İttihâd'ül Kevni

Nurlar Risalesi

Muhyiddin İbn Arabi
Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 50 dk.
Sayfa Sayısı:
100
Basım Tarihi:
2018
İlk Yayın Tarihi:
2008
Yayınevi:
İnsan Yayınları
Orijinal Adı:
Risâletü'l-Envâr Fi Mâ Yümnehu Sâhibü'l-Halveti Mine'l-Esrâri
ISBN:
9789757732297
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2004 3. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2004 19:42
Bu risale, bu âlemin görüntülerı hakkında elde ettikleri bilgilerle ve manevi âlemde ulaştıkları makamlarla yetinmeyip daha ileri noktalara gitmek isteyen ve nihaî gayeye ulaşmaya çalışan hakikat araştırıcıları için ışıklı, nurlu, aydınlık bir rehberdir. Seyr-ü sülüka giren salikler için, Yüce Kudret'e doğru yaptıkları manevi yolculuk sırasında tecelli eden sırları ve nurları açıklamaktadır. Eser Hicrî 602'de Konya'da bir dostunun sorularını cevaplamak için yaşılmıştır. Kitabın önsözünden yapılan alıntı sanırım kitapla ilgili her şeyi anlatıyor. Kısa olmasına rağmen önemli bilgiler içeren eser, verilmek istenen mesajları kıssalar eşliğinde hikayeleştiriyor, yalnız dili tasavvuf bilgisi az olanlar için zorlayıcı olabilir. İslam tasavvufunun değerinin anlaşılabilmesi için okunması gereken kitaplardan biri desek hata yapmayız sanırım. İncelemeyi, Çevirmen konuya son derece hakim Mahmut Kanık hocanın, Yazarımız Şeyhül Ekber Muhyiddin İbn Arabi'nın Fütuhatı Mekkiyye eserinden bir parçayı daha kitap haline getirmesi diyerek bitirelim. Keyifli okumalar Bu arada, Hicri 602 yılı Miladi olarak 1205 yılına tekabül ediyor.
Din
Nurlar RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · İnsan Yayınları · 2018237 okunma
Seyr-i Sülük | Muhiddin İbn Arabi
8/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2025 22:40
Muhiddin İbn Arabi’nin 1948’de Haydarabad’da yayınlanan Risailü İbnü’l Arabi adlı eserinde yer alan 29 risalenin on ikincisini okuyoruz. Şeyhü’l Ekber, bu risaleyi Konya’da yaşarken bir dostunun soruları üzerine yazmış. Bu eser, seyr-i sülûk yoluna girenlerin, yani manevi bir yolculuğa çıkanların, karşılaştıkları sırları ve nurları anlamalarına yardımcı olmayı amaçlıyor. İbn Arabi, bu risalede, bu âlemin görünen yüzünden elde edilen bilgilerle ve manevi âlemde ulaşılan makamlardan tatmin olmayan ve daha ötesine gitmek isteyen hakikat arayıcılarına rehberlik ediyor. Manevi yolculuklarında nihai hedefe ulaşmak isteyenler için bu risale, adeta ışıklı bir yol haritası sunuyor. Eser, Hicri 602 (Miladi 1205) yılında Konya’da yazılmış. Şeyh, bu risaleyi dostunun sorularını cevaplamak için kaleme almış. Önsözde bahsedilenler, eserin ne kadar derin ve aydınlatıcı bir rehber olduğunu açıkça ortaya koyuyor. İlgisinin Seveceği Bir Eser. Kıymetli. Benze Deneyimler Yaşayanlar ya da Anlamlandıramayanlar Okuyabilir.
Din
Nurlar RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · İnsan Yayınları · 2018237 okunma
Puan vermedi·105 syf.··
2014 130. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2014 18:20
Eser 101 kudsi Hadisden meydana geliyor. İbn Arabi'ye göre Ayet-i Kelimelerin ve kudsi Hadislerin okunduğunda ilk akıla gelen anlamları olan zahiri anlamları olduğu gibi batıni anlamları da mevcuttur. Bunu her okuyan idrak edemez. Bu görüşler çerçevesinde, eserde İbn Arabi iyi bilinen bir kudsi Hadisin batıni yorumunu yapmıştır. Bu yorum kitabın ilk bölümünü oluşturmaktadır ve oldukça ilginçtir. Kitabın geri kalan bölümünde açıklama olmaksızın çeşitli şahsiyetlerden rivayet edilen 101 tane kudsi Hadis mevcuttur.İbn Arabi keşke 101 tane kudsi Hadisin tamamının yorumlasaydı. Çoğu Ortodoks,İslam aliminin eleştirisine maruz kalan İbn Arabi, İslam dinin Kuran'dan sonraki en önemli irfan kaynağı olan hadislere ve bu bağlamda Sünnet'e ne kadar çok itibar gösterdiğini bu kitapla anlayabilirsiniz. İbn Arabi'deki "Nur-u Muhammediyye" kavramı bu kitapta da kendini göstermekte. Tek kelimeyle şunu söyleyebiliriz: Hz. Peygamberden sonra gelmiş belki de en büyük İslam alimi. Kitabı tavsiye ederim...
Nurlar RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · İnsan Yayınları · 2018237 okunma
İbnü'l Arabî| Nurlar Hazinesi
10/10
·195 syf.··
2025 80. kitabı
Arabî'nin ilim denizinden bir damla görevi gören "İbnü'l Arabî'ye göre..." diye başlayan, bütün podcastlerin delisi olarak İbnü'l Arabî'nin eserine de değinmeden geçemezdim :) Bazı hadislerini, bizzat kendisinin Mekke'de bulunduğu sırada topladığı, "Mişkatü'l-Envar'' adlı eserinin tercümesidir. ( 599 senesinde Mekke’de Allah orayı himâye etsin bulunduğum aylarda bu kırk hadîsi topladım.) İçerisinde 40/40/21 şeklinde 101 hadis bulunur. Eserin başında yer verdiği, "İbn Abbas’tan nakledilen bir hadis vardır: “Ümmetim için benim sünnetimden kırk hadis hıfzedenin kıyâmet gününde ben şefâatçisi olacağım” hadise dayanarak inşallah ben de 40 hadis hıfzetmeye çalışacağım, siz de isterseniz kesinlikle tavsiye edeceğim bir eser. Ayrıca Kur'an, Hadis-i Kudsi ve Hadis arasındaki ayrımı da okumadan geçmeyin...
İnceleme
Nurlar HazinesiMuhyiddin İbn Arabi · İz Yayıncılık · 2015237 okunma
Puan vermedi·195 syf.··
2023 2. kitabı
İbn Arabi’yi çok merak ettiğim için almıştım.Arabi hakkında içerik kısa tutulmuş.Hadisler var bolca içerikte.Ben okumakta zorlandım ..İçeriği kafada birleştirmek için daha derin bilgi gerekir diye düşünüyorum
Nurlar HazinesiMuhyiddin İbn Arabi · İz Yayıncılık · 2015237 okunma
10/10
·195 syf.·
2023 28. kitabı
Eser Muhyiddin İbn ArabiMuhyiddin İbn Arabi hazretlerinin peygamber efendimizden nakledilen 101 Hadis-i Şeriflerini içeriyor. Muhyiddin İbn ArabiMuhyiddin İbn Arabi bu hadisleri kendi ilmî ile tefsir etmekte, zahirî ve batıni neleri bizlere anlatmak istediğini anlattığı güzel bir eser.
1000k
Nurlar HazinesiMuhyiddin İbn Arabi · İz Yayıncılık · 2015237 okunma
70 bin kelime-i tevhid fazileti
7/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2021 244. kitabı
Muhyiddin İbni Arabi Hazretleri, 70 bin Kelime-i Tevhid çekmiş, fakat sevabını hiç kimsenin ruhuna bağışlayıp hediye etmemişti. Duası edilmemiş öyle bekliyormuş. Bu muhterem zat, bir gün bir ziyafette yemek yerken, hâl ve keşif ehli, irfan sahibi bir gencin, elini yemeğe götürür götürmez ağlamaya başladığını görmüş. O gence : “Ne oldu, bir derdin mi var? Hasta mısın, bir yerlerin mi ağrıyor?” falan diyenlere genç: “Cehennemi gördüm Annemin orada azap çektiğini gördüm, görüyorum onun için ağlıyorum” diye cevab vermiş.Allah (CC) dostu okuduğu Kelime-i Tevhid'in sevabını hemen bağışlamış: “Ya Rabbi (CC) Biliyorsun ki, Tevhid kelimesini (Lâilâheillallah) cümlesini 70 bin kere okudum. İşte onun sevabını bu çocuğun annesini ruhuna azabtan kurtulması için hediye ediyorum” diye hediye etmiş.Allah(CC) Hzleri’nin sevgili kulu bu hediyeyi eder etmez, çocuk gülümsemiş ve “Annem cehennemden kurtuldu” diye sevinmiş. Ve yemek yemeye başlamış.Allah (CC) dostu bu muhterem zat: “70 bin Kelime-i tevhid'i okuyan ve okuyup başkasına hediye edildiği takdirde cehennem azabından kuruluşa sebep olur” Hadis-i Şerifi aklıma geldi ve okudum ve Hadis'in doğruluğunu kendi gözlerimle gördüm” demişti. Ey Hak yolcusu kardeş Kelime-i Tevhid okuyan cennete girecek ve Allah (CC) Hzleri’nin lütfuna erecektir .70 bin Kelime-i Tevhid okumak Allah (CC) Hzleri’nin dostu ve ehli olan muhteremlerce malumdur .Hatta halkımız arasında 70 bin Kelime-i Tevhid okumak meşhurdur
Din İslam
Nurlu ÖğütlerMuhyiddin İbn Arabi · Şadırvan Yayınları · 2010237 okunma

Yazar Hakkında

Muhyiddin İbn ArabiYazar · 166 kitap
Muhyiddin İbnü'l-Arabî (Arapça: مُحِي اَلدِّينْ اِبْنُ الْعَرَبِي; d. 28 Temmuz 1165 - 10 Kasım 1240) ya da tam adıyla Muhyiddîn Muhammed bin Ali bin Muhammed el-Arabî el-Hâtimî et-Tâî (Arapça: أَبُو عَبْدُ الله مُحَمَّدْ بِنْ عَلِي بِنْ مُحَمَّدْ بِنْ اَلْعَرَبِي اَلحَاتَمِي اَلطَّائِي), ünlü İslâm düşünürü, mutasavvıf, yazar ve şair. Şeyhü'l Ekber unvanı ile de bilinir. Muhyiddin İbn-i Arabi, Muvahhidun döneminde Mursiye (Murcia), İspanya’da doğdu. Bilinmeyen bir sebeple 8 yaşında ailesiyle birlikte İşbiliye’ye (bugünkü Sevilla) geldi (muhtemelen babasının memuriyeti nedeniyle). Ailesi Arap Tayy kabilesine mensuptu. Yakın cedleri hakkında fazla bir şey bilinmiyorsa da, anne ve baba tarafından nüfuz ve itibar sahibi kimseler olduğu anlaşılıyor. Akrabaları arasında tasavvufî bilgilere sahip kimseler vardı. İlk tahsilini bu şehirde yaptı, uzun bir süre burada kaldı. Çocuk yaşlarında 'Ahmed İbnu’l-Esirî' adında genç bir Sufi ile arkadaş oldu. Hakkındaki kayıtlara göre İbnu'l-Arabî, bu tahsil sırasında bir aralık Halvet'e çekilen İbnu'l-Arabi, halvetinden keşf yoluyla edindiği çeşitli bilgilerle çıkmıştır. Endülüs'de bir süre daha kaldıktan sonra, seyahate çıktı. Şam, Bağdad ve Mekke'ye giderek orada bulunan tanınmış alim ve şeyhlerle görüştü. 1182'de İbn-i Rüşd ile görüştü. Bu görüşmeyi eserinde anlatır. Bu İbnu Rüşd’ün bilgi'nin akıl yolu'yla elde edileceğini söylemesiyle meşhur olduğu yıllardır. 17 yaşındaki genç Muhyiddin gerçek bilgi'nin sadece aklımızdan gelmediğine, böyle bir bilginin daha çok ilham ve keşf yoluyla elde edilebileceğine inanmıştı. Bu senelerde 'Şekkaz' isminde bir şeyh'le tanıştı. Bu zat küçük yaşlardan itibaren ibadete başlayan, Allah korkusu taşıyan, hayatında bir kerecik olsun ‘ben’ dememiş olan ve uzun uzun secde eden bir kimsedir. Muhyiddin o ölene kadar onunla sohbete devam etti. 1182-1183'de İşbiliyye’ye bağlı Haniyye’de 'Lahmî' isimli bir şeyhden, bu zatın adını taşıyan bir mescidde Kur'an dersi aldı. 1184-1185'de 'Ureynî' isimli bir şeyh’le tanıştı. Eserlerinde Ondan ilk hocam diye bahseder, çok faydalandığını söyler. 'Ureynî', Ubudiyet [kulluk] meselesinde derin bir bilgiye sahipti. Bu yıllar'da 'Martili' adlı bir şeyhten de istifade etti. Ureynî O’na:’Sadece Allah’a bak’ derken Martilî‘Sadece Nefsine bak, nefsin hususunda dikkatli ol, ona uyma’ diye öğüt vermişti. Martilî’ye bu zıt önerilerin içyüzünü sordu. Bu zat, kendi nasihatinin doğruluğunda ısrar edecek yerde, ‘Oğlum, 'Ureynî'’nin gösterdiği yol, doğru yolun ta kendisidir. Ona uyman lazım. Biz ikimiz de, kendi halimizin gerekli kıldığı yolu sana göstermişizdir’ dedi. Bu yıllar'da İşbiliyye’de Kordovalı Fatma adında yaşlı bir kadına (tanıştıklarında 96 yaşındadır) 14 sene hizmet etti. Bu kadın, erkek ve kadınlar arasında müttaki ve mütevekkile olarak temayüz etmişti. Çok iyi bir kimseyle evliydi. Yüzünün İbn Arabi'nin bakmaktan utanacağı kadar güzel olduğu söylenir. 1189'da Ebu Abdullah Muhammed eş-Şerefî adında biriyle tanıştı. Kendisi doğu İşbiliyye’li olup, Hatve ehlindendi. Beş vakit namazını Addis Camii'nde kılan bu zatın ibadete aşırı düşkünlüğünden namaz kılmaktan ayaklarının şiştiği söylenir. Arabi, İşbiliyye’deyken (1190) hastalanıp okuma kabiliyyet'ini kaybetti. İki yıl bu halde kaldıktan sonra 589'da (Hicri) Sebte Şehri'ne giderek orada ahlak makamına erdiğini söylediği İbnu Cübeyr ile tanıştı. Bir süre sonra İşbiliyye’ye döndü. Aynı yıl Tlemsen’e geldi. Burada Ebu Medyen (ö.594)[1] hakkında gördüğü bir rüyayı anlatacaktır. 1196'da Fas’a gitti. Orada yaptığı Seyahatler sırasında büyük şöhret kazandı. 1198'de tekrar Endülüs’e geçti. Gırnata Şehri dolaylarındaki Bağa kasabasında Şekkaz isimli bir şeyhi ziyaret etti. Onun Tasavvuf yolu'nda karşılaştığı en yüce kimse olduğunu söyler. 1199-1200'de İlk defa Hac için Mekke’ye gitti. Orada [el-Kassar] (Yunus ibnu Ebi’l-Hüseyin el-Haşimi el-Abbasi el-Kassar) isimli bir şahıs'la sohbet etti. Hac’dan sonra Mağrib’de, oradan da Ebu Medyen’in şehri olan Becaye'de bulundu. Bir süre sonra tekrar Mekke’ye geldi ve "Ruhu’l-Quds", "Tacu'r-Rasul" adlı eserler'ini yazdı. 1204'de Medine, Musul, Bağdad'da bulundu. Musul'da, "et-Tenezzülatu'l-Musuliyye" yi yazdı. Musul’dan ayrıldıktan sonra Konya’ya geldi. Orada tanıştığı Sadreddin Konevî’nin dul annesi ile evlendi. Konya’da iken "Risaletü’l-Envar" ı yazdı. Selçuk Meliki tarafından hürmet ve ikram gördü. Sonra Mısır’a geçti. Orada Futuhat-ı Mekkiye'deki sözlerinden ötürü Mısır uleması tarafından hakkında verilen idam fetvasıyla yüzyüze gelince gizlice oradan kaçtı.Tekrar Mekke’ye geldi ve burada bir süre kaldı. Bağdad ve Halep’de bir süre dolaştıktan sonra 612/1215 de tekrar Konya’ya geldi. 617 de Şam’a yerleşti. Zaman zaman civar şehirlere seyahatler yaptı.Şam'da kendisinin Fütuhat'tan sonra en büyük eseri olarak kabul edilen Fusus'u kaleme aldı(627/1230). İbn Arabi bu eseri rüya'sında Peygamber'den ümmetine aktarmak üzere aldığını belirtir. 638 de 22 R.Evvel’de (1240) Şam'da öldü. Kabri Şam şehri dışında Kasiyun dağı eteğindedir. 1516 yılında I. Selim, Şam’ı Osmanlı toprağı yaptığında oraya türbe, camii ve imaret inşa ettirdi. Medfun bulunduğu türbenin kubbesinde -İbn Arabi'nin kendisine ait olduğu iddia edilen- 'bütün yüzyıllar yetişdirdikleri büyük insanlarla tanınır, benden sonraki yüzyıllar benimle anılacak' mealindeki bir beyit yazılıdır.