Bu incelemeye nasıl girmem gerektiği hakkında en ufak bir fikrim olmadığı için, bazılarınızın yakıştırdığı gibi "bodoslama" dalıyorum. Büyük pencereden bakınca, "Dönüşümler", Roma imparatorluğu ve erdemleri lehine bir önyargıyla, Antik Roma ve Yunan evrenini kronolojik olarak tanıtan, kim kimdir, neyin nesidir, bu sorulara cevap bulduğumuz bir kaynak kitap olarak görülebilir.
Adından da anlaşılacağı gibi Ovidius'un kitabı "değişim, dönüşüm, mutasyon" hakkındadır. Kapsamı son derece GENİŞ, iddialı, ve hatta ansiklopediktir. Dünyanın yaratılışından ve tufandan epik Phaëton destanına, Jüpiter'in çeşitli nemflere tecavüzünden Europa'nın kaçırılışına, kendi yansımasına aşık olan Narcissus'tan Perseus ve Medusa'ya, Proserpina'nın tecavüzünden Medea ve Jason'a, Theseus ve Minotaur'dan Icarus'un düşüşüne, Meleäger ve Calydonian Boar'dan Byblis ve Myrrha'nın ensest tutkularına, Herkül'ün görevlerinden yeraltı dünyasındaki Orpheus ve Eurydice'nin mahkum aşkına kadar, Venüs'ün Adonis'e olan arzusundan Kral Midas'ın her şeyi altına çevirişine, Cëyx gemisinin enkazından Centaurlar savaşına ve Truva Savaşı'na, Hecuba'nın acılarından Aeneas'ın gezintilerine, Polyphemus'un mağarasındaki Ulysses'ten Circe'nin büyücülüğü ve son olarak Romulus'tan Jül Sezar'a kadar HER ŞEYİ kapsar.
Ovidius'un Dönüşümler'i, Vergilius'un Aeneid’i gibi Augustus döneminde yazılmıştır ve her iki eser de Roma İmparatorluğu’nu yüceltmektedir. Tanrıların ve insanların bu zamana kadar çektiği tüm sıkıntı ve meziyetler bu tarihin zirvesine, bu "ideal" medeniyet düzenine hazırlıktı. Ancak Vergilius'un ve Ovidius'un bunu anlatmadaki yöntemleri çok farklı. Vergilius, Odysseia'dan ilham alarak Aeneas'ın hikayesini tek bir büyük anlatıyla ortaya çıkarırken, Ovidius bir efsaneden diğerine rastgele atlıyor, bazen bir