·
Okunma
·
Beğeni
·
11,8bin
Gösterim
Adı:
Mürebbiye
Baskı tarihi:
1973
Sayfa sayısı:
301
Format:
Karton kapak
ISBN:
12345678294957
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Atlas Kitabevi
172 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Edebiyatı Sokağa Taşıyan ve Natüralizmin en iyi temsilcilerinden olan Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Mürebbiye eserinde konu olarak Matmazel Anjel
Paris’in kenar mahalledeki hayatını bırakıp zengin olup evinin hanımı olmak istemektedir.Matmazel Angel’in başından geçen karanlık ve çıkılmaz olaylar ve Dehri Efendinin konağındaki entrikalı aşk maceraları ve konaktaki yaşam anlatılmaktadır.İlk defa Hüseyin Rahmi Gürpınar okuyacak olanlara akıcı gelmeye bilir ve sıkılabilirler.O dönemi daha iyi anlamak için okunması gereken bir kitap.
Keyifli okumalar dilerim
172 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Fransada kötü ve haysiyetsiz bir hayat süren ve yaşamına devam edebilmek için fahişelik yapan Anjel'in yolu bir şekilde Osmanlı Devleti'ne düşer. Burada da işler istediği gibi gitmeyince mürebbiyelik yapmak zorunda kalır; Dehri Bey'in evine yerleştir. Ancak Anjel'in gözü yükseklerdedir ve kısa yoldan zengin olma hayalleri için erkekleri kullanmaktan çekinmez. Böylece, evin erkekleri ve Anjel arasında eğlenceli bir macera başlar.
Kitabın özellikle son bölümleri oldukça hareketli geçiyor ve finalde herkesi güzel bir sürpriz bekliyor.
Özünde yanlış batılılaşmayı ve yanlış modernleşmeyi nükteli bir dille işlemiş ve dönemin ahlaki çöküşünün üzerine oturtmuş. Nükteli ve eğlenceli bir anlatımı var, kısa cümleler çok detaylı olmayan tasvirler ve bolca kullanılan diyaloglarla keyifli bir anlatım yakalanmış. Natüralizm akımının en önemli temsilcilerinden biri olan yazar, bu kitabında da gerçeklikten faydalanarak doğal bir anlatım tarzıyla hem sadelik hem de akıcılık yakalamış. Günlük dilde, sohbet tarzında yazılmış ve okunması oldukça kolay.
Romanda beni rahatsız eden tek şey şuydu; bazı yerlerde hikayenin akışını keserek konuyla çok alakasız başka bir şeye geçiş yapılıyordu. Mesela hiç ilgisi olmayan bir yerde bir tiyatro metninden, ya da bir bitkinin büyüme aşamalarından bahsediliyordu. Bu durumun konu bütünlüğünü biraz sekteye uğrattığı kanaati taşıyorum.
Mutlaka okuyun diye tavsiye edebileceğim bir roman değil. Açıkçası Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç benim daha çok hoşuma gitmişti. Ama Türk klasiklerini okumak istiyorsanız listelerinize eklemelisiniz diye düşünüyorum.
Sevgiyle. :)
301 syf.
·Puan vermedi
Bir klasik yorumu iyi karşınızdayım. Üstadın ilk olarak Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç kitabını okumuştum. Bu ikinci okuduğum kitabı.
Kitabın konusuna gelince;
Otoriter bir yapıya sahip, gelenek ve göreneklerine bağlı olan Dehri Efendi oldukça zengindir. Konakta kalabalık bir aile olarak yaşamaktadırlar. (Kızı , damadı , genç oğlu, ilk eşi ölünce cariyesinden doğma iki çocuğu , bir baltaya sap olamamış kardeşi ve hizmetkarlar ile) Dehri Efendi, bir gün cariyeden doğma iki küçük çocuğunun eğitimi için konağa genç ve güzel Fransız mürebbiye işe alır yatılı olarak hem de. Ahhhh öyle büyük bir hata yapar ki nereden bilsin değil mi? O sadece küçük çocuklarının eğitimi için yapmıştır bunu.
Fransız mürebbiye Anjel, ülkesinde yaşadığı kötü olaylardan sonra İstanbul'a gelir ve Dehri Efendinin konağında işe girer. Güya mürebbiye kendileri ama nerede, çocuklardan çok evin içinde ki üç erkekle ilgilenir. Damat, amca ve evin okuyan genç oğlu ile. Bu üç erkeği de kendine aşık eder. Ve onları parmağında oynatır. Hepsine ayrı ayrı gecelerde randevu verir vs. Ama kahya kadın onun işini bozar da yine dört ayağının üzerine düşer mürebbiye olan kahya kadına olur. İşinden olur garibim. İyi olan ise üç erkeğin gerçeği öğrenmiş olmasıdır. Allah düşman başına vermesin diyorum böyle mürebbiye diyerek yorumumu sonlandırıyorum.
Güzel bir eserdi ve okumaktan çok zevk aldım. Tabi sinir olmamı saymaz isek.
İyi okumalar diliyorum
Kitapla kalın arkadaşlar
172 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın bu eserini okurken bir komedi izliyormuşum gibi hissettim. Çeşitli tesadüfler ve karışıklıklar esere bir komedi havası vermiş.

Eserde Fransa'dan gelen bir kadının Dehri Efendi'nin konağına mürebbiye olarak yerleştikten sonra ailedeki erkeklerle oluşan aşk maceraları ve bu erkeklerin buluşmaya dair çabaları esere bir merak duygusu ve komiklik katmış.

Yazar olaylar sırasında karakterlere çeşitli konularda halkı aydınlatma görevi vermiş sanki.Konunun ortasında birden çeşitli mantarlardan, bitkilerden, Moliere'den bahsediliyor.Bu kısımları görmezden gelirseniz okurken keyif alabilirsiniz diye düşünüyorum.

Eserde yer yer Fransızca sözcükler, Osmanlıca beyitler kullanılmış.Bunun dışında bazı karakterleri halk ağzıyla konuşturma da söz konusu.Zaten natüralist olan Hüseyin Rahmi Gürpınar natüralizm akımına bağlı olarak halk ağzını eserlerinde kullanan ilk yazarlardan.Bu açıdan baktığımızda aydın ve halk kesiminin farklılığı da ortaya çıkıyor.

Bulunduğu dönemde herhangi bir edebiyat topluluğuna katılmamış olan Hüseyin Rahmi Gürpınar kendine has bir üslup ortaya çıkarmış.Bir şans verin derim.

Herkese keyifli okumalar...
172 syf.
·4 günde
üç erkeğin traji komik bir hikayesi bence bu kitap okurken çok eğlendim :) bir kızı 10 kişi ister 1 kişi alırmış fakat burda kimse alamıyor 1 kız evdeki tüm erkekleri parmağında oynatıyor :)
162 syf.
·6 günde
Kitabın konusunu bildiğimden pek isteyerek okuduğum bir kitap olmadı ama Türk Edebiyatı Klasikleri serisini eksiksiz okuma kararı vermem nedeniyle kitap seçme lüksümü rafa kaldırdım. Evet Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçtan sonra serinin 2. kitabı yine Hüseyin Rahmi.
1899 yılında basılan kitap dönemdeki ahlaki çöküntüyü gösteriyor. Evdeki ufaklıklara Fransızca öğretmesi için konak getirilen Fransız Anjel (ki kendisi memleketindeyken fahişelik yapan biri) kendisini konak ahalisine masum biri olarak gösterir. Fakat şeytan eline su dökemez hani öyle biri. Yavaş yavaş ev ahalisinin erkeklerini baştan çıkarır ve evdeki üç erkeği de idare etmeye başlar. Tabi romanın sonunda yazarımız Anjele bir sürpriz hazırlıyor. Korkum o ki bir senarist bu kitabı okurda dizi yapar. Malum bizim halkımız sever böyle entrikaları.
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç çok daha iyiydi net.
172 syf.
·2 günde·8/10
Kitabın kapağını kapattım ve son cümlesine şaşırmak ile gülmek arasında gidip geldim gerçi beklediğim bir şeydi çok şaşırmadım ama yazar sonunu komik bitirmiş Genel itibari ile merakla ve severek okudum Yazarımız dönemin yozlaşmış ahlak anlayışına atıflarda bulunarak ve her ne kadar aileden de olsa çıkar uğruna ilişkilerdeki iki yüzlülüğü bu güzel hikayede vurguladı bizlere.
.
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Fransa’da doğup büyüyen, rezil ve sefil bir yaşam süren Anjel, bir fırsat yakalayıp Zengin bir Türk ailesinin efendisine kendisini masum göstererek mürebbiyelik işini alır.. Evin 2 çocuğuna sözde Fransızca öğretiyor fakat aklı türlü oyunlardadır.. İstediği kazancı bu şekilde elde edemeyeceğini anlayınca da huylu huyundan vazgeçmez misali eski alışkanlıklarını burada da sürdürmeye karar verir ve koca yalının bütün erkeklerinin kafalarını çorbaya çevirir, kalplerini ise hiç karıştırmıyorum Zavallıcıklar Anjel’in aşkından deli divane olurken birde yaptıklarının gizli kalmasını sağlamak İçin türlü oyunlara girişirler.
.
Anjel ise bir süre sonra yaptığı planların ayağına dolanacağını farkederek hamlesini değiştirir fakat bu değişiklik pekte işe yaramaz. Sonrasında olanlar ise tam bir keşmekeş kim kiminle birlik, kimden intikam alıyor, noluyor falan derken işin sonu ise sürpriz
162 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Merhabalar.🤗 Mürebbiye, yani tdk tanımıyla bir evde yatılı olarak ve aylıkla çalışan, evin çocuğunun ya da çocuklarının bakımı ve eğitimiyle özel olarak görevlendirilmiş olan, görgülü, bilgili kadın. Fakat romanımızdaki kadın pek de bu tanıma uygun değil. Görgülü olmadığı kadar bilgili olduğu konusu da muamma.
*
Mürebbiyemiz Anjel'in amacı mürebbiyelik etmek değil kendine zengin bir koca bulup sefa sürmek, bu yüzden evde gözüne kestirdiği beyleri kendine aşık etmeyi balık avlamaya benzetiyor. Amca bey, damat Sadri, oğul Şemi avlanacak balıklar, Dehri Efendiyse herkesin karşısında korkuyla titrediği evin beyi. Mürebbiyemiz ustaca planlar yapıyor, hiçbiri durumdan haberdar olmasın diye oyunlar çeviriyor. Fakat bir zaman sonra planı bozuluyor, aşıklar birbirlerinden haberdar oluyor. Tam bu aşamada bizler de beylerin karakterlerini özümsüyoruz. Dehri Efendinin her şeyi bildiğini sanan kibirli halleri, Sadri'nin ahlaksızlığı, Amca beyin yalancılığı, Şemi'nin ergenliği hepsi gözler önüne seriliyor. Kitabın sonunda ise bonus var onu söylemeyeceğim.
*
Ben keyif alarak okudum, Türk Edebiyatı sevenlere tavsiyemdir.
172 syf.
·6/10
Medeniyeti yanlış anlamanın neticesi "modern" denilen sahalara da bir o kadar kötü sebepler doğuruyor. Tanzimat döneminin klasik konularından biri olan yanlış batılılaşmayı esere yansıtmış yazar. Güçlü bir dili, aydınlık bakış açısı ile...
Ara ara konuyla ilgili bilgi vermesi bazen sıkıyor bazen de romanın sürükleyiciliğini bozuyor olsa da bir Türk klasiği olarak okunması gereken bir eser.
162 syf.
·13 günde·Beğendi·Puan vermedi
TÜRK EDEBİYATI KLASİKLERİ-2
4 kişilik aşk bilmecesinin, zehirli sarmaşık diye tabir ettiğimiz bir öğretmenin, başka bir ülkeyi kendine yuva yapma yolunu anlatan ama aslında bir aşk hikayesinden daha fazlasını hissettiren, öğreten bir klasik...
Ve yine Hüseyin Hamdi Gürpınar.
Her kitabında da mutlaka bilimsel bir araştırmaya yönelik bilgiler sızdırıyor.
O yıllarda botanikten bahsetmek.
Her kitabında şaşırmaktan geri kalamıyorum açıkcası.
Sürpriz sonlu bu kitap için diyebileceğim;
İyi okumalar efenim
232 syf.
Serveti fünun döneminin çağdaşı, sokağı edebiyata taşıyan adam; Hüseyin Rahmi Gürpınar'in eseri "Mürebbiye"

O eski yilları ki, bin sekizyüzlü yıllar... O zamanlarin Istanbulunu, insanlarin yasayışlarini, deger yargilarini da bir nevi anlatan da bir eser... Bu nasil bir eziklik, bu nasil bir Avrupa hayranlığı... Insan kendi tarihinden, kültüründen bi haber olunca mı bu kadar körkütük her şeye yapişabiliyor?

Hayati İnanç agabeyin bir cümlesi vardi: "Bizim zorunlu "Dün" derslerine ihtiyacımız var. Matematik, fizik, kimya, biyoloji tahsil eden meslek sahibi olur. Fakat, din, tarih, edebiyat tahsil eden kişilik kazanir." bu kitabi okuduktan sonra bu cumleyi tum kalbimle daha bir onayladim.


Romanda, aslinda mürebbiyelikle uzaktan yakindan alakasi olmayan, kendi ülkesinde hafif meşrep bir kadinin; İstanbul seyahatinde basina gelen bir olayin akabinde, Istanbulda yasayan bir aileye mürebbiye olmasi ve evin tum erkekleriyle yasadigi cirkin iliskiyi anlatan kitap.

Kitabi orjinal metinden okumak da oldukca keyifli. Ozellikle de orjinal metinden okunmasini tavsiye ederim. Ki o yillarla baglantiyi da saglam kurduruyor.

Klasikler guzel ve onemli...
172 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yalanın sözlü olanı bir ahlak zayıflığı sayılırken kalemle olanının hüner sayılması kitap şeklinde para ile satılması medeniyetin ilerlemesinin yazarlara bahşettiği garip bir ayrıcalıktır.
İçimizde en talihsiz olanlar bir erkeğe cidden gönül vermek felaketine uğrayanlardır. Bir erkeğe âşık olmak bizim gibi kadınların yıkımına yol açar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mürebbiye
Baskı tarihi:
1973
Sayfa sayısı:
301
Format:
Karton kapak
ISBN:
12345678294957
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Atlas Kitabevi

Kitabı okuyanlar 2.147 okur

  • Ayşe Pınar ÖZER
  • Mehmet Nacak
  • Franny
  • Cennet Özdemir
  • İlayda Çona
  • Serap Yavuz
  • Nisa
  • Hatice SAĞLAM
  • feyza bütün
  • Gizem

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.8 (5)
9
%0.2 (1)
8
%0.9 (6)
7
%0.5 (3)
6
%0.2 (1)
5
%0
4
%0.2 (1)
3
%0
2
%0.3 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları