati, ancak uğursuz nefsin parmağına âittir. Sen aklını başına al da, önce gözlerinden parmaklarını çek, ondan sonra dilediğine bak, gör. […] İnsan, gözden ibârettir. Geri kalan deridir, ceseddir…”

Mesnevi'den bu alıntı ile noktalayayım istedim paylaşımımı.
Okuduklarımızı anlayıp, yaşamamız duası ile İnşaallah...
Bu etkinliği bizler için düzenleyen değerli Susmuş ve diğer bütün katılımcılara ayrı ayrı teşekkür ediyorum...
2070 syf.
·10/10
Okudum,okudum, okudum....
her günüme eşlik etti uzun zamandır... Bazen mutlu anlarımda bazen sıkıntılı anlarımda bazen gece uykudan uyanıp, bazen uyku tutmadığında, bazen bir sohbet esnasında çıkarıp, çevirip sayfaları okudum. Mana aradım yaşadıklarıma bazen Mesnevi'nin içinde, bazen de mana çıkardım yaşadıklarımdan Mesnevi'den... Eksik olduğumu değil hiç tamamlanamayacağımın korkusunu yaşadım bazen. İnsan olduğumu değil iyi bir insan olamayacağımın korkusunu da tabi.
Vicdanımla çok yalnız bıraktı beni, hatalarımla çok yüzleştirdi. Doğru bildiklerimden şüphe ettirdi çoğu zaman da.. Ama hep yol gösterdi okuduğum her kelime her cümle. Okudukça şanslı hissettirdi bana kendimi. Cesaret edememiştim başta okumaya çünkü. ya anlamazsam diye ya anlayıp ders çıkarmazsam diye.
Yanlış yaşanmışlıklara en doğru dokunuşlar var her kelimesinde.. Hele de inanan biriysen Yüce Allah'ın varlığına.
Okudum bitirdim ama; her anımda dönüp açıp sayfaları unutmamak ve her an hatırlamak için okumaya devam edeceğim.
Derinlemesine ve hassasiyetle tercümesini yapan merhum Şefik CAN' a Allah'tan rahmet diliyorum.
Mevlana Celaleddin-i Rumi'yi eksik etmeyin hayatınızdan.
1682 syf.
·Beğendi·10/10
Öyle bir eser ki, seveni de sevmeyeni de okur,
her okuyan farklı şeyler duymaya başlar yüreğinde,
kimisi masallar bunlar der,
kimisi baştan başa şeriat yüklü,
herkesin gözlüğü farklı tabii
sizde bir okuyun bakalım neler hissedeceksiniz bu aşk yolculuğunda

Türkiye Yazma Eserler Kurulu Başkanlığı Yayınlarından olan bu kitap özel kolleksiyondan tıpkı basım bir cilt, yani Farsça, diğeri de günümüz Türkçesine tercüme. Son derece şık ve kaliteli bir baskı.
616 syf.
·Puan vermedi
Mesneviden
Deve İle Fare

Çok eski zamanlarda kendini beğenmiş Fare ile akıllı ve alçak gönüllü bir deve yaşarmış.

Bir gün bu ikili karşılaşıp arkadaş olurlar.

– Fare, sana kılavuzluk etmeliyim. Yularından çekip istediğin yere götürmeliyim der.

– Deve arkadaşının bu teklifi ne razı olur ve Fare Deveye kılavuzluk etmeye başlar.

– Küçük bir derenin kenarına ulaşırlar.

– Deve için diz kapaklarına dahi ulaşamayan bu dere fare için uçsuz bucaksız deni olarak görülmekteydi.

– Deve ne bekliyorsun dedi Fareye kılavuz dediğin önden gider.

– Fare korkak bir ses tonuyla görmüyor musun su çok derin ben geçemem dedi.

– Fare mahcup olmuş bir şekilde kıpkırmızı kesildi.

– Sizin için çok küçük ama benim için çok büyük bir su dedi ve kılavuzluk yapmayı bırakıyorum dedi. Keşke daha önceden bunları düşünseydim de boyumdan büyük işlere karışmasaydım dedi.

– Bunun üzerine Deve evet dedi. Kimse aldatıcı gurura yeniş düşmemeli ve haddini bilmeli…
Hakk'a ulaşmanın en iyi yolunun koşulsuz aşk ile teslimiyetle olacağını ne güzelde bizlere anlatmış Celaleddin Rumi.
Kimden kaçıyorsun , kendinden mi? Ne imkansız şey! En güzeli Hakk'a teslim ve razı olmaktır.
Mânâ âlemine geniş bir pencere açan ve o pencereden okuyan kişinin kapasitesine göre o âlemin de müşâhede edilmesine vesile olan nadide eserlerden bir tanesi hatta şahsi kanaatimce zirvedeki. Hayatınızı gözden geçirin Mesnevi'yi okuyun ve okuduktan sonraki hayatınızı gözden geçirin kastımı o zaman daha iyi anlayacaksınız. Şunu da katî suretle belirtmek isterim ki; Mevlânâ'yı sosyal medyadaki sürekli dolaşan nüktelerden tanıyamazsınız. Mesnevi'nin ne kadar iyi bir eser olduğundan bahsetmek abesle iştigal olacağından, Mesnevi herkesin kütüphanesinde bulunması gereken eserlerden bir kitap ve bir yaşam tarzı olarak benimsenmeli diye düşünmekteyim.

Mevlânâ, ‘Men bende-i Kur’ânem eger cândârem / Men hâk-i rehi Muhammed Muhtârem’ buyuruyor Mesnevî’sinde. ‘Yaşadığım sürece Kur’an’ın kölesi, Hazret-i Muhammed’in ayağının tozuyum…’ Bu demek oluyor ki Resulullah rehberliğinde Kur’an’a ulaşan yol Hazret-i Pîr’i tanıyıp anlamak ve izinden yürümekten geçiyor.
Derdi olmayan adama bir şey anlatmaz Mesnevî. Tilki, tavşan hikâyesi anlatır. Hayatta dert bellediğimiz ne kadar şey varsa duyduklarımızdan, gördüklerimizden kaynaklanır. Anne baba der ki; okuman, yetişmen lazım. Zamanla siz de dert etmeye başlarsınız. Sonra bunun aslında ihtiyaç olduğunu anlar, istek duyarsınız. Bilginin farkına vardıkça istek ve ihtiyacınız da artar. Hangi sahada istek, ihtiyaç ve bilginiz artıyorsa o sahada mütehassıs olursunuz.

Mesnevî-i Manevi’de anlatılan muhabbet de böyledir. Bir insanın Allah, Peygamber derdi yoksa cennet cehennem derdi de olmayacaktır.
616 syf.
·277 günde·Puan vermedi
Mevlanayı tanımak için mutlaka okunması gereken bir kitap. Biraz ağır ilerliyor tabi ki, bilmediğimiz konular, hikayeler, ayetler, hadisler..

Benim için verimli bir okuma oldu. Ancak şunu belirtmeden geçmeyeyim. Mevlanayı okumak akıldan çok ruha hitap ediyor. Anlamak, algılamak, anlamlandırmak ve sindirmek gerekiyor.

İslamla, tasavvufla, felsefeyle, dinler tarihiyle ve 'insan'la ilgilenen herkese tavsiye edeceğim olağan üstü bir metin...

Bundan sonra yapacağım da, ara ara, bu metinden küçük alıntılar paylaşmak.
Basucu kitaplarım arasında sıksık elime alıp birkac sayfa okuyup ogunde kendime bir pay çıkarabildigim bir yapıt belki ayni yerleri defalarca okuduğum her defasinda farklı seyler kesfedebildigim engin bir eser.Hayat boyu ayrılamayacağız sanırım
Kamisliktan (öz vatanindan) koparilip ateslerde daglanip bagri delinen kamisin ayriliklardan feryadidir neyin sesi der Celaleddin Rumi.Oyledir ki bu figani surgununden muzdarip ruhlar isitip anlar ancak.Bazi sirlar nadandan nalandir.Ney inler kim dinler...
800 syf.
·Beğendi·10/10
Sorularımı cevapsız bırakmayan,gafletimden haber verdiği gibi Rahim'in rahmetiyle ümitlendiren bir Kur'an tefsiri.Can gözüyle okuyana ise yazılı bir sır.Allah can gözümüzle de okuyabilmeyi nasip etsin.
Nehir gibidir insan...
Derinlerinde ne saklar...
Ne fırtınalar kopar, söylemez.
Sadece; sessizce akar ve gider...
Dediler ki gözden ırak olan gönülden de ırak olur/ Dedim ki gönle giren gözden ırak olsa ne olur?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mesnevi
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
206
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051130781
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karatay Akademi
XIII. asırda yaşamış bir İslam alimi olan Mevlana Celaleddin Rumi; hoşgörüsü, yaklaşımı ve sevgisi ile tüm insanlığa örnek teşkil etmiş, yazdıkları ve söyledikleriyle yüzyıllar ötesine ulaşabilmiş mümtaz şahsiyetlerden biridir. O her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklamasını bilmiş, insanlığın hoşgörüsü ve sevgi sembolü olmuş yüce bir değerdir. Bugün hala, kaynağını "ilahi aşk"tan alan sevgi hoşgörü ve akıl üçgeninde neşvünema bulmuş düşünceleri ile dilden dile dolaşmakta, insanlığa rehberlik etmektedir. Zamanın bütün bilginlerini bilen, birkaç dile sahip olmakla birlikte kıvrak bir zeka, çok ince bir ruh, eşsiz bir vecd, emsalsiz bir aşk, seziş ve buluş kabiliyetinin, neşenin, coşkunluğun, hayranlığın temsilcisi olan Mevlana’nın tamamı Farsça kaleme alınmış ikisi manzum, üçü mensur olmak üzere beş eseri günümüze kadar gelebilmiştir.

Kitabı okuyanlar 1.079 okur

  • Esracan Özkan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları