Matmazel Anjel, doğup büyüdüğü Paris’in kenar mahallelerindeki sefil hayatını geride bırakıp, zengin bir ailenin hanımı olmak konusunda kararlıdır. Anjel’in kaderi İstanbullu Dehri Efendi ailesinden birkaç masumun eğitim ve terbiyesinden sorumlu öğretmen olarak atanmasıyla değişir. Mürebbiyelik Anjel’e istediği kazancı sağlamayınca, evin en küçüğünden en büyüğüne bütün erkeklerini fethetmek için hazırladığı dehşetli programı derhal uygulamaya girişir. Anjel’in odasının bulunduğu koridorda gölgeler dans etmeye başlar. Ev ahalisi giderek birbirine düşer, sınırlar zorlanır ve finalde büyük bir sürpriz beklemektedir. Kendi döneminin Avrupalı romancılarını, filozoflarını yakından takip eden Hüseyin Rahmi, Mürebbiye’de geniş bir kültürel coğrafyaya referanslarla kurgusunun katmanlarını derinleştiriyor. Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944) Dönemini ve çevresini romanlarında yaşatıp, genç yaşlarından itibaren geniş halk kitlelerince sevilerek okunmuş Hüseyin Rahmi, edebiyatımızın benzeri az bulunur şahsiyetlerindendir. Kitaplarında İstanbul yaşamının özel inanışları, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, kadın erkek ilişkileri gibi konular halkın özgün konuşma biçimleri korunarak, çok defa gülünç, bazen hüzünlü olarak işlenir. Romanımıza “mahalli renk” ilk kez onunla girer. Yazarlık yaşamına 1883’te Tercüman-ı Hakikat gazetesinde başlar. 1896’da İkdam gazetesinde roman ve öyküleri tefrika edilirken üne kavuşur. Döneminin en çok okunan yazarı olur. Tüm kazancı yazarlıktan gelir. Bu sayede Heybeliada’da şimdi müze olan köşkünü alır. 1908 Meşrutiyet’inden sonra Ahmet Rasim’le Boşboğaz adında bir mizah gazetesi çıkarır. İlk soruşturmaya böylelikle uğrar. Gazetesi kapanır. İkinci kez Ben Deli miyim? romanıyla mahkemelik olacak ve yine beraat edecektir. Çoğu roman olmak üzere öykü,
Kitabın sonunda sürpriz son gibi görünen durumu çok kitap okuyan biri kitabın başlarında tahmin edebilir aslında. Fakat olayın gidişatı belli olmadığı için kitap akıcı bir şekilde ilerliyor.
Okuduğum ilk Hüseyin Rahmi Gürpınar kitabıydı. Dili sade ve yalın olmasına rağmen olayların akışı ve kurgu gereği çok sayıda Fransızca kelime içermesi, elimdeki kitapta her birinin anlamının verilmemesi nedeniyle biraz yorucu oldu. Üstelik yazar bazı bölümlerde olayı keserek bahsettiği bazı terim, durum, kişiler hakkında okuyucuya uzun uzun bilgiler vererek kopmalara da sebep oldu.
Konusuna gelecek olursak: Fransa'da fahişe bir anneden doğan ve annesinin yolundan giden bir kadın olan Anjel, yaşadığı çeşitli olaylar sonucu İstanbul'a kadar gelerek türlü numaralar çevirdikten sonra Dehrî Efendi ailesinden 2 çocuğun eğitimini üstlenen bir mürebbiye olarak işe girer ve evdeki 3 erkeği (evin oğlu Şemi, Amca Bey, Enişte Sadri) aynı anda idare etmeye çalışması ile de olaylar gelişir.
Ben en çok bir anlık öfke ile mürebbiye hakkında kötü hisler ve düşüncelerle mücadele ederken biraz öfkesi geçince onu dünyanın en iyi kadını, bir melek, suçsuz bir zavallı olarak görmesi hatta hakkındaki düşünceleri yüzünden bunları nasıl düşünebildim diye kendine kızmasıyla Şemi karakteri için üzüldüm. Çünkü o kadar saf bir aşıktı ki kendi kendini inandırmak için ürettiği bahaneler çocukça belki ama gerçekçiydi.
Kitap bir noktadan sonra heyecanlı ilerleyişi ve sonunun aslında tahmin edilebilen ama yine de merakla bir an önce okumak isteyeceğiniz bitişi ile benim gibi yazarın romanlarını okumaya devam etme kararı almanızda etkili olabilir.
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Kitaplar · 201811,2bin okunma
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Şıpsevdiden sonra okuduğum ikinci romanı, döneminin frenk hayranlığı iki eserde de ironik bir şekilde kaleme alınmış, okurken kimi yerde vah vah çekip kimi yerde sesli güldüren harika bir eser.
Hüseyin Rahmi Gürpınar - Mürebbiye
Selaaam! Ben geldim. Yazardan okuduğum ikinci kitapla geldim. Kalemini çok sevdiğimi söylemeliyim. Okurken insanı yormuyor. Kitap akıyor ve sizi bir şekilde olayın içine çekmesini biliyor. Bunun dışında kitapla ilgili kısma gelecek olursam konusu çok hoşuma gitmedi. Yani neden böyle bir kitap yazmış merak ettim doğrusu. Anjel adında bir kadın mürebbiyelik yapmak için geldiği evde ortalığı birbirine katıyor ve evin tüm erkeklerini parmağında oynatıyor. Bir yerde Anjel'in geçmişini anlatıyor ama doğru bir şekilde anlattığını düşünmüyorum. Belki o zamanın döneminde farklı olabilir ama bir kadın, mesleği bu diye hatta kadın olması önemli bile değil bir insanın mesleği bu diye yani bilemiyorum bana çok mantıklı gelmedi bu şekilde yansıtması. Tamam iyi bir karakter olmadığı çok belli oluyor zaten ama bu kadar küçük düşürmek bence doğru değil. Herkesin kendi isteği kendi hayatı sonuçta. O yüzden kitabın içeriğini çok sevemedim ve evin erkeklerinin o duruma düşmesi benim komiğime gitti. Tam bir rezalet ve komiklikti bence. Bütün erkeklerin dışardan biri geldi diye üzerine düşmesi biri evli olduğu halde kadınla ilgilenmesi falan... Anjel'in suçu yok mu? Tabii ki var. Kendini çok iyi biri gibi tanıtıyor, kendini acındırıyor.
Neyse kitapla ilgili düşüncelerim maalesef olumsuz. Okudum deneyimledim. Kitapla ilgili başka söyleyecek bir şeyim yok. Sadece kalemi çok hoşuma gitti başka kitaplarını alıp okumayı düşünüyorum. Hepinize iyi okumalar!
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Kitaplar · 201811,2bin okunma
#kitapyorum
#hüseyinrahmigürpınar
#mürebbiye
#2020-39.kitap
#sayfasayısı 272
Hüseyin Rahmi bu eserinde bizi bir âşk üçgeninden çok âşk karesi diyebileceğimiz bir ortama götürüyor.Tabi bunu kullanırken kendi hicivleri ile bizi adeta mest ediyor.Okuma listenize gönül rahatlığı ile dahil edeceğinizi düşünüyorum.Kitabı okumada ki heyecanın eksilmemesinde kullanalılan zengin dil etkisini gösteriyor.Kullanılan benzetmelere ve yer tasvirlerini de cok beğendiğimi itiraf etmeliyim.
Simdi azcıkın kitaptan bahsedelim.
Fransa dan istanbul a bir tüccarın peşine gelen madam anjel asıl mesleğinden uzak olmasına rağmen çaresizlikten mürebbiyeliğe soyunur.Tabi bu vakitte çocuklara hocalık yapması gerekirken kendine köşkün yetişkinlerini de aşık etmeyi başarır.Tabi olaylar taraflarin birbirlerine kur yapmasının çok üstünde gelisir.beybaba dehri efendi mi,damat sadri bey mi,büyük oğlan şemi beyde olabilir,amca beyde kareasını tamamlayabilir.
Madam Anjel en son kimde karar kılacaktır öğrenmek için kitabı okuyoruz.sağlıcakla ve esenlikle kalınız.
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Kitaplar · 201811,2bin okunma
Hüseyin Rahmi Gürpınar / Mürebbiye
İnsan şartlarını değiştirse de zihniyetini değiştirmezse neyse odur. Gürpınar #Mürebbiye kitabıyla hayatını değiştirmek için bir fırsat yakalayan ama yine özüne dönen bir kadının yaşadıklarını ve yaşattıklarını anlatıyor.
Fransa’da yaşayan Anjel, annesinden miras gibi aldığı fahişelikle yaşamını sürdürüyordu. Tüccar bir adamla beklenenden uzun süren ilişkisi sayesinde fırsat olarak gördüğü İstanbul’a onunla kısa bir süreliğine gelir. Aldatırken adama yakalanıp beş parasız kapı dışına atılır. Saygın bir Fransız ailesinin kapısını çalıp kendini namuslu ve mağdur olarak gösterir. Mürebbiyelik yapmak amacıyla geldiğini söyleyip bir hikaye uydurur. Ailenin yardımıyla, saygın ve zengin biri olan Dehri Efendi’nin çocuklarına eğitim vermek için mürebbiye olarak işe başlar. Hem daha fazla kazanır hem de eğlenirim düşüncesiyle mürebbiye olarak başladığı işinde evdeki tüm erkeklerin kalplerini kazanmayı hedefler.
Aşkın insanları nasıl kör ettiğini ve nasıl birbirine düşürdüğünü anlatan trajikomik bir konusu var. Adamların saflığına mı ya da kadının şeytanlığına mı daha çok sinir olduğumu bilemiyorum. Konu Anjel gibi karakterler olunca finalde pek süpriz olmuyor. Yeşilçam tadında, akıcı ve güzel bir eserdi. Keyifli okumalar…
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma
Mürebbiye, Türk yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 1897 yılında yayımlanan romanı.
Osmanlı’nın son dönemlerinde geçen romanda Batılılaşma çabalarının toplum üzerindeki etkisi görülüyor.
Fransız bir hayat kadını olan Anjel, varlıklı bir ailenin yanında mürebbiye olarak çalışmaya başlar. Anjel, zamanla cazibesini kullanarak ailedeki tüm erkekleri baştan çıkarır ve birbirlerine düşürür.
Kitap, dönemin toplumsal ve kültürel yapısını iyi resmetmiş. Güldürürken düşündüren bir anlatımı var. Keyifle okudum. Klasik Türk edebiyatını sevenlere tavsiye ederim.
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar
Mürebbiye, benim okuduğum ilk Hüseyin Rahmi eseri. Başlangıç kitabı olarak iyi bir seçim yaptığımı düşünüyorum. Dili çok akıcı, kurgusu çok sürükleydi. Neşeli kalemi, okuru kendisine bağlayan cinsten. Okurken bol bol kahkaha atacaksınız :)
Eser, Mürebbiyemiz Anjel’in hayat hikayesiyle başlıyor. Gayrimeşru bir çocuk olan Anjel, annesinin yolundan giderek, kendi yurdunda (Fransa) fahişelik yaptığı sıralarda gebe kalıyor ve Fransa’da başlayan hikayesinin, Dehri Efendilerin konağına gidişindeki kırılma burada başlıyor.
Sevgili Anjelimiz bin bir takla atarak Dehri efendi beylere kendisinin iyi bir ailede yetişmiş, namus timsali, iyi eğitimli bir genç kadın olduğuna ikna ediyor ve konakta iki küçük çocuğa eğitim vermek üzere hop diye mürebbiye oluveriyor.
Fakat alışmışın kudurmuştan beter olduğunu bir kez daha bize kanıtlamak istercesine o da asla durmuyor ve konakta bulunan tüm erkekleri, konağa hanım olmak bolluk içinde yaşamak, eski hayatını yeniye taşımak arzusuyla gözüne kestiriyor ve hepsi birbiriyle akraba olan bu erkekleri hiç gocunmadan parmağında oynatıveriyor.
Dehri efendi, konağın sahibi. Hepsine sözü geçiyor. Sanırsınız ki dünya iyisi, dünya bilgesi, ahlaksızlığa, terbiyesizliğe, cahilliğe asla tahammülü yok. Tavsiye üstüne tavsiye veriyor herkese. Fakat gelin görün ki, kim neyi çok konuşuyorsa, onda konuştuğu şeyin noksanlığına bakın demişler. Çok da iyi söylemişler.
Varın gerisini siz okuyup öğrenin. Bu hikayenin sonu nereye varır ?
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma
Âleme ahlak dersi vereyim derken ahlaksızlık bataklığına düşüp de tâ dibini boylayanlar da görülmemiş değildir.
Gerçekten de eserimiz tam bir yalı çapkınlarından oluşuyor. Bir değil, iki değil, üç değil.... Acaba bu nereye kadar sürüp gidecek dedim?
Kitabın diline gelecek olursak; Samimi, anlaşılır, sade bir dil ile karşımıza çıkıyor. Okurken bir solukta okunması, güldürmesi, düşündürmesi ayrıca kitabın içindeymiş gibi hissettirmesi de muazzam bir duygu.
Filozofların , Avrupalı romancıların da iç içe olduğunu demeden geçmek istemiyorum. Bir bakıyoruz, felsefe ile uğraşırken, bir bakıyoruz tiyatroya geçiş yapıyoruz. Ayrıca okurken Fransızca kelimeleri de görüyoruz.
Gelelim kitabımızın konusuna;
Başkahramanımız herkesi kendi etrafında döndüren Matmazel Anjel. Aslında okurken kendisine kızamıyorum. Psikolojik analizini yaptığım zaman; yaptığı iş, yaşadığı hayat, annesinin kökeninden geliyor. Okuyanlar bir hayli demek istediğimi anlayacaklardır.
Matmazel Anjel ne yazık ki Paris'te doğup, büyüdüğü, yetiştiği ortam hiç iyi bir yer değildi. Gayri meşru çocuklardan birisiydi. Annesinin hayat kadınlığını miras alıp onun yerine hayat kadınlığını üst seviyelere çıkarıp böyle bir hayatı yaşamakla başlıyor.
Kaderin cilvesi ile bir gün İstanbul'a gelir. Yaşadığı hayata ara vermek kaydıyla kendini mürebbiye diye tanıtır ve o meşhur Yalının sahibi Dehri Efendi' nin çocuklarına öğretmen olarak yanlarına yerleşir. Ve maalesef kendine verdiği sözü tutamaz. Huylu huyundan vazgeçer mi ?
Yalı da aşk üçgeni başlar. Dehri Beyin oğlu şemi, Amca Bey ve enişte Sabri Bey. Kısacası evin en büyüğünden en küçüğüne kadar kendisine bağlar. Matmazel öyle bir kurnaz bir oyun kurar ki ateşle oynamaya karar verir. Bundan da zevk alır.
Zamanla aşk üçgeni ortaya çıkar ve ev ahalisi
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.
1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.
Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_R...